T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2470 - 2025/902
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2470
KARAR NO : 2025/902
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :07/09/2023
NUMARASI :2020/571 Esas - 2023/441 Karar
DAVACI :ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ - Rüzgarlıbahçe Mah. Kavak Sk. No:31 A Blok Kavacık Beykoz/İSTANBUL
VEKİLİ :Av...
DAVALI :TUNCAY NAKLİYAT HAYVANCILIK SEYAHAT TURİZM OTOMOTİV PETROL İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Yenişehir Mah. Seyman Cad. Atak Sk. No:6 İzmit/KOCAELİ
VEKİLİ :Av...
DAVA :Rücen Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :01/12/2020
KARAR TARİHİ :14/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ :11/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirkette ... nolu poliçe ile sigortalı davalı adına kayıtlı ... plakalı ticari araç ve dava dışı ehliyetsiz sürücü ... sevk ve idaresinde iken %100 kusurlu olarak 13/02/2019 tarihinde tek taraflı olarak geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda araçta yolcu olarak bulunan ...'in yaralanmasına ve %5 oranında malul kalmasına ve yine araçta yolcu olarak bulunan ...'ın ölümüne sebep olduğunu, kaza sonrasında ...'in icra yoluna başvurmasına üzerine davacı şirketin 58.464,82-TL tazminatı 09/07/2020 tarihinde trafik sigorta poliçesi teminatı kapsamında ödediğini, kaza sonucu vefat eden ...'ın mirasçılarına davacı şirkete başvuruları üzerine vekilleri Av. ...'a davacı sigorta şirketi tarafından poliçe teminatı kapsamında 29/08/2019 tarihinde 8.271,34-TL destekten yoksun kalma hasar ödemesi yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün ehliyetsiz ve olayda %100 tam kusurlu olması nedeniyle iş bu rücu davasını açtıklarını, bu nedenlerle davalarının kabulüne, yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin kazaya karışan aracı Modül Çelik Yapı ve Petrol San. Tic. Ltd. Şti.'ye uzun süreli olarak kiralandığını, davalı şirketin kazaya karışan aracı dava dışı üçüncü kişiye uzun süreli olarak kiraladığından işleten sıfatının olmadığını, yargılamaya konu kaza ve kazaya karışan araç kiralanan dava dışı üçüncü kişinin çalışanı olan ... tarafından Modül Çelik Yapı ve Petrol San. Tic. Ltd. Şti.'nin çalışanlarını iş çıkışı evlerine taşıdığı esnada meydana geldiğini, bu sebeple bu araçla meydana gelen kazada davalının herhangi bir sorululuğunun olmadığını, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydı ile) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, bunun sonucu olarak da, araç malikinin sorumlu tutulmayacağını, davalı şirket tarafından kazaya karışan aracın Modül Çelik'e uzun süreliğine kiralandığını ve aracın şoförünün de diğer aracı kiralamış oldukları şirketin çalışanı olduğunu, kaza sebebiyle davalı şirkete kusur atfedilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamında gelmemekle beraber, kazada ölen ...'ın mirasçıları tarafından davalı şirkete karşı Gebze 1. İş Mahkemesinin 2019/185 E. sayılı dosyasıyla tazminat davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın KABULÜ İLE, 66.736,16-TL rücuen tazminat alacağının 8.271,34-TL'sine 02.09.2019 tarihinden itibaren, 58.464,82-TL'sine 09.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ile ihbar olunan Modül Çelik Yapı ve Petrol San. Tic. Ltd. Şti. arasında yapılan sözleşme ve 2918 sayılı Kanunun 3. maddesinde yer alan işleten tanımı birlikte dikkate alındığında, davalının araç üzerinde herhangi bir fiili hakimiyeti olmaması nedeniyle işleten sıfatını haiz olmasının da mümkün olmadığını, dolayısıyla meydana gelen kaza kapsamında davalının sorumluluğuna gidilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, her ne kadar sürücü belgesinin yetersiz olması sebebiyle sürücü tam kusurlu olsa da Yargıtay kararında, alkol konusunda olduğu gibi, sürücü belgesi konusunda da aynı görüşü benimsediğini, kazanın nedeni sürücünün yeterli ehliyete sahip olmaması değilse, zararın sigorta teminatı kapsamında olduğu ve sigortacının zararı ödemesi gerektiği sonucuna vardığını, bununla birlikte Trafik Sigortası Genel Şartlar b.4 maddesi a bendine göre; işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu "kasti bir hareketi veya ağır kusuru" sonucu meydana gelen kazalar nedeniyle sigorta bedelini ödeyen sigortacı, sigorta ettirene(işletene) rücu edebilecektir, "ağır kusur" kasıt olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun varlığı anlamına geldiğini, özetle eğer işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin "kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru" yoksa "yüzde yüz kusurlu olsalar bile "sigortacının dönme (rücu) hakkından söz edilemeyeceğini, söz konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağına bakıldığı zaman sürücünün bu kazada kusurlu olduğunun belirtildiğini ancak sürücünün kusurunun kasti veya ağır bir kusurdan meydana geldiğine ilişkin olarak tutanakta herhangi bir saptama söz konusu değilken bu durumun "ağır kusur " olarak değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2023 tarih, 2020/571 Esas - 2023/441 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi kapsamında dava dışı üçüncü kişilere ödenen tazminatın sigortalı aracın sürücüsünün ehliyetinin yetersiz olması hukuksal nedenine dayalı olarak davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı şirkette ... nolu poliçe ile sigortalı davalı adına kayıtlı ... plakalı ticari araç ve dava dışı ehliyetsiz sürücü ... sevk ve idaresinde iken %100 kusurlu olarak 13/02/2019 tarihinde tek taraflı olarak geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda araçta yolcu olarak bulunan ...'in yaralanmasına ve %5 oranında malul kalmasına ve yine araçta yolcu olarak bulunan ...'