T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/607
KARAR NO: 2024/1061
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/12/2022
NUMARASI: 2021/459 Esas - 2022/582 Karar
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ...- ...
DAVALI: ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA TÜRÜ: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/03/2017
KARAR TARİHİ: 10/07/2024
KR. YAZIM TARİHİ: 11/07/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından 03/10/2012 tarihli danışmalık sözleşmesine dayalı alacağı olduğu iddiasıyla davacı şirket Kocaeli 4. Noterliğinde 2016/7591 sayılı icra takibi başlattığını, ödeme emrini muhtara tebliğ edilmesi üzerine davacının geç haberdar olduğunu, bu konuda Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesine yaptıkları şikayetin 2016/546 E. sayılı dosyada reddedildiğini,Yargıtay 13. H.D. nin 2006/3913 E. 2006/8569 K. sayılı içtihadında açıklandığı üzere bu tür davalarda ispat külfetinin davalıya ait olduğunu, davalı ...'ın davacı şirketten alacaklı olduğunu kanıtlaması gerektiğini, davalı tarafın daha önce yapmış olduğu bir kısım işlerde şirkete danışmanlık hizmeti verdiğini iddia edip elektronik posta yoluyla bir kısım taleplerde bulunmuş ise da davacı şirket yetkililerince yapılan inceleme ve hesaplamalarda davalının alacağı bulunmadığı anlaşıldığından ödeme yapılamadığını, davalı tarafından yapılan bütün hizmetlerin karşılığının ödenmiş olduğunu, bu nedenlerle davalının öncelikle sözleşme kapsamında hangi hizmeti verdiğini kanıtlaması gerektiğini, davalı tarafın icra takibi üzerine davacı şirketin banka hesaplarına alacak miktarından çok fazla hacizler konularak davacının mağdur edildiğini, sonuç olarak Kocaeli 4. İcra Müdürlüğünün 2016/7591 sayılı takip dosyası nedeniyle 60.000,00-TL ana para ve ferilerinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, her türlü tazminat ve davaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla davacı lehine asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın taraflarının her ikisinin ticari firma olduğundan ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, icra dosyası ile kesinleşmiş alacağa karşı açılan bu davanın kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında imzalanan 2 adet danışmanlık sözleşmesi bulunduğunu, davacının ticari defterlerine işlenmiş olan halen karşılığı ödenmemiş bulunan toplam 97.468,00-TL tutarlı Ocak 2016 ayı faturaları olduğunu, davacı ile davalı arasında en son Mart 2016 da görüşmeleri sonucunda 90.000,00-TL ödenmesi konusunda anlaştıklarını, ancak aradan geçen zaman içerisinde borcun ödenmediğini, aralarındaki e-mail görüşmelerinde 14/07/2016 tarihinde e-posta ile belirtilen 60.000,00-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşerek davacıdan bir miktar alacak tahsili yapıldığını, usulden davanın reddi gerektiğini, mahkemenin görevli olduğu kanaati uygun görülürse davacı tarafın teminatsız tedbir talebinin reddine, davacı aleyhine asıl alacak tutarının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini isteyerek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1- Davanın kabulü ile,
Kocaeli 4 İcra Müdürlüğünün 2016/7591 sayılı takip dosyası nedeniyle davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine.
Alacak yargılama gerektirdiğinden kötü niyetli takip yapılmadığından kötü tazminat talebinin reddine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından yıllık beyannameler üzerinden yapılan tespitler doğru tespitler olmakla birlikte, dava konusu alacak bakımından da eksik tespitler olduğunu, çünkü davalı cari hesap defterleri Kasa defterleri bilirkişi tarafından incelenmediğini, iş bitirme dava dosyasına sunulan resmi belgeler ile ispat edildiği halde yerel mahkemenin, sözleşmenin ifa edildiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle menfi tespit davasını kabul etmesi hukuka açıkça aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı aleyhine sözleşmeden doğan bir alacak için icra takibine girişilecek ise bunun dayanağının fatura olması gerektiğini, oysa bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davalı tarafından davacıya kesilmiş ve ödenmemiş herhangi bir fatura bulunmadığını, ayrıca, davalı tarafından Danışmanlık Sözleşmesine konu işin yapıldığına dair de hiçbir evrak dosyaya sunulamadığını, bu nedenle de yerel mahkemenin menfi tespit taleplerinin kabulüne yönelik kararı yerinde olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2022 Tarih - 2021/459 Esas - 2022/582 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
DAVA; menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; Davacı Dynamic Resourçes İthalat ve İhracat Paz. Tic. Ltd. Şti. İle davalı ... arasında 01/09/2011 ve 03/10/2012 tarihli iki adet danışmalık sözleşmesi bulunduğu, davalının sözleşmeden kaynaklı alacağının tahsili için dayalı alacağı olduğu iddiasıyla müvekkili şirket Kocaeli 4. İcra Dairesinin 2016/7591 sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davacının eldeki dava ile ödeme emrini muhtara tebliğ edilmesi üzerine müvekkilinin geç haberdar olduğunu, bu konuda Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesine yaptıkları şikayetin 2016/546 E. sayılı dosyada reddedildiğini, davalı ...'ın alacaklı olduğunu kanıtlaması gerektiğini, davalı tarafın daha önce yapmış olduğu bir kısım işlerde şirkete danışmanlık hizmeti verdiğini iddia edip elektronik posta yoluyla bir kısım taleplerde bulunmuş ise da şirket yetkililerince yapılan inceleme ve hesaplamalarda davalının alacağı bulunmadığını, davalı tarafından yapılan bütün hizmetlerin karşılığının ödenmiş olduğunu belirterek Kocaeli 4. İcra Müdürlüğünün 2016/7591 sayılı takip dosyası nedeniyle 60.000-TL ana para ve ferilerinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitini istediği; taraflar arasında imzalanan 2 adet danışmanlık sözleşmesi bulunduğunu, davacının ticari defterlerine işlenmiş olan halen karşılığı ödenmemiş bulunan toplam 97.468-TL tutarlı Ocak 2016 ayı faturaları olduğunu, davacı ile davalı arasında en son Mart 2016 da görüşmeleri sonucunda 90.000-TL ödenmesi konusunda anlaştıklarını, ancak aradan geçen zaman içerisinde borcun ödenmediğini, aralarındaki e-mail görüşmelerinde 14/07/2016 tarihinde e-posta ile belirtilen 60.000-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşerek davacıdan bir miktar alacak tahsili yapıldığını belirterek davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince bilirkişilerden kök ve ek raporlar alındıktan sonra davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davalının danışmanlık sözleşmesi kapsamında davacıdan alacaklı olup olmadığı ve e-posta yazışmalarının delil sayılıp sayılamayacağı noktasındadır.
