T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1144 - 2025/1771
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1144
KARAR NO: 2025/1771
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:...(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/05/2025
NUMARASI: 2024/152 Esas - 2025/429 Karar
DAVACI : FLORKİM KİMYA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : HASIMSIZ
FERİ MÜDAHİLLER: 1-...
VEKİLİ: Av....
2-...
VEKİLİ: Av. ...
3-...
VEKİLİ: Av. ...
4-...
VEKİLİ: Av. ...
5-...
VEKİLİ: Av. ...
6-...
VEKİLİ: Av....
7-...
VEKİLİ: Av....
8-...
VEKİLİ: Av. ...
9-...
VEKİLİ: Av. ...
10-...
VEKİLİ: Av. ...
11-...
VEKİLİ: Av....
12-...
VEKİLİ: Av. ...
13-...
VEKİLİ: Av. ...
14...
VEKİLİ: Av. ...
15-...
VEKİLİ: Av. ...
16-...
VEKİLİ: Av. ...
17-...
VEKİLİ: Av. ...
18-...
VEKİLİ: Av. ...
19-...
VEKİLİ: Av. ...
20-...
VEKİLİ: Av. ...
ALACAĞI TEMLİK
ALAN FERİ MÜDAHİL: 21-...
VEKİLİ: Av. ...
ALACAĞI TEMLİK
EDEN FERİ MÜDAHİL: 22-...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
DAVA TARİHİ: 22/02/2024
KARAR TARİHİ : 23/10/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 23/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; konkordato talebinde bulunan Florkim Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 12.06.2002 tarihinde ... ticaret sicil ... mersis numarası ile tescil edilip, 21 Haziran 2002 tarih ve 5575 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanarak, Y.... adresinde kurulduğunu, şirketin halihazırda ticari faaliyetini ... adresinde sürdürmekte olup Gebze Ticaret Odasına kayıtlı olduğunu, müvekkili şirketin nakil geldiği İstanbul’dan, 03.04.2014 tarihinden itibaren taşındığı ...Kocaeli adresinde ticari faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkili şirketin faaliyette bulunduğu tekstil ve inşaat sektörleri ürün yelpazesinin geniş olmasından dolayı, stok maliyetlerinin yüksek olduğunu, stok maliyetlerinin yüksekliğinin ise, daha fazla sermayeye ihtiyaç duyulmasına, daha fazla sermaye gerekliliğinin ise kredi ihtiyacını artırdığını, bununla birlikte Covid–19 salgınının dünya ekonomisine yapmış olduğu ve halen devam eden olumsuz etkisinin, şirketin faaliyette bulunduğu otomotiv sektöründe “Çip krizi" diye bilinen krizin yaşanması, buna bağlı olarak yeni otomobil ve otomobil yedek parçası üretimi azalmış ve sektörde daralma, bankaların ihtiyaç duyulan miktarda kredi kullandırmamaları nedeniyle nakit dengesinin olumsuz etkilenmesi, artan konut maliyetlerinin inşaat sektörüne etkileri, tedarik sistemindeki aksaklıklar, inşaat maliyetlerinde artış ve Kahramanmaraş merkezli deprem, FED’in küresel etkisi, brent petrolün varilinin uluslararası piyasalarda yükselen artışı ve arz eksikliği, OPEC+ üyelerin anlaşmazlığı, artan döviz kuru nedeni ile akaryakıt sektöründeki ciddi artışlar ve kamunun deprem bölgesine kaynak aktarması nedeniyle ödeme günlerinin uzaması, kredilerin daraltılması ve inşaat yatırımlarının durma noktasına gelmesi, yüksek enflasyon ve yüksek faiz sorunu, üretimde kullanılan girdilerin önemli bölümünün ithal edilmesi, katma değeri yüksek kimyasalların ülkemizde üretilememesi, kimyasal madde üretimde önemli bir maliyet unsuru olan ısı ve elektrik enerji girdi fiyatlarının yüksek olması ve bunun özellikle ihracatta diğer ülkelere göre rekabet gücünü zayıflatması, solvent ithalatında uygulanan ÖTV uygulamalarında yaşanan sorunlar, savaşlar nedeniyle nakliye ve navlun ücretlerinin artmasının müvekkili şirketin mali zorluğa düşme nedenleri arasında olduğunu, bahsedilen nedenlerle müvekkili şirketin borçlarını zamanında ödeyemeyebileceği, bu durumda vaki icra ve hacizler ile karşı karşıya kalınması ve mal bütünlüğünün tehlikeye girmesi olasılığının hasıl olduğunu, bu kapsamda aktiflerin satış fiyatları üzerinden ara bilanço hazırlandığını, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan müvekkilleri ..., ... ve ...'nin ise, şahsi mal varlıklarını ve elde ettikleri karı dahi şirket bünyesinde tuttuklarını, ancak