T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/180
KARAR NO : 2025/1076
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/11/2023
NUMARASI : 2022/359 Esas - 2023/602 Karar
DAVACI :....
VEKİLİ :....
DAVALI :....
:....
VEKİLİ :....
DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/07/2022
KARAR TARİHİ : 30/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 27/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 06/05/2010 tarihli inançlı işlem sözleşmesi ile, davacı adına kayıtlı olan S.S. 83 Nolu Öz Uzuntarla Kam. Mot. Taş. Kooperatifi'nin ... no'lu üyelik hakkı ... isimli dava dışı üçüncü kişiye 2 yıllığına kiralandığını; şahsın kooperatif üyelik hakkını kullanması için de zorunlu olarak Kocaeli 6. Noterliği'nin aynı tarih ve 10991 sayılı devir sözleşmesi ile hat ... adına devredildiğini, taraflar arasında ki sözleşme uyarınca 2 yıllık sürenin sonunda bu hattın davacıya geri verilmesi gerekmesine rağmen ... hattı iade etmediğinden, sözleşmeye konu kooperatif hattının davacıya iadesi için davanın ikame olunarak, üyeliğin kayıtlı olduğu SS 83 Nolu Öz Uzuntarla Kamyoncular Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'nin de iş bu davaya dahil edildiğini, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/345 E- 2020/523 K Sayılı kararı ile" davanın kabulüne, davalı ...'e ait S.S. 83 Nolu Öz Uzuntarla Kamyoncular Lojistik Motorlu Taşıtları Kooperatifinde ... numaralı üyeliğinin iptali ile üyelik hakkının davacı ...'e devrine" yönelik hüküm kurulduğunu, kararın 06/05/2022 tarihinde kesinleştiğini, davacı tarafından hattın iptali için önce sadece ... aleyhinde dava açıldığını, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/185 E- 2015/166 K Sayılı davanın kabulü kararının Yargıtay tarafından davada kooperatifin de taraf olması gerektiği gerekçesiyle usul yönünden bozulması üzerine davaya Kooperatifin de dahil edildiğini, 2019/345 E sayısını aldığını, davalı tarafça Kartepe 1. Noterliği'nin 28/06/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile; 62.534,37-TL birikmiş aidat borcunun 7 gün içerisinde ödenmemesi halinde müvekkili hakkında yasal işlem başlatılacağı hususu, 29/06/2022 tarihinde UETS hesabına tebliğ edildiğini, bu sebeple davacının zikredilen borçtan hukuken sorumlu değil iken, icra takibine muhatap olma tehdidiyle karşı karşıya bulunmadığını, davalı tarafça aynı ihtar ile; davacının üyelik şartlarını taşıyıp taşımadığı ve kooperatife karşı yükümlülüklerin yerine getirip getirilmediği hususunun inceleme konusu yapıldığını belirterek, davanın kabulüyle, davacının, davalı kooperatifin Kartepe 1. Noterliği'nin 28/06/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarında belirttiği 62.534,37-TL borcunun olmadığının ve ... nolu üyelik sebebiyle davalının ihtarında belirtilen ... dönemine ait aidat borcu bulunmadığının tespitine, Kartepe 1. Noterliği'nin 28/06/2022 tarih ... yevmiye nolu ihtarında belirtilen ... önemine ait 62.534,37-TL birikmiş aidat borcu nedeniyle davacıya karşı açılacak dava ve takiplerin tedbiren engellenmesine, Kartepe 1. Noterliği'nin 28/06/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarında belirtilen ... dönemine ait 62.534,37-TL birikmiş aidat borcu sebep gösterilmek suretiyle davacının, davalı kooperatif üyeliğinin askıya alınması, kısıtlanması, kullandırılmaması ya da iptaline yönelik işlem yapılmamasına ve bu yönde karar alınmamasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının Kocaeli 1. Asliye Ticaret mahkemesi 2019/345 E 2020/523 K Sayılı dosyasında davacının dava dilekçesindeki talebi ve mahkemenin kararına bakıldığında görüleceği üzere davacının üyelik hakkını 2 yıllığına kiraladığını ancak sürenin sonunda kendisine teslim edilmediğinden üyeliğinin 2 yıllık sürenin sonundan itibaren adına tescilini talep ettiğini, davacının Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/55 E sayılı dosyası ile ikame etmiş olduğu davasında talepleri nicelendiğinde üyelik hakkını kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, 2 yıllık sürenin sonundan sonra hakkını kullanamadığından dava dışı ...'den uğramış olduğu zararların tazminini talep ettiğini, dolayısıyla davacının da ikame etmiş olduğu davasında Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/345 E sayılı dosyanını geçmişe etkili olarak hüküm ve sonuçlarını doğurmasını talep ettiğinin açık olduğunu, bir yandan kendi haklarını kullanamadığından bahisle 2 yıllık sürenin sonundan itibaren uğradığı hak kaybını talep eden davacının bir yandan müvekkili kooperatife borçlu olmadığını iddia ederek huzurda ki davayı ikame