T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/582 - 2026/941
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/582
KARAR NO: 2026/941
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:...(...)
ÜYE:...(...)
ÜYE:...(...)
KATİP:...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/01/2026
NUMARASI: 2025/760 Esas - 2026/6
Karar
DAVACI: AXA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: CS EGECOMP KOMPRESÖR SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... - (Eski Ünvanı: EGECOMP KOMPRESÖR SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ) - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA TÜRÜ: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 10/10/2025
KARAR TARİHİ: 18/05/2026
KR. YAZIM TARİHİ: 12/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının sigortalısı olan Adapazarı Şeker Fabrikası A.ş.nin poliçe üzerinde belirtilen riziko adresleri içinde yer alan "Şeker Mah. ... Cad. Yazlık Sk. No:... Adapazarı Sakarya" adresindeki fabrikasında 28.10.2023 günü çıkan yangın sonucu sigortalıya ait muheviyat, makineler, ekipmanlar, emtea, mamul ve hammaddeler vb.sigortalı malzemeler yanarak büyük hasara uğramış ve üretim de duraklamış,üretim hattı içinde bulunan madde taşmış ve evsafını yitirmiş ürün ve üretim kayıpları oluştuğunu, yangın sebebiyle meydana gelen hasar,zarar,hammadde ve mamul kaybı,ürün kaybı,üretimdeki duraklamalar ile ilgili iç yazışmalar,tutanaklar, hasar ödemesi nedeniyle oluşturulan ekspertiz raporları ve tüm bilgi ve belgeler ekte sunulmuştur, sigortalının fabrikasında çıkan yangının davalı tarafından sigortalımıza kiralanmış olan kompresörden kaynaklandığı tespit edildiğini, meydana gelen hasarın sigortalar tarafından karşılanması için sigortalı tarafından yapılan bildirim üzerine hasar ile ilgili olarak davacı şirkete açılan hasar dosyalarından dolayı ekspertiz incelemesi yapılmış ve düzenlenen raporda tüm sigorta şirketlerinin meydana gelen zarara göre ödemeleri gereken hasar miktarları belirlenmiştir.Buna göre davacı Axa Sigorta A.Ş.'nin %20'lik koasürans oranına isabet eden 23.589,17 EURO tutarındaki ödeme 15.02.2024 tarihinde sigortalımıza yapıldığını, 23.589,17 EURO'nun (hasar ödemesinin) "Euro olarak" veya fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden "TL olarak" ve ayrıca hasar ödemesi tarihi olan 15.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca 1 yıla kadar vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami faizi ve de yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsiz olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemelerinde açılmasının gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı yan kötüniyetli olup gerçek dışı beyan ve talepleriyle haksız kazanç sağlamak adına huzurda ki davayı açtığını, davalı şirket ile dava dışı Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. arasında kompresör kiralama sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşme ve teklifler kapsamında davalı şirket tarafından üzerine düşen edimler eksiksiz yerine getirildiğini, Yangının oluşumu ve kiralanan kompresörlerin özelliklerine ilişkin davalı şirket tarafından alınan uzman görüşünde "Vidalı Kompresörlerde yanmaların %90 Topraklama Eksikliğindne gerçekleştiği belirtilmiş olup, şirket tarafından dava dışı firma ile olan çalışma sistemi çerçevesinde bir önceki bakımda firmaya topraklamanın eksik yapıldığı belirtilmiş ve düzeltecekleri bilgisi alındığını, Elektrik panelindeki arıza statik elektrik arızasından yani topraklama eksikliğinden kaynaklıdır. Topraklama eksikliği sonucunda kompresör statik elektirik yüklendiği ve bu durumun kıvılcıma sebep olarak alev aldığı belirtilmiştir. Belirtilmesi gereken diğer husus, dava dışı firmanın sorumluluğunda olan diğer makine alev aldığı an yada kontaktörlerde ısınma olduğu an kompresöre gelen sigortanın atması hususu olduğunu, İş bu davanın öncelikle görevsiz mahkemede açılmış olması sebebiyle davanın usulden reddini, yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle davanın usulden reddine, davacı tarafın tüm haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli taleplerinin ve davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Mahkememizin görevsizliğine, davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Bu karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak görevsizlik kararının kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, karara karşı kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, davacının mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli Sakarya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketinin halefi olduğu dava dışı sigortalının Adapazarı Şeker Fabrikaları A.Ş. ve davalı tarafın tacir olduğunu ve dava konusu da tarafların ticari işletmesini ilgilendirdiğini, aynı konuda, maddi vakıların da benzer olduğu (kısaca yangından doğan hasarın ödenmesi sonucu açılan rücu davasında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu) bir davada İDM'nin vermiş olduğu görevsizlik kararının bozulmasına dair verilmiş bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin esas no : 2014/9316 karar no : 2014/9764, 23.06.2014 tarihli ilamını dilekçe ekinde sunduklarını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında usulüne uygun olarak toplanan deliller neticesinde yerel mahkemece verilen karar usul ve yasalara uygun olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2026 Tarih - 2025/760 Esas - 2026/6 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş.'ye ait Sakarya ili Adapazarı ilçesi Şeker Mahallesi ... Caddesi Yazlık Sokak No;... adresindeki fabrikada 28/10/2023 tarihinde yangın meydana geldiğini, yangın sonucu sigortalıya ait makine, ekipman, emtia, mamul ve ham maddelerde ciddi zarar oluştuğunu üretim hattının durduğunu ve önemli ölçüde üretim kaybı meydana geldiğini, yangının davalı şirket tarafından sigortalıya kiralanan kompresörden kaynaklandığının yapılan incelemeler sonucu tespit edildiğini, ihbar üzerine açılan hasar dosyalarında ekspertiz incelemesi yapıldığını ve yapılan inceleme sonucunda bir miktar tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, yapılan ödemenin davalıdan tahsili için eldeki davanın açıldığı, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde, mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunduğu, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK'nun “Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de;
“(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'una göre, ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,
b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,
ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır.
6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet; yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca; sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31/03/1954 gün ve 1953/18 Esas 1954/11 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17/01/1972 tarih ve 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl, sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve TBK. 52. maddesine dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22/03/1944 tarihli ve E:37 K:9 sayılı kararına göre de; "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir".
Somut olayda; davacı sigorta şirketi bu davayı sigortalısına halefen açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Dava dışı sigortalı ile davalı şirket arasında kira sözleşmesinin varlığı tarafların kabulünde olup, bu taraflar arasındaki ilişkide kira sözleşmesi hükümleri uygulanacak olduğundan, 6100 sayılı HMK.'nun 4. maddesi uyarınca; kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Eldeki davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlük tarihinden sonra açıldığı ve yukarıda belirtilen yasa hükmüne göre kira ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu anlaşıldığından, yerel mahkemece dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/05/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*