T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/55 - 2025/977
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/55
KARAR NO : 2025/977
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :12/09/2023
NUMARASI :2022/607 Esas - 2023/827 Karar
DAVACI :MAPFRE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - Torun Center Fulya Mah Büyükdere Cad No:74/D Şişli/İSTANBUL
VEKİLİ :Av...
DAVALILAR :1-...
VEKİLİ :Av. ...
:2-...
:3-...
DAVA :İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ :03/08/2022
KARAR TARİHİ :20/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ :16/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı TLS Lojistik A.Ş.'nin davacı şirket nezdinde Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava dışı sigortalı firmanın ürünlerini taşıdığı dava dışı Kent Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin talebi üzerine, dava dışı alıcı Esfa Lojistik ve Dijital Mağazacılık A.Ş. adına düzenlenen ... sayılı e-irsaliye, dava dışı alıcı Bim Birleşik Marketler Mag. A.Ş. adına düzenlenen ... sayılı e-irsaliye kapsamındaki muhtelif cins, sayı ve ebatta Kent Gıda şeker, sakız vb gıda ürünleri emtiası, dava dışı sigortalı firma tarafından alt taşıyıcı olarak organize edilen ve davalı ...tarafından kiraya verilen davalı ...'e ait ... plakalı araca 18.09.2020 tarihli - ... sefer kodlu tek seferlik sözleşmesine ve 18.09.2020 tarih - 298761 sayılı navlun faturasına istinaden yüklendiğini ve sürücü ... sevk ve idaresinde taşıma işlemine konu edildiğini ancak emtiaların alıcılara teslim edilmediğinin anlaşıldığını, davalı-borçlu taşıyıcılar emtialar sağlam, eksiksiz ve hasarsız bir vaziyette, yüke ilişkin yazılı hiç bir çekincelerini içermeyen temiz taşıma senedi ile teslim aldığını ancak emtiaların alıcılara teslim edilmediğini, bu nedenle gerek Türk Ticaret Kanunu gerekse ilgili diğer yasal mevzuat hükümleri gereği eksiksiz ve hasarsız olarak emtiaları teslim alan davalı taşıyıcıların kendi sorumlulukları altında yapılan taşıma işlemleri esnasında emtiaları alıcılara teslim etmemeleri sonucu doğan zarar nedeniyle sorumlu olacaklarının kabulü gerektiği, emtiaların alıcılara teslim edilmemesine ilişkin olarak gerekli tüm incelemeler ve araştırmalar yapılmış olup, inceleme ve araştırma sonucu tanzim edilen ekspertiz raporuna göre 146.844,94-TL'lik zarar meydana geldiği tespit edildiğini, neticede davacı şirket tarafından sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunan hasar bedeli olarak dava dışı sigortalı firmaya dava dışı Kent Gıda firmasının vermiş olduğu ödeme muvafakat namesine istinaden (muafiyet tenzilleri ile birlikte) 107.196,80-TL tazminat bedeli ödendiğini ve bu ödeme karşılığı dava dışı sigortalıdan temlikname alındığını, sigortacı Türk Ticaret Kanunu madde 1409 ve 1421 hükmü uyarınca geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra kural olarak oluşan rizikolardan sorumludur ve sigorta güvencesi sağladığı rizikoya bağlı olarak meydana gelen zarar/hasar için TTK 1427 vd hükümleri uyarınca tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, sigorta poliçesinin geçerli olduğu bir dönemde meydana gelen hasar ile ilgili poliçe kapsamında hasar tazminatı ödemesi yapıldığından; ödeme dekontu ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği halefiyet şartları, ibraname (temlikname) ile de Borçlar Kanunu hükümleri gereği alacağın temliki şartları oluştuğunun, zira bahsi geçen temliknamede sorumlulara karşı rücu hakları kayıtsız ve şartsız olarak müvekkili davacı şirkete devredildiğini, böylece davacı şirketin hem halefiyet kapsamında işbu davada dava dışı sigortalının tüm haklarına halef olduğu ispat edildiğini, dava dışı sigortalısına hasar ödemesi yapmakla halefiyet ilkesinden yararlanan sigortacı, sigortalısına tazminat ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçtiğine ve sigortalının 3. kişiler karşısındaki dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal edeceğine göre sigortacının 3. şahıslara rücu edebilme tarihinin sigortalısına ödeme yaptığı tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle icra takibi başlatılırken dava dışı sigortalı firmaya yapılan hasar tazminatı ödemesine ilişkin 23.02.2021 ödeme tarihinden itibaren faiz işletilerek hem asıl alacak hem de işlemiş faiz üzerinden icra takibi