şirket ortaklığından kaynaklı müteselsil borçluluk nedeniyle vadesi geldiğinde icra tehdidi ve tüm varlıklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını, bu nedenle ortağı olunan şirketin vadesi gelecek borçlarını ödeyememesi halinde gerek tüm borçların ödenmesi imkânsızlaşacağı gibi, gerekse de işletmeye has tesis ve makineler hurda malzemesi fiyatına satış göreceğini, konkordato ön projelerinde yer alan tablodan da tespit edileceği üzere ..., ... ve ...'nun müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu borçların asıl borçlularının konkordato projesinin tasdiki ile ödemelerin yapılması halinde borçtan kurutulacakları gibi hisseleri karşılığı olan mal varlığı değerleri korunacak ve ayrıca da ilave kaynak kendisinin kullanımına kalacağını, dolayısıyla bu süreçte ..., ... ve ...'nun da konkordato talep eden ortağı olduğu şirket ile birlikte vade konkordatosuna müşterek ve müteselsil dahil olacak, kendi varlıklarının korunmasını sağladığı gibi, şirketlerin borçlarını ödemesinde ilave kaynak yaratacağını, dosya münderecatında bulunan konkordato ön projeleri, bağımsız makul güvence raporu ve ekli evraklarda ayrıntılı olarak olarak arz ve izah edildiği üzere, muhtemel bir iflas halinde alacaklıların alacağına tam olarak kavuşmasının mümkün olamayacağını, zira iflas halinde varlıkların değerinin çok çok altında satılacağını, işbu konkordato projesi çerçevesinde faaliyetlerin sürdürülmesi halinde, alacaklıların alacağına kavuşabileceğini ve işletmenin de ticari faaliyetlerine devam edebileceğini, konkordato ön projesinin tekikinden de görüleceği üzere müvekkili şirketin mal varlıklarının borçların ödenmesi için yeterli olup sadece zamana ihtiyaç duyulduğunu, müvekkillerinin menfaatlerinin korunması mal birliğinin bozulmaması için hazırlanan projenin vade konkordatosu teklifi olup, hali hazırda faaliyetini sürdüren şirketin ticari hayata tutunması ve olası icralar sonucu doğabilecek olan borçlarının ödenmesi yolunu açmak ve ödenebilirliğini sağlamak için vade talebine dayalı olduğunu, bu sayede borçların %100’ünün ödenmesinin sağlanacağını, tacirin varlık bütünlüğünün de korunarak kanunda belirtilmiş olan amaca uygun olarak faaliyetlerine devamının da sağlanmış olacağını, bu kapsamda; Adi (rehinli/rehinsiz) borçlarını ödemesi için konkordato tasdik karar tarihinden itibaren ödenmek üzere bir (1) yıl ödemesiz, ayda bir olmak üzere 48 (kırksekiz) eşit taksitler şeklinde ödenmek üzere vade konkordatosuna ihtiyacı bulunduğunu, banka ya da finansman kuruluşlarına müvekkili şirketin kullandığı kredilere kefaletinden kaynaklı olarak oluşabilecek rehinli banka borçları olmamasından dolayı daha rahat hareket edebileceğini, konkordato ön projesi kapsamında konkordato kaynakları arasında sermaye artırımı ve konkordato mühleti içerisinde şirketin faaliyetlerinden beklenen gelirler kapsamında proforma nakit akış tabloları oluşturulduğunu, müvekkil şirketin 2024, 2025, 2026, 2027, 2028, 2029 ve 2030 yıllarına ilişkin projeksiyonlar istatistiki tahmin yöntemleri dikkate alınarak somut tutarlar üzerinden hesaplandığını, müvekkili şirketin 7 yıllık faaliyet projeksiyonu listelenmiş olup, şirketin gelecek 6 yıllık süreçte, konkordato mühleti ile birlikte kısa vadeli nakit sıkıntısını atlatacağı ve her yıl bir önceki yıla göre satışlarını %5 - %10 civarında yükselteceği, satış bedellerini ödemelerin gününden önce tahsilini planlayacağı, önceki dönem tahsilatlarını hızlandıracağı ve sürdürülebilir bir projeksiyon öngörüldüğünü bu sebeple; üç aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gereği halinde 2 ay uzatılmasına, kesin mühlet süresi içinde yapılacak konkordato anlaşmasının kabulü halinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... 1-Davacının konkordato isteminin REDDİNE,
2-Davacı şirket lehine Mahkememizce verilen kesin mühlet kararının ve tüm tedbirlerin derhal kaldırılmasına,
3-İİK'nın 288/2 maddesi uyarınca davanın reddine karar verildiğinin ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmesine,