ettiğini, davalının, davacı ve dava dışı ... arasında akdedilmiş olan sözleşmenin tarafı olmadığı halde sanki müvekkil tarafından da davacıya karşı husumet güdüyormuş izlenimi vermesinin hukuka ve vicdana uygun olmadığını, davacının beyanlarının daha davalı kooperatifte üyelik aidatlarının 2012 yılından sonra doğduğunu ve bu tarihten sonra borçlu olduğunu bu tarihten sonra hak sahibinin kendisini olduğunu ikrar eder durumda olduğunu belirterek, haksız ve kanuni dayanaktan yoksun kötü niyetli olarak açılmış olan iş bu davanın külliyen reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoktun ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davacının açmış olduğu davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
2-Davacının davalı tarafından üyelik haklarının kullandırılmamasına yönelik muarazanın meni yönünden dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karar yazımının teknik ve usul bakımından hatalı olduğunun açık olduğunu, ilk derece mahkemesi dava dışı ...'e karşı davacının üyelik haklarını 2012-2022 yılları arasında kullanamaması sebebiyle açılan Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/55 E. sayılı dosyasını ileri sürerek ve her iki davanın davacı tarafından açılmasının MK 2'ye aykırı çelişkili davranış mahiyetinde olduğu şeklinde hatalı ve hukuka aykırı bir gerekçe göstererek menfi tespit taleplerini reddettiğini, davacıya davaya konu aidat borcunu iki kez ödemesi neticesine yol açacak bir karar verdiğini, davacının hem işbu menfi tespit davasını hem de dava dışı ...'e karşı net gelir kaybının tazmini talepli davayı açması MK 2'ye aykırılık teşkil etmediği gibi herhangi bir çelişki de içermediğini, menfi tespit talebinin kabulü gerektiği kanaatinde isek de, aksi neticeye ulaşılması halinde dahi; ilk derece mahkemesi tarafından zamanaşımı itirazlar hakkında bir değerlendirme yapılmadığından, hükmün kaldırılması gerektiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer taleplerinin de reddine karar verildiği, yerel mahkeme kararı açık ve anlaşılır olup davacının istinaf sebeplerinin reddini talep ettiğini, ancak yerel mahkeme üyelik haklarının kullandırılmamasına yönelik murazaanın giderilmesi yönünden de davanın reddine karar vermesi gerekli iken davacının üyelik hakkını satması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini, ancak davacı taraf, davalının kendisine üyelik haklarını kullandırmadığını ispat edemediğini, kaldı ki davalı şirket, davacının her talebine cevap vermiş ve davacının talepleri doğrultusunda işlemleri yaptığını, davalı, üyeliğin tescilini gerçekleştirdiği gibi üyelik haklarını da kullandığını, hatta hakkında tasarrufta dahi bulunduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin davacının bu talebine yönelik karara verilmesine yer olmadığı kararı hukuka uygun ise de aleyhe vekalet ücretine hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2023 Tarih - 2022/359 Esas - 2023/602 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, 06/05/2010 tarihli inançlı işlem sözleşmesi ile adına kayıtlı olan davalı kooperatifinin ... no'lu üyelik hakkını ... isimli dava dışı üçüncü kişiye 2 yıllığına kiralandığı, devredilen şahsın kooperatif üyelik hakkını kullanması için zorunlu olarak Kocaeli 6. Noterliği'nin aynı tarih ve 10991 sayılı devir sözleşmesi ile hattın ... adına devredildiği, taraflar arasında ki sözleşme uyarınca 2 yıllık sürenin sonunda bu hattın davacıya geri verilmesi gerekmesine rağmen ... tarafından hattın iade edilmediği, mezkur hattın bu kişi tarafından iade edilmemesi üzerine eldeki dava davacısı tarafından davacıya iadesi için Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/345 E- 2020/523 K Sayılı kararı dosyasında dava açıldığı, mahkemece davanın kabulüne, davalı ...'e ait S.S. 83 Nolu Öz Uzuntarla Kamyoncular Lojistik Motorlu Taşıtları Kooperatifinde ... numaralı üyeliğinin iptali ile üyelik hakkının davacı ...'e devrine yönelik hüküm kurulduğu, bu defa, davalı tarafından Kartepe 1. Noterliği'nin 28/06/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile; 62.534,37-TL birikmiş aidat borcunun 7 gün içerisinde ödenmesi ödenmemesi halinde davacı hakkında yasal işlem başlatılacağı hususunun davacıya ihtar edildiği iddiasıyla ihtarda belirtilen miktar nispetinde davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi amacıyla davacı tarafından eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle davanın niteliği gereğince davacı tarafından açılan menfi tespit istemli davanın hukuki tanımının ve koşullarının üzerinde açıklama yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar).
