T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1431
KARAR NO: 2024/1127
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:...(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:26/06/2024 tarihli ara karar
NUMARASI:2024/217 Esas (derdest dosya)
DAVACI:... (T.C.No:...) - ...
VEKİLİ:Av. ... - ...
DAVALI:... - ...
VEKİLİ:Av. ... - ...
DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ:06/05/2024
TALEP:İhtiyati Tedbir
TALEP TARİHİ:06/05/2024
KARAR TARİHİ:11/09/2024
KR. YAZIM TARİHİ:10/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'un, ...'nin 500 paya ayrılmış şirket sermayesinin 100 pay karşılığı paydaşı olduğunu, davacının bu payını ...'a 17.12.2020 tarihinde Sürmene Noterliğinde noter huzurunda devrettiğini, devir tarihinden bu yana devrin gerçekleştiği sözlü olarak yönetim kuruluna ihtaren bildirilmesine rağmen söz konusu pay devri şirket pay defterine yönetim kurulunca kaydedilmediğini, bunun üzerine ...'un bahsi geçen pay devrinin şirket pay defterine kaydedilmesi amacıyla Ankara 61. Noterliği ... yevmiye numaralı işlemi ile 26.12.2023 tarihinde hisse devrinin pay defterine kaydedilip ticaret sicilde tescil ve ilanı talebine yönelik Ulukan Petrol ... A.Ş. Yönetim kuruluna ve yönetim kurulu başkanı ...'a ihtarname gönderdiğini, şirket yönetim kurulunun, ... tarafından gönderilen ihtarnameye cevap verdiğini ve cevabında hiç bir geçerli neden sunmaksızın, şirket ana sözleşmesinde hisse pay devrini sınırlandıran veya onaya tabii tutan hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen mevzu bahis pay devrini ve pay defterine kaydetmeyi tamamiyle haksız ve hukuka aykırı olarak reddettiğini, bununla beraber yönetim kurulunun aynı cevapta şirketin gerçek bir değerinin olup olmadığını bilmediklerini belirtmesinin ardından, şirket yetkilisi tarafından ihtiyari olarak söz konusu 100 paya karşılık 42.412,87 TL gibi günümüz ticari teamüllerine, eşitlik ilkesine ve hakkaniyete tümüyle aykırı bir rakamı teklif ettiğini, şirket yönetiminin bu işlemi yapmaya dayanak olarak gösterdiği Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesi; "Devrin Sınırlandırılması" başlığı altında "başvurma anındaki gerçek değeriyle" hükmünü içerirken, 491 ve 492. maddesi kapsamında müvekkili ile ... arasında gerçekleşen pay devri açısından hem kanuni ve esas sözleşmesel herhangi bir sınırlandırma bulunmaması hem de taraflarına tebliğ edilen ihtarda da belirtilen kanun hükmü aksine gerçek bir değer içermeyen işlemin tesis edilmesinin kanuna aykırı olduğunu, şirket anasözleşmesinde pay devrini engelleyen ve onaya tabi tutan herhangi bir husus bulunmadığını, davalı şirketin her ne kadar kaçış klozuna başvurduğunu belirtmiş olsa da kaçış klozuna başvurabilmesi için şirket ana sözleşmesinde pay devrini şirket onayına bağlayan veya pay devri hususunda şirketin muvafakatini arayan, pay devrini sınırlandıran bir hüküm bulunmasının gerektiğini, TTK 391. maddesi uyarınca yönetim kurulunun, "Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır.” hükmüne haiz olan davacı ve payını devrettiği ...'un, şirket yetkilisinin bu reddetme işlemi ve teklifine karşılık olarak Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/136 Esas numaralı dosyası ile devralmış olduğunu, payların pay defterine kaydedilmesi için dava yoluna başvurmak zorunda kaldıklarını ve halen devam ettiğini, payların pay defterine kaydı için dava yoluna başvurulduğunu öğrenen şirket yönetiminin, 15.04.2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile hukuken davacıya ait olan 100 adet sermaye payını şirket bünyesine hukuki dayanaktan yoksun devretme kararını aldığını, bu yönetim kurulu kararına binaen şirket yetkilisi tarafından hesaplanmış olan 42.412,87-TL'nin davacı ...'a gönderildiğini, ...'un ise bu miktarı iade ettiğini, tüm bunlarla beraber söz konusu yönetim kurulu kararının öncesinde 2 kez şirket genel kurulu toplantısı yapılmaya çalışılmış ise de şirket yetkilisinin gereken özen ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle genel kurul toplantılarının yapılamadığını, bu hususta genel kurulun 3 kez ertelenmesi ve