T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/422 - 2025/1326
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/422
KARAR NO : 2025/1326
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :01/12/2023
NUMARASI :2021/813 Esas - 2023/1108 Karar
DAVACI :......
VEKİLİ :......
DAVALI :......
VEKİLİ :......
DAVA :Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ :05/11/2021
KARAR TARİHİ :09/07/2025
KR. YAZIM TARİHİ :09/07/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait otomobillerin davacı şirket Eureko Sigorta A.Ş. tarafından Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, taşıyıcı firmanın sorumluluğunda olan otomobillerin kara yolu nakliyesi sırasında hasara uğramamaları için davalının gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiğini, meydana gelen zarardan nakliyat işini özenle getirmeyen davalı şirket sorumlu olduğunu, davalının zararın oluşumunda %100 kusurlu olduğunu, TTK'nın 875/1 hükmü gereği sorumluluğun hatırlatıldığını, taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından, teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğunu, taşıyıcı Mertur Otomotiv ve Taşımacılık Anonim Şirketi'nin devraldığı otomobillerin taşıma işinden sorumlu olduğunu, davalının nakliyesini gerçekleştirdiği otomobilleri sigortalı şirketten hasarsız teslim aldığını ancak teslim yerine getirildiğinde hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, hasara konu otomobillerin kara yolunda taşınması sırasında herhangi bir darbeye maruz kalmaması için gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi gerektiğini ancak davalı taşıyıcı firmanın özen göstermemesi neticesinde hasara konu araçların kara yolunda taşınması sırasında zarara uğramalarına sebebiyet verdiğini, sigortalı emtialarda muhtelif hasarlar meydana geldiğini, sigortalı şirkete ait otomobillerin hasara uğramasına sebep olan Mertur Otomotiv ve Taşımacılık Anonim Şirketi'nin TTK'nın 875. maddesi uyarınca kusuru ile sorumlu olduğunu, söz konusu zararın davalının hukuka aykırı eylemi ile meydana geldiğini, davacı sigorta şirketinin TTK'nın 1472. maddesi uyarınca halef olduğunu, sigortalı şirketin uğradığı zararın davacı şirketçe tespit edildiğini, yapılan inceleme sonucunda sigortalı şirkete ait otomobillerde toplam 440.485,95-TL hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, bu bedelin davacı tarafından poliçelere istinaden poliçe limitleri dâhilinde ödendiğini, sigortalının tüm dava ve talep haklarını davacı şirkete devir ve temlik ettiğini, böylece davacı şirketin TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalı Mertur Otomotiv ve Taşımacılık Anonim Şirketi'nin hasara konu otomobillerin karayolu nakliyesi sırasında hasara uğramasından kusuru ile sorumlu olduğunu, taşıma işini gerçekleştirirken gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalı şirketin, sigortalı şirkete ait araçların zarara uğramasına sebep olduğunu, bu durumda sigortalı şirket tarafından sigortalanmış araçlardaki bu zararı davalının ödeme tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının uygulamış olduğu ticari işlerde uygulanan en yüksek avans faiz oranı ile birlikte gidermekle yükümlü olduğunu, davanın kabulüne, 440.485,95-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketinin rücu hakkının doğabilmesi için öncelikle tazminat ödediği kişi ile sigortacı arasında zarar konusunu kapsayan bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması gerektiğini, buna göre zarar gören ile sigortacı arasında