T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/676 - 2026/945
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/676
KARAR NO: 2026/945
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:...(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/01/2026
NUMARASI: 2025/564 Esas - 2026/17 Karar
DAVACI: YILDIZ ENTEGRE AĞAÇ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR: 1-KOCAELİ TİCARET ODASI BAŞKANLIĞI KOCAELİ TİCARET SİCİLİ MÜDÜRLÜĞÜ - ...
VEKİLİ: Av. ...
2-YILDIZ SUNTA MDF ORMAN ÜRÜNLERİ SANAYİ TESİSLERİ İTHALAT İHRACAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA TÜRÜ: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
DAVA TARİHİ : 30/09/2025
KARAR TARİHİ: 18/05/2026
KR. YAZIM TARİHİ: 15/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait adresin ticaret sicilde aynı zamanda davalı şirket adresi olarak gözükmesinin mağduriyete sebep olduğunu, davacı şirketin faaliyetleri doğrultusunda ... Mah. ... Cad. No: ... Karpete/KOCAELİ adresinde bulunan fabrika binası ve müştemilatını 28/02/2022 tarihinde Yıldız Sunta MDF Orman Ürünleri Sanayi Tesisleri İth. İhr. ve Tic. A.Ş.'den satın aldığını, müvekkili şirketin bu adreste Yıldız Entegre-... Şubesi olarak faaliyetine devam ettiğini, Yıldız Sunta MDF Orman Ürünleri Sanayi Tesisleri İth. İhr. Ve Tic. A.Ş''nin adresteki kaydının Kocaeli Sanayi Odası tarafından ... Mah. ... Cad. No: ... Kartepe/KOCAELİ adresinde faaliyeti bulunmaması sebebiyle 16/03/2022 yılında resen silindiğini, davalı şirketin dava tarihine kadar ticaret sicil kayıtlarından adres kayıtlarını güncellemediğini, bu nedenle müvekkili şirketin mağduriyetine neden olduğunu, adreste davalının herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, davalının kötüniyetli olarak adres değişikliği gerçekleştirmediğini belirterek Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğünün 2025-...-... sayılı ve 26/09/2025 tarihli kararının iptaline, davalı şirket Yıldız Sunta MDF Orman Ürünleri Sanayi Tesisleri İth. İhr. ve Tic. A.Ş.'nin ticaret sicil kayıtlarında halen ... Mah. ... Cad. No: ... Kartepe/KOCAELİ olarak gözüken adresinin terkinine mümkün olmaması halinde değiştirilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kocaeli Ticaret Odası Başkanlığı Kocaeli Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili cevap dilekçesi ile; davacının 24/07/2025 tarihli başvurusu ile davalı Yıldız Sunta MDF Orman Ürünleri San. Tes. İth. İhr. ve Tic. A.Ş.’nin ticaret siciline kayıtlı bulunduğu Kartepe / Kocaeli, ... Mah. ... Cad. No: ... adresinde faaliyette bulunmadığını ileri sürerek anılan adresin sicil kayıtlarından silinmesini talep ettiği, davalı Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü başvuru üzerine şirketi ve yetkililerini tescil işlemi için davet ettiğini, şirket tarafından devam eden bir davanın kesinleşmesi beklendiği gerekçesiyle tescil işleminin şu aşamada yapılamayacağının yazılı olarak bildirildiğini, davalının Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 33 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan ihbar üzerine gerekli inceleme ve değerlendirme sürecini başlattığını, işlemlerin halen değerlendirme aşamasında olduğunu, davacı tarafın işlem süreci tamamlanmadan erken ve haksız biçimde işbu davayı açtığını belirterek davalı Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğünün işlemleri TTK ve Ticaret Sicil Yönetmeliği hükümlerine uygun olduğundan davacı tarafından haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı Yıldız Sunta MDF Orman Ürünleri San. Tes. İth. İhr. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; İddia edilen konunun tamamen idari yargının görev alanında olduğunu, TTK 33 maddesi müeyyide olarak sicil müdürünü teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır hükmünün var olduğunu, işlemlerin idari iş ve işlemler olduğunu, davalı sicil müdürlüğünün belirttiği gibi davacı tarafın henüz sonuçlanmamış bir idari süreç için açılmış olan davada görevli yargı yolunun idari yargı yolu olduğunu, yargı yolu görev iddialar kabul edilmez ise genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi görev alanı olduğunu, 26/10/2022 tarihinde açılmış ve sonunda 2025/550 Esas sayısını alan tapu iptali ve tescil