T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/529 - 2025/1536
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/529
KARAR NO : 2025/1536
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/01/2024
NUMARASI : 2023/244 Esas - 2024/36 Karar
DAVACI : ....... İNŞAAT TAAHHÜT OTOMOTİV TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ......... Kartal/İSTANBUL
VEKİLİ : Av. .......... ...........Kadıköy İSTANBUL
DAVALI : SAKARYA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - .......... Adapazarı/SAKARYA
VEKİLİ : Av. ......... - ........... Adapazarı/SAKARYA
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/04/2023
KARAR TARİHİ : 26/09/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 26/09/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Sakarya 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 2014/313E sayılı dosyası ile davalı şirket ile akdedilen 25.08.2011 tarihli "İçme Suyu Depoları İşine Ait Sözleşme" gereğince hak ettiği ek iş bedelinin tahsili amacıyla -fazlaya iliş- kin haklarının saklı kalması kaydıyla- 200.000,00TL alacağın 14.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline yönelik dava açıldığını, dosyada alınan bilirkişi raporunca davanın 200.000,00TL'den 223.730,00 TL'ye yükseltildiğini, 27.03.2017 tarihinde belirsiz alacak davası açılamayacağından bahisle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiğini, istinafa başvurulduğunu, istinaf talebinin red edildiğini, istinaf kararına karşı temyiz talebinde bulunulduğunu ve mahkeme kararının bozulmasına karar verildiğini, ilgili mahkemece bozma üzerine yeni esas üzerinden yapılan inceleme sonunda davanın 200.000,00TL üzerinden kabulü ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına hükmedildiğini, kararın yargıtay tarafından bozulduğunu, bozma sonrası Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince yeni esas ile dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini , Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesince dosyasında gönderme kararı verildiği yapılan itiraz ve Mahkemenin direnme kararı verdiği dosyanın halen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda 2023/151 E. Sayılı dosyasıyla arşiv aşamasında olduğu bu sebeple, Davanın konusunun, taraflar arasında akdedilen 25.08.2011 tarihli "İçme Suyu Depoları İşine Ait Söz- leşmesi" gereğince -asıl ve ek davaya konu- hak ettiği ek iş bedeline uygulanan temerrüt (avans) faizi ile karşılanmayan aşkın (munzam) zarar teşkil ettiğini davanın 10 yıldır alacağına kavuşamadığını, Davalı şirket, Sakarya 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/91E sayılı asıl dava dosyasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tespit edilen ve mahkemece kabul edilen 200.000,00TL'yi 14.02.2013 tarihinde, ek dava konusu 23.730,00TL'yi ise 06.03.2017 tarihinde müvekkilime ödemiş olsaydı, müvekkilim bu parayı, mevduat faizi, tahvil, hazine bonosu,döviz veya altın alımında değerlendirmiş olacak ve temerrüt faizinin (avans) çok üstünde bir kazanç elde etmiş olacağını, bu sebeplerle bu davasının HMK’nın 107/1. maddesi gereğince “belirsiz alacak davası” olarak kabulü ile , davamızın konusunun TBK'nın 122. maddesi uyarınca aşkın (munzam) zarar tazminatı olduğunu , geçici talep sonucunun şimdilik 5.000,00 TL olarak belirlenmesi , talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi halinde kesin talep sonucunun HMK'nın 107/2. maddesine göre mahkemeye bildirileceğini, bildirilecek kesin talep sonucunun dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans (ticari) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, HMK'nın 176 ve devam maddelerinde öngörülen haklarımızın saklı tutulmasını, masraf ve ücret-i vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, munzam zararın şartlarının oluşmadığının açılan davaların halen derdest olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın açılmasının, munzam zarar talebi yönünden zaman aşımını kesmeyeceğini, munzam zarar davasının açıldığı ve davanın ıslah edildiği tarihten geriye doğru 10 yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesinin mümkün olduğunu, bu süre dışında kalan zarar bölümünün ise zaman aşımına uğramış olacağını, mahkeme kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayandığını, hiçbir delil toplanmadan dosya üzerinde inceleme yapmak suretiyle -YHGK'nun 29.03.2022 tarihli kararı esas alınarak- karar verildiğini, oysa dava dilekçesinde belirtildiği ve tafsilatlı olarak açıklandığı üzere ilgili kurumlardan dayanak deliller celp edilmek ve asıl davanın halen devam ediyor olması karşısında bu davanın sonucunun beklememesi gerekirken tensiple birlikte davanın reddine karar verilmiş olmasının yasa ve usule aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ilk davada 14.02.2013 tarihinden itibaren talep hakkı bulunduğu iddiasıyla davayı ikame ettiği nazara alındığında 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin dolduğunu ve işbu davanın zaman aşımına uğradığının açık olduğunu, davacı şirket istinaf dilekçesinde munzam zararın ispatına dair bir kısım açıklamalara yer verdiği ancak istinaf dilekçesinde de tıpkı dava dilekçesinde olduğu gibi zararın varlığını ispata matuf