tazminat yükümlülüğünü doğuran bir sigorta sözleşmesi yoksa sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü doğmayacağından rücu hakkı da olamayacağını, davacı şirket ile müşterisi arasında bu şekilde düzenlenmiş bir poliçe yoksa ödenen bedellerin davalıdan talep edilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde davacının, dava dışı şirket ile aralarında bir sözleşme bulunduğunu iddia ettiğini, fakat sözleşmeyi dosyaya sunmadığını, mahkemece ara karar ile davacıya delil listesindeki belgeleri sunması için ek süre verilmiş olup işbu cevap dilekçesinin sunulduğu tarih itibariyle davacıya verilen sürenin dolmadığını, bu sebeple davacı tarafça sunulacak belgelere karşı itiraz hakları saklı tuttuklarını ve sözleşmenin süresinde sunulmaması halinde daha sonra sunulmasına muvafakati olmadığının bildirildiğini, eldeki verilere göre hüküm kurulmasını talep ettiklerini, davacının talep ettiği hasarlar bakımından ancak gerçek zararın müvekkilinden talep etme hakkına sahip olduğunu, davacı şirketin, sigortalısına daha fazla tazminat ödemiş olsa bile ancak sigortalının uğradığı gerçek zararı talep hakkına sahip olacağını, bu sebeple ödenen bedellerin gerçek ve piyasa koşullarına uygun bedeller olup olmadığı hususunın belirlenmesi gerektiğini ancak davacının henüz talep edilen hasarlara ilişkin elindeki bilgi ve belgeleri dosyaya sunmadığını, davacının zarara ilişkin sunacağı belge ve faturalara ilişkin ayrıntılı itiraz hakları saklı kalmak kaydı ile tek taraflı düzenlenmiş ekspertiz ve benzeri delillerin taraflarınca kabul edilmeyeceğini, davacının icra takiplerine konu ettiği bir takım hasar dosyaları üzerinden taraflarınca yapılan incelemelerde davacının zarar bedeli adı altında talep ettiği tazminatın piyasa gerçeklerinden uzak ve fahiş olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla davacı şirketin kendi çalıştığı firmalara düzenletilen raporlara itibar edilemeyeceğini, davacının, bant altı/branda altı hasarlar ile değer kaybı oluşmayacak parçalar bakımından da alacak talep ettiğini, yine ambalaj hatası, araç içi eksiklik, anahtar farklılığı gibi hasarlardan müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığını, bu sebeple hasara ilişkin bilgi ve belgelerin sunulması akabinde ayrıntılı itirazları bildirilecekse de davacının, davalının sorumlu tutulamayacağı hasarlar yönünden başlattığı icra takiplerine taraflarınca yapılan itirazın yerinde olduğunu, davacının hasarlanan araçların bir çoğuna ilişkin gerekli evrakı davalı şirkete iletmediğini, davacı şirkete daha önce gelen ödeme evrakı içerisinde masraflara ait fatura ve belgelerin bulunmadığının ihtar edildiğini, fakat daha sonra gelen evrak içerisinde de yine davalı şirketçe talep edilen evrakın bulunmadığının anlaşıldığını, davalının evrakın hasar faturalarının ve fotoğrafların kendisine iletilmemesi sebebiyle birçok dosyada ödeme kontrolü yapamadığını, bu sebeple davacının usulüne uygun rücu başvurusu bulunmadığını, usulüne uygun başvurusu bulunmayan davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, davacının, araçlarda meydana gelen hasarların davalı şirket tarafından taşındığı esnada oluştuğunu iddia ettiğini, oysaki araçların davalı şirketin tırlarına limanda yüklendiğini, yükleme işleminin davalı şirket tarafından gerçekleştirileceğine dair dosyada delil bulunmadığını, hasarın limandaki yükleme sırasında da gerçekleşmiş olabileceğini, kural olarak yüklemenin gönderici tarafından yapılacağını, yine hasarların bir çoğunun taşıma