davası açıldığını, davanın derdest olduğunu kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini belirterek görevli yargının idari yargı olması ve adli yargı görevli ve Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesine, bu itirazları kabul görmemesi durumunda öncelikle Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/550 Esas sayılı davasının bekletici mesele yapılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın aktif husumet nedeniyle REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece Ticaret Sicili Yönetmeliği 22. maddesi kapsamında davanın dar yorumlanması usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davacı şirkete ait adresin ticaret sicilinde aynı zamanda davalı şirket adresi olarak gözükmesi mağduriyete sebep olduğunu, davalı Yıldız Sunta kötüniyetli olarak adres değişikliği gerçekleştirmediğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı Yıldız Sunta Mdf Orman Ürünleri Sanayi Tesisleri İthalat İhracat ve Ticaret Anonim Şirketi vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kararın hakka ve hukuka uygun olduğundan dolayı davacının istinaf talebinin reddedilmesi gerektiğini, aksi halde açılmış olan tapu iptal ve tescil davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2026 Tarih - 2025/564 Esas - 2026/17 Karar
sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ticaret sicil memurunun kararına itiraz istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesi ... Caddesi No ... Kartepe/Kocaeli adresinin aynı zamanda davalı şirketin ticaret sicil adresi olarak görünmeye devam ettiğini, bu durumun müvekkili şirket açısından fiili ve hukuki mağduriyet oluşturduğunu, söz konusu fabrika binası ve müştemilatının 28/10/2022 tarihinde davalı şirketten satın alındığını, davacı şirketin bu adreste Yıldız Entegre ... Şubesi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin bu adreste fiilen faaliyet göstermediğini, bunun kayıtlarda da böyle olduğunu, buna rağmen ticaret sicil kayıtlarındaki adresin güncellenmediğini belirterek Kocaeli Sicil Müdürlüğünün 2025-...-... sayılı kararın iptali ile davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan adres kaydının terkinine, bunun mümkün olmaması halinde değiştirilmesine karar verilmesinin talep edildiği, davalı Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü vekilince sunulan cevap dilekçesinde; davacının başvurusu üzerine Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 33 ve devamı maddeleri kapsamında gerekli inceleme sürecinin başlatıldığını, şirkete adres tesciline ilişkin ihtar gönderildiğini, işlemlerin henüz sonuçlanmadığını, davacının idari süreç tamamlanmadan dava açtığını belirterek davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Ticaret sicili işlemleri tescil, tadil (değişiklik) ve terkinden ibarettir. Bunlardan ticaret siciline tescil işlemi 6102 sayılı TTK'nın 27. maddesi ve devamında düzenlenmiştir. Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 28/2 maddesine göre tescil, ticari işletmeyle ilgili belirli hukuki hususların, ticaret sicilindeki ilgili sütunlarına yetkili müdür tarafından ilk kez yazılmasını ifade eden teknik bir terimdir. Tescil, kural olarak talep üzerine yapılır. İstisnai olarak ilgilinin talebi olmaksızın resen veya yetkili kurum veya kuruluşun bildirimi üzerine, tescil de mümkündür. (TTK 27/1.c.2). Sicil müdürünün tescili gereken bir hususu resen (kendiliğinden) tescil edebilmesi için kanunda açık bir hükmün bulunması gerekir. İlgili makamın, yetkili kurum ve kuruluşun bildirmesi üzerine yapılacak tescil için de aynı şekilde kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 28-(1) maddesine göre tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. Talep edebilecek olanlar ise maddede ilgililer olarak belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 31-(2) maddesine göre tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir. Bu durumda da kaydın kısmen veya tamamen silinmesini talep edebilecek olanlar yine ilgililerdir. Bu kuralın istisnası, resen yapılacak tesciller ile yetkili kurul veya kuruluşun bildirimi üzerine yapılacak tescillerdir. TTK'nın 34. maddesine göre ise ilgililer tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır.
