T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/848 - 2025/1882
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/848
KARAR NO: 2025/1882
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:...(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/02/2024
NUMARASI: 2023/119 Esas - 2024/186 Karar
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: KARBOLİNE ÇATI İNŞAAT VE MALZEMELERİ PLASTİK TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA TÜRÜ: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/02/2023
KARAR TARİHİ: 07/11/2025
KR. YAZIM TARİHİ: 24/11/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin 2009 yılındaki kuruluşundan itibaren 400 payın 100 payına sahip bir ortak yer aldığını ve sermaye borcunun tamamını ödediğini, davalının, PVC çatı malzelemeleri üretimi ve satışı alanında sektörün ilk ve en büyük imalatçısı konumunda olduğunu, davacının, 2009 yılından beri şirketin zorda kaldığı zamanlarda, şirkete borç mahiyetinde şirkete çeşitli paralar gönderdiğini, şirketin diğer ortakları aynı aileye mensup ortaklardan oluşmakta olduğundan zamanla müvekkilini ortaklıktan dışladıklarını, temettü ödemedikleri gibi, şirkete borç mahiyetinde verdiği paraları da geri ödemediklerini, davalıya yolladığı paraların akıbetini merak eden davacının, ortaklıktan kaynaklanan bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak istediğini ve davalıya başvurduğunu, davalı tarafından davacının inceleme talebinin yerine getirilmediğini, bunun üzerine davacının, şirkete bu zamana kadar vermiş olduğu borçların iadesini talep etmek zorunda kaldığını, talepleri sonuçsuz bırakılan müvekkilinin artık son çare olarak hukuki yollara başvurduğunu, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/282 Esas sayılı icra dosyası ile davalıya bu zamana kadar verilmiş olan borçların talep edildiğini, itirazın iptali ve davacının taraflarından aldığı ve iade etmediği paraların iadesi için Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/598 Esas sayılı dava dosyası ile dava açıldığını, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/598 Esas, 2022/536 Karar sayılı ve 16.06.2022 tarihli kararı ile TBK 392. Maddesi gereğince, ödünç verilen paranın 6 hafta geçmedikçe istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, söz konusu tutarın halen davalı tarafından ödenmediğini beyanla; davanın kabulü ile; 1.608.399,83.-TL'nin 23.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesine bakıldığında davacı tarafın, 2009 - 2020 yılları arasında şirketin zor zamanlarında borç para verdiğini iddia ederek verdiği paranın iadesini talep ettiğini, davacının bu yöne ilişkin iddialarını kesinlikle kabul etmemekle beraber bir an için davacının iddia ettiği şekilde bir ödünç para verilmiş olduğu kabul edilse bile kanunda öngörülen geri isteme süreleri dolmuş olduğundan işbu davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde “borç olarak verilen para” iddiasında bulunduğunu, davacı tarafın işbu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, zira davalıya gönderildiği iddia olunan paranın havale belgesinde açıkça ödünç olarak verildiğinin yazılması gerektiğini, aksi takdirde hem doktrinde hem de Yargıtay uygulamasında artık istikrar kazanmış uygulamaya göre havale bir borç ödeme aracı olduğundan davacının iddiasını ispatlamamış sayılacağından davanın bu yönden de reddi gerektiğini, davalı şirketin faaliyet gösterdiği adresin Kimpaş Kimyevi Madde Pazarlama A.Ş. firmasına ait olup, bugüne kadar herhangi bir kira bedeli ödenmediğini, bunun yanında davalı şirketin davacı dışındaki diğer ortaklarından aldığı finansal desteği geri ödeyemediğinden yüklü miktarda bu ortaklara borçlu bulunduğunu, davacı ortağın, şirketin finansal sıkıntılarında destek olmadığı gibi şirkete gönderdiği paranın büyük bir kısmını da geri aldığını, bu hususun davacı ortağın ortaklıktan çıkma talebi ile açmış olduğu Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/599 Esas sayılı dava dosyasından alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, davacı ortağın şirkete destek olmadığı gibi şirketin faaliyetini sürdürmesi için de bir çaba göstermediğini, davacı tarafın, ortaklıktan kaynaklanan bilgi alma ve inceleme talebinin davalı şirket tarafından yerine getirilmediğini iddia etmiş ise de bu iddianın da tamamen gerçek dışı olduğunu beyanla; davacı tarafın haksız ve kötü niyetli davasının usul ve esas yönünden reddi ile davalı şirketin davacı ortağa borcu olmadığının tespitine, mahkemece davacının, davalı şirkete gönderdiği paradan alacaklı olduğunun tespit edilmesi halinde bu alacağından davacının şirkete olan öz sermaye borcuna mahsup edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 896.569,91.