T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/174 - 2025/1029
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/174
KARAR NO : 2025/1029
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :11/01/2023
NUMARASI :2019/266 Esas - 2023/11 Karar
DAVACI :......
VEKİLİ :......
DAVALI :......
:......
VEKİLİ :......
DAVA :Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :13/06/2019
KARAR TARİHİ :28/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ :26/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin yetkili servis sözleşmesinin hiçbir neden gösterilmeksizin keyfi ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde feshedildiğini, davacı şirketin 42 yıldır Arçelik markasıyla Kocaeli ilinde özdeşleşen ve tanınan bir şirket olmakla, markaya kattığı değerin hesaplanarak denkleştirme tazminatına karar verilmesi gerektiğini, davalının teknik servisi olan davacıya 10 yıl boyunca eksik ödeme yaparak sözleşmeye ve hukuka aykırı davrandığını, davacının mali yapısının bozulmasına sebep olduğunu, bu nedenle 10 yıllık eksik ödemeyi davacı firmaya borçlu olduğunu, Arçelik yetkili servis sözleşmesinin davalı tarafından haksız rekabet kurallarına aykırılık oluşturacak ve Anayasal bir hak olan çalışma hak ve hürriyetini ihlal edecek şekilde çağrı merkezinden iş verilerek uygulandığını, bu durumun davacı şirketi ekonomik sıkıntıya düşürdüğünü ve davalının baskısına maruz kalmasına sebebiyet verdiğini, davacı şirketin serbest ticaret yapma ve ekonomik varlığını geliştirme hakkının elinden alındığını, bu nedenle uğradığı zararın tespiti ve tahsiline karar verilmesini, davalının Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerini ihlal etmekle davacı şirkete verdiği maddi ve manevi zararı tazminle yükümlü olduğunu, davalının uyguladığı NPS kriterlerinin şeffaf ve objektif olmamakla ve bu kriterlerle bazı servislerin başarılı olarak görülüp yıllarca bu servislere yıl sonunda prim dağıtılmakla kriterlerin keyfiliğinin tespiti ile 10 yıl boyunca davacı şirkete verilmeyen primlerin tespitiyle tahsiline, davalının davacı şirketi ve tüm yetkili servisleri yıllarca haksız ve hukuka aykırı bir şekilde üzerlerinde NPS kriterleri ile baskı kurarak tamamlayıcı ürün alımına ve satışına zorladığını ve satılma imkanı olmayan yükseklikte ürünü davacı servise fatura ederek mal varlığını eksilttiğini ve zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davalının 2 yıl önce davacı ve diğer teknik servis sahiplerine yüklü bir yatırım yaptırarak kurduğu şirketteki davacının hissesine düşen yatırım harcamasının da davalı şirketin tazmin etmesi gerektiğini, davalının haksız uygulamaları, baskı ve dayatmalarının davacı şirket yetkilisini ve ailesini manevi yönden çok yıpratmış olup, bu konudaki manevi tazminat haklarını saklı tuttuklarını belirterek; 250-TL mahrum kalınan karın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle, 250-TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle, 250-TL 2008 yılından akdin fesih tarihine kadar eksik ödenen ve gelir-gider farkı oluşturan zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle, 250-TL haksız rekabet kurallarına aykırı davranıldığının tespiti ile haksız rekabet kullarına aykırılık tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle, 250-TL Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na aykırı davranıldığının tespiti ile Kişisel Verilen Korunması Kanunu'na aykırılıktan kaynaklanan zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle, 250-TL liyakat kriterlerinin keyfi olduğununu tespiti ile 10 yıl boyunca davacı şirkete verilmeyen primlerin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle, 250-TL liyakat kriterlerinin keyfi olduğunun tespiti ile zorunlu tamamlayıcı ürün satışından kaynaklanan zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle, 250-TL Arben641 Ltd. Şti.'ye yapılan yatırımdan ve haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle, 250-TL