T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/63
KARAR NO : 2025/966
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2023
NUMARASI : 2022/611 Esas - 2023/615 Karar
DAVACI : TCT İNŞAAT SAN. VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Ali Nihat Tarlan Cad. Süleyman Başkan İş Merkezi No:82 K:4 Kadıköy/İSTANBUL
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali ( Tüketim Ödüncünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/07/2018
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 15/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Kocaeli İli, Gebze İlçesi, hudutları Sicil: ... sayılı II (a) grubu ruhsat sahasının bulunduğu alanda, maden işletme ruhsatı olan, Far Turizm Servis İşletmeleri Ltd. Şti.'nin taşeronu olarak bir dönem çalıştığını, bahse konu ruhsat alanının bulunduğu koordinatlarda davalı ...'ın hissedar olduğu taşınmazda diğer hissedarların da vekili olduğuna ilişkin vekaletnameler olması sebebiyle müvekkili şirket ile davalı yan arasında zamanla ciddi dostluklar ve ticari işlemler yapıldığını, müvekkili şirketin taşeron olduğu dönemde davalı ...'ın müvekkilinin iyi niyetini kullanarak vekil edenin dosyaya sunduğu cari hesap dekontlarında da görüldüğü üzere bir çok kez nakit paralar ve çeklerin kendisine verildiğini, ...'ın hesabına birden fazla kez gönderilen bedeller ve kendisine verilen çeklerin olması ve bu çek bedellerinin vekil eden şirkete ödenmemiş olduğu ticari defter incelemeleri ile ispat edebileceklerini, davalı yana taraflarınca gönderilen gerek banka dekontları gerekse çek bedellerinin vekil eden şirkete bugüne kadar yapılmaması üzerine taraflarınca borçluya Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8599 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafın herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, müvekkili şirketin muavin defter kayıtları da davalı yanın 938.649,23-TL asıl alacak+231.45,00-TL faizi toplamda 938.880,68-TL müvekkili şirkete borçlu olduğunu beyanla; davalı borçlunun Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8599 Esas numaralı dosyasına vaki itirazın iptali ile %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, bir maden işletme firması olduğu Gebze İlçesi ........ adresinde bulunan Maden İşletme Sahasında ... sayılı Maden İşletme Ruhsatı’nın sahibi olan Far Turizm Servis İşletmeleri Ltd. Şti.’nin eski rödövansçısıdır.Davacı firmanın ruhsat sahibi firma üzerinden söz konusu adreste kurulu Maden İşletme Tesisleri’nde 2013 senesine kadar faaliyet gösterdiği, davacı firma ile davalı müvekkil arasında 01/02/2009 tarihinde yapılan “Hasılat Kirası” sözleşmesinin 10. ve 11. maddesi uyarınca; müvekkilin mülkiyetinde olan Kocaeli İli Gebze İlçesi Güzeller Mahallesi ... Ada ... Parsel (Yeni ... Parsel) nolu gayrimenkuldeki hissesinin 40.000 m²’lik kısım için işletme sahasının tamamı yönünden gerçekleştirilecek üretim miktarının % 50’sinin bu yüzölçümünde gerçekleştirilmesi şartıyla aylık üretim toplam satış miktarının % 2’sini 20.000,00 TL/ay den az olmamak kaydıyla kiralama bedeli olarak ödenmesi ve bu yüz ölçümü yönünden üretimi yapılan (taş, taş tozu,agrega ve agrega türevlerinin) madenlerin her yıl dönem başında satış bedellerinde meydana gelecek artış miktarlarıyla orantılı artış yapılmak kaydıyla kiralanması ve faaliyet sonunda arazinin eski hale getirilmesinin kararlaştırıldığını, söz konusu kiracılık ilişkisinin davacı firmayla 2012 senesinin sonuna kadar devam ettiğini, ancak davacı firmanın 2012 yılında yaşadığı mali kriz sebebiyle sahadaki faaliyetlerinden fiilen çekildiğini, bu durumu daha fazla idare edemeyen ve iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalan davacı firmanın İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/390 Es sayılı dosyasıyla ve daha sonra yenilenen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1983 Es. 2014/541 Kar. Sayılı kararı ile İflas Ertelemesine girdiğini, bunun neticesinde dava dışı ... isimli firmanın Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne bildirimde bulunmaksızın dava dışı firmayla birlikte işletme faaliyetinde bulunmaya başladığını, uyuşmazlığın kaynağını teşkil eden kira sözleşmesi uyarınca kendisine taahhüt edilen hasılat bedelinin hiç ödenmemesi ve ayrıca davacı firmanın yaşadığı mali krizin neticesinde firma alacaklıları tarafından başlatılan icra takiplerinin kendisine sirayet etmesinden çekinen davalı müvekkilinin hem kira sözleşmesinin tamamen