T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1978
KARAR NO: 2024/1885
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/09/2024 tarihli ara karar
NUMARASI: 2024/157 Esas
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
TALEP: İhtiyati Tedbir Talebinin Reddi
DAVA TARİHİ: 23/02/2024
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 19/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin inşaat sektöründe tanınan ve bilinen bir firma olduğunu, müvekkili şirketin hissedarlarından olan ...'ın, diğer hissedar ... ile yapmış olduğu anlaşma çerçevesinde 01.08.2022'de Gebze 5. Noterliğinin ... yevmiye sayılı işlemi ile müvekkili şirkette bulunan hissesini belli bir alacak karşılılığında ...'a devrettiğini, müvekkili şirkette bulunan hissesini devreden ...'ın, aynı zamanda 24.12.2021 tarihinde kurulmuş olan rakip şirket Toler Mimarlık İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin aynı bölgede aynı amaca hizmet eden kurucu ortağı olduğunu, müvekkili şirketin ... parselde, 2020 yılında tamamladığı kat karşılığı inşaat projesine eser sahibi olarak Merkez İnşaat unvanını ve logosunu yapının dış cephesine eser sahibi olarak kullandığını, eserini tamamladığını, müvekkili şirketin yine başka projesi olan ... parselde, tamamladığı kat karşılığı inşaat projesine eser sahibi olarak Merkez İnşaat unvanını ve logosunu yapının dış cephesine eser sahibi olarak kullandığını, eserini tamamladığını, ticaret unvanı, tacirin ticari işletmesi dolayısıyla kullandığı isim olduğunu, müvekkili şirketteki hissesini devrederek ilişkisini sonlandıran ...'ın ortağı olduğu davalı rakip şirket Toler Mimarlık, kendi logo ve ticaret unvanını müvekkili şirketin tamamladığı eserlerde aldatıcı ve haksız olarak, eserleri yapan şirketin Toler Mimarlık algısı verecek şekilde kullanarak kendisine haksız tanıtma vasıtası kurduğunu, davalı şirketin haksız rekabet hükümlerine aykırı hareket ettiğini, kendi yapmadığı eserleri kendi yapmış gibi gösterip müşteri çevresince karışıklığa yol açtığını, haksız rekabet sonucu oluşan davalı şirket ticaret unvanı ve logosunun yapımı müvekkili şirkete ait olan eserlerden TTK 61'e göre tedbiren ortadan kaldırılmasını, haksız rekabetin önlenmesine, haksız rekabetin tespit ve men'ine, eser sahibi olan müvekkili şirketin mezkur yapılarda öncesinde bulunan unvan ve logosunun tüm maddi maliyeti haksız rekabet eden davalı şirkete ait olmak üzere binaların dış cephesinin eski durumu olan Merkez İnşaat unvan ve logosu olarak düzeltilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin duruşmalı olarak incelenmesine karar verilmiş olup, 20.03.2024 tarihli celsede davacı vekilinin tedbir talebinin 50.000,00-TL teminat karşılığında (nakdi teminat veya teminat mektubu) mukabilinde kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili 26.03.2024 tarihli talep dilekçesinde özetle; Mahkememizce verilen 22.02.2024 tarihli ara karar hakkında Gebze İcra Dairesi tarafından hüküm bölümünde ...ne ait tabelaların kaldırılmasına dair hüküm kurulmadığını, bu aşamada alacaklı vekilinin talebinin reddine ilişkin karar verildiğini, mahkemeden bu hususa ilişkin uyap sistemine ara karara ek olarak bir karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 21.03.2024 tarihli talep dilekçesinde özetle; 20.03.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebi değerlendirme duruşmasında, tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş ise de kararın ne şekilde uygulanacağı konusunda kısa kararda açıklık olmadığını, gerekçeli ara kararın tebliğinden sonra yasal sürede itirazlarını ibraz edeceklerini, bu aşamada öncelikle mahkeme tarafından takdir edilen nakit teminat tutarının, güncel dış cephe ünvan sökme ve yazım işlemlerini karşılamaya yetecek bir tutar olmadığını, Mahkemece mahallinde keşif yapılmadan 50.000-TL teminat takdir edilmesinin hatalı olduğunu, zira bina üzerindeki ünvanın kaldırılması veya yeniden yapılması işleminde binanın yüksekliği, bu işlemlerin yapılması için sepetli vinç kiralanması gerekliliği, bina cephesinde