T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/493
KARAR NO: 2024/908
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/12/2022
NUMARASI: 2021/446 Esas - 2022/752 Karar
DAVACI: İTT ULUSLARARASI TAŞIMACILIK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI: SBC KİMYA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA TÜRÜ: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 03/09/2021
KARAR TARİHİ: 30/05/2024
KR. YAZIM TARİHİ: 31/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, davalıya taşımacılık ve lojistik hizmeti verdiğini, davalının hizmet bedellerini ödememesi nedeniyle Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2021/42096 esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, alacağın verilen hizmetlere konu faturalardan kaynaklı cari hesap alacağı olup likit olduğunu beyan ederek; itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ile yaptıkları mutabakat nedeniyle davacıya 9.188,59 TL borçlu olduklarını, davalının, davacının organik bağı olan İTT Lojistik firmasından 25.838,00 TL alacaklı olduğunu, takas-mahsup yapıldığında davacının alacaklı olmayıp davalının alacaklı olduğunun görüleceğini, davacı ile İTT Lojistik firmalarının adres ve telefonlarının aynı olduğunu beyan ederek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2021/42096 esas sayılı dosyasına borçlunun yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline,
2-Takibin 9.188,66-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazla ilişkin istemin reddine,
3-Asıl alacağın %20 si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçesi hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını; yerel mahkemece takas-mahsup talebi gözetilmeksizin, davacı firma ile dava dışı firma grup şirketi değil birbirinin devamı niteliğinde ve organik bağ içerisinde olan birbirinin aynısı iki firma olduğu halde takas-mahsuba ilişkin savunmalarına itibar edilmemesi, hatalı ve hakkaniyete uygun olmayan bir karar verilmesine neden olduğunu davalı firma lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2022 Tarih - 2021/446 Esas - 2022/752 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
DAVA; hizmet bedelinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, hizmet bedelinden kaynaklanan alacağının tahsili için Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2021/42096 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin, eldeki davada müvekkilinin davalıya taşımacılık ve lojistik hizmeti verdiğini, davalının hizmet bedellerini ödemediğini ileri sürdüğü, davalı vekilinin davacı ile yaptıkları mutabakat nedeniyle davacıya 9.188,59 TL borçlu olduklarını, müvekkilinin, davacının organik bağı olan İTT Lojistik firmasından 25.838,00 TL alacaklı olduğunu, takas-mahsup yapıldığında davacının alacaklı olmayıp müvekkilinin alacaklı olduğunun görüleceğini, davalı şirketin 31.12.2015 tarihi itibariyle 12.626,00 TL olan cari hesap bakiye borcunun ödenmesi için müvekkil şirket tarafından 28.01.2016 tarihinde davacı şirket hesabına 12.626,00 TL EFT yapılması için bankaya talimat verildiğini, davacı şirketin borcun ödenmediğini bildirmesi üzerine banka ile yapılan görüşmeden EFT talimatının yanlışlıkla dava dışı İTT Lojistik Antrepoculuk ve Taşımacılık Ticaret A.Ş. hesabına verildiğinin anlaşıldığını, müvekkili davalı şirketin daha önce dava dışı İTT Lojistik Antrepoculuk ve Taşımacılık Ticaret A.Ş. ile ticari ilişkisi olduğunu, anılan ödemenin dava dışı şirkete sehven gönderildiğini, banka tarafından bu paraya dava dışı şirketin bankaya borcu olması nedeni ile kendi alacaklarına mahsup edildiği, paranın dava dışı şirket ile bankadan tahsili için açılan dava sonunda Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.12.2016 tarih, 2016/847 E., 2016/958 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, ancak kararın dava dışı banka yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 01.11.2017 tarih, 2017/837 E., 2017/1244 K. sayılı kararı ile kaldırılarak "davalı bankanın parayı iade etme yükümlülüğü bulunmadığı, sehven gönderilen paranın yalnızca davalı İTT Lojistik Antrepoculuk ve Taşımacılık Ticaret A.Ş.'den" istenebileceğine karar verildiği, davacı ile dava dışı İTT Lojistik Antrepoculuk ve Taşımacılık Ticaret A.Ş. arasında organik bağ olduğu ve davacı şirketin dava dışı İTT Lojistik Antrepoculuk ve Taşımacılık Ticaret A.Ş.'nin borca batık olması nedeni ile kurulup aynı iş yerinde ticari faaliyete başladığı, ortaklarının ve çalışanlarının aynı olduğu, bu nedenle borcun ödenmiş sayılması gerektiğini belirterek davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre, davacı şirketin davalı şirketten takip miktarı kadar alacaklı olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalı tarafından dava dışı İTT Lojistik Antrepoculuk ve Taşımacılık Ticaret A.Ş.'ye gönderilen paranın davacı ile bu şirket arasında organik bağ olması halinde davacıya ödenmiş sayılıp sayılamayacağı, davalının dava dışı şirketten olan alacağının davacı alacağından takas-mahsup edilip edilemeyeceği noktasındadır.
