T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/684
KARAR NO : 2025/1730
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2023
NUMARASI : 2021/378 Esas - 2023/651 Karar
DAVACI : 1- ...
: 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : KARAGEDİK AKARYAKIT İNŞAAT HARFİYAT NAKLİYAT GIDA VE SANAYİ LTD. ŞTİ. - ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 20/07/2021
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 21/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri hakkında Kocaeli İcra Müdürlüğü 2021/94506 esas sayılı dosyası ile 07/07/2020 keşide tarihli 30/04/2021 vade tarihli bonoya ilişkin icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin akaryakıt istasyonu olduğunu, müvekkili ...'ün tarım ile uğraştığını, tarımda kullanmış olduğu araçların yakıt ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla davalı ile anlaştığını, davalı şirket tarafından müvekkili ...'ün alacağı toplam yakıt bedelinin teminatı amacıyla senet talep edildiğinden müvekkili tarafından kefil sıfatına haiz ... ile birlikte alacağı toplam yakıt bedeli belirlenemediğinden boş teminat senedi tanzim edildiğini, müvekkili ... tarafıdan toplam 8.000 TL'lik yakıt alışverişi gerçekleştirildiğini, 09/03/2021 tarihinde davalı şirkete bu alışverişe istinaden 8.000 TL ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından yapılan ödeme sebebiyle teminat senedinin iadesinin talep edildiğini, ancak davalı şirket tarafından boş teminat senedi 40.000 TL bedelli tanzim edilerek kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin Denizbank A.Ş hesabından 09/03/2021 tarihinde '... ile olan senet bedeli' açıklamasıyla, yakıt alışverişine ilişkin borcun tamamı ödendiğinden takibe konu senede ilişkin müvekkillerinin borcunun bulunmasının söz konusu olmadığını, icra dosyasında borca konu senet müvekkili tarafından alınacak yakıtların bedeli karşılığında tanzim edildiğinden taraflar arasında gerçekleşecek mal, hizmet alımını ortaya koymak amacıyla senet üzerine malen kaydı işlendiğini, müvekkilleri ile davalı arasında başkaca bir ticari yada alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, borcun varlığını kabul etmelerinin mümkün olmadığını beyan ederek müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil tarafından gerçekleştirilen 8.000 TL'lik ödemenin tespiti ile davaya konu takip dosyasında ki 07.07.2020 Keşide Tarihli, 30.04.2021 Vade Tarihli 40.000 TL bedelli senetten dolayı asıl alacak olan borcunun 32.000 TL olduğunun tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; senedin teminat senedi olmadığını, davacının iddialarının soyut olduğunu, 09/03/2021 tarihli 8.000,00 TL bedelli ödemenin dekontunda "Nadir Bilmez ile olan senet bedeli" açıklaması bulunduğunu, ayrıca teminat senedi için ödeme yapmış olmanın teminat senedinin mantığına aykırı olup davacının bu iddiayı kendi kendine çürüttüğünü, müvekkilinin davalıya verdiği bütün veresiye akaryakıtlar için senet alabilmiş olmadığını, yapılan ödemenin Temmuz 2020 öncesinde verilen akaryakıt bedellerine ilişkin olduğunu beyan ederek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davacıların 07/07/2020 düzenlenme tarihli, 30/04/2021 vade tarihli bonodan dolayı davalıya 32.000,00 TL borçlu olması nedeniyle 8.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 09/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin Reddine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından teminat senedi iade edilmeden müvekkiller hakkında haksız icra takibi başlatılmı, takibe konu senede ilişkin müvekkillerin borcunun bulunması söz konusu olmadığını, taraflar arasında kabul edilen alışverişe rağmen, ticari defterlere bu kaydın işlenmemesinin sorumluluğu müvekkile borçluya nasıl yüklendiğini anlaşılmadığını ve kabul anlamına gelmemekle davalı şirket tarafından ödenen bedeli gizlemiş olması, ticari defterlere işlenmemiş olması, yapılan ödemeye rağmen hiç ödeme yapılmamış gibi senette yazılan 40.000,00 TL üzerinden icra takibi başlatılmış olması açıkça kötü niyetli tacir davranışını ortaya koymasına rağmen yerel mahkeme tarafından davalı şirket kötüniyet tazminatına da hükmedilmediğini, Yerel mahkeme dosyasından alınan bilirkişi raporunda davalı tarafça sunulan veresiye fişlerine, yapılan alışveriş miktarlarına, veresiye fişlerinin kime ait olduğuna da dikkat edilmeden bir alacak borç ilişkisi hesaplanması gerekmesine rağmen bu hususta eksik bırakıldığını, haksız ve dayanaksız olarak tanzim olunan ödeme emrine karşı işbu dava tanzim edilmişse de teminat süresinde yatırılmadığından müvekkil dosya borcunu haciz tehdidi altında ödemiş; davalı, davacı müvekkilden sözde alacağını bu yolla tahsil etmiş, bu sözde borcun tahsili yasaya ve usule aykır olup var olduğu iddia edilen borç haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi, hem asıl alacağın hem de işletilen sözde faiz ve faiz oranı tüketici hukukuna, borç ilişkilerine aykırı bulunduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, müvekkillerin ayrı ayrı davalıya borcu olmadığının tespit edilmesi ile yapılan ödemelerin