sökme ve yazım işlerinde dış cepheye zarar verilip verilmeyeceği, zarar verilirse ne kadar bedelle tadilat işlemlerinin yapılabileceği gibi konularda, uzman görüşü alınmadan, 50.000 TL teminat takdir edilmesinin mağduriyete neden olacağı, tedbir kararı verildikten sonra, bina yöneticiliğine durumun bildirildiği, alınan teklif metnine göre bina üstündeki ünvanın sökülmesi işlemi için güncel olarak 142.000 TL teklif verildiği, bu nedenlerle mahkemece verilen nakit teminatın yetersiz olduğunun aşikar olduğu, üstelik mahkemece verilen tedbir kararının dava dışı kat maliklerinin görüşü ve onayı olmadan verilen bir karar olup, davada taraf olmayan kişileri de etkileyecek bir tedbir kararı olması nedeni ile mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğu, zira binada 14 ayrı bağımsız bölüm bulunduğu, 1 bağımsız bölümün Toler Mimarlık adına kayıtlı olup, diğer 13 ayrı bağımsız bölüm malikinin ise bu davada taraf olmadığını, özetle, mahkeme davacının maliki olmadığı bir bina için, davada taraf olmayan kişileri de etkileyecek bir tedbir kararı verildiğini, bu durumun bina maliklerinin mülkiyet ve tasarruf haklarının mahkeme eliyle ihlal edilmesi niteliğinde olduğunu, dosyaya ibraz ettikleri karar defteri sureti ile açık olduğu üzere, bina kat maliklerinin izinleri ile dış cepheye müvekkili şirketin unvanının yazıldığını, bina dışına reklam-tabela asılması, reklam tabelanın kaldırılması konularının, sadece kat maliklerince verilebilecek bir karar olduğunu, bu nedenle, işbu davada taraf olmayan kat maliklerinin de haklarını etkileyecek şekilde, bina dışındaki yazının kaldırılması ve yeni yazı yazılmasına tedbiren karar verilmesinin haksız olacağını, bu nedenle mahkemece verilen tedbir kararının yeniden değerlendirilmesi ve tedbir kararının gerekçeli metinde sınırlandırılması taleplerinin bulunduğunu, bu doğrultuda tedbir kararına itirazın, istinaf başvurusu ile yapılacağı bilgisinden hareketle bu aşamada; tedbir kararının gerekçesi ve ne şekilde uygulanacağına yönelik ara karar metni oluşturulmadan önce davaya konu taşınmazın tapu kayıtlarının tapu müdürlüğünden ve dava tarihinden önce, davacının ilgili taşınmazlar için reklam ve ilan başvurusu olup olmadığının belediyeden sorulmasını, dava dışı kişilere ait bir binada, kat maliki olmayan davacı lehine tedbir kararı uygulaması yapılmasının, kamu düzenine ve dava dışı kişilerin mülkiyet ve tasarruf haklarının zedelenmesine neden olacak bir karar olacağı gözetilerek tedbir kararının uygulanmasının belirlenen teminatla karşılanmayacak aşırı masrafa ve davada taraf olmayan kişilere ait bina dış cephesine zarar verecek bir işlem olması nazara alınarak tedbir kararının kesinleşmesine kadar icrasının durdurulmasına karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise davalı taraf olarak, hali hazırda bina üzerine yazılı olan davalı ünvanının görünmeyecek şekilde branda ile kapatmaya hazır olduklarını beyan ile mahkemece verilecek tedbir kararının, mevcut unvan yazısının branda ile kapatılması şekilde uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin; ihtiyati tedbir kararının uygulanmasında tereddüt oluştuğuna dair dilekçesi ve Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2024/9165 Esas sayılı dosyasında verilen; aynı yöndeki 27.03.2024 tarihli karar gözetilerek Mahkememizce verilen 20.03.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin hüküm kısmının "Davacı vekilinin tedbir talebinin 50.000,00-TL teminat karşılığında (nakdi teminat veya teminat mektubu) mukabilinde KABULÜNE, teminatın yatırılması halinde ... parselde ve ... parselde yer alan binalarda yer alan ...'ne ait tabelaların KALDIRILMASINA" şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Aynı kararda davalının ihtiyati tedbir kararına itirazları yönünden, duruşmalı olarak incelenen ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair karara karşı İstinaf kanun yolunun açık olması nedeniyle inceleme yapılmamış, ancak davalı vekilinin teminatın artırılması yönündeki talebi incelenerek reddine karar verilmiştir.