4-İİK'nın 288/3 maddesi uyarınca davanın reddine karar verildiğinin ilan edilmesine,
5-Komiserin görevinin derhal sonlandırılmasına,
6-Komiserin görevinin sonlandırıldığının Sakarya Bilirkişilik Bölge Kurulu'na bildirilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Florkim Kimya San. Tic. A.Ş.'nin aktifi, kesin mühlet döneminde, gerek sermaye arttırımı gerekse hibe anlaşmalarının arttığını, ayrıca şirketin faal olarak çalışmaya devam etmesi nedeniyle mal varlığı ve sermaye değerinde artışlar meydana geldiğini, bu hususun huzurdaki dosyada alınan bilirkişi raporları ile de tespit edildiğini, bununla birlikte 08/05/2025 tarihli duruşmada, makul nedenlerinin Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, projeyi revize etmek için imkan tanınmadığını, alacaklılar toplantısında gerekli çoğunluk sağlanmış olmasına rağmen gerek tasdik gerekse ek süre verilmesine ilişkin taleplerinin reddedildiğini, ayrıca bir kısım müdahilin, gerek temsil gerekse karar yönünden hukuka uygun vekaletname ve yetkileri bulunmamasına rağmen mahkeme tarafından müdahil olmalarına karar verildiğini; duruşmalara, oylama/ karar nisaplarına katıldıklarını, öte yandan konkordato komiseri tarafından hazırlanan nihai raporun, usulen taraflarına tebliğ edilmeden karar verildiğini, raporu inceleme, değerlendirme, projelerine revize etme yönünde imkan tanınmadığını, savunma haklarının açıkça kısıtlandığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Müdahil Türk Ekonomi Bankası Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin gelir elde ederek borcunu ödeyebilmesi için aldığı yeni işlerin/siparişlerin olmadığını, ödemesiz geçen 1 yıllık dönemde para biriktiremediği, kendi kendini dahi döndüremediği, ortağına daha da borçlandığını, şirketin konkordato projesinde alacaklılara teklif ettiği, 23 ay taksitle faizsiz şekilde ödeyeceği adi alacaklılara olan 43.005.142,04 TL borcunu ödeyebilecek gelirleri elde etmesinin mümkün görünmediğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahiller Ravago Chemicals Turkey Kimyasal HammaddelerSatış ve Pazarlama A.Ş., Color And More Kimyasal HammeddelerSatış vePazarlama A.Ş., Ultra Plastik Boya ve Kimya Sanayi Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının borca batık olduğunu, konkordato sürecinde mali durumunun daha kötüye gittiğini, proje hedeflerini yakalamaktan ziyade yarısına dahi yaklaşamadığını, ödemesiz geçen dönemde para biriktiremediği ve hatta kendini dahi döndüremediği, konkordato projesinin başarılı olma ihtimâlinin olmadığını, uygulanabilir ve gerçekçi olmadığı, açıkça alacaklıları zarara sokma kastını taşıdığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahil Güngör Plastik Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının borca batık olduğunu, konkordato sürecinde mali durumunun daha kötüye gittiğini, proje hedeflerini yakalamaktan ziyade yarısına dahi yaklaşamadığını, ödemesiz geçen dönemde para biriktiremediği ve hatta kendini dahi döndüremediği, konkordato projesinin başarılı olma ihtimâlinin olmadığını, uygulanabilir ve gerçekçi olmadığı, açıkça alacaklıları zarara sokma kastını taşıdığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2025
tarih, 2024/152 Esas - 2025/429 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK'nın 285 vd. maddelerinde belirtilen konkordato istemine dayanmaktadır.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; talep eden borçlu Florkim Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili 22/02/2024 tarihli dilekçesi ile borçlu hakkında adi konkordato talebinde bulunmuş, Mahkemece borçluya İİK'nın 287. maddesi gereği 27/02/2024 tarihli ara karar ile 3 ay süre ile konkordato geçici mühleti verilerek geçici konkordato komiseri atanmış ve tedbirlere hükmedilmiş, 23/05/2024 tarihli ara karar ile İİK'nın 289. maddesi gereğince 27/05/2024 tarihinden başlamak üzere 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmiştir.