çalışanların işçilik alacaklarının haksız fesih nedeniyle erken ödemek zorunda kalınmasından kaynaklanan zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle, 500.000-TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmenin feshinin haklı sebeple dayandığı ve sözleşmenin önceden belirlenen usulüne uygun olarak feshedildiği erken fesih sebebiyle mahrum kalınan kar talebinin mümkün olmadığını, denkleştirme tazminatı talebinin herhangi bir temeli bulunmadığını, davacı şirkete yapılan bir eksik ödemenin bulunmadığını, davacı şirketin haksız rekabet iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin kişisel verilerinin hiçbir suretle ifşa edilmediğini, davacı şirketin son iki yıl performans notu düşük olduğu için prime hak kazanmadığını, önceki yıllara ilişkin prim alacağının bulunmadığını, tamamlayıcı ürün satışı uygulamasının yetkili servislere ek gelir sağlamak amacıyla getirildiğini, davacı şirketin her zaman iade edebileceği bu ürünler için tazminat istemesinin mümkün olmadığını, Arben isimli şirket yetkili servisin ortak olmasından kaynaklı bir zararın bulunmadığını, davacı şirketin kıdem ve ihbar tazminatları ile işçi alacaklarını erken ödenmesinden kaynaklanan zarar talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, tacir olan davacı şirketin ticari uyuşmazlıkla ilgili manevi tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davacının yetkili servis sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine yönelik kararının çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davalı tarafında baskıcı, keyfi ve objektif olmayan iş ve uygulamalarını inceleme gereği duymadığını, davacı şirketin zararlarının tarafların sadece defter incelemesi ile tespit edilecek zararlar olmadığını, yerel mahkemece eksik incelme yapıldığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın istinaf sebeplerinin varit olmadığı açık olduğundan, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/01/2023 tarih, 2019/266 Esas - 2023/11 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; yetkili servis sözleşmesi kapsamında, sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasından doğan zarar, mahrum kalınan kâr, denkleştirme tazminatı, eksik ödemeden kaynaklı alacak, hizmet sonrası rekabet koşulları gereği uğranılan zarar, KVKK hükümlerini ihlal ettiğinden maddi ve manevi zarar, prim alacağı, zorunlu tamamlayıcı ürün satışından kaynaklanan zarar, Arben641 Ltd. Şti'ye yatırımdan kaynaklanan zarar, hizmet sonrası rekabet koşulları gereği uğranılan zarar, işçilik alacaklarından haksız fesih nedeniyle ödemek zorunda olmasından kaynaklanan zarar ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça yürürlükteki sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle birlikte mahrum kalınan karın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle birlikte denkleştirme tazminatını, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle birlikte 2008 yılından aktın fesih edildiği tarihe kadar eksik ödenen ve gelir-gider farkı oluşturan zararın tazminini, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle birlikte haksız rekabet kurullarına aykırı davranıştan kişisel verilerin korunması hakkındaki kanuna aykırılıktan kaynaklanan zararın tazminini, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle birlikte 10 yıl boyunca davacı şirkete verilmeyen primleri, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle birlikte zorunlu tamamlayıcı ürün satışından kaynaklanan zararın tazminini, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle birlikte Arben641 Ltd. Şti'ye yapılan yatırımdan ve haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazminini, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yürütülen temerrüt faiziyle birlikte çalışan işçi alacaklarının haksız fesih nedeniyle erken ödenmesinden kaynaklanan zararın tazminini, ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile davaya konu sözleşmenin feshinin haklı sebeple dayandığı ve sözleşmenin önceden belirlenen usulüne uygun olarak feshedildiğinden davanın reddini talep ettiği, mahkemece; davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece; davacı yanın defterlerinin incelenmesi amacıyla mali müşavir bilirkişiden rapor aldırıldığı, alınan 22.02.2021 tarihli raporda, davacı Kadıoğlu Elektronik Ticaret Ltd. Şti.'nin 2017 ve 2018 hesap dönemi yasal defterlerinin incelenmesi sonucunda Arçelik Pazarlama A.