başlatıldığını, dava konusu rücu alacağının asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı ile birlikte davalı borçlulardan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, borca ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibin durmasına neden olan davalı-borçluların (yetki itirazı da dahil) tüm itirazlarının iptalini sağlamak amacı ile mahkemeye başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, yukarıdaki açıklamalar, deliller ve mahkemece yapılacak olan incelemeler neticesinde; davalı-borçluların takip dosyasına yapmış oldukları (yetki itirazları dahil) tüm itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davalı borçluların takip dosyasına vaki borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...tarafından arabuluculuk toplantısına katılım sağlanmamış olup geçerli bir mazeret de bildirilmediğini, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-11 maddesi gereği davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın reddine karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda "..davalı aleyhine açılan davanın kabul edilmesine göre davalıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına karar verilmiştir." denilerek çelişkili şekilde hüküm tesis edildiğini, davalılar tarafından davaya cevap verilmediğini ve hiçbir savunma yapılmadığını, davalılar tarafından dosyada bulunan delillerin aksi yazılı belge ile ispat edilemediğini, bu husus yerel mahkemece dikkate alınmadığından eksik ve hatalı değerledirmeler ile karar tesis edildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ehliyetinin kopyalandığını ve bu hususta yürütülen soruşturmada şüphelinin ... isimli şahıs olduğunun sabit olduğunu, söz konusu davada muhatabın kendisi olmadığını beyan etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/09/2023 tarih, 2022/607 Esas - 2023/827 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, TTK'nın 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına poliçe kapsamında yapıldığı iddia edilen ödemenin taşıyanlardan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine yöneliktir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; dava dışı TLS Lojistik A.Ş, davacı sigorta şirketi nezdinde Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava dışı sigortalı firmanın ürünlerini taşıdığı dava dışı Kent Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin talebi üzerine, dava dışı alıcı Esfa Lojistik ve Dijital Mağazacılık A.Ş. ve dava dışı alıcı Bim Birleşik Marketler Mag. A.Ş.'ye muhtelif cins, sayı ve ebatta Kent gıda şeker, sakız vb gıda ürünleri emtiası, dava dışı sigortalı firma tarafından alt taşıyıcı olarak organize edilen ve davalı ...tarafından kiraya verilen davalı ...'e ait ... plakalı araca 18.09.2020 tarihli - ... sefer kodlu "Tek Seferlik Sözleşme" sine ve 18.09.2020 tarih - 298761 sayılı navlun faturasına istinaden yüklendiğini ve sürücü ... sevk ve idaresinde taşıma işlemine konu edildiğini, ancak emtiaların alıcılara teslim edilmediğinin anlaşıldığını, Gebze-Kocaeli'nden İstanbul'a gönderilmek üzere yüklemesi yapılan ve taşıma işlemleri esnasında alıcıya teslim edilmeyen emtialara ilişkin olarak sigorta poliçesi teminatı kapsamında ödenen tazminat bedelinin sorumlulardan rücuen tahsil edilmesi amacı ile davalı-borçlular aleyhine Türk Ticaret Kanununun 890. maddesine dayalı olarak Gebze İcra Dairelerinde icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, davalıların cevap vermediği, Mahkemece; davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin arabuluculuk hükmü açısından çelişkili şekilde hüküm tesis edildiğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. fıkrasında ve AİHS 6. maddesinde düzenlenmiştir. AİHM'nin bazı kararlarıyla Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında "gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerden olduğu" belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. fıkrasına göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
Adil yargılanma hakkının sağlanması bakımından kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. 297. maddeye göre; hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delilerin tartışılması ve değerlendirilmesine, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şeklinde gösterilmesi gereklidir.