6098 sayılı TBK'nın 139. maddesi; "İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir." şeklindedir.
İlk derece mahkemesince de belirtildiği üzere; yasal düzenleme gereği, takas-mahsup işleminin kabul edilebilmesi için karşılıklı alacaklı ve borçlu bulunan iki kişinin bulunması gerektiği anlaşılmaktadır. Eldeki uyuşmazlıkta; davalının alacaklı olduğu şirket ile borçlu olduğu şirketlerin ayrı tüzel kişilikleri bulunması nedeni ile anılan koşulu sağlamadığından takas-mahsup yapılamayacaktır.
Davalı vekilinin organik bağ savunmasına yönelik istinaf incelemesinde;
Yargıtay HGK., 13.12.2023 tarih, 2022/11-454 E., 2023/1221 K., sayılı kararında Organik Bağ teorisini "...
14.Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötüniyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
15. Şirketler ortaklarının akraba olması tek başına şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı alanda faaliyet yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir.
16. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2022 tarihli ve 2021/(19)11-659 Esas, 2022/82 Karar sayılı kararında da değinilmiştir." şeklinde açıklamıştır.
Organik bağ savunmasının bir davada defi olarak ileri sürülmesine kural olarak bir engel bulunmamaktadır.
Eldeki uyuşmazlıkta, davalının bu savunması incelendiğinde, davalının cevap dilekçesinde belirttiği üzere dava dışı şirkete EFT yolu ile para gönderilmesinde davacı şirketin muvazaalı bir işlemi, bir kastı veya bir yönlendirmesi bulunmamaktadır. Aksine davalı kendi hatasıyla dava dışı şirkete para gönderdiğini kabul etmektedir. Bu durumda organik bağ teorisi uyarınca davacının, dava dışı şirkete yaptığı para gönderme işleminin davalıya olan borcundan düşürülmesi için yukarıda anılan içtihatta sayılı kötü niyetli bir eyleminin bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Alacağın varlığına yönelik istinaf isteminin incelenmesinde;
İlk derece mahkemesince bilirkişiden alınan 25/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında önceki yıllardan beri devam eden nakliye hizmeti alım-satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, tarafların 2020 yılı fatura ve defter kayıtlarının büyük ölçüde uyumlu olduğu ancak davacı taraf kaydında davalıya ait 11.437,80 TL'lik faturanın yer almadığı ancak dönem sonu hesap mutabakatının 9.188,60 TL olarak sağlandığı, dolayısıyla davacının 31.12.2020 tarihli davalıdan cari hesap bakiye alacağının gerçek tutarının 9.188,60 TL olduğu, ancak davalının davacıya değil, davacı ile organik bağı olduğu iddia ettiği dava dışı İTT Lojistik Antrepoculuk ve Taşımacılık Ticaret A.Ş.'ye 28.01.2016 tarihinde 12.626,00-TL'lik ödeme yaptığı belirtilmiştir. Kötü ödeyen bir daha öder ilkesi uyarınca davalının davacıya olan bakiye borcunu ödemediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın 9.188,60 TL üzerinden kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalının istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 627,67 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 447,77 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*