T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/674
KARAR NO : 2025/1729
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/01/2024 ara karar
NUMARASI : 2023/503 Esas - 2024/11 Karar
YARGILANMANIN YENİLENMESİNİ
TALEP EDEN/
DAVALILAR : 1-...
: 2-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVACI/
KARŞI TARAF : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : REKAN YATIRIM TURİZM SANAYİ İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Limited Şirket Hisse Devrinin Geçersizliğinin Tesbiti ve İptali - Şirket Müdürünün Azli
DAVA TARİHİ : 31/10/2023
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 21/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı vekili dilekçesinde özetle; Davacının davanın seyrine göre zaman içerisinde başlangıçta iddia ettiğinin tam tersi bir iddiayı dile getirdiği ve davanın kendi lehine sonuçlanmasını sağlamak adına mahkemeyi yanıltacak şekilde hileli hareket ettiğini, davacının davalılardan ... ile arasındaki ilişkiyi en baştan itibaren gerçeğe aykırı şekilde aktardığını, dilekçe teatileri süresince hiçbir şeklide dile getirmediği halde iddianın genişletilmesi yasağına aykırı şekilde bu yasağın devreye girdiği tarihten sonra sunduğu çeşitli dilekçelerde dava konusu vekaletnamelerde hisse devri yetkisi verilmediğini ileri sürdüğünü, bu davranışın açıkça karara tesir eden hileli davranış niteliğinde olduğunu, davacının gerçeği bilerek çarpıtan bu beyanı doğrudan doğruya karara etki ettiğini, mahkeme kararını dava konusu vekaletnamelerde hisse devri yetkisi bulunmadığının kabulü üzerine tesis ettiğini, 13/06/2019 tarihli dava dilekçesinde davacı vekili dava konusu limited şirkette sahip olduğu %50 hissesinin hileye dayalı olarak ve vekaletin suiistimali suretiyle satışının geçersizliğine ve iptaline karar verilmesi olarak belirttiğini, davalı müvekkillerinin davacı nezdinde yarattıkları güveni kullanarak ve şirket hisseleri satışı yetkisi dahil çok geniş kapsamlı bir vekaletname aldıklarını iddia ettiğini, davacı dava ve cevaba cevap dilekçelerinde hiçbir şekilde müvekkillerine verilmiş olan vekaletnamelerde pay devri yetkisi bulunmadığını, aksine bu yetkinin varlığını kabul etmişken dilekçe teatisinin tamamlanmasından sonra HMK 141'e aykırı olarak sanki daha önce müvekkillerine verilen vekaletnamelerde yer alan pay devir yetkisinin varlığını kabul etmediğini, iddiasını zaman içerisinde tamamen farklı şekle büründürdüğünü, HMK 375/1-E uyarınca ifadesi karara esas alınan tanığın karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması da yargılamanın iadesi sebebi teşkil edeceğini, davacı lehine tanıklık yapan kişilerin tanıklıklarının yalan beyanlar içerdiğinin gelinen noktadan açıkça ortaya çıktığını, ilk derece mahkemesinin kararının davacı tarafın iddialarının sınırları gözetilmeden verildiğini, daha önemlisi davacı tarafın açıkça ikrar ettiği olguların mahkeme tarafından çekişme konusuymuş gibi incelenerek davacının ikrarının aksine hüküm tesis edildiğini, davacı tarafından davalılara verilen vekaletnamelerin içerdiği yetkiler değerlendirilirken vekaletnamenin lafzı ile beraber vekil eden ve vekiller arasındaki ilişkinin bütünü de dikkate alınmasını, taraflar arasında uzun bir süreden beri devam eden vekaletnamenin verilmesine de temel teşkil eden ilişkinin dikkate alınmaksızın yapılan değerlendirmenin esasen tartışma konusu dahi olmayan bir hususta mahkemeyi hatalı bir sonuca ulaştırdığını, 30/12/2018 tarihli vekaletnameler taraflar arasında çok daha önce başladığını ve nihai hedefi taraflar arasında resmi bir ortaklık ilişkisi oluşturmak olan adi ortaklık sözleşmelerinin bir sonucu olduğunu, dosyaya yansıyan diğer bilgi ve belgeler de tarafların takip eden eylemlerinin de esasen daha önceki adi ortaklık sözleşmelerine uygun şekilde gerçekleştiğini gösterdiğini, bu kapsamda davalı müvekkili ...'ün adi ortaklık sözleşmelerinde belirttiği üzere Brezilya Devlet Tahvillerini davacıya verdiğini, davacının daha önce tek başına yürüttüğü Kocaeli'deki 262 inşaat projesine davalı ...'ün 21/01/2019 tarihli toplantı hazirun listesinden görüleceği üzere ortak olarak katıldığı ve buna uygun olarak bilgi alma hakkını kullandığını, davacı tarafın davalı ...'e pay devri yapabilmesini de sağlamak amacıyla diğer davalı ...'e dava konusu vekaletnameyi verdiğini, dava konusu pay devrinin de bu vekaletnamenin içerdiği yetkiye dayanılarak ve tam da ortaklık sözleşmelerinde öngörüldüğü üzere tarafların pay oranlarının %50 -%50 olacak şekilde gerçekleştirildiğini belirterek davacının haksız davasının reddi yönünde müvekkili ... adına kayıtlı %50 hissenin terkini ile müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ilişkin kararın yargılamanın yenilenmesi talebini neticesinde kaldırılmasına, ihtiyati tedbir ile müdürlük yetkisinin müvekkili ...'e verilmesine, Rekan Yatırım Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti nezdinde kayıtlı hisselerin tamamı bakımından ihtiyaten tedbir konulmasına, şirketin organsız kalmaması amacıyla yönetim yetkisinin ...'e verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Başvurunun hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber başvuran tarafın lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması gerektiğine dayandığını, başvuran tarafın iddia ettiği tüm olguların mahkemenin huzurunda yapılan 2019/248 Esas sayılı yargılama aşamasında öğrenmiş olduğu HMK 337 madde bendinin 2 fıkrası uyarınca hilelinin farkına varıldığı tarihten itibaren üç ay ve her halde iade talebine konu olan hüküm kesinleşmesinden itibaren on yıl olduğunu, karşı tarafın beyan ettiği her türlü vakadan yargılama aşamasında haberdar olduğunu, bu yönüyle hak düşürücü süre geçtiğinden dolayı davanın esasa girilmeksizin reddi gerektiğini belirterek izah edilen sebeplerle daha önce değerlendirilmiş olması ve ortaya yeni bir olgu ve delil olmaması nedeniyle haksız ve yerinde olmayan yargılamanın iadesi başvurusunun reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılanmanın yenilenmesi talep edilen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 19/10/2020 tarih 2019/248 Esas 2020/427 Karar sayılı dosyasından verilen kararın istinaf edilmesi sonucu, Sakarya BAM 7. H.D.'nin 2021/137 Esas - 2021/1793 Karar sayılı ilamı ile davalıların başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, temyiz sonucu Yargıtay 11.HD nin 2022/279 Esas,2023/3564 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmiş ve Mahkeme kararı 07/06/2023 tarihinde kesinleşmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 03/01/2024 TARİHLİ ARA KARARI ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davalılar vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme hükmünün davacının hileli davranışlarının sonucu olduğunu, başlangıçta ileri sürdüğü tüm iddiaların tersi bir iddia ile davanın lehine sonuçlanmasını sağladığını, Yerel mahkeme kararı HMK m. 26’da düzenlenen “taleple bağlılık ilkesi”ne de aykırı olup söz konusu ilke, “hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” amir hükmü ile HMK'da yer aldığını (Yargıtay 1. HD, T. 10.10.2005 - E.9490 - K.10748 sayılı kararı), dilekçe teatisi boyunca davacının muhtelif beyanları, açık biçimde ikrar teşkil etmesine rağmen mahkemenin, ikrar ile çekişmeli olmaktan çıkan bir maddi vakıayı görmezden gelerek, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olarak ileri sürülen iddialar doğrultusunda oluşturduğu karar istinaf incelemesi ile kaldırılması gerektiğini, davacı tarafından verilen vekâletnamenin içerdiği yetkiler, vekâletnamenin lafzından ziyade taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bütünü ile birlikte değerlendirilmeli ve kurulan hüküm de bu eksik değerlendirme sebebiyle maddi gerçekten uzak ve hatalı bulunduğunu, vekaletnamedeki yetkinin aşılması söz konusu olmadığını, hatalı ve çelişkili değerlendirmeler içeren hukuka aykırı karar verildiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; başvuran taraf dilekçesinde HMK 375'de sınırlı olarak sayılan ve yorum yoluyla genişletilemeyecek nitelikteki Yargılamanın iadesi sebeplerine yorum yolu ile bir çok vaka eklemiş, bu vakaların esasına girilmesi her ne kadar mümkün değil ise de yine de Mahkemeyi aydınlatmak adına iddialara ilişkin yargılama yapıldığını beyan etme gereği doğduğunu; yargılamanın iadesi sebepleri sınırlı sayıda sayılmış olup yorum yolu ile genişletilmesi mümkün bulunmadığını, başvuran taraf her ne kadar iddiasını "hile" temelinde adlandırış ise de, işbu başvuruya konu ettiği tüm itirazlarını Mahkeme huzurunda görülen davada , istinaf aşamasında ve Yargıtay'da görülen temyiz aşamasında ortaya atmış ve tüm bu iddialar yerinde görülmeyerek hüküm kurulduğunu, çelişki iddiasında bulunulduğu ve hileye dayanak gösterilen vekaletnamedeki yetkiler ile ilgili "...’e verilen vekâletnamede -TBK 504 maddesi hükmü ile bakılırsa- Rekan Şirketi’ndeki hisselerin devrini içeren özel olarak yetkili kılınmış bir düzenleme yer almamaktadır. Davalı ...’ün de devir aşamasına kadarki ve devirden sonraki tutumu dikkate alındığında tamamen kötüniyetli olduğu açık iken vekaletle yapılan işlem hukuka aykırı olur. " şeklinde itirazlarını yaptıklarını, istinafa başvuran tarafın yeni bir olgu varmış veya ortaya çıkmışcasına bu hususta yeniden değerlendirme talep etmesi hukuk güvenliği açısından tehlike oluşturduğunu beyan ederek, davalı yanın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/503 Esas - 2024/11 Karar / 03/01/2024 tarihli ARA KARARI ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; HMK 374 ve devam eden maddeleri uyarınca açılmış yargılamanın yenilenmesi davasıdır.
