T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1383 - 2024/1347
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1383
KARAR NO: 2024/1347
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/02/2024
NUMARASI: 2024/6 Esas - 2024/114 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av....
DAVALILAR: 1-...
VEKİLİ: Av....
DAVALI : 2- KOCAELİ TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜĞÜ - ...
DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
DAVA TARİHİ: 05/08/2023
KARAR TARİHİ : 10/10/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 10/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin, Naipoğulları Gıda Ve Ticaret Limited Şirketi'ndeki çalışmalarına ilişkin işçilik alacaklarını talep etmek amacıyla bu şirket aleyhine Kocaeli 4. İş Mahkemesi 2019/7 E. Sayılı dosya nezdinde dava açtığını, iş bu dosyada verilen karar Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/2671 E. 2023/1344 K. Sayılı ilamı ile kesinleştiğini, müvekkilin işçilik alacaklarının kesin hüküm haline geldiğini, ancak Naipoğulları Gıda Ve Ticaret Limited Şirketi adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin öğrenildiğini, davalı ... da adı geçen şirketin tasfiye memuru olduğunu, ihyasını talep ettikleri Naipoğulları Gıda Ve Ticaret Limited Şirketi adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresi ... olduğunu belirterek davanın kabulüne, Naipoğulları Gıda Ve Ticaret Limited Şirketi'nin terkin kararının iptali ile şirketin yeniden canlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın haksız ve maddi gerçeklikten yoksun davasını kabul etmediklerini, öncelikle husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkile karşı açılan davanın husumetten reddini talep ettiklerini, bahsedilen şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin doğru olmadığını, şirketin tasfiye halinde olduğunu, tasfiye halindeki şirketten alacakların alınmasında herhangi bir sıkıntı bulunmamakla birlikte şirketin yeniden canlandırılması gibi bir durum söz konusu olmayacağını, bu nedenle açılmış olan davada hukuki yarar bulunmadığı gibi dava şartları oluşmadığını, müvekkil aleyhine açılmış olan davanın dava şartı eksikliği ve husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; Müvekkilin Naipoğulları Gıda Ve Ticaret Limited Şirketi'ndeki çalışmalarına ilişkin işçilik alacaklarını talep etmek amacıyla bu şirket aleyhine Kocaeli 4. İş Mahkemesi 2019/7 E. Sayılı dosya nezdinde dava açtığını, işbu dosyada verilen karar Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/2671 E. 2023/1344 K. Sayılı ilamı ile kesinleştiğini, müvekkilin işçilik alacakları kesin hüküm haline geldiğini, ancak Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/109546 Esas sayılı dosyası ile ilamlı takip başlatılmışsa da Naipoğulları Gıda Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alacağın tamamının tahsil edilme imkanı bulunmadığını, Naipoğulları Gıda ve Ticaret Limited Şirketi isimli firmanın yeniden ihyası için huzurdaki dava açılmışsa da davalı firmanın tasfiye edilmediğini işbu dava ile öğrenmiş olduklarını, Bu nedenle HMK m.180 uyarınca davanın tamamen ıslahı ile İİK m.177/4 uyarınca '' İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmediğinden'', borcunu ödemeyen davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davacı tarafça davalılar aleyhine açılan davanın her iki davalı yönünden pasif husumet yönünden REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi hatanın, yanlış bir hukuki değerlendirmeden de kaynaklanabileceğinin öğretide kabul edilmekte olduğu, somut olaylarındaki gibi iflas masasına giren mal varlığı haklarıyla ilgili davalarda, taraf olarak iflas eden kişinin gösterilmesi gerekirken, tasfiye memurunun taraf olarak gösterilmesinin maddi bir hata olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2012 tarih ve 2012/6-338 E. ve 2021/586 K. sayılı ilamına konu olayda da yanlış bir hukuki değerlendirmeye bağlı maddi hatanın söz konusu olduğu durumlarda maddi hatadan kaynaklı bu hatanın karşı tarafın rızasına gerek olmaksızın mahkemece değiştirilebileceğine karar verdiğini, taraf değişikliği taleplerinin maddi hatadan kaynaklandığının tespiti ile taraf değişikliği taleplerinin ve nihayetinde davanın kabulüne karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalılar vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2024 