Davalının ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazlarının incelenmesi amacıyla dosyanın gönderildiği Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2024/1105 Esas, 2024/1075 Karar sayılı ve 10.07.2024 tarihli kararı ile "... yasal düzenleme karşısında mahkemece, duruşma açılıp taraflar davet edilerek inceleme yapılması gerekirken; 20.03.2024 tarihinde ihtiyati tedbir talebinin duruşmalı olarak değerlendirildiği ve talebin kabulüne karar verildiği, davalının ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine 27.03.2024 tarihinde evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verildiği, bu şekilde ihtiyati tedbire itirazın 6100 sayılı yasanın emredici nitelikteki 394/4.maddesine aykırı şekilde taraflar davet edilmeden ve duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesi anılan yasal düzenlemeye açık aykırılık içerdiğinden kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir" denilerek ihtiyati tedbir kararına itirazın değerlendirilmesi amacıyla dosyanın Mahkememize gönderilmesi sonucunda Mahkememizce tarafların duruşmaya daveti ile 18.09.2024 tarihli celse açılarak davalı vekilinin ihtiyati tedbire yönelik itirazları incelenmiştir.
Davalı vekilinin 21.03.2024 tarihli dilekçesinde; Mahkememizin davacının tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş ise de tedbir kararı nın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dosyası incelendiğinde tespit olunacağı üzere, davacı yararına tedbir kararı verilebilmesi için gerekli hukuki koşullar oluşmadığını, emsal yargıtay kararları ve bölge adliye mahkemeleri kararları ile vurgulandığı üzere; Kanun koyucunun, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlı olduğunu, bu ilkenin ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğunu, “Elverişlilik”in, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik”in başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık”ın ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade ettiğini, bir kurala uyulmaması sebebiyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunmasının zorunlu olduğunu, davacının tedbir talebinin kabul edilmesinin, davacının esas hakkındaki talebinin kabul edilmesi anlamını doğuracak şekilde hüküm niteliğinde bir hukuki sonuç doğurduğunu, tedbir yoluyla elde edilmesi sonucunu doğuracak nitelikte, ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği kuralının ihlal edildiğini, davalıya verilen ek cevap dilekçesi süresi henüz dolmamışken, deliller toplanmamış ve haksız rekabete yol açacak şekilde bir eylem olup olmadığı mahkemece değerlendirilmeden tedbir kararı gerekçesinde, davalının davacı iddiasını kabul ettiğine yönelik gerekçe oluşturulmasının kabul edilemeyeceğini, HMK gereğince yasal sürede davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış olsa bile davalının, davacı iddialarını inkar ettiği sonucu doğmakta iken, mahkemece davalının davacı iddiasını kabul ettiğine yönelik kanaat oluşturulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya ibraz edilen ve davaya konu taşınmaza ait bina kat malikleri karar defteri ile alınan karar ile sabit olduğu üzere, davacının ünvanını taşıyan tanıtım yazısının, bina yönetimi tarafından alınan karar ile söküldüğünün sabit olduğunu, Mahkemece davaya konu taşınmazların tapu kayıtları, karar defteri, yönetim planı ve ilgili belediyeden davacı adına reklam ve ilan asma izni, verilip verilmediği bilgileri celp edilmemişken, yerinde keşif yapılarak fiili durum tespiti yapılmadan, davanın esası konusunda hüküm oluşturma niteliğinde tedbir kararı verilmesinin haksız olduğunu, davacı şirketin davaya konu ettiği taşınmazlarda, kat maliki veya kiracı olmadığını, davacının sahibi olmadığı bir binaya tabela veya reklam yazısı asmasının yasal olmadığını, yasa dışı olarak asılan davacı ünvanının kat maliklerinin isteği ile kaldırılmasının da, davacı zararına eylem kabul edilemeyeceğini, apartmanın