-TL alacağın 27/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarını kabul etmemekle birlikte 2009-2020 yılları arasında davalı şirkete verilen bir borcun varlığı bir an için düşünülse dahi kanunda ön görülen geri isteme süreleri dolduğundan davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar 'borç olarak verilen para' iddiasında bulunmuş ise de bu iddiasını ispatlayamadığını, davacının, davalı şirketten bir alacağı olduğu ortaya çıkması halinde bu alacağın öncelikle şirkete olan borçlarına mahsup edilmesi gerektiğini, sayın mahkeme bu hususu da gözardı ettiğini, öte yandan dosyada alınan bilirkişi raporları da çelişkili olduğunu, davacı tarafın faiz talebi de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf ödünç iddiasını ispat etmediği gibi mahkemece böyle bir kanıya varılması halinde dahi faiz uygulanıp uygulanmayacağı konusunda taraflarca bir anlaşmanın bulunup bulunmadığı hususu araştırılması gerekirken bu husus hiç araştırılmadan avans faizi uygulanmasına dair kararı da açıkça hukuka aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket defterlerinin ve banka hesaplarının incelenerek aynı yıllarda aynı ödemelerin diğer ortaklara da ödenip ödenmediğinin tespit edilmesini talep etmelerine rağmen sayın mahkeme tarafından bu itirazların hiçbir şekilde değerlendirmeye konu edilmediğini, eksik inceleme neticesinde hatalı hüküm kurulduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/02/2024 Tarih - 2023/119 Esas - 2024/186 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; alacak istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, davalı şirketin 2009 yılındaki kuruluşundan itibaren 400 payın 100 payına sahip bir ortak olarak yer aldığını ve sermaye borcunun tamamını ödediğini, 2009 yılından beri şirketin zorda kaldığı zamanlarda, şirkete borç mahiyetinde çeşitli paralar gönderdiğini,şirketin diğer ortakları aynı aileye mensup ortaklardan oluşmakta olduğundan zamanla davacıyı ortaklıktan dışladıklarını, temettü ödemedikleri gibi, şirkete borç mahiyetinde verdiği paraları da geri ödemediklerini beyan ederek alacağının tahsili için eldeki davayı açtığı, davalının, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini, iddia edilen para gönderim belgelerinde gönderilen paraların açıkça ödünç verildiğinin yazılı olması gerektiğini, aksi halin var olan bir borcun ödenmesi anlamına geleceğini, davalı şirketin diğer ortaklara da borcunun bulunduğunu, davacının şirket yönetiminden dışlandığı iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasına alınan 24/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında yapılan ödemelerde tevsik edici belgeler Vergi Usul Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu mevzuatları hükümlerine göre dikkate alındığını, dava dosyası ile eki dava dosyası içeriğinde mevcut olmayan tevsik edici belgelerin rapor ekine alındığını, davacı yanca davalıya gönderilen ödemelerin borç olarak gönderildiğinin kabulü halinde, bu ödemeler toplamının (20.09.2013 - 03.10.2020 arası) 1.597.404,00.-TL olduğunu, davalı yanca davacı yana yapılan ödemelerin borç karşılığı ödeme olduğunun kabul edilmesi halinde zamanaşımının ödemeler sebebi ile kesileceği ve bu sebeple zamanaşımına uğramış alacak bulunmayacağını; yine TBK'nın 102. maddesine göre taraflar arasında yapılan karşılıklı ödemelerin mahsubu sonrasında; davacının davalı şirketten alacaklı olduğunu, bakiye alacak miktarının ise 916.569,91.-TL olarak tespit edilmiş olduğunu, bu alacak içerisinde zaman aşımına uğramış alacak bulunmadığını, davacının davalı şirketi 27.01.2021 tarihi itibariyle temerrütte düşürdüğünü, temerrüt tarihinden dava tarihine kadar 916.569,91.-TL'ye işlemiş avans faiz toplam tutarının 297.326,49.-TL olarak hesaplandığını, davalı yanca yapılan ödemelerin borç ödemesi olmadığının kabul edilmesi halinde; zamanaşımı dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde, davacı yanın alacağının 1.446.451,00.-TL, bu alacağa temerrüt tarihinden dava tarihine dek işlemiş faiz alacağının ise 469.214,83.-TL olarak hesaplandığı yönünde görüş bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Dosya arasına alınan 08/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; taraflar arasında yapılan ödemelerde tevsik edici belgeler Vergi Usul Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu mevzuatları hükümlerine göre dikkate alındığını, dava dosyası ile eki dava dosyası içeriğinde mevcut olmayan tevsik edici belgeler kök rapor ekinde sunulduğunu, taraf vekillerinin beyan ve itirazlarının ayrıntılı olarak ek raporun “2 -incelemeler, değerlendirmeler ve tespitler” kısmında değerlendirildiğini, davacı yanca davalıya gönderilen ödemelerin borç olarak gönderildiğinin kabulü halinde, bu ödemeler toplamının (20.09.2013 - 03.10.2020 arası) 1.597.404,00.-TL olduğunu, davalı yanca davacı yana yapılan ödemelerin borç karşılığı ödeme olduğunun kabul edilmesi halinde zamanaşımının ödemeler sebebi ile kesileceğini ve bu sebeple zamanaşımına uğramış alacak bulunmayacağını; yine TBK 102. Maddesine göre taraflar arasında yapılan karşılıklı ödemelerin mahsubu sonrasında; davacının davalı şirketten alacaklı olduğunu, bakiye alacak miktarının ise 896.569,91.-TL olarak tespit edilmiş olduğunu, bu alacak içerisinde zaman aşımına uğramış alacak bulunmadığını, davacının davalı şirketi 27.01.2021 tarihi itibariyle temerrütte düşürdüğünü, temerrüt tarihinden dava tarihine kadar 896.569,91.-TL'ye işlemiş avans faiz toplam tutarının 290.838,68.-TL olarak hesaplandığını, davalı yanca yapılan ödemelerin borç ödemesi olmadığının kabul edilmesi halinde; zamanaşımı dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde, davacı yanın alacağının 1.446.451,00.-TL, bu alacağa temerrüt tarihinden dava tarihine dek işlemiş faiz alacağının ise 469.214.83.-TL olarak hesaplandığı yönünde görüş bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının davalı şirkete gönderdiği paranın ödünç olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki banka dekontlarından davacı tarafından 20.09.2013 - 03.10.2020 tarihleri arasında 1.597.404,00.-TL gönderildiği, şirket muhasebe kayıtlarında bu meblağın "ortaklardan alınan borçlar" hesabında izlendiği anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan bilirkişi raporlarında da, şirket kayıtlarının bu meblağı "borç" kalemi olarak gösterdiği tespit edilmiştir.