ortadan kalkmasına engel olmak hem de mülkiyetini korumak adına sahip olduğu payın % 90’lık kısmını dava dışı ... isimli şahsın üzerine devrederek kendisini koruma altına aldığını, mevcut kiracılık ilişkisini 2013 senesi itibariyle aynı şartlarda dava dışı ... firmasının devraldığı davacı firma ile birlikte ciro ettiği çekler ve havale işlemleriyle düzensiz ve eksik şekilde ödeme yapmaya devam ettiğini, yapılan ödemelerin bir kısmı dava dışı firmanın kira ödemesi hesabına aktarıldığı keza davacı firmanın kendisine ciro edilen çekleri davalı müvekkiline verdikten sonra ticari defter kaydında “Arazi Kiralarının Gider Kaydı” başlığı altında kaydetmesinden aslında davalı müvekkiline borç para verilmediği ve aslında aralarında kiracılık ilişkisinin olduğunun bir başka göstergesi olduğunu, dava dışı ... firmasının son yaptığı aylık asgari kira ödemesinin 25.000,00 TL olduğunu, firmanın Mahkeme nezdinde derdest bulunan 2019/469 Esas sayılı dava dosyasına sunmuş olduğu muavin defter kayıtlarında bu tutarın bir yıl içinde sadece bir iki kez ödendiğinin görüldüğünü, davacı firmanın kira bedellerini gelişi güzel ödediği gibi üretimden kaynaklanan hasılat payını da hiç ödemediğini ve kullandığı alanın eski hale getirilmesini sağlamayarak davalı müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini, davalı müvekkilinin hali hazırda hissedar olduğu kira sözleşmesine konu Kocaeli İli Gebze İlçesi Güzeller Mahallesi ... Ada ... Parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı firmanın söz konusu sözleşme gereğince kararlaştırılan ortaklık taahhüdünün davacı firma ve dava dışı firma tarafından yerine getirilmediğini ve bu suretle haksız kazanç elde edilmek suretiyle davalı müvekkilinin ve gayrimenkulde hissedar olan davalı müvekkilinin aile üyelerinin zarara uğraması nedeniyle; davacı firma ve dava dışı Far Turizm ve ...’ın gayrimenkulü terk etmelerini istediğini ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü nezdinde faaliyetlerin durdurulmasını talep ettiğini, Genel Müdürlük tarafından yapılan 13/09/2017 tarihli inceleme neticesinde o tarihte ve öncesinde davalı müvekkilinin haricinde diğer mülk sahiplerinden hiçbirinden muvafakat alınmaksızın 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 7. Maddesi’ne aykırı şekilde faaliyette bulunulması sebebiyle 26/02/2018 gün ve 409526 sayılı karar ile Madencilik Faaliyetlerinin durdurulmasına karar verildiğini, ayrıca davalı müvekkilinin Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/368 Es sayılı dosyası ile Meni Müdahale ve taşınmazın uğradığı değer kaybına karşılık eski hale getirme bedelini talep ettiğini, müvekkili her ne kadar taahhütlerin yerine getirilmemesi sebebiyle zarara uğratılmışsa da asgari kira bedelini almış olduğundan ilgili dava dosyası yönünden kira bedelini talep etmediğini, dava dışı ...'ın, kendisine davalı müvekkili tarafından ciro edilip verilen bazı çekleri ve ödemeleri kayıtlarında göstermediği davacı firmanın ticari defterlerinde kaydettirmiş olması gerektiğini, davacının kira sözleşmesini geçerli tutarak ve bu firmanın hali hazırda faaliyette olduğunu belgeleyerek iflas erteleme süresinin uzatılmasını sağladığını, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla davanın esastan reddine, ödenen kira bedellerinin iadesi talep edilmiş olmakla kötü niyetle icra takibi başlatılmış olduğundan talep edilen alacak bedelinin % 20’si üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı alacaklının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı yanın Gebze 4 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/244 e. sayılı dosyasında yer alan beyanları ile emanet para/karz ilişkisinin kabul etmiş olmasının mahkeme içi ikrar olduğunu, taraflarınca ikame edilen davada emanet para ilişkilerinin ispat edilmiş olması ve davalı yanın kabulünün, mahkemenin 13/04/2023 tarihli celsesinde verilen ara kararın 18/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ile yerine getirildiği ve müzekkere yazılması taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığı, usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporu ile vekil edenin ticari defterlerinin delil kudretine haiz olmadığına yer verilmiş olmasının da kabul edilemez olduğunu, davacının ticari defterlerinin delil vasfına haiz olduğu ve tasdiklerinin olmasına rağmen bu şekilde verilen raporun eksik inceleme olduğu, davalı yanın ikrarının olması nedeniyle mahkemenin kesin niteliğindeki bu beyanlara