Konkordato komiseri alacaklılar toplantısı yapıldıktan ve 7 günlük iltihak süresi geçtikten sonra Mahkemeye sunmuş olduğu 06/05/2025 tarihli kesin mühlet sonu gerekçeli raporunda özetle; davacı şirketin 2025/03 ay sonu itibarıyla borçlar ve alacaklar düştükten sonra kalan öz kaynağının, 33.581.841,32.-TL olduğunu, davacı şirketin borca batık olmadığını, davacı şirketin 36 adi alacaklısının 43.005.142,04.-TL alacağı olduğunu, davacı şirketin 1 adet rehinli alacaklısı Denizbank'ın 1.698.752,00.-TL alacağı olduğunu, Denizbank'ın 91.988,98.-TL rehni aşan alacak kısmının ise adi alacaklılar içinde yer aldığını, rehinli alacaklı Denizbank'ın vekilinin alacaklılar toplantısına katıldığı ancak oy kullanmayarak, davacının konkordato projesine RED oyu verdiğini, rehinli alacaklı ile herhangi bir yapılandırma, protokol/anlaşma yapılmadığını, bankalardan Türkiye Halk Bankası, Türkiye İş Bankası ve Yapı Kredi Bankası'nın alacakları üzerinde kredi tutarlarını aşan 3. şahıs ipotekleri olduğunu, Türkiye Halk Bankası ile 3. şahısların ödeme yapılandırmaları olmadığını, Türkiye İş Bankası ile Yapı Kredi Bankası için 3. şahısların ödeme yapılandırmaları olduğunu, bankaların yaptığı protokollerin rapor ekinde sunulduğunu, detaylarının rapor içinde yer aldığını, davacı şirketin 25.04.2025 tarihinde alacaklılar toplantısı yapıldığını, toplantıya alacaklılardan 2 kişi adi alacaklı vekili ile 2 kişi banka vekilinin katıldığını, 7 günlük iltihak süresiyle beraber davacının 36 kişi adi alacaklısından 19 kişinin 21.833.006,12-TL ile projeye kabul oyu verdiğini, 17 kişinin 21.172.135,92-TL için ret oyu verdiğini, konkordatonun tasdiki için aranan nisabın alacaklı sayısı ile alacaklı tutarının yarısını aşarak sağlandığını, davacının 1 adet Denizbank'ın rehinli alacaklısı olduğunu, rehinli alacak tutarının 1.698.752,00.-TL ile 36 kişinin adi alacak tutarının 43.005.142,04.-TL, beraber toplam alacak tutarının 44.703.894,04.-TL olarak tespit edildiğini, davacı şirketin 1 yıllık kesin mühlet içinde yeteri kadar gelir elde edemediğini, konkordato projesinde 2024 yılında elde etmeyi hedeflediği brüt satış gelirlerini elde edemediğini, 2025 yılının ilk 3 ayında yaklaşık 2,3 milyon TL brüt satış geliri elde ettiğini, 2025 yılında elde etmeyi hedeflediği aylık 6,8 milyon TL brüt satış geliri hedefini yakalamadığını, şirketin gelir elde ederek borcunu ödeyebilmesi için aldığı yeni işlerin/siparişlerin olmadığını, ödemesiz geçen 1 yıllık dönemde para biriktiremediğini, kendi kendini dahi döndüremediğini, ortağına daha da borçlandığını, yapılan satışlara bakıldığında, şirketin konkordato projesinde alacaklılara teklif ettiği, 23 ay taksitle faizsiz şekilde ödeyeceği adi alacaklılara olan 43.005.142,04-TL borcunu ödeyebilecek gelirleri elde etmesinin mümkün görünmediğini, şirketin kaynakları arasında satış gelirleriyle borç ödeme teklifi dışında başkaca kaynağının olmamasının, şirketin 1 yıldır ortaklarından kaynak yaratması, 2025/06 aydan itibaren de faaliyet alanını boşaltması gerektiği, çalışma alanının ise belli olmadığından, tüm bu gerekçelerle şirketin konkordato projesinin uygulanabilir olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece; davacının konkordato projesinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacının konkordato isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı borçlu şirket vekilinin de bulunduğu son celsede 06.05.2024 tarihli konkordato komiserine ait son rapor okunmuştur. Borçlu şirket vekili tarafından zapta geçen beyanında, rapora beyan için herhangi bir süre talebinde bulunulmamıştır. Öncelikle komiser raporunu, talebin niteliği uyarınca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 266 vd. maddeleri kapsamında düzenlenen bilirkişi incelemesi ve raporu gibi kabul etmek ve aynı sonuçları doğuracağını öngörmek mümkün değildir. Her iki rapor farklı nitelikleri taşımaktadır. İcra ve İflas Kanununda konkordato komiser raporu ile ilgili bilirkişi raporuna dair herhangi bir atıfta mevcut değildir. Bu durumda, HMK'nın 281 maddesi kapsamında, konkordato komiser raporunun tebliğinden itibaren muhataplara beyan için iki haftalık süre verilmesi de mümkün