tarih, 2024/6 Esas - 2024/114 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava doğrudan alacaklı tarafından talep edilen iflas talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacının Tasfiye Halinde Naipoğulları Gıda Ticaret Limited Şirketi aleyhine dava açtığı, Kocaeli 4. İş mahkemesi tarafından verilen işçilik alacakları ile ilgili kararın infazı için Tasfiye Halinde Naipoğulları Gıda Ticaret Limited Şirketi’nin ihyası için Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü’nü ve şirketin tasfiye memuru olan ...’nu taraf göstererek dava açtığı, yapılan yargılama sırasında Tasfiye Halinde Naipoğulları Gıda Ticaret Limited Şirketi’nin sicilden terkin edilmediğinin anlaşılması karşısında davacının davasını 21.11.2023 tarihinde ıslah ederek davayı iflas davasına çevirdiği, Tasfiye Halinde Naipoğulları Gıda Ticaret Limited Şirketi’nin davalı olarak değiştirilmesi için talepte bulunduğu, mahkemece anılan talep kabul edilmeyerek davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (6100 sayılı yasanın 176/1.maddesi) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (6100 sayılı yasanın 177/1.maddesi) Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslahla dahi taraf değişikliği yapılması mümkün değildir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2018/1461 esas 2020/3900 karar sayılı ilamı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2021/10628 esas 2023/1799 karar sayılı ilamı, benzer yönde 176.maddenin hükümet gerekçesi)
Davada taraf değişikliği, zorunlu (tarafın ölümü ya da dava konusu hakkın devri gibi) hallerde mümkün olmakla birlikte, belirli şartların gerçekleşmesi halinde, iradi taraf değişikliği de kanun koyucu tarafından kabul edilmiş; iradi taraf değişikliği, 6100 sayılı HMK'nun 124. maddesi ile düzenlenmiştir. Bir davanın açıldığı tarihteki taraflar arasında görülüp sonuçlandırılması kural olarak hukukumuzda kabul edilmiş olmakla birlikte, belirli hallerde zorunlu ya da iradi taraf değişikliği yapılması kabul edilmiştir.
Davanın kısmen ya da tamamen ıslahı ise, 6100 sayılı HMK'nun 176 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup ıslah kurumu, taraflarca yapılan usul işlemlerinin düzeltilmesine hizmet etmektedir. Taraflardan biri davada yaptığı bir usul işlemini ıslah yoluyla düzeltebileceği gibi, davacı tarafın davasını tamamen ıslah etmesi ve dava konusunu değiştirmesi de mümkündür. Ancak, davanın tamamen ıslahından maksat, davanın taraflarının da bu yolla değiştirilmesi ve eldeki davanın tarafları ile konusu ve sebebi farklı yeni bir davaya dönüştürülmesi değildir. Yerleşik Yargıtay uygulaması ile de, davanın tamamen ıslahı kabul edilmekle birlikte, ıslah yoluyla taraf değişikliği yapılamayacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/101 esas, 2018/11902 karar sayılı ilamı,)
Somut olaya bakıldığında; eldeki davanın öncelikle şirketin ihyası davası olarak, ticaret sicil müdürlüğüne ve şirket tasfiye memuruna karşı açıldığı, ihyası istenen şirketin sicilden terkin edilmediğinin anlaşıldığı, daha sonra ıslah yoluyla davanın iflas davasına dönüştürüldüğü, davalılar arasında iflası istenen şirketin bulunmaması üzerine nedeniyle ıslah dilekçesinde taraf değişikliği talep edilmesi yukarıda açıklanan hususlar ile ıslahla taraf değişikliği yapılamayacağına ilişkin ana ilke karşısında mümkün değildir. Ayrıca eldeki davada 6100 sayılı yasanın 124/3.maddesinin uygulama alanı olup olmadığı yönünden de, ıslah öncesi açılan davanın şirketin ihyası olduğu, dava dilekçesinde davanın niteliği gereği davanın ticaret sicil müdürlüğüne ve şirketin tasfiye memuruna yöneltildiğinin belirtilmesi karşısında ve yine ihyası istenen şirketin terkin edilmediği, terkine ilişkin herhangi bir kayıt olmaması karşısında davacının davalıyı yanlış bildirmesinin maddi hatadan kaynaklanmadığı, yine ticaret sicil gazetesi nüshalarına herkesin ulaşabileceği, anılan kayıtlarda şirketin terkinine ilişkin bir kaydın da bulunmadığının bu şekilde öğrenilebileceği nazara alındığında dürüstlük kuralına uygun bir talebin de bulunmadığı gibi davacının talebinin kabul edilebilir bir yanılgı da olmadığı, davalı şirket tasfiye memurunun da açıkça taraf değişikliği talebinin reddini talep etmesi karşısında mahkemece davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi isabetlidir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*