Ş.'ye kesilen prim faturasına rastlanmadığı, Arçelik Pazarlama A.Ş.'ye kesilen faturalar mahiyet itibariyle servis ücreti (malzeme, işçilik ve yan ödemeden oluşan), malzeme iade faturaları, nöbet hizmet bedellerinden oluştuğu, davacı Kadıoğlu Elektronik Ticaret Ltd. Şti.'nin 2017 ve 2018 hesap dönemi yasal defterlerinin ve belgelerinin incelenmesi sonucunda fiziki ortamda (kağıt) bir mal sipariş formunun bulunmadığı, Arçelik Pazarlama A.Ş.'nin online sisteminin kullanıldığı, davacının düzenlediği fatura eklerinde kullanılan malzeme ayrıntılarının bulunmadığı, davacı kurumun stok takiplerinin stok kodları itibariyle yasal defterlerden tespitlerinin mümkün olmadığı, davacı kurum ürün iade faturalarında tek tek çeşit belirtilmediği, bunun ancak hem davacı hem de davalı firma Arçelik Pazarlama A.Ş. tarafından kullanılan stok takip programının on-line sistemlerinin incelenmesi ile tespitinin mümkün olduğu, 2018 hesap dönemi sonu 31.12.2018 tarihi itibariyle davacı firmanın herhangi bir ticari mal mevcudu mevcut olmayıp, davalı firmaya iade edeceği bir mal bulunmadığı, 31.12.2018 tarihi itibariyle davacı firmanın herhangi tamamlayıcı ürün mevcut olmadığı konuya ilişkin ayrıntılı hususlara raporun inceleme bölümünde yer verildiği, davacı kurumun cari hesapları, dönem sonu mizanları, kurumlar vergisi beyannameleri birlikte incelendiğinde 31.12.2017 ve 31.12.2018 tarihi itibariyle 120.0730433545 hesap koduyla izlenen Arçelik Pazarlama Anonim A.Ş. ile bakiyesinin bulunmadığı, davacının kıdem tazminatı hesaplarına ilişkin ayrıtılar raporun inceleme bölümünde yer almakta olup, işletmenin 2017 yılında 5.011,48-TL, 2018 yılında ise 69.113,74-TL kıdem tazminatı ödediği, davacı kurum 2017 yılında Brüt Satış Karı 0,0025 karlılık oranı ile çalışmışken, 2018 yılında 0,38 oranında brüt satış zararı ile faaliyetleri sonuçlandığı, yine davacı kurum 2017 yılında faaliyet zararı 0,14 karlılık oranı ile çalışmışken, 2018 yılında 0,62 oranında faaliyetleri zararla sonuçlandığını belirtmiştir.
Mahkemece İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak davalı taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 19.01.2021 tarihli raporda, yasal defterlerde davacı Kadıoğlu’nun 320.02.09000 satıcılar hesabında izlendiği, 2017 yılında önceki yıldan devirle birlikte 1.957.652,86-TL alacaklı olduğu ve
1.950.618,39-TL ödeme aldığı, 2018 yılında önceki yıldan devirle birlikte 2.099.356,42-TL alacaklı olduğu ve
1.959.163,92-TL ödeme aldığı, 2019 yılında önceki yıldan devirle birlikte 284.107,16-TL alacaklı olduğu ve
284.107,16-TL ödeme aldığı, hesabın en son işlem gördüğü 08.02.2019 tarihinde borç/alacak bakiyesinin 0,00-TL
olduğu, yani tarafalar arasında herhangi bir borç/alacak durumunun kalmadığı,
davacı Kadıoğlu’na 2017 yılında 6.833,54-TL, 2018 yılında ise 34.693,93-TL
tamamlayıcı ürün satışı yapıldığı, yetkili servis sözleşmesi feshedildikten sonra davacı Kadıoğlu’nun elinde kalan 29.055,81-TL tutarındaki tamamlayıcı ürünlerin davalı Arçelik
tarafından iade alınmış olduğu ve tamamlayıcı ürünlerin taraflar arasında tasfiye edilmiş
bulunduğu,
Online Sistem NPS (Net Promoter Score) verilerine göre davacı Kadıoğlu’nun karne
puanlarının 2014 yılında (C), 2015 yılında (D), 2016 yılında (D), 2017 ve 2018 yıllarında ise
(E) olduğu, dolayısıyla uygulamaya göre davacı Kadıoğlu’nun 2014, 2015, 2016 yıllarında
prim ödemesine hak kazandığı, 2017 ve 2018 yıllarında ise prime hak kazanamadığının tespit edildiği görülmüştür.