ın ölümüne sebep olduğunu, kaza sonrasında ...'e 58.464,82-TL tazminat, vefat eden ...'ın mirasçılarına 8.271,34-TL destekten yoksun kalma ödemesi yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün ehliyetsiz ve olayda %100 tam kusurlu olması nedeniyle iş bu rücu davasının açıldığı, davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin kazaya karışan aracı Modül Çelik Yapı ve Petrol San. Tic. Ltd. Şti.'ne uzun süreli olarak kiralandığını, davalı şirketin kazaya karışan aracı dava dışı üçüncü kişiye uzun süreli olarak kiraladığından işleten sıfatının olmadığını, kaza sebebiyle müvekkili şirkete kusur atfedilemeyeceğinden davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu görülmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 3. maddesine göre işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
Anılan Kanunun “İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu” başlıklı 85. maddesi ise, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olunması hâlinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu hükme bağlamıştır.
Kanun koyucu “Mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu” başlıklı 91. maddede, işletenlerin yukarıda anılan 85. maddenin birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
Gelinen aşamada zorunlu mali mesuliyet sigortası ile ilgili hükümlere değinmeden önce genel olarak sigorta sözleşmelerinin anlam ve mahiyetine kısaca değinmek faydalı olacaktır.
Sigorta sözleşmesi; davaya konu olay ve poliçe tanzim tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun 1263-(1) maddesinde “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye paralel olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1401/1. maddesinde sigorta sözleşmesi; “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.
Kanundaki bu tanımdan hareketle; sigorta sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sigortacının asli ediminin rizikoyu taşıma (himaye sağlama) borcu iken sigorta ettirenin asli edimini ise prim ödeme borcu oluşturduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85/1. maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1. maddede işletenlerin, bu Kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, karayollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22).
Somut olayda uygulanması gereken 12.08.2003 tarihli, 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 15.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesinde de “Sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” düzenlemesi mevcuttur.
Yine, 2918 sayılı Kanun’un 95. maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır.
Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010).
Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır.
Genel Şartların B.4 maddesinde sayılan hâllerden biri de tazminatı gerektiren olayın, poliçeye konu aracın Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kişi tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmesi hâlidir (md. B.4/3-c).
Bu düzenlemeye göre, tazminatı gerektiren olay aracın ehliyetsiz kişi tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmişse sigortacı üçüncü kişilere zorunlu mali mesuliyet sigortası çerçevesinde ödediği tazminatı akidi olan sigorta ettirene rücu edebilecektir. Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95-(2) maddesine dayalı olarak görülen rücu davası yönünden hüküm ifade etmez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/12/2023 tarih, 2022/4-1129 Esas ve 2023/1234 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda; davacı sigortacı ile davalı şirket arasında 06.10.2018-06.10.2019 tarihleri arasında geçerli trafik sigorta poliçesinin bulunduğu, poliçeye konu aracın şirket tarafından iddia edildiği gibi kiralandığı kişi olan dava dışı Modül Çelik Ltd. Şti. elindeyken, dava dışı ... isimli ehliyetsiz olduğu ileri sürülen kişinin sevk ve idaresi sırasında trafik kazasına karıştığı, söz konusu kazada bir kişinin vefat ettiği, bir kişinin de yaralandığı ve davacı sigorta şirketinin zarar gören ve yakınlarına poliçe çerçevesinde ödemek durumunda kaldığı bedeli rücu etmek istediği anlaşılmaktadır. Bu rücu talebinin dayanağı 2918 sayılı Kanunun 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4/3-c maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davalı Tuncay Nakliyat Ltd. Şti. olduğundan bu davalının taraf sıfatının bulunduğu açıktır. Davalı şirketin aracı üçüncü kişiye uzun süreli kiraya vermesi nedeniyle işleten sıfatını haiz olmaması söz konusu madde anlamında husumeti ortadan kaldırmaz. Genel Şartların B.4 maddesinde sayılan hâllerden biri de tazminatı gerektiren olayın, poliçeye konu aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kişi tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana geldiği de sabit olduğundan Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Tek davalı olmasına rağmen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi, maddi hata olarak değerlendirilmiş olup bu husus mahkemesince her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 4.558,75 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.150,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.408,75 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*