T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/311
KARAR NO: 2024/804
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: .... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/11/2022
NUMARASI: 2022/286 Esas - 2022/643 Karar
DAVACI: ERLİDER DEMİR ÇELİK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI: KALİBRE BORU SAN. VE TİC. A.Ş. - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 26/05/2022
KARAR TARİHİ: 06/05/2024
KR. YAZIM TARİHİ: 31/05/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki sebebiyle davalının müvekkiline borcunu ödememesi üzerinde Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğü 2018/1357 Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlanılmış olduğunu, itiraz sonrası açılan itirazın iptali davasında Kdz. Ereğli Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkisizlik kararıvermiş olduğunu Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesince de dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiğini, akabinde Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün dosyası yetkili Kocaeli İcra Müdürlüğüne gönderilmiş olduğunu, 2022/22109 Esas sayılı dosyadan gönderilen ödeme emrine davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, müvekkili şirketin nakliye hizmeti verdiğini ve sevk irsaliyelerinin her sevkiyatta davalı şirket tarafından imzalandığını, hizmet karşılığı faturaların davalı şirkete gönderildiğini ve her iki şirketin de ilgili vergi dairesine verdikleri BA-BS formları formları ile mutabakatlarını belirttiklerini, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesince talimat yolu ile yaptırılan bilirkişi incelemesinde Davacının takibe dayanak yaptığı faturaların form BS bildirimlerinin yapıldığını, davalının bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini, davalının bu faturaların form BA bildirimlerini yaptığını, davalının daha sonra düzenlediği faturaların Form BS bildirimlerinin davalı tarafından da yapılmadığını ve davacının davalıdan 27.219,44 TL alacaklı olduğunu beyan ederek öncelikle ihtiyati haciz kararı verilmesini, davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 14/11/2016 tarihinde taraflar arasında akdedilen Sac – Boru Nakliye Sözleşmesi kapsamında davacı, işbu sözleşmenin akdedilmesinden itibaren 1 yıl süreyle Müvekkil Şirket’ e ait sac ve boruları tonu 27,15 TL karşılığında İzmit – Ereğli arasında taşıma işini üstlendiğini, ancak davacı şirket artan akaryakıt fiyatlarını gerekçe göstererek sözleşmede belirtilen rakamın üzerinde bir birim fiyat belirleyerek faturaları bu şekilde tanzim etmiştir. Davacı şirketin bu faturalarının tümüne karşılık iade faturaları tanzim edilmiş olup, fatura suretleri dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemeye sunulduğunu, 14/11/2016 tarihli sözleşmenin “Ücret” başlıklı 8. Maddesinde; “Motorin fiyatlarında %30’ luk bir fark oluşur ise karşılıklı görüşülerek yeni bir fiyat belirlenecek” ibaresi yer aldığını, sözleşmenin akdedildiği tarihte akaryakıt (motorin) fiyatı 4,10 TL’ dir. Davacı şirket yetkilisi ... tarafından gönderilen 09/01/2017 tarihli mailde akaryakıt fiyatlarının 4,63 TL olduğu ve taşıma ücretinde artış talep edildiği belirttiğini, sözleşme hükmüne göre tarafların birim fiyat üzerinde yeniden görüşmesi ve yeni bir fiyat belirlemesi için “ akaryakıt fiyatlarının %30 artması “ şartı öngörülmüştür. Bu da yaklaşık 1,23 TL gibi bir artışa tekabül etmektedir. Somut olayda sözleşme hükmünü uygulanabilir hale getiren bir akaryakıt artışı olmadığından davacı yanın haksız talepleri Müvekkil Şirket tarafından haklı olarak kabul görmemiştir. Beyanımızı doğrulamak adına Sayın Mahkemece Türkiye Petrolleri Ofisi’ ne müzekkere yazılarak Kasım 2016 tarihinden itibaren 1 yıllık süreye ait motorin fiyatlarının celbini talep ettiğini, bu şartlar altında Müvekkil Şirket’ in davacıya ait faturaları kabulü mümkün olmayıp, Davacı yanın basiretli bir tacir gibi davranmaktan imtina ederek ve sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle tek taraflı olarak belirlemiş olduğu birim fiyatlar üzerinden tanzim etmiş olması sebebiyle haksız davanın reddine, takibin iptaline ve Müvekkil Şirket lehine alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE, Şartlar oluşmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "müvekkil şirket nakliye hizmeti vermektedir ve sevk irsaliyeleri her sevkiyatta davalı şirket tarafından imzalanmıştır. Hizmet karşılığı faturalar davalı şirkete gönderilmiş ve her iki şirkette ilgili vergi dairesine verdikleri BA-BS formları ile mutabakatlarını belirtmişlerdir. 10/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davacının takibe dayanak yaptığı faturalardın form BS bildirimlerinin yapıldığı, davalının bu faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediği, davalının bu faturaların form BA bildirimlerini yaptığı (ki bu husus da tarafların ücret konusunda mutabık olduklarını gösterir), davalının daha sonra düzenlediği faturaların form BS bildirimlerinin ise davalı tarafından dahi yapılmadığı davacının davalıdan 27.219,44 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir, sözleşmenin güncelenmesinin yazılı olma zorunluluğu bulunmadığı gibi davalının bu faturaları alıp defterine işlemesi form BS bildirimlerini yapmaması, kendisinin süresinden çok sonra düzenlediği iade faturalarının form BS bildirimlerini dahi yapmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan alacaklı olduğu husus sabittir" beyanı ile yerel mahkeme red kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı yanın istinaf sebepleri haksız ve dosya kapsamına aykırıdır. Raporun sonuç kısmında; taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere uyuşmazlık tutarı 27.219,44 TL' nin borç olup olmadığının ortaya çıkacağı yönünde görüş açıklanmıştır. Yerel Mahkemece taraflar arasında imza inkarı bulunmayan nakliye sözleşmesi imzalandığı, sözleşmelerin bağlayıcı olduğu, davacının sözleşmede belirlenen birim fiyatın üzerinde bir birim fiyat belirleyerek fazladan alacak talep etmesinin sözleşme ile bağdaşmayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir. Yerel Mahkemece verilen karar dosya kapsamına, usul ve yasaya uygundur" beyanı ile davacı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2022 tarih, 2022/286 Esas - 2022/643 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalının ürettiği ürünlerin nakliyesinin yapıldığı, yapılan taşıma işlemi nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalı tarafından borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafça Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2018/1357 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.
Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı).
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
Eldeki davada; davacı alacaklı tarafından , taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için 24.02.2022 tarihinde Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/22019 takip sayılı dosyasından davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığı, takibe konu edilen alacak, taraflar arasında imzası inkar edilmeyen saç boru nakliye sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasındaki sözleşmede davacı tarafından, davalının satın aldığı saç boruların nakliyesinin yapılacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 8. maddesinde Ereğli - İzmit arası ton başı nakliye ücretinin 27,15-TL olarak kararlaştırıldığı, mahkemece, taraflar arasındaki başka bir dava olan Kocaeli 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/272 Esas sayılı dosyasında alınan 06.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda tarafların defter kayıtlarında alacak borç tutarlarının farklı olduğu bu farkın icra takibine konu 27.219,44-TL fark olduğu, bu farkın ise davalının kesmiş olduğu iade faturalarının davacının defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığının bildirildiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere uyuşmazlık konusu fiyat farkı davacı tarafından fatura düzenlenirken sözleşmede kararlaştırılan ton başına nakliye ücretinin 27,15-TL değilde 30,00-TL esas alınmasından kaynaklandığı, yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, davacının buna rağmen davalı ile aralarında yazılı sözleşme varken sözleşmede belirlenen ücreti müzakere etmeden tek taraflı olarak 30,00-TL birim fiyat üzerinden fatura düzenlemesi ve fark tutar kadar fazladan alacak talep etmesinin sözleşmeye aykırılık teşkil edeceği kanaatiyle davanın reddine şeklinde karar verilmişse de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yanılgılı kanaatle verildiği anlaşılmıştır.
Şöyle ki; eldeki davada, davacı şirketin nakliye hizmeti verdiği, davacı tarafından davalı şirkete verilen taşıma hizmeti sonrası sevk irsaliyelerinin her sevkiyatta düzenlendiği ve davalı şirketçe de bu irsaliyelerin imzalandığı, yine, verilen hizmet karşılığı faturaların davalı şirkete gönderildiği ve her iki şirkette ilgili vergi dairesine verdikleri BA-BS formları ile verilen hizmet ve sonrasındaki faturalara karşı mutabakatlarını belirttikleri, dosya içerisinde bulunan 10/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davacının takibe dayanak yaptığı faturaların Form BS bildirimlerinin yapıldığı, davalının bu faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediği, davalının bu faturaların form BA bildirimlerini yaptığı anlaşılmış olmakla artık davacının davaya konu ettiği miktar nispetinde davalıdan alacaklı olduğu tüm dosya kapsamı içeriğine göre sabittir. Bu durumda ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olmadığı verilen kararın kaldırılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesine, yine 2004 sayılı yasanın 67/2.maddesi gereği itirazın iptali davasının kabul edilmesi halinde davacının talebinin de olması halinde hükmedilen alacağın %20'inden aşağı olmamak üzere davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedileceğinin düzenlendiği, alacak miktarının sözleşmeye göre ve davalı kayıtlarına göre belirlenmesi, dolayısıyla belirlenebilir ve likit olduğu anlaşıldığından davacı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçeli karar başlığında; davalı şirket ile davacı ve davalı vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
1-Davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE, KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/11/2022 tarih, 2022/286 Esas ve 2022/643 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a)Davanın KABULÜNE, davalının Kocaeli İcra Müdürlüğü 2022/22019 E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacak olan 27.219,44 TL üzerinden devamına,
b)Asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 5.443,89 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Alınması gerekli 1.859,36-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 464,84-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.394,52-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
ç)Davacının yaptığı toplam 58,50-TL yargılama giderinin 464,84-TL peşin harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
e)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
g)Kocaeli Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşılan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına
2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a)İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,
b)İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
c)Davacı tarafından yapılan 220,70-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcı ile 250,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 470,70 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
d)Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine,
e)Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/05/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*