Ticaret siciline tescil ve terkin talepleri 6102 sayılı TTK'nın 34. (eTTK 30.) maddesi uyarınca "ilgililere" aittir. Bu ilgililerin kimler olacağına gerek Ticaret Sicil Nizamnamesi 30. ve gerekse Ticaret Sicili Yönetmeliği 22 ve 39. maddelerinde yer verilmiş ve Yönetmeliğin 39. maddesinde de "İlgililer; tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak müdürlükçe verilecek kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilir" şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yönetmeliğin 22. maddesinde de ilgililer, tacirin tüzel kişi olması halinde onun yetkili organları veya yetkili temsilcileri olarak ifade edilmiştir (aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.06.2013 gün ve 2013/7686 Esas, 2013/12362 Karar sayılı ilamı).
Yönetmeliğin 36. maddesine göre; (1) Tescil edilmesi gereken bir olgunun ilgilisi tarafından tescil ettirilmediğini haber alan müdürlük, tescil başvurusunda bulunmakla yükümlü kişileri, otuz gün içinde tescil başvurusunda bulunmaya veya tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Bu davette, kanuni dayanaklar gösterilmek suretiyle davetin gerekçesi, tescili gereken belgeler ve tescil yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin yaptırımları belirtilir.
(2) Birinci fıkra gereğince yapılan çağrı üzerine, süresi içinde tescil isteminde bulunulmaması veya kaçınma sebepleri bildirilmiş olmasına rağmen kaçınma sebeplerinin yeterli görülmemesi halinde müdürlük, durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir. Mahkemenin tescile hükmetmesi halinde olgu resen tescil edilir.
(3) Müdürlükçe verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, Kanunun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen idari para cezasıyla cezalandırılır.
(4) Üçüncü fıkra gereğince idari para cezası verilmesine rağmen, kanuni süre içerisinde tescil isteminde bulunmamakta ısrar edilmesi halinde, müdürlük durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir. Mahkemenin tescile hükmetmesi halinde olgu resen tescil edilir.
Müdürlüğe üçüncü kişilerin başvurması ve sonuçları başlıklı Yönetmeliğin 37. Maddesine göre-(1) Tescil başvurusuna ilişkin müdürlüğün herhangi bir kararı veya işlemi üzerine kişisel yararı bulunmasa bile üçüncü kişiler, bu kararın veya işlemin gerçeği tam olarak yansıtmadığını yahut Kanuna uygun olmadığını, kamu düzenine aykırı veya üçüncü kişilerde yanlış düşünceler uyandıracak mahiyette bulunduğunu ispata elverişli birtakım olguları, müdürlüğe bildirebilir. Bu iddiaların yerinde olduğuna kanaat getirilmesi ve henüz bir işlem yapılmamış olması halinde başvuru reddedilir. İşlem gerçekleştirilmiş ise, 36 ncı maddeye göre işlem tesis edilir. Ayrıca, üçüncü kişilerin başvurusu bir ticaret unvanının tescil edilmediğine, Kanun hükümlerine aykırı olarak tescil edildiğine veya kullanıldığına ilişkin olması durumunda da 36 ncı maddeye göre hareket edilir.
(2) Müdürlük, başvuruda bulunmuş olan üçüncü kişiye söz veya yazı ile uygun gördüğü soruları sorabilir. Üçüncü kişi, bunları açıkça cevaplandırmaya mecburdur. Gerekli cevapları vermediği takdirde, başvuru değerlendirmeye alınmayabilir.