Özellikle 298/2. fıkrasına göre; gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Yargıtay HGK 24/02/2010 tarih, 2010/1 - 86 E ve 2010/108 K sayılı kararında da belirtildiği üzere "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak kısaca; maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir ... Kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur."
Özetle; gerekçe ile hüküm arasında çelişki olması halinde yasaya uygun biçimde gerekçeyi içeren bir karar olduğundan söz edilemez. Bu halde yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma ilkesine, kararların gerekçeli olması gerektiğine ilişkin Anayasa ve Kanun hükümlerine de açıkça aykırılık teşkil eder.
İstinaf incelemesinde delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. Gerekçe ile tefhim edilen kısa kararın (hüküm fıkrasının) çelişkili olması halinde istinaf incelemesi yapılabilecek usulüne uygun bir karar bulunmadığı için delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğunun kabulü zorunludur.
Eldeki davada; ilk derece mahkemesince; hüküm kısmının 5 nolu ara kararı ile 'Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,' şeklinde hüküm kurulduğu, ancak gerekçe kısmında ise '6183 sayılı Kanuna ve davalı aleyhine açılan davanın kabul edilmesine göre davalıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına' şeklinde gerekçe oluşturulduğu görülmüş böylelikle gerekçe ile hüküm arasında mahkemece çelişki yaratıldığı anlaşıldığından anılan kararın sırf bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.
Davacı vekilinin davalı ...tarafından arabuluculuk toplantısına katılım sağlamadığı gibi geçerli bir mazaret de bildirmediğinden lehine Arabuluculuk Kanunu 18/A-11 gereği vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğuna ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
18 Nisan 2024 tarihli ve 32521 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesi’nin 14/03/2024 tarihli ve E.2023/160, K.2024/77 sayılı kararı ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 18 (A) maddesinin 11 numaralı fıkrasının “…bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez.” bölümü iptal edilmiştir
7531 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 14.11.2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yapılan düzenleme ile; madde 18/A " 11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." hükmü getirilmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen karar tarihinde söz konusu kanun hükmü yürürlükte değil ise de; 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alınarak Mahkemece yeniden verilecek kararda dikkate alınarak vekalet ücretinin yarısından sorumlu tutmak suretiyle karar verilmesi yerinde olacaktır.
Davacı vekilinin davalıların dosyada bulunan delillerin aksi yazılı belge ile ispat edilemediğine dair istinaf itirazı incelendiğinde;
Mahkemece; hasar dosyasında bulunan TLS lojistik isimli işyerinin yetkili müdür yardımcısı olarak çalışan ...'in şikayetçi olarak verdiği ifadesinde sürücü ... diye tanıtan başka birisiyle bu sözleşme yapıldığı ve ortada bir dolandırıcılık olduğu iddiası olmasına rağmen bu husus değerlendirilmeden, yine buna ilişkin soruşturma dosyası getirtilmeden sadece hasar dosyası ile dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/15391 Soruşturma sayılı dosyası istenilerek ve akıbeti sorularak, gerektiğinde davalıların sorumluluğunun tespit edilmesi açısından işbu soruşturma dosyasının sonucu bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar vermelidir.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davacı ile vekilinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/09/2023 tarih, 2022/607 Esas ve 2023/827 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-İİK'nın 36/5 maddesi gereğince İstanbul 21. İcra Dairesinin 2023/40219 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın yatıran tarafa iadesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 20/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*