sonrasında iptal edildiğine dair yönetim kurulunca taraflarına evrak gönderildiğini, Türk Ticaret Kanunu 369. maddesinin bu hususta; "5. Özen ve bağlılık yükümlülüğü madde 369- (1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar." hükmünü içerdiğini ve bahsi geçen genel kurul toplantı tutanaklarını dilekçe ekinde sunduklarını, bu yönetim kurulu kararı dolayısıyla ...'un, şirket genel kurulunda söz sahibi olamadığını ve karar tarihinden itibaren şirket ile ilgili verilmiş ya da verilecek olan önemli hususlardan haberdar ve söz sahibi olamadığını, söz konusu yönetim kurulu kararının ve haksız devrin, daha fazla davacının açısından maddi ve manevi zarara yol açmaması, haklarından mahrum kalmaması ve söz konusu payların 3. kişilere devrinin engellenmesi adına, bu devir işleminin yok sayılmasına veya bu niteliğe ilişkin ihtiyari tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin esas sözleşmesinde pay devrini kısıtlayan veya şirketin onayına tabii tutan hiçbir hüküm bulunmadığını, bu haliyle yalnızca davalı şirketin esas sözleşmesi incelense dahi davanın esası yönünden haklılığının kesin olarak ispatlamış olduğunu, bununla birlikte mevcut halde genel kurul toplantısı yapamadıklarından, şirketin yönetim kurulu başkanının şirketi yalnız başına yönettiğini ve şirketin kazancını çeşitli yollarla kendisine aktardığını, davacı açısından daha fazla maddi ve manevi zarara yol açmaması, haklarından mahrum kalmaması ve söz konusu payların 3. kişilere devrinin engellenmesi, genel kurul toplantısı yapılabilmesi adına bu batıl yönetim kurulu kararının yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyari tedbir kararı verilmesi gerekirken, ihtiyati tedbir talebinin reddinin usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davanın usule aykırı olduğu gibi esas yönünden de tamamen gerçek dışı soyut anlatımlara dayandığını, şirket hak ve menfaatleri dikkate alınmadan açılan hukuka aykırı davada ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının yerinde olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/06/2024 tarih, 2024/217 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Yönetim Kurulu Kararının iptali istemine ilişkin olup, talep alınan kararın yok sayılmasına ve bu niteliğe ilişkin bir tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesi, “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.
Eldeki uyuşmazlıkta davalı şirket 6102 sayılı TTK'nın 493/1. Maddesi uyarınca, payı devralanla şirket arasındaki bir kısım uyuşmazlıkları ve ceza mahkemesi kararlarını gerekçe göstererek pay devrinin reddederek pay değerinin davacıya ödenmesi yoluna gitmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 493/1. Maddesi " Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, ... istemini reddedebilir." şeklindedir.
Eldeki uyuşmazlıkta; davalı şirketin bu hüküm uyarınca redde gerekçe gösterdiği ceza mahkemesi kararı ile diğer delillerin ret için yeterli olup olmadığı ve yönetim kurulu kararının anılan hükme aykırı olduğu iddiasının bu aşamada yaklaşık olarak ispat edilemediği, bu iddianın ancak yargılamanın sonucunda ortaya çıkacağı, açılan davada verilecek karar ile ulaşılacak sonuca ihtiyati tedbir kararı ile ulaşılamayacağı gözetilerek, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır. Diğer yandan, payı devralan ... ile davalı şirket arasında pay devrinin onaylanmasına istemine ilişkin dava Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/136 Esas sayılı dosyasında devam etmekte olup ihtiyati tedbirin bu davada da istenmesi olanaklıdır. Diğer yandan, davacı vekilince istinaf dilekçesi ile yönetim kurulu kararının yürütmesinin geri bırakılması hususunda ihtiyati tedbir karar verilmesini talep etmiş ise de yukarıda açıklanan nedenlerle bu yöndeki bir tedbir için de yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı görülmektedir.
Mahkemece, ara karar başlığında; davacının T.C. kimlik numarası ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 391/2-a maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/09/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*