sırasında meydana gelemeyecek nitelikte olması gibi sebeplerle davacı taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafça davalıya rücu edildiği iddia edilmesine karşın dosyada buna ilişkin bir delil de mevcut olmadığını, dolayısıyla 3 aylık sürenin geçirildiğinin kabulü ile davacı taleplerinin reddi gerektiğini, davacının taleplerinin zaman aşımına uğramış olduğundan mahkemece zamanaşımı itirazı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile bilirkişilerce hesaplanan alacağın ödeme tarihlerinden itibaren davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince eksik araştırma ve değerlendirmelerle hazırlanan bilirkişi kök ve 2. ek raporu gözeterek hüküm kurulduğunu, davaya konu hasarlardan çarpma, göçük, ezilme, yırtık gibi yükleme sırasında meydana gelen hasarların aracın taşınması sırasında gerçekleşebilecek hasarlar olmadığını, söz konusu hasarların ancak yükleme boşaltma sırasında meydan gelebilecek bir hasar olduğunu, kaldı ki değerlendirmeye konu hasarlara ilişkin olarak yargılamada alınan bilirkişi raporunda her ne kadar belirtilmemişse de esasen hasarların bir kısmının sebebinin de ambalaj hatası olup, ambalaj hatasının sigorta poliçesinde kapsam dışı bırakıldığını ve davacının talep edemeyeceğini, bilirkişi raporunda ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı hasarlardan davalının sorumlu olduğu tespitine yer verildiğini ancak bu hasarların üstü açık taşıma sırasında meydana gelen gamzeler olup davalının bu hasarlardan sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, yine raporda, araçların üstü açık olarak taşınması sebebiyle meydana gelen bir çok tavan, kapı v.b. çiziği ve gamzesi sebebiyle davalının sorumlu olduğunun tespit edildiğini ancak söz konusu hasarların çarpma veya sürtme sebebiyle meydana gelebilmesinin fiziksel olarak mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda, çentik, çizik ve gamze benzeri bazı hasarlar sebebiyle yapılan nefaset indirimi ve hasar ödemelerinden davalının sorumlu tutulmuş olmasının hatalı olduğunu, araçta söz konusu hasar sebebiyle herhangi bir değer kaybı meydana gelmemişken araçta yapılan nefaset indiriminden davalının sorumlu tutulmuş olmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda tespit edilen ve davacının hasar bedeli adı altında talep etmiş olduğu bedellerin piyasa gerçeklerinden uzak ve fahiş olduğunu, hasar bedellerinin davacı şirketin sigortalısı olan dava dışı Doğuş Oto ekspertizleri tarafından belirlendiğini, şirketin kendi çalıştığı firmalara düzenlettiği raporlara ve hasar kayıtlarına itibar edilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ilk derece mahkemesince yapılan incelemenin eksik ve hatalı olduğunu beyan etmiş ise de hasar ve kusur tespitine ilişkin muhtelif tarihlerde alınan 4 adet rapor ile itirazların değerlendirildiğini, davanın haklılığınının ispatlandığını, davalı yükleme ve boşaltma işlemleri esnasında meydana gelen zararlardan sorumlu olmadığını ifade etmiş ise de dava dışı sigortalı Doğuş Otomotiv ile davalı Mertur arasında akdedilen sözleşmenin 5.25 ve 6.5.2 hükümleri ile ticari teamül gereği davalı tarafın söz konusu hasarlardan sorumlu olduğunu, davalı yanın dilekçesinde belirtilen ambalajlı ve eksik aksesuarlar ve benzeri hasar çeşitleri taşımacılık sırasında olabilecek ve olamayacak olarak ayrıldığını, taşımacılık esnasında olmayacağına takdir edilen hasarların mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davalının sorumluluğunda olmadığına karar verildiğini, gerekçeli