göre bilirkişiye gönderilen ve açıklama yazılan bedeller için inceleme yaptırılması gerekirken bu incelemenin yaptırılmamış olması, mahkemenin kararında gereklerini oluşturamamış olması, 27/02/2020 tarihli celsede bankalara müzekkere yazılmasına karar verilmiş ve bankalara yazılan müzekkerelerin cevapları açıkça eksik geldiği bilirkişi incelemesi ile sabit hale gelmiş iken mahkemece bu eksiklik dahi giderilmeden karar verilmiş olmasının, mahkeme gerekçesinde taraflarınca dosyanın delillendirilmemiş olması şeklinde açıklamanın kabul edilemez olduğunu aksine davalıların bizzat mahkeme içi ikrarının mahkemece dikkate alınmadığının sabit olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında kiracılık ilişkisinin söz konusu olduğunu, davacı şirketin alacaklı değil borçlu konumda olduğunu, davacı tarafından kötü niyetli olarak ticari defterler sunulmadığını, ticari defterlerin eksik sunulması sebebiyle HMK 222. maddesi gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olmadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu muavin defter kayıtlarında "2012 yılı ve öncesi arazi kiralarının gider kaydı" olarak açıkça belirtildiğini, davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih, 2022/611 Esas - 2023/615 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava tüketim ödüncünden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalının maden işletme ruhsatı olan sahada davacının taşeron olarak faaliyet göstermesi, davalının da taşınmazda malik olması nedeniyle aralarında yakınlaşma olduğu, bu nedenle davacının davalıya çeşitli tarihlerde çek ve banka havalesi yoluyla ödemelerde bulunduğu, anılan paraların borç olarak davalıya verildiği, ancak davalı tarafından dava konusu borcun ödenmediğinden bahisle takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalının itiraz etmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça anılan ödemelerin taraflar arasındaki hasılat kirasından kaynaklı olduğu, borç olarak verilmediğinden davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;
1-Bilindiği üzere; Anayasa’nın “hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir;
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
31. Sözleşme’nin “Adil Yargılanma Hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir;
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.
Açılan dava, HMK'nın 316/1. maddesine göre basit yargılama usulüne tabidir. 6100 sayılı HMK'nun "Ön İnceleme ve Tahkikat" başlıklı 320.maddesinde göre;
''(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.
(2) Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zaman aşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
(3) Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.'' düzenlemesi ile basit yargılama usulünde ön inceleme ve tahkikat aşamasının ne şekilde yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Kural olarak hakim tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hüküm veremez (HMK md.27). Yasanın bu hükmü yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve davanın sonuçlandırılabilmesi için konulmuştur. Bu nedenle, taraf teşkilinin sağlanması ve davalının savunma hakkını kullanması kamu düzeni ile ilgili olmakla mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)
Hâkim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK. 33. madde). Mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarih, 2013/802 Esas - 2013/347 Karar).
Açıklanan nedenlerle; Anayasa'nın 36. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu 27., 321. maddelerinin açık ve emredici hükümlerine rağmen, davacı tarafın savunma hakkını sınırlar mahiyette, davacı vekilinin son duruşmasından önce e-duruşma talebinde bulunduğu, daha sonra e-duruşmaya teknik aksaklık nedeniyle bağlanılamadığından mazeret talebinde bulunduğu ve duruşmanın ertelenmesini talep ettiği, mahkemece mazeretin kabulüne karar verilmesine rağmen davacı vekilinin yokluğunda yargılamaya devam edilerek karar verildiği, verilen kararın yukarıda açıklanan hüküm ve ilkeler kapsamında doğru olmadığı anlaşılmakla kararın kaldırılması gerekmiştir.
2-Kaldırma sebebine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın kamu düzeni nedeniyle açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih, 2022/611 Esas - 2023/615 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4) ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.15/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*