T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1037 - 2024/1548
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1037
KARAR NO: 2024/1548
KARAR TARİHİ: 31/10/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ...(...)
ÜYE: ...(...)
ÜYE: ...(...)
KATİP: ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA TARİHİ: 07/10/2021
KARAR TARİHİ: 07/05/2024
NUMARASI : 2021/476 Esas - 2024/206 Karar
VEKİLİ: Av. ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İSTİNAF EDEN: Davalı vekili
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı davalı tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacı arasında Yatay Paketleme Makinesi İmalatı konusunda sözleşme imzalandığı, davacının sözleşmedeki ve teklif formundaki şartlara ve niteliklere uygun olarak makine dizaynını yaptığı, taraflar arasında ilk akdedilen sözleşmede sözleşme bedelinin 29.500 Euro olarak belirlendiği, makine de yapılan teknik, tasarımsal ve ilave işler nedeni ile makine bedeli revize edildiği ve davalı tarafa 31.10.2020 Tarihli 45.430,00 Euro (442.061,16 TL) bedelli faturanın tebliğ edildiği, faturaya konu yatay paketleme makinesinin de sevk irsaliyesi ile davalı tarafa teslim edildiği, davalı tarafça fatura alacağından bakiye kalan 6.784,76 Euronun ödenmediği, bakiye borç 6.784,76 Euro'nun ödenmesi için Kocaeli 5. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarı 30.03.2021 tarihinde gönderildiği, davalı tarafın ihtarı ile itiraz ettiği, alacağının tahsili amacıyla Gölcük İcra Müdürlüğü’nün 2021/899 Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçlunun, borca itiraz ettiğini, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının Gölcük İcra Müdürlüğü’nün 2021 / 899 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazların iptali ile takibin itiraza uğrayan asıl alacak miktarı ve takip tarihinden sonra işleyecek faizi ve diğer tüm ferileri ile devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tacir değil esnaf olduğu, davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davalının yasal adresinin Gölcük olduğunu, sözleşmede yazdığı üzere davanın davalının yerleşim yeri adliyesinde açılması gerektiği, icra takibinde usul ve yasaya aykırı olarak Yıllık Reeskont Avans faizi %16,75 talep etmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, takip talebinde talep edilen alacak miktarı EURO cinsinde olup 1 Euro = 9,7149 TL kurundan hesaplanarak toplam 65.913,26-TL talep edildiği, takip talebinde hatalı olarak yazılan EURO kurunun kabulünün mümkün olmadığı, davacı tarafın sözleşme konusu ürünü zamanında teslim edemediği gibi aynı zamanda sözleşmede yazılı şekilde çalışan bir ürün üretemediği, üretim konusunda vermiş olduğu sözleri tutmayan davacının teknik konuda destek alması için ürün davacı tarafça ... verildiği ve ona rağmen davacı tarafın kusurundan kaynaklı olan üretim hatalarına ilişkin problemler giderilemediğinden, bu hata ve eksikliklerden kaynaklı olarak davacının talep etmiş olduğu tüm hizmetlerin ödemesinin kendi tarafından yapılarak ödemelerin mahsup edilmesi gerektiği, mahsup işlemi yapıldığında borçlu değil alacaklı olduğunun görüleceğini belirterek, davanın usulden ve esastan reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;...Davanın kabulü ile, Davalının Gölcük İcra Müdürlüğünün 2021/899 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin icra dosyasında talep edilen faiz oranı ile devamına, Alacak likit olduğundan 65.913,26 TL’nin %20’si oranındaki icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporu usul ve yasaya aykırı olarak hazırlanmış olup esasa etki etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın sözleşme konusu ürünü zamanında teslim edemediği gibi aynı zamanda sözleşmede yazılı şekilde çalışan bir ürün üretemediğini, üretim konusunda vermiş olduğu sözleri tutmayan davacının teknik konuda destek alması için ürün davacı tarafça ... verilmiş ve ona rağmen davacı tarafın kusurundan kaynaklı olan üretim hatalarına ilişkin problemlerin giderilemediğini, bu hata ve eksikliklerden kaynaklı olarak davacının talep etmiş olduğu tüm hizmetlerin ödemesi müvekkil tarafından yapılmış olup bu ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, mahsup işlemi yapıldığında müvekkilinin borçlu değil alacaklı konumda olduğunun görüleceğini beyanla; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın usulden aksi taktirde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevap dilekçesinde; davalının istinaf başvurusu haksız ve kötü niyetli olup istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK,
3. Değerlendirme
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve açıklanmış, 5. maddesinde de ticari davalara asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. TTK'nın 4. maddesine göre her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari davadır. (nispi ticari dava). TTK'nın 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesine göre göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir, 114/c maddesine göre de “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. HMK'nın 115/1. maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı gibi, taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı ticaret şirketi olup, sözleşme konusu iş her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgili bulunmaktadır. Bu nedenle davaya bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Davaya bakmaya ticaret mahkemesi görevli olduğundan, davaya bakılıp esastan inceleme yapılarak karar verilmesi yerinde olmuştur.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmede imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı yüklenici, davalı iş sahibi olup taraflar arasında makine dizaynı konulu eser sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafça bu iş dolayısıyla 31/10/2020 tarihli bir adet faturadan kaynaklı bakiye 6.74,76 Euro karşılığı 65.913,26 TL asıl alacak ve ferisi yönünden eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, tacir olan tarafların defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde takibe konu faturanın her iki tarafında defterlerinde kayıtlı olduğu, TTK'nın 21/2 maddesi uyarınca faturaya davalı tarafça 8 gün içerisinde itiraz edilmediğinden ve taraflar arasında akdi ilişkinin de çekişmesiz olduğundan fatura içeriği ve bedelin davalı aleyhine kesinleştiğinin kabulü gerekeceği, davalı işin ayıplı oyduğunu/makinenin çalışmadığını savunmuş ise de, davalı iş sahibi, 20/01/2021 tarihli teslim tesellüm tutanağı ile işi eksiksiz teslim aldığı ve açık ayıplarla ilgili muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinin kabulü zorunludur. Bu halde davalı iş sahibi ancak sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların varlığı ve bunları ortaya çıkmasından itibaren gecikmeksizin yükleniciye bildirmesi halinde giderilmesini ya da bedelinin iş bedelinden düşülmesini isteyebilecektir. (Emsal Yargıtay 15. H.D. 2017/1382 E,2017/3332 K ve 2017/1382 E, 2017/3332 K sayılı kararları) Davalı tarafça mahsup talebine konu fatura davacının itirazına uğramakla kesinleşmemiş olup, faturaya konu ürünlerin tarafınca tedarik edildiğini de ispatlayamadığından mahsup yoluna gidilmeden karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış, dava konusu alacak kesinleşmiş faturaya konu olup likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KOCAELİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/05/2024 tarih, 2021/476 E - 2024/206 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 4.502,53 TL harçtan, peşin yatırılan 1.126,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.376,53 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,)
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca 31/10/2024 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.
*
Başkan ......
e imzalıdır
Üye ......
e imzalıdır
*Üye ......
e imzalıdır
Katip .......
e imzalıdır