T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/791 - 2025/1770
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/791
KARAR NO: 2025/1770
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:...(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/02/2024
NUMARASI: 2023/682 Esas - 2024/85 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın iptali
DAVA TARİHİ: 07/12/2023
KARAR TARİHİ : 23/10/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 23/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'un dava konusu hukuki ihtilafın yaşandığı tarihte şirket tabela adının Nisa Danışmanlık Hizmetleri olduğunu ve Özel İstihdam Bürosuna sahibi olduğunu, diğer faaliyetlerin yanında özel hastanelere doktor bulma, hastane ruhsatı, kadro devirleri konularında aracılık ve danışmanlık hizmetleri gerçekleştirdiğini, özel istihdam bürosunun eksik kadroları için ilan veren, ruhsat devrini yapmak isteyen hastanelere telefon vb. elektronik bilgi iletişim araçları aracılığıyla ulaştığını, çalışma şartlarını yapılacak hizmet bedelini bildirdikten sonra talep olması halinde ilgilenilen doktorla hastane temsilcisi arasında ruhsat devri için hastanelerle iletişime geçerek aracılık faaliyetleri yürüttüğünü, davacının Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün Özel İstihdam Bürosu İzin Belgesi ile ... ünvanı ile faaliyet gösterdiğini, davacı ... (Nisa Sağlık Danışmanlık Hizmetleri) ile davalı Mersin Sistem Özel Tıp Merkezleri A.Ş. arasında kadro devir işlemleri sürecini belirlemek ve davalı şirketin, davacıya ödeyeceği danışmanlık ücretine dair davalı Mersin Sistem Özel Tıp Merkezleri A.Ş. tarafından "Plastik Cerrahi" branşı için imzalanan 15.11.2021 tarihli, "Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi" hükümleri gereğince, davacı tarafından Plastik Cerrahi Kadrosu sözleşme şartlarına uygun bir şekilde davalı Mersin Sistem Özel Tıp Hizmetleri Merkezi A.Ş.'den kadro temin edildiğini, kadro devredecek ve kadro devralacak şirketlerin bilgilerinin her iki şirket yetkilileri ile paylaşılarak irtibat kurulması sağlandığını, akabinde Mersin Sistem Özel Tıp Hizmetleri Merkezi A.Ş.'nin "Plastik Cerrahi" branşına ilişkin kadrosunun Yeni Manisa Yapı Sanayi Özel Sağlık ve Turizm Hizmetleri A.Ş.'ye devrine ilişkin Sağlık Bakanlığına gönderilen talep ve Sağlık Bakanlığınca uygun görülen devir işlemlerinin yapılabilmesi için davacı tarafından davalı şirket yetkililerine bilgi verildiğini, danışmanlık ücreti ödemesi için fatura düzenleneceğinin belirtildiğini, ancak davalı şirket tarafından işbu devir sürecine ilişkin olarak, 15.11.2021 tarihli "Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi" gereğince ödenmesi gereken 85.000,00-TL ve 15.300,00-TL KDV'nin davacı tarafa ödenmediğini, davalı şirket yetkililerince fatura kesilmesi istenmeyerek vergi ödememek için faturasız ödeme yapmayı davacıya teklif ettiğini ancak işbu teklifin davacı tarafından kabul edilmediğini, davalı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelere son verildiğini, davacı tarafından Beyoğlu 20. Noterliğinin, 18.11.2022 tarih, ... yevmiye numaralı İhtarnamesi ile 15.11.2021 tarihli, "Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi" gereğince ödenmesi gereken alacağını talep ettiğini, ancak davalı şirket tarafından işbu ihtarnameye rağmen davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, olay üzerine davacı tarafından davalı şirket aleyhine 11.12.2023 tarihinde ikame edilen Sakarya 1. İcra Dairesi'nin 2022/16512 E. numaralı icra takip dosyası ile 85.000,00-TL danışmanlık ücreti ve 15.300,00-TL KDV olmak üzere toplam da 100.300,00-TL'nin temerrüt tarihi olan 18.11.2022 tarihinden (Beyoğlu 20. Noterliği'nin 32155 Yevmiye Numaralı İhtarname Tarihi) takip tarihine kadar işlemiş 923,94-TL Ticari Temerrüt Faizi ile birlikte talep edildiğini, fakat davalı tarafça bu icra takibine itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, belirterek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığın çözümünde yetkili yer mahkemesinin Manisa mahkemeleri olduğunu, icra takibinin yetkisine de itiraz edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelere bakıldığında taraflar arasında karşılıklı olarak kabul edilip imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını, yine dava dilekçesinde ekinde sunulan 14/12/2021 tarihli uzman hekim kadrosu devri taahhütnamesi başlıklı belgenin bir sözleşme olduğunun kabul edilmesi durumunda, davacının üzerine düşen edimi yerine getirmediğini ve davacı tarafça, davalı sağlık kuruluşuna devrinin yapılmasına aracılık yapılmasının söz konusu olmadığını, işbu belgenin içeriğine bakıldığında, "...Bahse konu devir işlemleri için devreden ve devralanın anlaşması ve devrin Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülmesi durumunda bu taahhütname geçerli olacaktır." denilmek suretiyle taahhütnamenin geçerli olabilmesi şartına bağlandığını, şartın kadro devri için devir eden ile devir alanın anlaşmaya varması ve ayrıca bu devir işleminin Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülerek yapılabileceğini, davacının aracılık yaptığını iddia ettiği devir sözleşmesi ile ilgili Sağlık Bakanlığına müracaatta bulunup bulunulmadığının dahi davalı şirket tarafından bilinmediğini, haricen öğrenildiği kadarıyla davacının aracılık ederek davalı şirkete devrini sağlayacağını taahhüt ettiği kadro maksadıyla olduğunu, devir eden şirket tarafından Sağlık Bakanlığına bir başka şirkete devredilmek üzere taahhüt de edildiğini, taahhütname başlıklı belgenin imzalanmasının akabinde aradan bir yıl geçmesine rağmen devir işleminin Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış olup olmadığının davalı şirkete bildirilmediğini ve böylelikle taahhüdün zaten geçerliliğini yitirdiğini, yine haricen alınan bilgiye göre davacının devrine aracılık ettiğini iddia ettiği kadronun müvekkil şirkete devrinin Bakanlık tarafından onaylanmadığını, davalı şirkete davacının devrini temin edeceğini taahhüt ettiği kadroyu aradan geçen bir yılın sonunda bir başka aracı firma ile yaptığı anlaşma sonucunda teslim alabildiğini, davacı kadro devrine ilişkin yaptığını iddia ettiği işlemler için davalı şirketi bilgilendirmediğini, netice itibariyle davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi üzerine bahsi geçen kadronun bir başka aracı şirket ile yapılan sözleşme uyarınca davalı şirkete devredildiğini, davacının yapması gereken işi yapmaması sonucunda ücret talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, işbu nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde Manisa mahkemelerinin yetkili olması sebebiyle yetki itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini, aksi durumda delillerin toplanmasını, haksız icra takibi sebebiyle davalı şirket lehine alacağının % 20' si oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...İcra takibi yetkili icra dairesinde yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimliği'nce işbu davanın tarafları arasında akdedilen 14.12.2021 tarihli, "Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi" hükümleri ile davacının aracılık ve danışmanlık hizmetlerine ilişkin görev tanımının tam olarak anlaşılamadığını ve gerekçeli kararda sözleşmenin ifa yerinde de, yanlış bir yorum ile işbu davanın tarafları arasında akdedilmeyen, devreden ve devralan Hastaneler arasındaki işbu davanın konusu olmayan başka bir sözleşme üzerinden, sözleşmenin ifa yeri ve işbu sözleşmeye dayanan icra takibinin yetkisi konusunda hatalı hüküm ittihaz edilerek, adeta davanın taraflarının değiştirilmiş bulunduğunu, 14.12.2021 ve 15.11.2021 tarihli iki ayrı "Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi" dışında, devreden ve devralan hastanelerin aralarında imzaladıkları devir, taahhüt