Taraflar arasında ki uyuşmazlığın; davalı tarafından talep edilen aidatlardan dolayı davacının sorumlu olup olmadığı ile sorumluluk durumu bulunması halinde ne kadar miktar üzerinden davacının sorumlu olduğu ve taraflar arasında olduğu iddia edilen muazaranın giderilip giderilmediği hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Dosya arasına alınan 17/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 06/05/2010 tarihli inançlı işlem sözleşmesi ile, davalı adına kayıtlı olan S,S, 83 Nolu Öz Uzuntarla Kamyoncular Lojistik Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'nin ... No'lu üyelik hakkının ...'e devredildiği, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/345 E- 2020-523 K Sayılı kararı ile "davanın kabulüne, davalı ...'e ait, S.S. 83 Nolu Uzuntarla Kamyoncular Lojistik Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'nde ... numaralı üyeliğinin iptali ile üyelik hakkının davacı ...'e devrine" yönelik hüküm kurulduğu ve kararın 06/05/2022 tarihinde kesinleştiği, Davalı S.S. 83 Nolu Uzuntarla Kamyoncular Lojistik Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'nin ticari defterlerinin usulüne uygun tasdiklerinin yapılmış olduğu, davalı defter kayıtlarına göre, davacının 06/05/2022 karar kesinleşme tarihi itibariyle aidat ve ek ödeme borcunun olmadığı, 06/05/2022 karar kesinleşme tarihine kadar tahakkuk eden yükümlülükler, ... Hesap Numaralı Aidat Cari Hesap Extresi Toplamı; 57.474,37 TL, ... Hesap Numaralı Ek Ödeme Cari Hesap Extresi toplamı; 4.960,00 TL olmak üzere toplam 62.434,37 TL Aidat ve Ek Ödemelerin ... Nolu üye Dava dışı ... adına tahakkuk etmiş olup, adı geçenin üyeliğinin sona erdiği 06/05/2022 tarihine kadar üyelik sorumluluklarının yerine getirmek zorunda olduğu şeklinde görüş belirtilmiş olduğu görülmüştür.
Eldeki davanın sağlıklı bir şekilde yürütülüp sonuçlanmasına katkısının olacağı değerlendirilen ve davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça belirtilen davacının, dava dışı üçüncü kişiye karşı açmış olduğu "servis hattının aidiyeti" konusunu ihtiva eden KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/345 Esas KARAR NO: 2020/523 sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının bahsi edilen bu davada mahkemece haklı görüldüğü ve bu doğrultuda davanın kabulü cihetine gidildiği, mahkemece verilen kararın derecat aşamasında üst yargı makamlarınca bozulması ve sonrasında bozma ilamlarına uyularak yapılan yargılamalar neticesinde yeniden bu ilamlara uygun şekilde karar verilmesi sonrasında Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02/03/2022 tarih, 2021/2740 esas, 2022/1130 sayılı kararıyla; "...yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul veya yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA şeklindeki karar ile sonuçlandığı ve nihayetinde 06/05/2022 tarihinde yasal prosedürler tamamlanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, ilk derece mahkemesince, davanın niteliğine uygun bir şekilde başlayan ve devam eden yargılama sürecinde, yargılamanın sıhhatli bir biçimde sonuçlanması için odaklanılması gerekilen yegane hususun davacı tarafından 06/05/2010 tarihli inançlı işlem sözleşmesi ile adına kayıtlı olan davalı kooperatifinin ... no'lu üyelik hakkının dava dışı ... isimli üçüncü kişiye 2 yıllığına kiralanması sonrasında, somut davanın davalısı tarafından davacıdan noter ihtarı ile talep edilen üyelik aidatının hangi dönemleri kapsadığının tespiti ve bu tespit üzerine belirlenecek borç miktarının kimin sorumluluğunda olduğudur.
