T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/149 - 2025/1105
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/149
KARAR NO : 2025/1105
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ :26/09/2023
NUMARASI :2023/53 Esas - 2023/880 Karar
DAVACI :......
VEKİLİ :......
DAVALI :......
:......
VEKİLLERİ :......
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :20/01/2023
KARAR TARİHİ :30/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ :24/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, davalı/borçlu taraf arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağı bulunduğunu, müvekkili şirketin cari hesap alacağının ödenmesi davalı/borçlu taraftan istenmiş ancak davalı/borçlu tarafça müvekkil şirkete hiçbir ödeme yapılmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde tarafımızca cari hesap alacağı için davalı/borçlu aleyhine, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/28829 Esas sayılı dosyası ile örnek 7 ilamsız icra takibi yapılmış ve söz konusu meblağın takip tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödenmesi istendiğini, müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu şirkete gönderilen 01.11.2022 tarihli mutabakat mektubunda cari hesabın 01.11.2022 tarihi itibariyle 174.411,67 TL borç bakiyesi verdiği bildirildiğini, davalı/borçlu taraf borç konusunda mutabık olduklarını imzalı beyanları ile doğruladığını, davalı taraf icra takibi başlatıldıktan sonra tarafımıza haricen 30.000 TL ödeme yapmış bu tutar icra dosyasına bildirildiğini, davalıya ödeme emri tebliği üzerine davalı borcu kabul etmediğini, borcun aslına, ferilerine, faize ve faiz oranına itiraz ettiklerini beyan ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı/borçlu taraf, ödeme emri kendisine tebliğ edildikten borca itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, davalı yandan icra takibine konu edilen tutar kadar ticari alacaları bulunduğunu, davalının bu haksız ve kötü niyetli itirazı ile icra takibi durmuş olup, alacağını tahsil edebilmek için davalı/borçlunun itirazının iptaline, takibin devamını, davalının itirazı kötü niyetli bir itiraz olup, icrayı geri bırakmak amacıyla yapılduğunu, haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz eden davalı/borçlu hakkında borcun en az %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/28829 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, Davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu uyuşmazlık, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/28829 E. sayılı ilamsız takibinden ve takibe yapılan itirazdan kaynaklanmakta olup bahse konu ilamsız takipte davacı; taraflar arasındaki ticari ilişki sonucunda, müvekkil şirketin cari borcunun bulunduğunu belirterek; bakiye cari hesap borcunun ödenmesini talep etmiş ancak davacı tarafından sunulan cari hesap tablosunda yer alan faturalara konu hizmetler tam ve eksiksiz verilmediğini, eksik verilen hizmetlerden kaynaklı faturaların hak edilmiş ücret olarak sayılması hatalı olduğunu, faturaların düzenlenmiş olması ve şirketin cari tablosuna borç işlenmesi, tek başına borcun doğumu için yetmemekte ve fatura konusu hizmet ve satışın da tam olarak yerine getirilmesi gerektiğini ancak yargılama sırasında sadece hesap bilirkişisi tarafından inceleme gerçekleştirilerek ve dosyada fatura konusu işlerin tam ve eksiksiz yapılıp yapılmadığı ve ücrete hak kazanılıp kazanılmadığı hakkında teknik bir bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, dosya içerisinde bulunan faturalara itiraz edilmemiş olması, tek başına bu hizmetin tam ve eksiksiz verildiği sonucunu doğurmayacağını, mahkemenin fatura konusu hizmetin verilip verilmediğini araştırması gerektiğini (Yargıtay 11. HD., T. 5.5.2005, E. 2004/7832, K. 2005/4738) beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, karar verilecek ise davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2023 tarih, 2023/53 Esas - 2023/880 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde, davacı ile davalı/borçlu taraf arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafından aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı biriken alacağının ödenmesi için dava konusu Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/28829 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış, davacı tarafından gönderilen 01.11.2022 tarihli mutabakat mektubunda cari hesabın 01.11.2022 tarihi itibariyle 174.411,67 TL borç bakiyesi verdiği bildirildiği, davalı/borçlu taraf borç konusunda mutabık olduklarını imzalı beyanları ile doğruladığı, davacı tarafından, davalı tarafça haricen ödenen 30.000 TL'nin icra dosyasına bildirildiği, davalı tarafından yapılan itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, davalı tarafından kararın istinaf edildiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için TMK.’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkâr etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi uyarınca, herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Takip konusu alacakların tanıkla ispat sınırının üzerinde olması nedeniyle alacağın varlığı 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi uyarınca yazılı delil ile ispat edebilir. Aynı kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222-(1) maddesine göre; "Mahkeme; ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir." Tarafların defterlerini sunmamaları halinde yapılması gerekenler de aynı Kanun'un 222. maddesinde düzenlenmiştir.