dış cephesinin, ortak alanlar kapsamında sayılıp, burada yapılacak şeyler için kat maliklerinin onayının gerektiğini, ayrıca tabela yönetmelik esaslarına göre, tabela uygulama ve tabela asma izinlerinin ana arterlerde Büyükşehir belediyelerinden, ara arterlerde İlçe belediyelerinden alındığını, davacının davaya konu taşınmaza tabela veya reklam yazısı asmak için kat maliklerinin onayını almadığı gibi ilgili belediyeden yasal izinlerini de almadığını, davacının kendi haksız durumunun (binadaki tabela-reklamının) ortadan kaldırıldığı için zarar gördüğü iddiasında bulunamayacağını, bina projesinin Mahkeme tarafından incelenmediğini, binaların projesinde, bina ön cephesinde davacı şirket adının yazacağına dair bir kayıt bulunmadığını, her iki bina yönetim planında bina dış cephesinde davacı şirket adının yazacağına dair kayıt da bulunmadığını, O halde, esasen binalar üzerinde yazılı olması öngörülmeyen davacı şirkete ait yazının, bina maliklerinin kararı ile kaldırılmasının hukuka aykırılık teşkil etmeyeceğini, davacı lehine haksız rekabet nedeniyle, tedbir kararı verilebilmesi için, gerekli hukuki ve fiili koşulların oluşmadığını, davacının, kanunun tanımına uygun nitelikte, zarara uğradığına veya uğrayacağına yönelik somut bir delil sunmadığını, hal böyleyken, Mahkemece yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiği gerekçesi ile tebdir kararı vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket ortağı ...'ın , davacı şirketteki hissesini devretmiş olmasının haksız rekabet unsurlarının oluştuğu anlamına gelmediğini, davaya konu yapının inşasından sonra, kat malikleri tarafından davacı şirket ünvanının kaldırılmasına karar verilmesinin, davalı şirket ortağı ...'ın bireysel eylemi olmadığını, Mahkemece tedbir kararında, davalı ünvanını içeren tabelaların kaldırılması kararı verilmiş ise de davaya konu taşınmazlarda davalının, davacıya yönelik haksız rekabete neden olacak tabelası bulunmadığını, Mahkemece verilen tedbir kararının, davacının inşaa ettiği herhangi bir binaya, o binada faaliyet gösteren bir başka inşaat şirketinin tabela asmasına engel olunmasının, başka şirketlerin reklam asmasının önlenmesi niteliğinde bir yol açıldığını ve bu durumun kabul edilemez olduğunu, bina üzerinde, davalı şirketin ünvan harflerinin, dış cephede monte edilmiş durumda olduğunu, Mahkemece mahallinde keşif yapılmadan 50.000-TL teminat takdir edilmesinin de hatalı olduğunu, zira tedbir kararının uygulanması ile dava sonunda davacının davasının reddi halinde, eski hale getirme işlerinde dış cepheye zarar verilip verilmeyeceği, zarar verilirse ne kadar bedelle tadilat işlemlerinin yapılabileceği gibi konularda, uzman görüşü alınmadan, Mahkemece oldukça düşük tutarda 50.000-TL teminat takdir edilmesi, davalı şirketin ve doğal olarak bina kat maliklerinin maddi zararına neden olacağını, bina yöneticiliğinin aldığı teklif metnine göre, bina dış cephesinin eski hale getirilmesi işlemi için güncel olarak 142.000-TL teklif verildiğini, belirtildiği üzere, inşaat mühendisi bilirkişiden Mahkemece maliyet hesabı uzman görüşü alınmadan, dış cepheye zarar verilip verilmeyeceği değerlendirilmeden mahkemece takdir edilen nakit teminatın yetersiz olduğunun aşikar olduğunu, üstelik mahkemece verilen tedbir kararının, duruşmada beyan ettikleri üzere dava dışı kat maliklerinin görüşü ve onayı olmadan verilen bir karar olup, davada taraf olmayan kişileri de etkileyecek bir tedbir kararı olması nedeni ile mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, binada 14 ayrı bağımsız bölüm olduğunu, 1 bağımsız bölüm Toler Mimarlık adına kayıtlı olup, diğer 13 ayrı bağımsız bölüm maliki ise bu davada taraf olmadığını, özetle, mahkeme nin davacının maliki olmadığı bir bina için, davada taraf olmayan kişileri de etkileyecek bir tedbir kararı verildiğini, bu durumun bina maliklerinin mülkiyet ve tasarruf haklarının mahkeme