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 15/12/2017 tarihli raporda; davacının yasal defterleri ve dayanağı hizmet alım faturalarına göre davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının tespit edildiği, icra takibinin belli bir tutar içermeyen sözleşmeye dayalı olarak açıldığı, dava dosyasında yer alan e-mail yazışmalarında davacı şirket yetkilisi olduğu kanaati ile oluşan kişi ile yapılan konuşmalardan "yeni doğan projesi" açıklaması ile 60.000,00-TL üzerinden borcunu kabul ettiği fakat bu borcun varlığını kanıtlayacak belgelere rastlanılamadığını belirtmiştir. Aynı bilirkişi tarafından hazırlanan 16/02/2018 tarihli ek raporda; davacının yasal defterleri ve dayanağı hizmet alım faturalarına göre davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının tespit edildiği, faturaların cari hesap şeklinde kayıtlara alınması ve ödeme/ tahsilatın banka gibi finans kuruluşlarından yapılması gerektiği, ancak yüksek tutarlı faturaların kapalı fatura olarak düzenlediği, bu durumun muhasebesel bir hata vb. olduğunu, bu faturaların davacının yasal defterlerinde KASA hesabı kullanılarak işlendiği, bu işlemlerin aynı zamanda kasa hesabı ile de yapılan incelemede teyit edildiği, icra takibinin belli bir tutar içermeyen sözleşmeye dayalı olarak açıldığı, dava dosyasında yer alan e-mail yazışmalarında davacı şirket yetkilisi olduğu kanaati oluşan kişi ile yapılan konuşmalardan "yeni doğan projesi" açıklaması ile 60.000,00-TL üzerinden borcunu kabul ettiği fakat bu borcun varlığını, kanıtlayacak belgelere rastlanmadığını, e-mail yazışmalarının borcun varlığı için delil olarak kabul edilip edilemeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir.
Bilirkişi ...'ın 22/06/2022 tarihli raporunda; davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede beş yıllık dönemde toplam 750.318,00-TL davalıdan fatura aldığı ve tamamının nakit olarak ödendiği, davalıya borcu olmadığı, davalının VUK ve TTK hükümleri gereğince tutulması gereken ticari defterleri inceleme için ibrazını yapmadığı, HMK'nın 222-(4) maddesi gereğince açılış veya kapanış onayı gerekli iken bu onayları olmayan ticari defterler sahibi aleyhine delil olacağı, davalı ticari defterleri üzerinden alacağını ispat edemediği, davalı ile davacı arasında dava dosyasında mevcut yazışmalarda, davacının davalıya 60.000,00-TL ödeme yapacağını beyan ettiğine dair yazışmalar bulunduğu ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/1014 Esas, 2020/4488 Karar sayılı dosyasında HMK'nın 199. maddesi hükmünce delil sayılıp sayılmayacağı hususu mahkeme takdirinde olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesinde; "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Aynı Yasanın 203. maddesinde ise; "senetle ispat zorunluluğunun istisnaları sayma yöntemiyle belirlenmiştir. Bunlardan biri de altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler olup, bu kişiler arasındaki işlemler miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebilir." hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 199. maddesinde belge kavramı ''Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde, davacı yanca delil olarak dayanılan Whatsapp mesajları 6100 sayılı HMK'nın 199. maddesi anlamında belge niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. HMK'nın 202. maddesinde de; "(1)Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenleme getirilerek bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir(Emsal, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24/11/2021, E: 2021/6703 K: 2021/7141).
6102 sayılı TTK'nın 18. maddesinin 3. fıkrasında; "tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır" düzenlemesi bulunmaktadır.
Davalının delil olarak dayandığı e-posta yazışmaları incelendiğinde; davacının, davalıya gönderdiği 08/04/2016 tarihli e-postada 60.000,00 TL borcu olduğunu kabul ettiği görülmektedir. Yukarıda açıklanan hükümler kapsamında bu e-posta incelendiğinde; davalının delil olarak sunduğu e-postaların davacı şirket yetkilisinin mail hesabından gönderilip gönderilmediği yönünden teknik araştırma yapılmadığı ve yazışmaların fotokopi belgeden ibaret olduğu anlaşıldığından, gerekirse bir bilgisayar mühendisi bilirkişiye bu yönde bir inceleme yaptırılarak taraf ve mahkeme denetimine uygun bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının; İlk derece mahkemesinin kararına ilişkin İstinaf Başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,
a-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2022 Tarih - 2021/459 Esas - 2022/582 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*