Davacı tarafın ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelenmiş, 11.06.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının alacağının 144.411,79 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu meblağ tarafların mutabık kaldıkları ve davalı tarafından yapılan 30.000,00 TL ödeme ile uyumludur.
Bu açıklamalar kapsamında dosya incelendiğinde; davalının, faturaların içeriği hizmetin gereği gibi icra edilmediği iddiasına karşın mahkemece bilirkişi raporu ve mutabakat mektupları dikkate alınarak hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Fatura düzenlenmiş olması tek başına malın teslim edildiği veya hizmetin verildiği anlamına gelmez ise de basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalının faturaları defterlerine kaydetmiş olması yönünde bir itirazının bulunmadığını beyan etmesi ve mutabakat yazısı göndermesi karşısında artık fatura içeriği hizmetin verilmediği iddiasının dinlenme olanağının olmadığı kabul edilmiştir. Başka bir söyleyişle ticari defterlere kaydedilen fatura içeriği malın teslim edildiği veya hizmetin yerine getirildiğine dair davacı lehine karine oluşmuştur. Ayrıca HMK.m.187'ye göre ispatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. HMK. m.188 gereğince davalı tarafından mutabakat yazısı gönderilmesi nedeniyle alacak miktarı çekişmeli olmaktan çıkmıştır.
Ayrıca davalı davaya süresinde cevap vermemiştir. Bu kapsamda HMK.m.128 gereğince Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.
HMK.m.25'e göre Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.
HMK.m.129'a göre, cevap dilekçesinde Davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin sunulması gerekir. Oysa ki davalı tarafından hiç cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı gibi ileri sürdüğü vakaları içeren usulüne göre açılmış bir karşı davası da bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı tarafından dayanılmayan ayıplı ifa savunmasına yönelik araştırma yapılması düşünülemeyeceği de kuşkusuzdur.
Bunun yanında davacı tarafından icra takibinden sonra 24.11.2022 tarihli dilekçesi ile, davalı tarafından 08.11.2022 tarihinde haricen 30.000,00 TL ödeme yapıldığı bildirilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 100. maddesinde; ''borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz'' hükmü yer almaktadır. TBK'nın 100. maddesi gereğince; ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Buna göre; borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe, kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez. Başka bir anlatımla; kısmi ödemelerin öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edileceği kuralı bulunmaktadır.
"... İcra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler ile ilgili davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Ancak bakiye kalan alacak ve fer'ileri ile ilgili dava açılabilir. Dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler ise icra müdürü tarafından infaz sırasında dikkate alınır. (TBK. m.100, BK. m.84) Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davacının alacaklı olduğu miktar belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken infazda tereddüte ve talep aşımına yol açacak şekilde itirazın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir" (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 28.01.2016 tarih, 2015/9735 Esas - 2016/1063 Karar).
İlk derece mahkemesince; yukarıda anılan yasal düzenleme, Yargıtay İçtihatları ve yerleşik uygulama dikkate alınmadan, karar verilmesi yoluna gidilmiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş; icra dosyasında kapak hesabının yapılması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesi uyarınca takipten sonra ve ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan 30.000,00 TL tutarındaki ödemenin öncelikle faiz, icra vekalet ücreti gibi giderlerden düşülmesi, ödemenin bu kısmı karşılaması halinde ana borçtan düşülmesi gerektiği ile aynı kanunun 121/3 maddesi uyarınca faize faiz yürütülemeyeceğinin dikkate alınması, oluşacak duruma göre ise; TBK'nın 100. maddesine göre değerlendirme yapılarak davalının borçlu olduğu miktarın tespit edilmesi, bundan sonra da oluşacak duruma uygun hüküm kurulması gerekmektedir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/09/2023 tarih, 2023/53 Esas ve 2023/880 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 30/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*