kararda bu ve benzeri kalemlerin belirlenen bedele dahil edilmediğini, dava dışı sigortalı Doğuş Otomotiv'in alanında öncü ve lider konumda olan bir şirket olduğunu, araçlarda meydana gelen hasarların alanında uzman ve bağımsız eksperler tarafından incelendiğini, söz konusu incelemelere bilirkişi heyetinin de mutabık kaldığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2023 tarih, 2021/813 Esas - 2023/1108 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taşıma sözleşmesi nedeniyle sigortalının hasar gören aracı için davacının ödediği bedelin, TTK. 1472 maddesi uyarınca sorumludan tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı ile dava dışı Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. arasında Nakliyat Abonman Sigorta poliçesi bulunduğu, yine davalı ile Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. Arasında Araç Taşıma Sözleşmesi bulunduğu, davalının bu sözleşme kapsamında dava dışı Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. tarafından yurtdışından ithal edilen araçları limandan alıp istenilen yerlere taşıdığı, bir kısım taşımalarda hasar oluştuğuna dair sigorta şirketine yapılan ihbarlar üzerine sigorta şirketi tarafından hasar dosyaları açılıp poliçe kapsamında olduğu kabul edilen hasarların dava dışı şirkete ödendiği ve eldeki dava ile bu ödemelerin davalıdan rücüan tahsilinin talep edildiği, davalı şirket, davacının, araçlarda meydana gelen hasarların davalı şirket tarafından taşındığı esnada oluştuğunu iddia ettiğini, oysaki araçların davalı şirketin tırlarına limanda yüklendiğini, yükleme işleminin davalı şirket tarafından gerçekleştirileceğine dair dosyada delil bulunmadığını, hasarın limandaki yükleme sırasında da gerçekleşmiş olabileceğini, kural olarak yüklemenin gönderici tarafından yapılacağını, yine hasarların bir çoğunun taşıma sırasında meydana gelemeyecek nitelikte olması gibi sebeplerle davacı taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafça davalıya rücu edildiği iddia edilmesine karşın dosyada buna ilişkin bir delil de mevcut olmadığını, dolayısıyla 3 aylık sürenin geçirildiğinin kabulü ile davacı taleplerinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istediği, ilk derece Mahkemesince bilirkişi raporları ve dosya kapsamındaki ödemeler, deliller ile davalı ile dava dışı Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 850 vd. maddelerinde düzenlenen, taşıma işlerinden kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 863. maddesinde; sözleşmeden durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça gönderenin eşyayı taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorunda olduğu; taşıyıcının da ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. TTK.'da gönderenin kusursuz sorumluluğu halleri (m. 864), taşıyanın sorumluluğu (m. 875) ile tazminatın hesaplama yöntemi (m. 880), sorumluluk sınırları (m. 882), sorumluluğunun sınırlama hakkının kaydı (m. 886) halleri, açıkça düzenlenmiştir.
Davacı sigortacının taşıma işleminin tarafı olmaması nedeniyle uğradığı zararını taşıma işleminin taraflarından isteme hakkı vardır. Taşıma işleminin tarafları ise gönderen ve taşıyan olup sorumluluk halleri yukarıda açıklandığı gibidir.
Gönderen ile taşıyıcının zararın meydana gelmesindeki sorumluluklarının 6102 sayılı TTK'nın 863-(1) maddesi uyarınca; değerlendirilmesi gerekmektedir. Anılan hükümde, açıkça eşyayı "taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, sabitleyerek yüklemek" borcu gönderene yüklenmiştir.