istirdatına, kötü niyetli alacaklının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil tarafından gerçekleştirilen 8.000 TL'lik ödemenin tespiti ile davaya konu takip dosyasındaki 07.07.2020 Keşide Tarihli, 30.04.2021 Vade Tarihli 40.000 TL bedelli senetten dolayı asıl alacak olan borcunun 32.000 TL olduğunun tespiti ile müvekkilin ödediği paraların iadesi ile mahkeme aksi kanatte ise en azından 09.03.2021 tarihinde ödediği bedelin istirdatına karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 28/11/2023 Tarih - 2021/378 Esas - 2023/651 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 72. Maddesi kapsamında açılmış menfi tespit davası iken davacı tarafından yapılan ödeme nedeni istirdat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacı Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/94506 esas sayılı dosyasına konu edilen 07/07/2020 keşide tarihli 30/04/2021 vade tarihli bonoya ilişkin borçlu olmadığının tespiti, söz konusu senedin davalıdan alınacak akaryakıt bedellerinin teminatı olarak düzenlendiği, davalı tarafından bunun bilinmesine rağmen eldeki davanın açıldığı, icra takibinden sonra borcun ödenmesinden kaynaklı davanın istirdat davasına dönüştüğü, Mahkemece 8.000,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir.
Dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacıların öncelikle bu iddiasını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması gerekmektedir.
Takip dayanağı senette, senet borçlusunun davacılar, senet lehtarının davalı olduğu, senet metinlerinde, düzenleme yeri, düzenleme ve vade tarihi ile senet bedelinin yazılı olduğu, senette 'malen' ihdas edildiği, kambiyo senedi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu senette 'malen' kaydı bulunduğu halde, davacılar senedin teminat amacıyla düzenlendiğini iddia etmiş, davalı da akaryakıt karşılığında verildiğini savunmuştur.
Öncelikle alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin ve bu senette yer alan bedel kaydının hukuksal anlamını irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır. Bonoda şekil şartları; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir.
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının borçlular tarafından talil edilmesi nedeniyle HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.
Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir(Ankara 22. HD'nin 16/02/2024 tarih, 2021/1259 Esas ve 2024/106 Karar sayılı ilamı).
Somut olaya gelince; dava, kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.
Davacılar, taraflar arasında yakıt alımı nedeniyle bir ilişki bulunduğunu, malen kayıtlı senedin bedelsiz olduğunu, dava dilekçesinde açıklandığı üzere teminat olarak verildiğini ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı ise cevap dilekçesinde senedin yakıt alımı karşılığında verildiğini ve teminat senedi olduğu hususunun yazılı delille ispatının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda takibe konu bonodaki bedel kaydının borçlular tarafından talil edilmesi nedeniyle HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçluların bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. Yani davacıların senedin bedelsiz olduğunu ve teminat olarak düzenlendiğini ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir.
Somut olayda; incelenen bonoda, bononun teminat amacıyla verildiğine ilişkin her hangi bir ibare bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay HGK'nın 14/03/2001 tarih ve 12-233/257 sayılı ve yine 20/06/2001 tarih ve 12-496/534 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere; dayanak belgenin teminat senedi olduğu iddiası, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da ayrıca hazırlanmış bir yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Yazılı belge sunulduğu takdirde, belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunludur. Bu nedenle davacı tarafından bononun teminat senedi olduğu kanıtlanmadığından aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak; dava kambiyo senedine karşı menfi tespit davası olup iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamayan davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmasına rağmen, yemin hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule Göre de;
İİK.m.72'ye göre "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
"
Dava açılırken davacı tarafından, davalı aleyhine tazminat talebinde bulunumuş, davalı tarafından ise cevap dilekçesinde davacı aleyhine tazminat talebinde bulunulmuştur. Davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen tarafların tazminat talepleri hakkında bir karar verilmemesi ve buna ilişkin gerekçe yazılmaması da hatalı bulunmuştur.
O halde Mahkemece yapılması gereken iş, davacıya yemin delilinin hatırlatılması, tarafların tazminat taleplerinin değerlendirilmesi ve gerekçelendirilmesinden ibarettir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/11/2023 tarih, 2021/378 Esas ve 2023/651 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.15/10/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*