T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1366
KARAR NO: 2024/1836
KARAR TARİHİ: 18/12/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA TARİHİ: 28/12/2023
KARAR TARİHİ: 11/06/2024
NUMARASI : 2023/758 Esas - 2024/361 Karar
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - [16859-58940-38813] UETS
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - [16024-20834-49801] UETS
DAVA: Eser sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şartın tahsili
HÜKÜM: Kararın kaldırılması-Yeniden hüküm kurulması
İSTİNAF EDEN: Davacı vekili
Taraflar arasındaki "eser sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şartın tahsili" davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı davacı tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ile davalı şirket arasında 11.08.2023 tarihinde "160mm Çift Milli Hidrolik Plc Dokunmatik Ekranlı Çoklu Dilimleme Makinesi" isimli bir adet makine imalatı ve satışı hususunda sözleşme düzenlendiği, sözleşmenin teslim tarihi gelmeden önce, davacı makinenin imalatına başladıktan sonra davalı şirketin makinede ek maliyet gerektiren bir takım değişiklik ve ek özellikler talep ettiğini, davacının da bu ek özelliklerin eklenmesi halinde maliyetin yükseleceğini beyan ettiği ve davalıya bu ek özelliklerin maliyet bedelini gönderdiği, davalı tarafın bu maliyeti ödemeyi kabul etmediği, sözleşme bedeli üzerinden makinedeki değişikliklerin yapılmasını talep ettiği, davacının da sözleşmeye aykırı bu teklifi kabul etmediği, davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshettiği, davacının davalı ile yapmış oldukları sözleşme gereğince makinenin imalat işlemlerine giriştiği, sözleşmenin ifa edilmemesi ve tek taraflı olarak feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığından sözleşmede düzenlenen 300.000,00-TL cezai şartın, arabuluculuk tarihi olan 13.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile birlikte davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile yapmış oldukları sözleşmenin davacının iddia ettiği şekilde ile yapmış oldukları sözleşme ile talep ettiği makine dışında herhangi bir sözlü veya yazılı talebinin olmadığını, davacının enflasyonist durum nedeniyle fiyatların artması nedeniyle 90.000,00-TL daha ödeme yapılması gerektiğini söylediğin, davanın reddini karar verilmesini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;...
1-Davanın kısmen kabulü ile, 150.000,00-TL cezai şart alacağının dava tarihi olan 28/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece hakkaniyet indirimi uygulanmış ise de, TBK' nın 180/1. Maddesi hükmünde tacirin cezai şartın indirilmesini isteyemeyeceği düzenlemesi karşısında tam kabul kararı verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, ancak aksi kanaatte olunması halinde reddedilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, "eser sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şartın tahsili" istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı HMK, 6102 sayılı TTK,
3. Değerlendirme
Dava, eser sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şartın tahsili talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.
Taraflar arasında 11.08.2023 tarihinde "160mm Çift Milli Hidrolik Plc Dokunmatik Ekranlı Çoklu Dilimleme Makinesi" isimli bir adet makine imalatı konulu eser sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 4.1. maddesinde sözleşme bedeli KDV hariç 720.00 0 TL olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 11.1 maddesinde "Alıcı, satıcının kusuru olmaksızın makine teslim tarihine kadar, sözleşmeden tek taraflı vazgeçti takdirde satıcıya 300.000 TL tazminat ödeyecektir" düzenlemesinin mevcut olduğu görülmüştür.
Ceza koşulu borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai koşulunun kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da ceza koşulu kararlaştırılabilir (Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop, Selahâttin Sulhi Tekinay, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).
Ceza koşulunun esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlâli hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, ceza koşulunun diğer bir amacı da, ifayı engelleyen ceza koşulunda (dönme/fesih cezasında) borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır [Köksal Kocaağa, Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31-33].
Ceza koşulu, 6098 sayılı Kanun'un 179–182 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasında seçimlik ceza koşulu düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere ceza koşulu vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir.
Görüldüğü üzere burada seçimlik bir hak söz konusu olup, alacaklı ancak ya asıl borcun ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir; alacaklı aynı anda hem asıl borcun ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini kural olarak isteyemez. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, asıl borcun sonraki imkânsızlık nedeniyle ifa imkânının ortadan kalkması hâlinde, alacaklıya tanınmış olan bu seçim hakkı bir anlam ifade etmez. Asıl borcun ifası imkânsız olduğunda, alacaklı koşulları varsa yalnızca tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre alacaklı, ya zararının tazmin edilmesini ya da ceza koşulunun ödenmesini ister.
