T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/127 - 2025/1018
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/127
KARAR NO : 2025/1018
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :17/10/2023
NUMARASI :2023/73 Esas - 2023/553 Karar
DAVACI :...
VEKİLİ :Av..
DAVALI :GENÇ TURİZM NAKLİYAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Yenişehr Mah. Araç Sk. No 29 İzmit/KOCAELİ
VEKİLİ :Av...
DAVA :İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :10/02/2023
KARAR TARİHİ :28/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ :27/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; fatura alacaklarının tahsili nedeniyle Kocaeli İcra Dairesinin 2022/97726 sayılı dosyası ile başlattıkları takibe borçlu tarafından haksız olarak itiraz edildiğini beyan ederek; itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında araç tedarik sözleşmesi olduğunu, davacıya yakıt kartı teslim edildiğini, yakıt kartının fonksiyonunun yakıtların bedelini 45 gün sonra ödeme imkanı tanıması olduğunu, tedarikçi, hizmet sözleşmesi doğrultusunda faturalandırmasını yaptığı esnada yakıt bedellerini düşmek suretiyle faturalandırma yapması gerekirken yakıt bedelleri mahsup edilmeksizin faturalandırma yaptığını, bu şekilde tanzim edilen faturaları kabul etmediklerini, yakıt bedelleri düşüldükten sonra geriye kalan fatura bedellerinden tedarikçinin usule aykırı işi bırakmasından dolayı cezai şart uygulandığını, sözleşmenin davacı tarafça sözleşmeye aykırı şekilde feshedildiğini, eylemli olarak işi bırakmak suretiyle sözleşmeyi usule uymaksızın feshettiğini, bu nedenle sözleşmenin 11. maddesi uyarınca hakedişine yapılan cezai şartın hukuka uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olup; borçlu üzerine düşen ödeme edimini ifa etmediğini, yerel mahkeme, müvekkilinin sözleşmeyi fesih gerekçesini irdelemeden, defterlerde bu yönde inceleme yaptırmadan, defterlerde yer alan kayıtların doğruluğunu teyit etmeden davanın reddine karar verdiğini, genel işlem koşulları içerir sözleşmeye itibar edilerek, davacı aleyhine hüküm kurulmasının hukuka aykırı bulunduğunu, yerel mahkeme, genel işlem koşullarına itibar ederek, davalının ''cezai şart talebini haklı bulmuştur'' oysa ki; bahse konu olayda işbu hükme riayet edilemeyeceği açık olduğunu, yakıt bedelinin davacının hakedişinden kesileceğine dair taraflar arasında herhangi bir hüküm bulunmadığını, Borçlar Kanununun 23. maddesi “genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.” şeklinde olup buna göre sözleşmede açık olmayan veya duraksamaya sebep olan noktalar, düzenleyen aleyhine yorumlanacağını, Kanun hükmü bu kadar net iken; davacı aleyhine hüküm kurulması kabul edilemeyeceğini, ayrıca kök raporda bildirildiği gibi davacıya nakit olarak yapılan bir ödeme de bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davalının cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ekonomik olarak mahvına sebebiyet verecek cezai şart bedelinin kaldırılabileceğini Yargıtay içtihat ile de vurgulandığını, ayrıca haklı nedenlere dayanarak yapılan fesih durumunda, cezai şart hükümlerinin uygulanması mümkün olmayacağını, aksine sözleşmeyi haklı nedenle fesheden tarafın cezai şart talebinde bulunması mümkün olabileceğini beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, itirazın iptali davasının kabulüne, borçlu şirketin Kocaeli İcra Dairesinin 2022/97726 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz borca itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşme, davacı tarafından sözleşmede belirtilen usule aykırı olarak feshedildiğini, tedarikçi/davacının sözleşmeye aykırı olarak iş bırakması durumunda 1 aylık hakedişi kendisine ödenmeyecek olup ayrıca 3 aylık hakedişi tutarındaki bedeli de cezai şart olarak ödemekle yükümlü olacağını, hem aradaki araç tedarik sözleşmesinin 11. maddesine hem de sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiği sabit olup, davalı şirketçe davacı tarafın hakedişine yapılan cezai şart da bu vesile ile hukuka uygun bulunduğunu, ayrıca, davacı yerel mahkeme nezdinde ileri sürmediği olgu ve itirazlarını istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olup işbu iddiaların istinaf aşamasında incelenmesi mümkün olmadığından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun bu yönüyle de reddi gerektiğini, davacı tarafın sözleşme gereği ödenmesi gereken tüm alacakları gereği gibi ödenmiş bunun haricinde kalan kısımlar ise yine sözleşme gereği hukuka uygun olarak mahsup edilmekle, müvekkili şirketin davacıya işbu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmadığını beyan ederek, davacı yanın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/10/2023 tarih, 2023/73 Esas - 2023/553 Karar
sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taşıma alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesine göre iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının davalıya taşıma hizmeti verdiği, anılan taşıma hizmetine ilişkin bedelinin ödenmediğinden davalı hakkında takip başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, davalının savunmasında, davacıya yakıt kartı teslim edildiğini, yakıt kartının fonksiyonunun yakıtların bedelini 45 gün sonra ödeme imkanı tanıması olduğunu, tedarikçi, hizmet sözleşmesi doğrultusunda faturalandırmasını yaptığı esnada yakıt bedellerini düşmek suretiyle faturalandırma yapması gerekirken yakıt bedelleri mahsup edilmeksizin faturalandırma yaptığını, bu şekilde tanzim edilen faturaları kabul etmediklerini, yakıt bedelleri düşüldükten sonra geriye kalan fatura bedellerinden de taraflar arasındaki sözleşmenin eylemli olarak davacı tarafından feshedilmesi nedeniyle sözleşmeye göre hak kazandığı cezai şart alacağının mahsubu nedeniyle davacıya borçlarının olmadığını beyan ederek davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
İstinaf yoluna getirilen uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından sözleşmeye aykırı olarak fesih edilip edilmediğine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği gereği davacı servis taşımacılığı işini yaptığını, davalı ise, yapılan işin bedelinin ödediğini ispatla yükümlüdür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Tarafların ticari defterleri, yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde, lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde, dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Diğer taraftan; fatura düzenlenmiş olması tek başına hizmetin verildiği anlamına gelmediği için basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının faturaları defterlerine kaydetmiş olması gerekmektedir. Davacı defterleri usulüne uygun tutulmuş ve bu defterlerde ödeme kaydına ilişkin davalı lehine bir kayıt var ise, bu durum davalı lehine delil oluşturacaktır.