Türk Borçlar Kanununun 386 ve devamı maddeleri uyarınca, ödünç sözleşmesi, ödünç verenin belirli bir miktar parayı karşı tarafın mülkiyetine geçirmesi, borçlunun da aynı miktarı geri vermeyi üstlenmesiyle kurulur.
Davalı, gönderilen paraların büyük kısmının ödendiği, diğer kısmının da şirketin zarar etmesi sebebi ile azalan öz sermayeye eklendiğini savunmaktadır.
Davalı tarafça, söz konusu borcun ödendiği veya başka bir alacağa mahsup edildiğine dair herhangi bir belge ibraz edilememiş olduğu anlaşılmaktadır.
Eldeki davada tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve müzekkere yanıtları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya 20.09.2013 - 03.10.2020 tarihleri arasında 1.597.404,00.-TL gönderildiği, kök rapora ve hesaplama yönünden hükme esas alınan ek bilirkişi raporuna göre bu paraların şirket kayıtlarına borç olarak işlendiği, davalı şirket tarafından müteaddit defalar davacıya ödeme yapıldığı, bu ödemelerin kısmi ödeme olması nedeniyle zamanaşımını kestiği, 6098 sayılı TBK'nın 102. maddesine göre taraflar arasında yapılan karşılıklı ödemelerin mahsubu sonrasında; davacının davalı şirketten 896.569,91.-TL alacaklı olduğu, ihtarnameden itibaren 6 hafta süre geçtiğinde 27.01.2021 tarihi itibariyle temerrütün gerçekleştiği hususu ilk derece mahkemesinin kabulünde olsa da, somut uyuşmazlıkta davacının davayı ileri sürüş biçimi de dikkate alındığında, davacının şirket ortağı olduğu, dönem dönem şirket hesabına para gönderdiği, buna karşılık davalı şirket tarafından da davacıya bazı ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki, mahkemece davacının davalıdan talep ettiği tutarların ve davalı tarafından geri ödemesi yapılan miktarların davacının borç vermesi nedeniyle mi olup olmadığı, yoksa şirket ortağı sıfatıyla aldığı maaş, huzur hakkı veya kar payı ödemesi mahiyetinde olup olmadığı, şirketin sermaye atışına gidip gitmediği ve bu paraların sermaye artışında kullanılıp kullanılmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadan karar verildiği görülmüştür.
Gelinen bu aşamada, ilk derece mahkemesince; davalı şirketin muhasebe kayıtlarının, ortaklar cari hesaplarının, davacıya huzur hakkı ödemesi yapılması, sermaye artışı veya şirket zararının sermaye artışı yoluyla kapatılması yönünde alınmış bir şirket genel kurul kararının olup olmadığı varsa buna ilişkin genel kurul kararının dosya arasına alınması ve son olarak davacının şirket nezdindeki görevine ilişkin belgelerin incelenmesi; davacıya yapılan ödemelerin bordro, ücret veya huzur hakkı ödemesi olup olmadığının tespiti yönünden uzman bir bilirkişiden bilirkişi raporu alınıp sonucu gidilmesi gerekirken, bu yönler araştırılmadan verilen kısmen kabul kararının eksik araştırma ve incelemeye dayalı yanılgılı kanaatle verildiği değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Tarafların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,
a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/02/2024 Tarih - 2023/119 Esas - 2024/186 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf Karar harçlarının, talepleri halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
3-İstinaf edenler tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince Gebze İcra Dairesi'nin 2024/7305 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın (nakit/teminat mektubu) yatırana iadesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/11/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*