T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/472 - 2025/860
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/472
KARAR NO: 2025/860
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:...(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/01/2025 Tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2025/17 Esas
DAVACILAR: 1-...
2-...
3-...
VEKİLİ: Av..
DAVALILAR : 1-...
2-...
3-...
4-...
DAVA TÜRÜ: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
TALEP: Yönetim Kayyımı Atanması
DAVA TARİHİ : 13/01/2025
KARAR TARİHİ: 07/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ: 16/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Otel Asya Turistik Tesisleri Anonim Şirketi'nin 08.09.2023 tarihli genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğuna dair Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/442 E. sayılı kararına rağmen, yok hükmündeki yönetim kurulunun şirketi yönetmeye devam ettiğini ve bu durumun şirket ve hissedarlar için zarara yol açtığını, yok hükmündeki genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinin, kendilerine haksız ve fahiş miktarda huzur hakkı belirlediklerini, şirket varlıklarını kişisel çıkarları için kullandıklarını ve şirketin avukatlık hizmetleri için gereksiz harcamalar yaptıklarını belirterek davacı hissedarlar tarafından şirkete yönetim kayyumu atanmasını ve yönetim kurulu üyelerinin şirkete verdikleri zararın tespit edilerek tazmin edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince 13/01/2025 tarihli ara karar ile; " ... Dava dışı Otel Asya Turistik Tesisleri İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi'ne kayyım atanması talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı talep eden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/442 E. sayılı kararı 2024/23 K. sayılı kararı ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2024/686 E. 2024/1504 k. sayılı kararı uyarınca davalıların yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin kararların yok hükmünde olduğu tespit edildiğini ve şirkette organ boşluğu bulunduğunu, Otel Asya Turistik Tesisleri İnşaat ve Ticaret A.Ş.'nin 08.09.2023 tarihli genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunu ve bu husus yapılan ilk derece ve istinaf yargılamalarında tespit edildiğini, anılan genel kurulda seçilen davalı yönetim kurulu üyeleri, yönetim kurulu üyesi sıfatını kazanamadıklarını ve geçerli bir yönetim kurulu oluşmadığını, ihtiyati tedbir kararlarında ispat ölçütü "yaklaşık ispat" olduğunu, genel kurul kararının yokluğu davasında yerel mahkeme ve istinaf mahkemesi "yokluğa" karar verdiğine göre şirketin yönetim kurulu organının bulunmadığının ortaya çıktığını, ilk derece mahkemesinin verdiği karar bu bakımdan da hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; var olan yönetim kurulunun yok hükmünde sayılabilmesi için için öncelikle kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, söz konusu kararın şu aşamada icra edilebilmesi mümkün olmadığını, dolayısıyla şirketin organsız kaldığı ne yaklaşık olarak ne de tam olarak ispat edilemediğini, bu doğrultuda davacı tarafın yaklaşık ispat ölçüsüne dayanarak şirkete kayyım atanmasını talep etmesi son derece abesle iştigal olduğunu, ayrıca belirtmek gerekir ki; şirketin organsız kaldığı ispatlanamadığı gibi şirketin zarara uğratıldığı da ispatlanmadığını beyan ile; davacıların istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/17 Esas sayılı 13/01/2025 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Talep; yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davacıların yönetim kayyımı atanması taleplerinin 13/01/2025 tarihli ara karar ile karar verilmiş karara karşı talep eden davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK'nın 389. vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 389. maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
6100 Sayılı HMK'nın 390-(3) maddesinde; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek" zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde, geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Diğer yandan; gerek 6102 sayılı TTK. ve gerekse özel yasalarda şirketlere temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK. hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 403-(2) maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/01/2013 tarih 2012/17605 Esas 2013/49 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket müdürünün azli davalarında verilecek tedbirlerin şirketin hayatini devam ettirebilmesinde sakınca doğuracak mahiyette olmaması gerektiği belirtilmiştir.
Eldeki uyuşmazlıkta, davacıların davalı yönetim kurulu üyelerinin şirkete verdiklerini ileri sürdükleri zararın tahsilini talep ettikleri, yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, geçici hukuki koruma yollarından olan ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup, eldeki davada davacının iddiaları ile davalının savunmaları yargılama sonunda tespit edilecek ve zarar iddiasının varlığı konusunda yargılamanın sonunda karar verilecektir. Eldeki uyuşmazlıkta ise, ancak mevcut deliller ile ve yukarıda açıklanan hüküm ve ilkeler doğrultusunda sadece davacının değil, davacı ile birlikte şirket ve diğer ortakların hak ve menfaatlerinin aynı derecede korunması için değerlendirme yapılabilecektir.
Bu belirlemelere göre eldeki talep incelendiğinde; şirkette organ boşluğu olmadığı, davacıların iddiaları yönünden bu aşamada henüz yaklaşık olarak ispat koşulunun gerçekleşmediği, şirketin faaliyetlerine devam ettiği, bu nedenle ihtiyati tedbirin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı anlaşılmıştır.
Karar başlığında; tarafların T.C. Kimlik numaralarının yazılmaması ile davacılar vekilinin adresinin yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacıların İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*