Taraflar arasında 11.08.2021 tarihinde 0545 numaralı hizmet tedarik sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmenin davacı yönünden sözleşmenin feshini düzenleyen 11.3 maddesi "Sözleşmeyi sona erdirmek isteyen tedarikçi sözleşmeyi feshetmek istediği günün en az 60 iş günü öncesinden yazılı olmak suretiyle şirket yetkilisine işten ayrılma bilgisini verme şartlarını yerine getirmek ve sözleşmeyi sonlandırmaya yönelik şirketin yazılı onayını almakla yükümlüdür. Tedarikçi bu haliyle sözleşmeye uygun fesih bildirimini süresinde ve usulüne uygun olarak yapar ve şirket tarafından tedarikçinin bu talebi uygun görülüp ayrılış tutanağı şirket yetkilisince imzalanır ise tedarikçi işbu imza tarihi itibariyle en az 60 iş günü daha Şirket'in talepleri doğrultusunda ve sözleşme şartlarına uygun olarak aynı şekilde tüm görev ve sorumluluklarını yerine getireceğini taahhüt etmiştir." şeklindedir. Yine anılan sözleşmenin 11.4 maddesi de "Tedarikçinin bu başvuruda (işten ayrılış başvurusu) belirtilmiş tarihten önce işi bırakması ya da Tedarikçinin sözleşme süresi içinde başka herhangi bir nedenle işi bırakması halinde, ayrıca hiçbir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın sözleşme şirket tarafından sona erdirilerek son 1 aylık hakedişi tedarikçiye ödenmeyecek olup, Tedarikçi ayrıca 3 aylık hakedişi tutarındaki bedeli de cezai şart olarak Şirkete nakten ve defaten ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder." şeklindedir.
TBK'nın106. maddesine göre, yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. TBK'nın 111. maddesine göre alacaklı temerrüde düşerse borçlu sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. TBK'nın 125. maddesi gereğince sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. TBK'nın 181. maddesine göre ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır. TBK'nın 182. maddesine göre asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.
Eldeki olayda; davalı taraf sözleşmenin eylemli olarak davacı tarafından feshedildiğini savunmuştur. Davacı ise davalı tarafça sözleşme hükümlerine aykırı davranılması nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini iddia etmiş ise de sözleşmenin hangi hükümlerine aykırı davranıldığına dair bir açıklık bulunmadığından davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 11.3 ve 11.4 maddelerine aykırı davranarak fesih ettiği, bu şekilde davacının fesih şartlarına uymadığı anlaşılmıştır. Dosyaya gelen bilirkişi raporuna göre; davacının yasal defter kayıtlarında davalıdan 36.772,78-TL alacaklı olduğu, davalının yasal defter kayıtlarında davacıdan 402,56-TL alacaklı olduğu, 14/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporu ile de davalının ticari defterlerinde OMV Petrol Ofisi A.Ş.'ne olan borçlarına karşılık mahsup ettiği ... numaralı yakıt kartı ve davacıya ait olan ... plakalı araca verilen yakıttan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Mahkemece her ne kadar yakıt ücretlerinin davalı tarafından karşılandığının ve bu yakıt alımının taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden düşeceğinin taraflar arasında imzalanan tarihsiz olsa da hizmet tedarik sözleşmesine atıf yapan ek protokolden anlaşıldığı ve taraf ticari defterlerine göre de davacının alacağının bulunmadığı belirtilmiş ise de ek protokolün taraflar arasında imzalanan 04/03/2020 tarihli hizmet alım sözleşmesinin eki olduğu, oysaki davaya konu hizmet alım sözleşmesi 11/08/2021 tarihli olduğundan bu ek protokol geçerli değildir. Ek protokol geçerli olmasa dahi davacı tarafça sözleşmeye aykırı olarak iş
bırakıldığından davalının sözleşmeye göre belirlenen hak kazandığı cezai şartlar mahsup edildiğinde davacının davalıdan bir alacağı kalmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.
Davacı tarafça her ne kadar davalının sözleşmenin 5. maddesine uymadığından bahisle sözleşmeyi feshettiğini belirtmiş ise de HMK'nın 357/1. maddesi gereğince, istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamayacağı, bu nedenle davacının ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği bu iddiasının istinaf aşamasında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*