olmayacaktır. Bu hususa konkordato ile ilgili yasal düzenlemede yer verilmediği gibi böyle bir kabul şekli aynı zamanda konkordato ile ilgili sürelere de uygun düşmeyebilecektir. Ancak bu konunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun ikinci bölümümde “ Yargılamaya Hakim Olan İlkeler “ üst başlığı altında, 27. maddede yer alan “ Hukuki dinlenilme hakkı “ kapsamında değerlendirilmesi isabetli olacaktır. HMK 27/2-a bendinde, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunması, hukuki dinlenilme hakları arasında sayılmıştır. Somut davada, davacı borçlu şirkete nihai komiser raporu tebliğ edilmiş ,davacı vekili duruşmada zapta geçen beyanında aksini iddia etmemiştir. Şu halde, borçlu şirketin konkordato komiser raporuna dair bilgi sahibi olmasının engellenerek hukuki dinlenilme hakkının ihlalinden söz edilemeyecektir. Bu halde, davacı borçlu şirket vekilinin buna dair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı açıktır.
Konkordato geçici komiser heyeti tarafından sunulan nihai raporunda; davacı şirketin rehinli alacak tutarının 1.698.752,00-TL ile 36 kişinin adi alacak tutarının 43.005.142,04-TL, beraber toplam alacak tutarının 44.703.894,04-TL olarak tespit edildiğini, davacı şirketin 1 yıllık kesin mühlet içinde yeteri kadar gelir elde edemediğini, konkordato projesinde 2024 yılında elde etmeyi hedeflediği brüt satış gelirlerini elde edemediğini, 2025 yılının ilk 3 ayında yaklaşık 2,3 milyon TL brüt satış geliri elde ettiğini, 2025 yılında elde etmeyi hedeflediği aylık 6,8 milyon TL brüt satış geliri hedefini yakalamadığını, şirketin gelir elde ederek borcunu ödeyebilmesi için aldığı yeni işlerin/siparişlerin olmadığını, ödemesiz geçen 1 yıllık dönemde para biriktiremediğini, kendi kendini dahi döndüremediğini, ortağına daha da borçlandığını, yapılan satışlara bakıldığında, şirketin konkordato projesinde alacaklılara teklif ettiği, 23 ay taksitle faizsiz şekilde ödeyeceği adi alacaklılara olan 43.005.142,04-TL borcunu ödeyebilecek gelirleri elde etmesinin mümkün görünmediğini, şirketin kaynakları arasında satış gelirleriyle borç ödeme teklifi dışında başkaca kaynağının olmamasının, şirketin 1 yıldır ortaklarından kaynak yaratması, 2025/06 aydan itibaren de faaliyet alanını boşaltması gerektiği, çalışma alanının ise belli olmadığından, tüm bu gerekçelerle şirketin konkordato projesinin uygulanabilir olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
Konkordatonun tasdik koşulları İİK'nın 305. maddesinde; "302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:
a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması.
b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder).
c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması.
d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır).
e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.
Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." şeklinde sayılmıştır. Konkordatonun tasdiki için bu koşulların hepsinin bulunması gerekmektedir. Bu koşulların oluşup oluşmadığını da mahkemenin kendiliğinden incelemesi gerekir. Anılan hükümdeki tasdik koşullarının yanı sıra, tasdik kararı verilebilmesi için öncelikle konkordato projesinin başarıya ulaşma şansının da bulunması gerekir. İİK'nın 289/3. maddesinde kesin mühlet verilmesi koşulu da yine konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması koşuluna bağlanmıştır. Kesin mühlet verilmesi aşamasında başarıya ulaşma olasılığı olan projenin gelişen aşamalarda bu niteliği kaybetmesi de mümkündür. Bu nedenle, diğer tüm koşulların varlığıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının tasdik aşamasında da göz önüne alınması gerekir.
Eldeki davada; borçlu Florkim Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı alınan komiser raporlarıyla ortaya çıktığından Mahkemece, borçlu davacı şirketin konkordato talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.
Her ne kadar davacı şirket vekilince projeyi revize etmek için imkan tanınmadığı iddia edilmiş ise de son celse de dahil olmak üzere karar verilinceye kadar böyle bir taleplerinin olmadığı görülmüştür.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*