Mahkemece; "...taraflar arasında ki sözleşme uyarınca 2 yıllık sürenin sonunda bu hattın davacıya geri verilmesi verilen bu kararın niteliği dikkate alındığında aslında dava konusu hattın mülkiyetinin hiçbir zaman ...'e geçmediği, gerçekte başlangıçtan beri mülkiyetin davacıda olduğu anlaşıldığından, ...'ün hattı kiralama süresinin Mayıs 2012 tarihinde dolduğu anlaşılmakla ve ayrıca davacının Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/55 E. dosyasında üyelik haklarını kullanamaması nedeniyle davalı ...'e karşı tazminat davası açmış olduğu, davanın derdest olup devam ettiği, mahkememiz dava dosyasında ise kullanamadığı üyelikten dolayı aidat borcundan sorumlu olmadığını iddia ettiği, her iki dava dosyasının davacı tarafından açılmış olmasının aslında Medeni Kanunun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağı, çelişkili davranış mahiyetinde olduğu, mahkeme kararının niteliği gereği davacının hakkının tespiti hükmünde olması gözetilerek davacının aidat borçlarından sorumlu olacağı anlaşılmakla..." denilerek davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş ise de, mahkemece verilen kararın gerekçesinde karara dayanak edilen kanaatin isabetli olmadığı değerlendirilmiştir.
Hemen belirtmek gerekirse, Bilindiği üzere; Anayasa’nın “hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir;
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
31. Sözleşme’nin “Adil Yargılanma Hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir;
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.
Bu açıklama özelinde, davacının Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/55 E. dosyasında üyelik haklarını kullanamaması nedeniyle davalı ...'e karşı açtığı tazminat davası açmasının, açılan bu davadaki talep ile somut dava dosyasındaki taleplerin çelişki oluşturduğu, bunun da 4721 sayılı MK'nın 2. maddesine aykırılık oluşturduğu düşüncesiyle bu düşüncenin verilen karara tesir ettirilmesinin doğru olamayacağına kanaat getirilmiştir.
Bu aşamada belirtmek gerekirse, davalının davacıya gönderdiği Kartepe 1. Noterliği'nin 28/06/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile talep edilen 62.534,37-TL'nin başlangıç noktasının, davacının taşıma hattını kiraya verdiği dönemin sonu olan 06/05/2012 olarak belirtildiği, bu durumda davacının kira dönemi sonrasına denk gelen aidat borçlarından sorumlu tutulmasının gerektiği sonucunu ortaya çıkarttığı anlaşılmaktadır.
Eldeki davada mahkemece yapılan yargılama sonrasında davanın kısmen kabulüne denilerek Davacının davalı tarafından üyelik haklarının kullandırılmamasına yönelik muarazanın meni yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebin ise reddine denilmek suretiyle hüküm oluşturulmuşsa da, taraflar arasındaki muarazanın (çekişmenin) davacının, "birikmiş aidat borcu sebep gösterilmek suretiyle davalı kooperatif üyeliğinin askıya alınması, kısıtlanması, kullandırılmaması ya da iptaline yönelik işlem yapılmaması" olarak gösterilmiş olduğu, bu aşamada taraflar arasında hali hazırda davaya konu edilebilecek bir muaraza (çekişme) bulunmadığı, bu durumda mahkemece yanılgılı değerlendirme ile bu talep yönünden davanın konusuz olduğundan bahisle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Öte yandan eldeki davada, davacı kendisinden talep edilen birikmiş aidat borcundan sorumluluğu olmadığı düşüncesiyle açtığı menfi tespit istemli davada bu istem yönünden mahkemece gerek hüküm yerinde gerekse de hükmün açıklandığı kısım olan gerekçe kısmında herhangi açıklama veya belirtmede bulunmadığı görülmüştür.
Gelinen aşamada; dairemizce istinaf incelemesi yapılan somut uyuşmazlıkta yukarıda açıkça ve detaylarıyla belirtildiği şekilde, davacının eldeki dava ile ulaşmak istediği borçlu olunmadığına yönelik istemde davacının haklı bulunmadığı, bu nedenle de davacının menfi tespit istemiyle açtığı davanın reddine karar verilmesi gerektiği, yine, taraflar arasındaki muarazanın (uyuşmazlığın/ çekişmenin) henüz doğmadığı, hukuk dünyasında doğmayan bir uyuşmazlık hakkında bunun giderilmesinin talep edilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle davacı tarafından dava dilekçesine konu edilen menfi tespit ve muarazanın giderilmesi yönündeki taleplerin ayrı ayrı reddine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
1-)Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2023 Tarih - 2022/359 Esas - 2023/602 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
1-Menfi tespit davasının REDDİNE,
2-Davacının, davalı tarafından üyelik haklarının kullandırılmamasına yönelik muarazanın meni davasının REDDİNE,
3-Alınması gerekli maktu 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.067,94 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 452,54 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Yatırılan teminatın karar kesinleştikten sonra bir ay içerisinde tazminat davası açılmadığı takdirde iadesine,
8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-Bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*