T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/348
KARAR NO : 2025/1325
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/02/2023
NUMARASI : 2021/258 Esas - 2023/173 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/04/2021
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 18/07/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin nakliye ve taşımacılık işi ile uğraşan bir firma olduğunu, davalı firma ile de nakliye işleri yapmakta olup yıllardır çalıştığını ve faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin davalıya yapmış olduğu taşıma ve nakliye işlerinin tamamının listesinin mahkemeye sunulduğunu, bunların içinde sadece iki tanesini tahsil edemediğini, davacı şirketin kesmiş olduğu ve ödenmeyen dava ve icra konusu her iki faturanın karşılığı olarak 3. Havalimanından hurda ve demir, malzemeleri yükleyip, Marmara Geri Dönüşümcüler Sanayi Sitesine giderek teslim ettiğini, araçlarda GPS sistemi mevut olduğunu, sanayi sitesinde güvenlik kamera görüntülerinde de malların depolara teslim edildiği sabit olduğunu, davacı şirketin ilk faturası olan 10/05/2017 tarihli ... seri sıra numaralı 13.216,00-TL'lik fatura şirketin muhasebecisi olan ...'a teslim edilmiş olduğunu; kendisi bu faturaların üzerine işlendi kaşesi de vurmak suretiyle defterlerine işlediğini, kanuni yasal itiraz süresi bu şekilde dolduğunu, akabinde de 15/05/2017 ... seri sıra numaralı 3.540,00-TL'lik faturada yurtiçi kargo ile davalıya yollandığını ve fatura 01/06/2017 tarihinde teslim alındığını, ilk fatura teslim alınıp işlendikten sonra ikinci faturada karşı tarafa ulaştıktan sonra davacı şirkete ödeme yollanmadığını, aksine Kartal 9. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini ve faturaların iade edildiği hususu davacıya tebliğ edildiğini, 15/06/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı Kartal 23. Noterliği'nin ilgili ihtarnamesi karşı tarafa cevap olarak çekildiğini ve kesinlikle bu iadenin kabul edilmediği hatta ve hatta faturalarda tade süresi 8 iş günü olduğundan bunların kanuni sürelerinin dolduğunu ticari işlem güvenliği gereğince bu iadelerin kabul edilmeyeceği hususu ihtar edildiğini ve ayrıca bu iki adet faturanın toplam bedeli olan 16.756,00-TL'nin belirtilen hesaba gönderilmesi talep edildiğini, 20/06/2017 tarihinde bu ihtarname firmanın muhasebecisi ... tarafından tebliğ alındığını ve ödeme yapılmadığından Gebze İcra Dairesinin 2020/5468 Esas sayılı dosyasınca icra takibi başlatıldığını, akabinde karşı tarafça itiraz edildiğini, icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin usulsüz tebligat nedeniyle cevap dilekçesinin süresinde sayılması veya eski hali iade talebinde bulunduğu bu talebin yerel mahkemenin 17/06/2021 tarihli ara kararı ile değerlendirilerek reddine karar verildiği, davalı taraf süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığından davayı inkar ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde davacıya ait defterlerin asıl alacağı yansıtmış olup davalı tarafın kötü niyetli olarak davacının faturalarını işlemediğini ve davacının alacağını sildiğini, davacı tanıklarınca yapılan taşıma ve nakliye işlemlerinin anlatıldığını, buna rağmen davanın reddine karar verildiğini, ödeme yapmak istemeyen davalı firmanın zaten bu alacakları defterine işlemediğini, sadece bu hususun dikkate alındığını ve usule yasaya aykırı olarak red kararı verildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın takip konusu edilen faturalar içeriği taşıma işlemlerini gerçekleştirdiğini, davalıya taşıma hizmeti verdiğini ve mal teslim ettiği hususunu ispatlayamadığını, davalı şirketin ticari defterlerinin usul ve yasa hükümlerine göre tutulduğunun ve davalı lehine delil kudretine haiz olduğunun tespit edildiğini, buna göre defterler üzerinde yapılan incelemede davalının davacıya bir borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, davacı tarafın iddia ettiği nakliye işlemlerinin gerçekleşmediğini, davacı tarafın, yerel mahkemeye 29.09.2021 tarihinde UYAP'tan sunmuş olduğu beyan dilekçesinde dahi ara karar ile sunması için kesin süre verilen dava konusu 2 adet faturaya ait sevk irsaliyelerini sunmadığını, davacı tarafın bu dilekçesinde ara karar gereğince, faturalar konusu taşımanın hangi tarihlerde gerçekleştiği konusunda açıklama yaptığını, bu açıklamaların dahi davacının davasında haksız olduğunu ve özellikle davalı firmaya ait malları güveni kötüye kullanma suretiyle hırsızladıkları, bu hırsızlık olayı sonrasında işlemiş oldukları suçun mali külfetlerinden kurtulabilmek için apar topar yapmadıkları nakliye işlemleri için fatura kestiklerini ortaya koyduğunu, taraflar arasında taşıma sözleşmesi olduğunu ve mal teslimi yapıldığını yazılı olarak ispat etmek durumunda olup böyle bir ispatın da yapılamadığını, bu haliyle yerel mahkeme kararının kanun ve usul hükümlerine uygun olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2023 tarih, 2021/258 Esas - 2023/173 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; fatura ve ihtar giderinden kaynaklı alacak için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı taraf, kesmiş olduğu ve ödenmeyen dava ve icra konusu 2 adet faturadan kaynaklı alacağını alamadığından davalı aleyhine Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/5468 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalı tarafın bedeli ödemediği, başlatılan icra takibine de itiraz ettiği iddiasıyla dava açmış, davalı, cevap dilekçesi vermemiş ise de beyan dilekçesinde, davalı şirket yetkilisinin onayı ve talimatı olmadan, davacının kamyonlarına hurda demir yüklendiğini fakat bu hurda demirlerin şirkete teslim edilmeyerek 3. kişilere satıldığının tespit edildiğini, bundan sonra davacının, özellikle ceza sorumluluğundan kurtulmak ve ticari ilişki kapsamında taşıma yaptığını savunabilmek amacıyla apartopar icra takibine dayanak faturaları düzenlediğini ve işi kılıfına uydurmak amacıyla elden davalıya tebliğ-teslim etmeye çalıştığını, davalı şirketçe elden teslimin kabul edilmemesi üzerine, kargo ile yollandığını, davalının noter kanalıyla faturaları iade ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Eldeki davada, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.
Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut ... bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zaman aşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı).
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Davacı kayıtları üzerinde talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davacı ...'ın yasal ticari defterler kayıtlarına göre davalı şirket Er Metal Madencilik San. ve Tic. Ltd.'den 25.255,00.-TL alacaklı olduğunu, davalı şirket Er Metal Madencilik San.ve Tic. Ltd. Şt.i'nin yasal ticari defter kayıtlarına göre davacı ...'a 0,00 TL borçlu olduğu belirtilmiştir.
Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/650 Esas sayılı dosyasında, 24/12/2021 tarihli kararında, " Katılan ...'ın hurda ve geri dönüşüm faaliyeti ile iştigal eden Er Metal Madencilik San. Tic. Ltd. Şti'nin sahibi ve yetkilisi olduğu, Katılan şirketin İstanbul Havalimanının hurda malzemelerinin ihalesini aldığı, 26/02/2017 tarihinden itibaren İstanbul Havalimanında çıkan hurda malzemelerini gerek şirketin kendi bünyesinde çalıştırdığı şoförlerle gerekse de dışarıdan anlaşmalı nakliye hizmetiyle ... Çayırova/Kocaeli bulunan depo alanlarına nakliyesinin yapıldığı, sanıklardan ...'un, 2008 yılından beridir katılan işveren şirkette sigortalı çalıştığı, en son İstanbul Havalimanında katılan şirket adına hurda işlerini sevk ve idare eden, işveren şirket adına hurda malzemeyi tartan, yükleyen ve nakliyeyi yapacak şoförleri yönlendiren kişi olduğu, ...'ın katılan şirketinin 2017 Şubat ayından beri sigortalı nakliye şoförü olduğu, işveren nezdinde 3 aylık çalışma yaptığı, ... plakalı katılan işveren şirkete ait kamyonu kullandığı, görevinin İstanbul havalimanında kamyona yüklenen hurda malzemeyi şirketin deposuna götürmek olduğu, Sanıklar ... ve ...'ın baba oğul oldukları, Aktaş Nakliyat unvanlı şirketin sahibi olarak nakliye işi yaptıkları, katılan şirket yetkilisi ... ile geçmiş dönemde de ticari ilişkileri bulunduğu, birbirlerini tanıkları, İstanbul Havalimanı ihalesinde de katılan şirketle yaptıkları anlaşmayla nakliye bedeli mukabilinde Havalimanında yüklenen hurda malzemeyi katılana ait depo alanına taşıdıkları, ...'ın hurdacılıkla geçimini sağladığı, ...'u ve işvereni ...'ı tanıdığı, ...'un katılan şirketin sigortalı çalışanlarından olduğu, uzun yıllar katılan şirkette çalıştığı, görevinin trafo kesme işi olduğu, ... katılan şirketin sigortalı çalışanlarından olduğu, uzun yıllar katılan şirkette çalıştığı, ...'in katılan şirketin sigortalı çalışanlarından olduğu, uzun yıllar katılan şirkette çalıştığı anlaşılmaktadır.
13/05/2017 günü İstanbul Havalimanı'ndan 5 kamyon hurda sevkiyatı yapıldığı fakat sanık ... tarafından işverene 4 sevkiyat yapıldığı yönünde bilgi verildiği, işveren şirketin 15/05/2017 tarihinde giriş çıkış kayıtlarını kontrol etmesi neticesinde ...'ın şoförlüğünü yaptığı, ... plakalı kamyonla sevkiyatı yapılan yaklaşık 16 ton ağırlığında nervürlü inşaat demiri hurdasının işveren şirket depolarına teslim edilmediği, sanık ... ve ...'in hurda malzemeyi sattıkları ve parayı paylaştıkları, sanık ...'ın nakliyeyi ...'in talimatı ile yaptığını herhangi bir para almadığını savunduğu, Sanık ...'in ise, ...'ın rızası dışında hurdayı sattığını kendisine sorduğunda susması için 9000 TL para verdiğini savunduğu, " gerekçesi ile davacının beraat ettiği ancak dava konusu edilen 15/05/2017 tarihindeki taşımaların davacının oğlu ... ...'ın yaptığının ancak hurdaların depoya teslim edilmediğinin anlaşıldığı ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma eylemi nedeniyle adli para cezası ile cezalandırıldığı görülmüştür. 6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi gereği ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp, ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacaktır.
Somut olayda, her ne kadar 08/12/2021 tarihli bilirkişi raporu ile davacı ...'ın yasal ticari defterler kayıtlarına göre davalı şirket Er Metal Madencilik San.ve Tic. Ltd'den 25.255,00.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de davalı şirket Er Metal Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin yasal ticari defter kayıtlarına göre de davacı ...'a borcu bulunmadığının görüldüğü, yukarıda belirtilen ceza dosyası ile de dava konusu edilen 15/05/2017 tarihindeki taşımaların davacının oğlu ... ...'ın yaptığını ancak hurdaların depoya teslim edilmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla ispat yükü davacıda olup davacı tarafça faturaya konu hizmetin verildiği ispatlanamadığından Mahkemece reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalı ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle heyete sunulur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*