İlk derece mahkemesince; Davalılar vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin REDDİNE karar verilmiş karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Yargılamanın yenilenmesine konu Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 19/10/2020 tarih 2019/248 Esas 2020/427 Karar sayılı dosyasında "Beyoğlu 25. Noterliğince yapılan 17/05/2019 gün ve 22749 yevmiye sayılı hisse devrinin iptali ile, Davalı ... adına kayıtlı olan davalı şirkete ait 50.000 payın davacı ... ... adına tesciline" karar verildiği, yargılamanın yenilenmesini talep eden-davalı tarafından bu dosyada davacının hile ile alınan vekaletnamenin suistimaline vaka olarak dayandığı, daha sonra hileli davranışları ile dilekçeler aşamasında dayandığı vakayı değiştirerek, ilerleyen süreçte vekaletnamede hisse devri yetkisinin bulunmadığı vakasını ileri sürdüğü, bu şekilde hileli davranışı ile Mahkemeyi de kandırdığı, ayrıca tanıklar ... ve ...'ın yalan tanıklık yaparak karara etki ettiği şeklindeki iddia ve hukuki sebeplere dayanmış, Mahkemece yargılamanın yenilenmesini talep eden-davalının dayandığı yargılamanın yenilenmesi sebepleri yerinde görülmemiş ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesini talep eden-davalı tarafından Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması, İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması sebeplerine dayanıldığı görülmektedir.
Davanın yasal dayanağı HMK'nın 375 ve devamı maddeleridir. Anılan madde bütününde yargılamanın yenilenme nedenleri sınırlı olarak sayılmış olup, genişletilmesi söz konusu değildir.
6100 sayılı HMK'nın 375. maddesinde; ''(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, mercince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir." şeklindedir.
HMK.m. 377'de yargılamanın iadesinde süre;
(1) Yargılamanın iadesi süresi;
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olduğunun öğrenildiği,
b) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörülen hâllerde, kararın davalıya veya gerçek vekil veya temsilciye tebliğ edildiği; alacaklı veya davalı yerine geçenlerin karardan usulen haberdar olduğu,
c) Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı,
ç) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde, ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği veya ceza kovuşturmasına başlanamadığı yahut soruşturmanın sonuçsuz kaldığı,
d) Karara esas alınan ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde tamamen ortadan kalkmasından haberdar olunduğu,
e) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği, tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır.
(2) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde yazılan sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi süresi ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır." şeklinde düzenlenmiştir.
Yargılanmanın yenilenmesi talep edilen Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/10/2020 tarih 2019/248 Esas - 2020/427 Karar sayılı dosyasından verilen kararın istinaf edilmesi sonucu, Dairemizin 2021/137 Esas - 2021/1793 Karar sayılı ilamı ile davalıların başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, temyiz sonucu Yargıtay 11.HD'nin 2022/279 Esas - 2023/3564 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararının onanmasına karar verilmiş ve karar 07/06/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Yargılamanın yenilenmesini talep eden-davalının yargılama sırasında bildiği ve yargılama konusu edilen sebepleri en geç kararın kesinleştiği tarihte öğrendiği kabul edilse dahi yukarıda izah edilen 3 aylık başvuru süresinin dolduğunun kabulünün gerektiği, ayrıca yalan tanıklık yaptığı iddia edilen tanıklar ... ve ... hakkında ceza mahkumiyetine ilişkin bir kararın bulunmadığı ve bu sebebe şu aşamada hiç dayanılamayacağı görülmektedir.
HMK.m. 379'da ise yargılamanın iadesi talebinin ön incelemesi aşaması düzenlenmiştir. Buna göre;
" (1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra;
a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını,
b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını,
c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını,
kendiliğinden inceler.
(2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder."
Sonuç itibariyle eldeki somut davada; HMK.m.379/1-a gereğince talebin kanuni süre içinde yapılmamış olması nedeniyle esasa girilmeden, talebin usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Bu nedenlerle; davalının vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
1-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/503 Esas - 2024/11 Karar / 03/01/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davanın usulden REDDİNE,
b-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile kalan 345,55-TL harcın yargılamanın yenilenmesini talep eden davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
c-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 vekalet ücretinin yargılamanın yenilenmesini talep eden davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
ç-Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalılar tarafından yapılan masraflarının davacının üzerinde bırakılmasına,
d-HMK 120. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından karar kesinleşene kadar yapılacak masraflar mahsup edilerek arta kalan miktar olduğu taktirde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-Bakiye 345,55 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
ç-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraflar üzerinde bırakılmasına,
d-İstinaf eden davalılar tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,
e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
f-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/10/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*