vb. sözleşmelerin, işbu davadaki alacak talebinin konusu olmayıp, devreden ve devralan taraflar arasındaki sözleşmenin ifa yerinin işbu dava ve işbu davaya dayanak icra takibinin yetkisi ile de hiçbir alakasının bulunmadığını; davacının aracılık ve danışmanlık hizmetlerini, ikamet ettiği Sakarya ilinde yürüttüğü ve neticelendirdiğini, ödeme ediminin yerine getirilmediği takdirde icra takibi ikame etmek için Sakarya ilinin yetkili olduğu hususunun tartışmasız olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut uyuşmazlıkta davalı şirketin adresinin Manisa ili olduğu, icra takibi açısından yetkili icra dairesinin Manisa İcra dairesi olduğunu, davacı tarafından icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2024 tarih, 2023/682 Esas - 2024/85
Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davalının imzası bulunan 14.12.2021 tarihli “Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi” kapsamında davacının davalıya plastik cerrahi branşına ilişkin kadrosunun devri hususunda aracılık yapmayı üstlendiği, bu kapsamda davalının da devrin tamamlanması halinde davacıya taahhütnamede yazan bedelleri ödemeyi üstlendiği, davalının plastik cerrahinin devrine ilişkin danışmanlık bedelini ödemediğinden bahisle davalı hakkında takip başlatıldığı, davalı tarafından yetkiye ve borca itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece davalının icra müdürlüğünün yetkisine yapılan itiraz yerinde olduğundan davanın usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
2004 sayılı İİK'nın 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un “Genel yetkili mahkeme” başlıklı 6'ncı maddesi şöyledir:
“Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.”
6100 sayılı Kanun’un “Sözleşmeden doğan davalarda yetki” başlıklı 10 uncu maddesinin şöyledir: “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) “İfa yeri” başlıklı 89 uncu maddesi şöyledir:
“Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir.”
Somut olayda; taraflar arasında “Uzman Hekim Kadrosu Devri Taahhütnamesi” kapsamında davacının davalıya plastik cerrahi branşına ilişkin kadrosunun devri hususunda aracılık yapmayı üstlendiği, bu kapsamda davalının da devrin tamamlanması halinde davacıya taahhütnamede yazan bedelleri ödemeyi üstlendiği bir sözleşme kurulmuştur. Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemeler ve icra müdürlükleri 2004 sayılı yasanın 50.maddesi atfıyla 6100 sayılı yasaya göre belirlenecektir. Buna göre; 6100 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanun'un 10'uncu maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Kanun'un 89'uncu maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.
Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
Eldeki olayda, takibin Sakarya 1. İcra Müdürlüğünde başlatıldığı, davacı alacaklının yerleşim yerinin Adapazarı/Sakarya olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin düzenlendiği, taraflar arasındaki sözleşmede ifa yerinin açıkça kararlaştırılmadığı ve alacağın para alacağı olduğu, 6098 Kanun'un 89'uncu maddesi uyarınca ise para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğinin belirtildiği, bu nedenle alacaklının bulunduğu yer icra müdürlüğü de yetkili olup davacı tercih hakkını bu yönde kullandığından, (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/9375 esas 2024/19 karar sayılı ilamı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2025/6878 esas 2025/10581 karar sayılı ilamı) mahkemece Sakarya İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu nazara alınıp esasa girilerek, taraf iddia ve savunmaları kapsamında bir değerlendirme yapılması gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin reddine, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2024 tarih, 2023/682 Esas ve 2024/85 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.23/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*