Dava dışı sigortalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. ile davalı şirket arasında 25/03/2020 tarihli "I. Bölge Yurtiçi Araç Taşıma Sözleşmesi" imzalanmıştır. Sözleşmenin 5.25.5 maddesine göre; "MERTUR gemi tahliye taşımaları için aşağıda belirtilen sayıda personeli liman sahasında görevlendirerek hazır bulunduracaktır. Liman sahasında tüm yasal iş akışını takip ve organize edecek, konulara vakıf yönetici seviyesinde bir personel, Araç yükleyen taşıyıcıların organizasyonunu sağlayacak bir yükleme sorumlusu." Sözleşmenin 6.5.2 maddesine göre; "Gemi ve lojistik saha hasarı dışında kalan, yükleme-boşaltma ve taşınma sırasında vuku bulabilecek, taşıyıcı şoförün ve MERTUR bünyesindeki diğer personel kusurundan dolayı oluşan hasarların tazmin edilebilmesi için gerekli tüm belge ve raporların, MERTUR tarafından temin edilmesi ve DOĞUŞ OTOMOTİV'in bilgilendirilmesi zorunludur. MERTUR, bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde DOĞUŞ OTOMOTİV'in uğrayacağı tüm zararların tazmininden sorumlu olacaktır." Sözleşmenin 6.5.3 maddesine göre; "MERTUR'a ait taşıyıcıların veya çalışanların hatasından kaynaklanan 0 sınıfı hasarların dışında kalan hasarlar için, DOĞUŞ OTOMOTİV'in araç bedeli üzerinden uyguladığı nefaset indirim tutarı DOĞUŞ OTOMOTİV'in anlaşmalı olduğu sigorta firması veya DOĞUŞ OTOMOTİV tarafından MERTUR'a rücu edilecektir. DOĞUŞ OTOMOTİV'in hasar sınıflarına göre uyguladığı nefaset oranları EK-E'de verilmiştir." Sözleşmenin 6.5.5 maddesine göre; "Taşıyıcıların seyri sırasında yoldan kaynaklanan taş hasarları mücbir sebepli hasar kabul edilerek bu hasarlarla ilgili onarım ve nefaset bedeli MERTUR'a rücu edilmeyecektir" ve en önemlisi Sözleşmesin 6.4.1 maddesinde “…MERTUR aracı ilk teslim
aldığı andan aracı teslim edene kadar geçen süreçte yaptığı tüm taşımalardan dolayı
oluşacak hasar eksiklikten sorumlu olacaktır...".
Anılan hükümler ile sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözleşmeyle yükleme sorumluluğunun tamamının dava dışı sigortalı şirkete bırakılmadığı, davalının yüklemeye en az bir tane yönetici konumunda personel ve diğer personelle nezaret etme yükümlülüğünün yüklendiği (sözleşme 5.25.5), nefaset indirimi ile mücbir sebep hallerinin düzenlendiği ve davalıdan kaynaklanmayan hasarların nasıl belgelendirileceğinin ve sorumluluk hallerinin sözleşmede açıklandığı (sözleşme 6.5.2) anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan 17/11/2022 tarihli kök raporda özetle; toplam 277 hasar dosyasından 1 hasar dosyasının bulunmadığı, davacı taraf avukatından talep edildiği, ancak sadece sigorta ödeme dekontlarının paylaşıldığı, (...) (hasar bilgilerinin bulunmadığı) dosya incelemesi yapılan 276 dosyanın, 21 dosyasında taşıyıcının sorumluluğunun bulunmadığı, ancak; 254 dosyada bulunan hasar/eksiklerde sorumlu olduğu, sorumlu olduğu dosyalarda 6102 sayılı TTK'nın 878. madde hükmü gereği üzeri açık araçlarla yapılan taşımalarda önleyemeyeceği hasarların ispatı halinde sorumluluktan kurtulabileceğinden bahisle, toplam 373.148,89-TL – 18.749,98-TL = 354.398,91-TL ile taşıyıcının sorumlu olduğu, tamir işlemlerinin orijinal yedek parçalar ile yetkili servis ortamında yapıldığı, yedek parça fiyatlarının olay tarihleri itibariyle orijinal yedek parça fiyatları olduğu, işçilik fiyatlarının yetkili servis işçilik fiyatları olduğu ve iskontolarının düşülmüş olduğu, tamir bakım onarım ve nefaset bedellerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, araçların sıfır araç olmalarından dolayı ekteki listede ayrıntılı olarak yazıldığı şekilde bazı tamir işleri sonucunda nefaset indirimi uygulanmasının yerinde olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Dosyaya sunulan 23.05.