eliyle ihlal edilmesi niteliğinde olduğunu, dosyaya sundukları karar defteri sureti ile açık olduğu üzere, bina kat maliklerinin izinleri ile dış cepheye müvekkili şirket ünvanının yazıldığını, bina dışına reklam-tabela asılması, reklam tabelanın kaldırılmasının, sadece kat maliklerince verilebilecek bir karar olduğunu, bu nedenle işbu davada taraf olmayan kat maliklerinin de haklarını etkileyecek şekilde, tedbiren karar verilmesinin haksız olduğunu, korunması değer eser kavramının, binanın mimari projesine yönelik olduğunu, bu halde eseri yani mimari projesi, eseri meydana getiren projesini çizen mimara ait bir mülkiyet hakkını kapsadığını, davacı şirketin, davaya konu binaların mimari projesini çizen/eser mülkiyetine sahip şirket olmadığını, binaların mimarının dava dışı bir başka kişi olduğunu, davaya konu uyuşmazlığın niteliğinin, davacının davayı açmakta hukuki ehliyeti olup olmayacağı, bina görünümü / mimari projesinin 5846 sayılı yasa kapsamında korunmaya değer eser olup olmadığı, haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı, ileri sürülen zararın doğup doğmadığı ve sair hususların yargılamayı gerektirmesi gerçeği karşısında, davacının talebinin tedbiren kabul edilmesi suretiyle esas hakkında hüküm doğuracak şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024-157 esas sayılı dosyasında verilen 21.03.2024 tarihli tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince 18/09/2024 tarihli ara karar ile; "... Aleyhine Tedbir Talep Edilen Davalı tarafın ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazlarının REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tedbir talebinin kabul edilmesi, davacının esas hakkındaki talebinin kabul edilmesi anlamını doğuracak şekilde hüküm niteliğinde bir hukuki sonuç doğurduğunu, tedbir yoluyla elde edilmesi sonucunu doğuracak nitelikte, ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği kuralının, ihlal edildiğini, davacının kendi haksız durumundan menfaat temin etmesinin tedbir kararı ile sağlanmış durumda olduğunu, davacı lehine haksız rekabet nedeniyle, tedbir kararı verilebilmesi için, gerekli hukuki ve fiili koşulların oluşmadığını, haksız rekabet davası açılabilmesi için TTK’nın 56. maddesinde haksız fiil için bir zararın ve zarar tehlikesinin varlığının gerektiğinin öngörüldüğünü, davalı şirket ortağı ...'ın, davacı şirketteki hissesini devretmiş olmasının haksız rekabet unsurlarının oluştuğu anlamına gelmeyeceğini, ayrıca , davaya konu yapının inşasından sonra, kat malikleri tarafından davacı şirket unvanının kaldırılmasına karar verilmesinin, davalı şirket ortağı ...'ın bireysel eylemi olmadığını, Mahkemece tedbir kararında, davalı unvanını içeren tabelaların kaldırılması kararını verilmiş ise de davaya konu taşınmazlarda davalının, davacıya yönelik haksız rekabete neden olacak tabelasının da bulunmadığını, Mahkemece verilen tedbir kararının, davacının inşaa ettiği herhangi bir binaya, o binada faaliyet gösteren bir başka inşaat şirketinin tabela asmasına engel olunması, başka şirketlerin reklam asmasının önlenmesi niteliğinde bir yol açılmıştır ki bu durumun kabul edilemeyeceğini, Mahkemenin davacının maliki olmadığı bir bina için, davada taraf olmayan kişileri de etkileyecek bir tedbir kararı verdiğini, bu durum bina maliklerinin mülkiyet ve tasarruf haklarının mahkeme eliyle ihlal edilmesi niteliğinde olduğunu, Mahkemece verilen tedbir kararında, davaya konu binanın, eser niteliğine vurgu yapılmış ise de, 6098 sayılı yasada inşaat hukuku ve sözleşme kapsamında eser niteliği ile 5846 sayılı yasadaki fikri mülkiyet hukuku kapsamındaki eser tanımları arasındaki farklılık, korunma amacı, hak sahibinin kim olacağının da Mahkemece dikkate alınmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2024 tarihli ara karar, 2024/157 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava haksız rekabetin tespiti ve men’ine ilişkindir.