Buradaki “seçimlik” ifadesinden, ceza koşulu ile asıl borç arasındaki ilişkinin, seçimlik borçlarda yer alan birden çok edim arasındaki ilişkiye benzediği sanılmamalıdır. Asıl borç ile ceza koşulu arasında gerçek anlamda bir seçimlik borç (alacak) ilişkisi söz konusu olmayıp, yalnızca alacaklıya tanınmış bir seçim hakkı söz konusudur. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkar: Borçlu asıl borcun ifasıyla yükümlü olmakla birlikte, alacaklı asıl borcun ifasından vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini istediğini borçluya bildirebilir. Borçlu ceza koşulu kendisinden istenmedikçe yalnız asıl borcu ifa edebilir. Bu seçim hakkı, teknik anlamdaki seçimlik borçtan (alacaktan) farklıdır (Kocaağa, s. 133-136).
İkinci fıkrada düzenlenen ifaya ekli ceza koşulunda ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.
Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen ceza koşulu ise maddenin üçüncü fıkrada hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece ceza koşulu ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür ceza koşulunda borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece ceza koşulunun ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir.
Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlâl etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlarken, dönme cezası borcun ihlâli koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir. Borçlu, borca aykırı davranışı bulunmasa bile, ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeyi ortadan kaldırabilir. Burada asıl borcun ifasının yerini dönme (fesih) cezası almaktadır. Bundan dolayı dönme cezasının, asıl borcun alacaklı lehine ifasını teminat altına almak gibi bir işlevinin bulunmadığı, aksine onu zayıflatıcı rol oynadığı söylenebilir. Gerçekten, “borcumu ifa etmekten vazgeçersem 1.000,00 TL ödeyeceğim” ifadesinde yerini bulan dönme cezasında asıl borcun ifasının teminat altına alınması suretiyle alacaklının hukuki durumunun güçlendirilmesi değil, aksine dönme cezasını ödemek ve sözleşmeden dönmek (veya sözleşmeyi feshetmek) suretiyle borçlunun durumunun iyileştirilmesi söz konusudur (Kocaağa, s. 145-154).
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 11.1. maddesindeki düzenlemenin, yukarıda yapılan açıklamalara göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’nun 179. maddesinin üçüncü fırkasındaki dönme cezası olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmede dönme cezasının kararlaştırılmış olması halinde sözleşmeyle bağlı olmak istemeyen taraf kararlaştırılan cezayı ödemek suretiyle sözleşmeyi ifa etmekten kurtulabileceği gibi, sözleşmenin haksız feshi halinde karşı taraf cezanın ödetilmesini isteyebilir.
Dönme cezası kararlaştırılması durumunda borçlu, cezayı ödeyerek edimi ifa yükümlülüğünden kurtulmaktadır. Burada borçlunun kusurlu olması da aranmamaktadır. Ancak borçlunun kusurlu olması ve diğer tarafın haklı olarak sözleşmeyi feshetmesi halinde artık dönme cezasını talep etmesi mümkün değildir. Davaya konu olayda davacı lehine dönme cezası kararlaştırılmış olup, davacının dönme cezasını talep edebilmesi için sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olması gerekir. Buna göre, davacının sözleşmede kararlaştırılan dönme cezasının karşı taraftan tahsili istemli olarak açtığı davada, davalının makinede değişiklik istediğine dair yazılı delil sunulamadığı gibi davacının enflasyonist nedenle ilave bedel istediğine dair de yazılı delil sunulmamış, davalının fesihte haksız olduğunun kabulü yerindedir. Bununla birlikte, mahkeme kabulüne göre cezai şart alacağından hakkaniyet indirimi yapılması tarafların tacir olması itibariyle isabetsiz olmuş, bu yönden davacının istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle; davacı tarafın istinaf talebinin kabulüne karar verilerek ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/06/2024 tarih, 2023/758 E - 2024/361 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden hüküm kurulmasına,
2-Davanın KABULÜ İLE; 300.000,00-TL cezai şart alacağının dava tarihi olan 28/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 20.493,00 TL karar ilam harcından, 5.123,25 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 15.369,75 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,)
İlk derece mahkemesince yazılan 06/09/2024 tarih, 20224/400 ve 2024/401 sayılı harç tahsil müzekkerelerinin işlemsiz iadesinin istenmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı ve 5.123,25 TL tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 48.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yapılan 260,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden Sakarya Arabuluculuk Bürosunun 2023/489 numaralı dosyasından ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde haksız çıkacak taraftan tahsil olunacağı düzenlendiğinden arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,)
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
1-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden yatırmış olduğu istinaf nispi karar harcının (2.561,63 TL) talebi halinde iadesine,
2-Davacının yapmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 268,00 TL tebligat-posta giderinden oluşan toplam 1.437,40 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK.362/1-a maddesi uyarınca 18/12/2024 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.
*
...
Başkan
...
¸e-imzalı
...
Üye
...
¸e-imzalı
...
Üye
...
¸e-imzalı
...
Katip
...
¸e-imzalı