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; davacı yanın, kök rapora yapmış olduğu itirazlara konu toplam 3.854,78-TL'lik alacağına ilişkin talebi ile bu tutarın 19065836 nolu dosya karşısında 371,01-TL'lik kısmının taşıyıcı sorumluluğunda olduğu, taşıyıcı sorumluluğunda kök raporda tespit edilen tutar ile birlikte 354.398,91-TL (kök raporda tespit edilen tutar) + 371,01-TL (ek raporda tespit edilen tutar) = 354.769,92-TL toplam tutarın taşıyıcının sorumluluğunda olduğu, tamir işlemlerinin orijinal yedek parçalar ile yetkili servis ortamında yapıldığı, yedek parça fiyatlarının olay tarihleri itibariyle orijinal yedek parça fiyatları olduğu, işçilik fiyatlarının yetkili servis işçilik fiyatları olduğu ve iskontolarının düşülmüş olduğu, tamir bakım onarım ve nefaset bedellerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, araçların sıfır araç olmalarından dolayı ekteki listede ayrıntılı olarak yazıldığı şekilde bazı tamir işleri sonucunda nefaset indirimi uygulanmasının yerinde olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Dosyaya sunulan 18.10.2023 tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporda özetle; taşıyıcı sorumluluğunda olan hasarlar karşısında toplam 355.961,43-TL'nin taşıyıcının sorumluluğunda olduğu, tamir işlemlerinin orijinal yedek parçalar ile yetkili servis ortamında yapıldığı, yedek parça fiyatlarının olay tarihleri itibariyle orijinal yedek parça fiyatları olduğu, işçilik fiyatlarının yetkili servis işçilik fiyatları olduğu ve iskontolarının düşülmüş olduğu, tamir bakım onarım ve nefaset bedellerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, araçların sıfır araç olmalarından dolayı detaylı listede ayrıntılı olarak yazıldığı şekilde bazı tamir işleri sonucunda nefaset indirimi uygulanmasının yerinde olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Sonuç itibariyle; davacının taleplerine konu toplam 277 araç ve hasar dosyasının bulunduğu, bir hasar dosyasının (... sayılı hasar dosyası) dosya arasında bulunamadığı ve ayrıntısı da belirtilmiş olan 20 dosyada davalının sorumluluğuna gidilemeyeceğinin tespit edildiği; sonuç olarak 256 hasar dosyasında davalının sorumlu olduğu ve ikinci ek bilirkişi raporunda davalının sorumlu olduğu tespit edilen hasar bedeli ve nefaset indiriminin toplamının 355.685,43.-TL olduğu tespit edilmiştir.
Davalıya rücu edilebileceği kabul edilerek davalıya rücu edilebilecek hasarların tek tek belirlendiği, yapılan belirlemelerin kanun ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu, bu kapsamda davalının yüklemeye nezaret etme sorumluluğu, kendinden kaynaklanmayan hasarlara ilişkin tutanaklar, araç içi hasarlar ve mücbir sebep hasarları ile sözleşme gereğince davalıya rücu edilebilecek nefaset indirimlerinin dikkate alındığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; ilk derece Mahkemesi'nce belirtildiği gibi 6102 sayılı TTK'nın 855-(3) maddesi taşıyıcının bir diğer taşıyıcıya rücusu ile ilgili olup sigorta şirketinin açtığı rücu davasına uygulanmaz. 6102 sayılı TTK'nın 1473. maddesi gereğince yasal halefiyet hakkına sahip olan davacı, selefi bulunduğu kişi davayı hangi zamanaşımı süresi içinde açması gerekiyorsa davayı o süre içinde açması gerekir. Bu durumda, 6102 sayılı TTK'nın 855-(2) maddesi gereğince eşyanın teslim tarihinden itibaren (1) yıllık zamanaşımı süresi bulunduğu ve davanın 1 yıllık zaman aşımı süresi içinde açıldığı görülmekle zaman aşımına ilişkin istinaf itirazının da reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 24.315,73 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 6.079,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 18.236,73 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2025
Başkan ...
e imzalıdır
Üye ...
e imzalıdır
*Üye ...
e imzalıdır
Katip ...
e imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*