Talep ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı şirketin ... parselde, 2020 yılında tamamladığı kat karşılığı inşaat projesine eser sahibi olarak “Merkez İnşaat” unvanını ve logosunu yapının dış cephesine eser sahibi olarak kullandığını, eserini tamamladığını, davacı şirketin yine başka projesi olan ... parselde, tamamladığı kat karşılığı inşaat projesine eser sahibi olarak “Merkez İnşaat” unvanını ve logosunu yapının dış cephesine eser sahibi olarak kullandığını, eserini tamamladığını, ticaret unvanı, tacirin ticari işletmesi dolayısıyla kullandığı isim olduğunu, davacı şirketteki hissesini devrederek ilişkisini sonlandıran dava dışı ...'ın ortağı olduğu davalı şirket, kendi logo ve ticaret unvanını davacı şirketin tamamladığı eserlerde aldatıcı ve haksız olarak, eserleri yapan şirketin Toler Mimarlık algısı verecek şekilde kullanarak kendisine haksız tanıtma vasıtası kurduğunu, davalı şirketin haksız rekabet hükümlerine aykırı hareket ettiğini, kendi yapmadığı eserleri kendi yapmış gibi gösterip müşteri çevresince karışıklığa yol açtığını, haksız rekabet sonucu oluşan davalı şirket ticaret unvanı ve logosunun yapımı müvekkili şirkete ait olan eserlerden TTK 61'e göre tedbiren ortadan kaldırılmasını talep ettiği; davalı tarafından davacının anılan taşınmazlarda malik veya kiracı olmadığından bu davayı açamayacağını, anılan yazıların kat malikleri kurulu kararı doğrultusunda yapıldığını, haksız rekabete yol açmadığını beyan ederek davanın reddini talep ettiği, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, davalı tarafından yapılan itirazın reddine karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu, dairemizin 2024/1105 esas 2024/1075 karar sayılı ilamı ile “…Belirtilen yasal düzenleme karşısında mahkemece, duruşma açılıp taraflar davet edilerek inceleme yapılması gerekirken; 20.03.2024 tarihinde ihtiyati tedbir talebinin duruşmalı olarak değerlendirildiği ve talebin kabulüne karar verildiği, davalının ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine 27.03.2024 tarihinde evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verildiği, bu şekilde ihtiyati tedbire itirazın 6100 sayılı yasanın emredici nitelikteki 394/4.maddesine aykırı şekilde taraflar davet edilmeden ve duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesi anılan yasal düzenlemeye açık aykırılık içerdiğinden kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir…” anılan kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrası yapılan değerlendirmede, itirazın reddine karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yoluna başvurduğu görülmüştür.
Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin yasaklanmasının amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "Bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar ise TTK'nın 55. maddesinde örnek kabilinden ve sınırlı olmamak kaydıyla sayılmıştır.
TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini talep edebileceği hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı yasanın 61.maddesinde haksız rekabetten kaynaklanan davalarda hükmedilecek ihtiyati tedbirlerin neler olabileceğini belirtmiş, ihtiyati tedbir olarak aynı yasanın 56/1-b-c maddelerinin de uygulanabileceği düzenlenmiş, ihtiyati tedbire ilişkin diğer haller ve usul yönünden 6100 sayılı yasaya atıf yapılmıştır.
Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (6100 sayılı yasanın 389.maddesi)
Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. (6100 sayılı yasanın 390/3.maddesi)
İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (6100 sayılı yasanın 394/2.maddesi)
Eldeki olayda; Dosyaya sunulan belgelere göre; ... parselde inşa edilen binanın ve ... parselde bulunan binanın müteahhidinin dosyamız davacısı olduğu, anılan binaların üzerine“Merkez İnşaat” unvanını ve logosunu yapının dış cephesine yazdığının anlaşıldığı, uygulamada binayı yapan kişilerin ismini binaya yazması şeklinde fiili bir uygulamanın da olduğu gözetildiğinde anılan binalardan bir tanesindeki yazının sökülerek davalının adının dış cepheye aynı şekilde yazılmasının davacının iddiasını yaklaşık olarak ispat ettiği, 6102 sayılı yasanın 61/1 atfıyla aynı yasanın 56/1- c maddesi gereği davalının isminin yazıldığı harflerin binanın dış cephesinden kaldırılmasına da karar verilebileceği, mahkemece belirlenen teminatın bu aşamada yeterli olduğu, itirazın dairemizin kaldırma kararında belirtildiği şekilde duruşmalı olarak değerlendirildiği de nazara alındığında mahkemece ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmesi isabetlidir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; itiraz eden/davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; itiraz eden davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*