Mahkemece aldırılan borçlar hukuku alanında uzman, mali müşavir ve sektör bilirkişisinden oluşan 28/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafında haklı nedene gerek olmaksızın feshinin mümkün olduğunun sözleşmede açıkça düzenlenmiş olduğu, davalının sözleşmeyi bu yolla feshetmiş olduğu, mali incelemede değerlendirildiği üzere, davacının, fesih nedeniyle mahrum kaldığı
kârının olmadığı, eksik ödenen gelir giderinin olmadığı, tamamlayıcı ürün satışından
kaynaklanan zararının olmadığı, yine haksız fesih nedeniyle işçilik alacaklarının
ödenmesinden kaynaklanan bir zararının olmadığı, Davacının haksız rekabete ve liyakat kurallarına aykırılığa dayalı iddialarının ispata
muhtaç olduğu, Üçüncü kişilerin kişisel verilerinin paylaşılması nedeniyle davacının tazminat talep
etmesinin mümkün olmadığı, Sözleşme davacı tarafından sözleşmeye uygun şekilde feshedilmiş olduğundan manevi tazminat talebinin mümkün olmadığı,
davacının denkleştirme tazminatını hesaplamaya yarar verinin dosyada bulunmadığı,
keza davacının son yılları zararla kapatmış olduğu hususları mütala edilmiştir.
Somut olayda; taraflar arasındaki sözleşmenin 02.01.2017 tarihinde imzalandığı, sözleşmenin 31/12/2021 tarihine kadar geçerli olduğu, davalı Arçelik A.Ş.'nin davacı şirketi göndermiş olduğu 17/10/2018 tarihli noter ihtarnamesi ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 ay sonra hüküm etmek üzere sözleşmeyi feshettiği, aynı sözleşmenin 20.1 maddesine göre '...şirket ve yetkili servisten her biri gerekçe göstermeksizin 3 ay öncesinden fesih ihbarında bulunmak koşuluyla sözleşme süresi içerisinde herhangi bir tarihte sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceğinin düzenlendiği, davalının bu maddeye uygun olarak Gebze 5. Noterliği'nin 17/10/2018 tarih, 24722 yevmiye sayılı ihbarnamesi ile 3 ay öncesinden fesih ihbarında bulunduğu, davalının yapmış olduğu feshin 02.01.2017 tarihinde imzalanan sözleşmenin 20.1 maddesine uygun olarak feshedildiği görülmekle haksız fesihten söz edilemeyeceği, yine aynı maddeye göre bir gerekçe göstermesine de gerek olmadığı, bu nedenlerle davacının tüm taleplerinin reddedilmesine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yine davacı tarafça TTK'nın 122. maddesi kapsamında denkleştirme tazminatı da talep edilmiş ise de mevcut sözleşme ilişkisinin acentelik niteliğinde bulunmadığı gibi, davacıya tekel hakkı veren bir sözleşme olmadığı görülmekle, denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamıştır.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalı ile vekilinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*