Yukarıdaki açıklamalar, mevzuat hükümleri ve Yargıtay İçtihatları göz önüne alınarak somut olayda; mahkemece davanın, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de bu değerlendirmenin usul ve yasaya uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 32-(3) maddesinde tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtması, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelikte olmaması ve kamu düzenine aykırı bulunmaması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Ticaret sicilinin temel amacı ticari hayata ilişkin bilgilerin doğru, güncel ve güvenilir şekilde alenileştirilmesini sağlamaktır. Bu nedenle sicil kayıtlarının gerçeği aykırı şekilde devam ettirilmesi yalnızca taciri değil, bu kayıtlardan etkilenen üçüncü kişileri de doğrudan ilgilendirmektedir.
Eldeki davada davacı şirketin, dava konusu taşınmazı ve fabrika tesislerini 28/10/2022 tarihinde davalı şirketten satın aldığı ve alınan taşınmaz üzerinde fiilen faaliyet gösterdiği, buna karşın davalı şirketin ticaret sicilinde halen söz konusu adresinin merkez veya şube adresi olarak görünmeye devam ettiği, bu durumun davacı şirket bakımından hukuki ve fiili mağduriyet meydana getirdiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada davacının, sicil kaydının gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürerek ilgili sicil müdürlüğüne başvurduğu, başvuru üzerine müdürlük tarafından Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 33 ve devamı maddeleri kapsamında inceleme süreci başlatıldığı, davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü"nün 26/09/2025 tarihli cevap dilekçesinde de davacının başvurusunun işleme alındığı, şirkete ihtar gönderildiği ve idari sürecin devam ettiğinin açıkça belirtilmiş olduğu görülmüş, bu hususun dahi davacının uyuşmazlıkla ilgisinin ve başvuru ehliyetinin ilgili idarece kabul edildiğini gösterdiği değerlendirilmiştir.
Mahkeme kararında dayanılan 6102 sayılı TTK'nın 34. maddesi ile Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 39. maddesi, sicil müdürlüğünün tescil, değişiklik veya terkin talepleri hakkında verdiği kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolunu düzenlemektedir. Anılan hükümlerden hareketle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı sonucuna ulaşılması bu aşamada mümkün değildir. Zira aktif husumet ehliyeti, davacının dava konusu hakkın sahibi veya korunmaya değer menfaat sahibi olup olmadığına ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı şirket, dava konusu adresin maliki ve fiili kullanıcısı olup, ticaret sicilindeki mevcut kaydın kendisi bakımından hukuki sonuçlar doğurduğunu ileri sürmektedir. Bu nedenle davacının dava açmakta korunmaya değer güncel ve meşru bir menfaatinin bulunduğu tartışmasızdır. Kaldı ki mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere uyuşmazlığın temelini, üçüncü kişi konumundaki davacının ticaret sicilinde kayıtlı adres bilgisinin düzeltilmesini talep edip edemeyeceği oluşturmaktadır. Bu husus aktif husumet ehliyetine değil, davanın esasına ve davanın dinlenebilir olup olmadığına ilişkindir. Başka bir ifadeyle, davacının eldeki davada dava açma sıfatı mevcut olup, uyuşmazlık, davacının ileri sürdüğü talebin mevzuat hükümleri çerçevesinde kabul edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Gelinen bu aşamada mahkemece yapılması gerekenin; davayı aktif husumet yokluğu nedeniyle reddetmek değil, davacının taşınmaz maliki sıfatı, sicil kaydından etkilenen üçüncü kişi konumu, 6102 sayılı TTK'nın 32. maddesinde düzenlenen sicilin gerçeği yansıtma ilkesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerini birlikte değerlendirerek davanın dinlenebilir olup olmadığını ve ileri sürülen taleplerin esastan yerinde bulunup bulunmadığını incelemek ve bu inceleme neticesinde çıkacak sonuç doğrultusunda eldeki dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermek olduğu değerlendirilmiştir.
Gerekçeli karar başlığında; davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,
a-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2026 Tarih - 2025/564 Esas - 2026/17 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/05/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*