hiçbir delil sunmadığını, dava kapsamında talep edilen munzam zararın yasal hiçbir şartının sağlanmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2024 tarih, 2023/244 Esas - 2024/36 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava munzam zarar talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 25.08.2011 tarihli “İçme Suyu Depoları İşine Ait Sözleşme” imzalandığı, ilave işlere ait bedelin tahsili için 200.000,00 TL alacak talepli davanın Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2014/313 esas sayılı dosyası ile açıldığı, anılan davanın usulden reddine karar verildiği, ancak Yargıtay tarafından anılan kararın bozulduğu, daha sonra dosyanın Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2021/214 esasını aldığı, bu seferde Sakarya ilinde Asliye Ticaret Mahkemesinin açılması nedeniyle dosyanın Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verildiği, anılan kararının Yargıtay tarafından bozulduğu, bu seferde ilk derece mahkemesince direnme kararı verildiği, fazlaya dair saklı tutulan haklar için Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2019/442 esas sayılı dosyası ile ek dava açıldığı, anılan dosyadan verilen görevsizlik kararı nedeniyle dosyanın Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, adı geçen mahkemece de karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından görevli mahkemenin Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğuna karar verildiği, anılan süreç nedeniyle davacının alacağını hala alamadığından munzam zararının oluştuğundan bahisle eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın esastan reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Munzam zarar, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. Munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüte uğraması ile oluşan hukuki aykırılıktır. O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü (BK 105, TBK 122), asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sonuç ermeyeceği gibi ayrı bir dava ile on yıllık zaman aşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. Sürenin başlangıcı da, munzam zararın hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın muaccel olduğu zamandan başlatılacaktır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/2550 esas 2023/3467 karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/6154 esas 2015/3225 karar sayılı ilamı) Yani zaman aşımının başlangıç tarihi ise alacaklının alacağının tamamının tahsil edildiği tarihtir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1766 esas 2024/4097 karar sayılı ilamı)
Eldeki olayda; davacı tarafından munzam zarara uğranıldığı iddia edilen olaylara ilişkin yargılamaların hala devam ettiği, eldeki dava tarihi itibariyle kesinleşen veya tahsil edilen bir alacağın olmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere; munzam zarar talepli davalarda zaman aşımı süresi 6098 sayılı yasanın 146.maddesi gereği 10 yıl olup, aynı yasanın 149/1.maddesi gereği zaman aşımı süre alacağın muaccel olmasıyla başlar. Munzam zarar taleplerinde ise zarar asıl alacağın tamamen tahsil edilmesiyle veya tahsile ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesiyle ortaya çıkacağından (Benzer yönde Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/2550 esas 2023/3467 karar sayılı ilamı), alacak bu tarihlerde muaccel hale gelecektir.
Eldeki olayda dava tarihi itibariyle kesinleşmiş bir mahkeme ilamı olmadığı gibi alacağın tamamen tahsiline dair bir delil de sunulmadığından dava tarihi itibariyle ortada muaccel bir alacak da bulunmamaktadır. Bu durumda dava tarihi itibariyle henüz istenebilir/muaccel hale gelmemiş olan dava konusu alacak için eldeki davanın erken açılan dava niteliğinde olduğu, ilk derece mahkemesince ileride dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla erken açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu sebeple ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve erken açılan davanın, davacının ilerde dava açma/takip yapma hakkı saklı kalmak kaydıyla usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulüne, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
1-)Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2024 tarih, 2023/244 Esas - 2024/36 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davanın (davacının ilerde dava açma/takip yapma hakkı saklı kalmak kaydıyla) USULDEN REDDİNE,
b-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL nin mahsubu ile bakiye kalan 435,50-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
c-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d-Ara buluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
e-Yargılama sonucunda ve re'sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re'sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve HMK m.333 düzenlemesi gözetilmek suretiyle avansın kullanılmayan kısmının yatırana İADESİNE,
2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-Bakiye 1870,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
d-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
f-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
g-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*