T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/27
KARAR NO : 2025/945
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2023
NUMARASI : 2023/298 Esas - 2023/900 Karar
DAVACI :....
VEKİLİ :....
DAVALI :....
:....
VEKİLİ :....
DAVA TÜRÜ : Cezai Koşulu Alacağı
DAVA TARİHİ : 14/04/2023
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 12/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı işçi davacı şirket işyerinde çinko üretim bölümünde ustabaşı olarak SGK'da görünen tarihlerde iş akdiyle hizmet ifa etmiş, işçinin iş sözleşmesi istifa nedeni ile feshedildiğini, akabinde de, davacı şirketin ticari rakibi olan ve İzmit/KOCAELİ’nde yerleşik dava dışı Alpaz Demir Çelik Oksit İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. şirketinde çalışmaya başladığını, davalı ile davacı şirket arasında akdedilen iş sözleşmesinin rekabet yasağı başlıklı 15. maddesi uyarınca davalı işçi; “fesihten itibaren 2 yıl süre ile iş tanımına uygun konularda, aynı sektörde,Marmara Bölgesinde, benzeri bir işletmede çalışmamayı veya rakip işletmeyle rekabet oluşturacak şekilde menfaat ilişkisine girmemeyi” kabul ve taahhüt ettiğini, aynı maddenin devamında da yine işbu rekabet yasağı maddesinin uygulanması için; “İşverenin ticari, teknik, müşteri ve benzeri konularda personel bilgileri fiilen öğrenmiş olmasının şart olmadığı, objektif olarak bilebilecek durumda olması yeterli olacağı” belirtildiğini, devamında ise, işbu rekabet yasağına aykırılığın yaptırımı düzenlenmiş olup, rekabet etmeme yasağı adı altında başka bir sözleşme de imzalanarak ilgili müessesenin akdi sınırları da çizildiğini, davalı işçi davacı şirket ile aynı il içinde bulunan rakip işletmesine, iş akdini sonlandırmasının hemen akabinde işe girerek davacı şirketin satış fiyatları, müşteri bilgileri ve ayrıca çinko oksit üretim reçetelerini de davacı şirketin rakip işletmesinde kullanarak müvekkili şirketin haksız rekabete maruz kalmasına yol açacağını, bu nedenlerden ve Mahkemece de re’sen nazara alınacak diğer sebeplerden dolayı, Davalı’nın gerek iş sözleşmesinde düzenlenen ve gerekse TBK'nın madde 444’de yer alan- rekabet yasağını ihlalinin kabulüyle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, işbu davamızın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile şimdilik 1.000,00.-TL üzerinden belirlenen cezai şartın davalıdan alınarak davacı işverene işleyecek faizi ile ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın talep etmiş olduğu alacak kalemleri açısından zamanaşımı itirazları olduğunu belirtmekle birlikte, davacının dava dilekçesinde belirttiği iddialar, usul ve esas yönlerinden hukuka aykırılık taşıdığını, öncelikle, mevzuatımızda ticaret mahkemelerinde dava açılabilmesi için arabuluculuğa başvurma dava şartı olarak sayıldığını, davalıya haksız olarak ikame edilen bu davadan önce karşı taraf arabuluculuk sürecine başvurmuş olsa da, söz konusu arabuluculuk başvurusu İş Kanunundaki işçi - işveren arasındaki ilişkiden doğan alacaklar konu gösterilerek yapıldığını, fakat eldeki dava ticari dava olup, başvurunun ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuk şeklinde ilerlemiş olması gerektiğini, bu nedenle mahkememizin zorunlu arabuluculuk dava şartı sağlanmadığı için, davanın reddi gerektiğini, davalıya karşı ikame edilen bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması usulen hatalı olduğunu, mevzuatımıza göre belirsiz alacak davasının açılabilmesi için alacaklının dava açacağı miktarı tam ve kesin olarak bilmemesi gerektiğini, fakat, dava dilekçesinde ve dava konusu hususunda dayanılan sözleşmede davacı yan, rekabet yasağını ihlal eden işçinin "işverene son brüt maaşının 2 yıllık tutarı kadar cezai şart ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini" ileri sürdüğünü, davacı taraf cezai şartı talep ettiğini ve bu cezai şartın tutarının da işçinin son brüt maaşının 2 yılık tutarı olduğunu öne sürdüğünü, davada talep edilen miktar bu şekilde biliniyor olmasına rağmen davacının davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesi hukuka aykırı olduğunu, belirsiz alacak davası açabilmenin koşulları eldeki davada mevcut olmadığı için, koşulları oluşmadan açılan bu davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin itirazlarda detaylı olarak açıklayacağımız nedenlerle, davaya konu ve talep edilen cezai şarta davacı tarafça dayanak olarak sunulan İş Sözleşmesinin (Rekabet Yasağı Sözleşmesinin) geçerliliğini kabul etmiyor olsak da; bu sözleşmenin 23.29. maddesinde "iş bu sözleşmeden doğabilecek her türlü ihtilafların hal merci İstanbul İcra Müdürlükleri ve Mahkemeleridir." şeklinde bir düzenleme yapıldığını, bu maddeye göre İstanbul Mahkemelerinde açılması gereken dava, Gebze Mahkemelerinde açılmış olup, davanın yetkisizlik nedeniyle de reddedilmesini talep ettiklerini, her ne kadar davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekse ve yetkili mahkemede açıldığını kabul etmesek de; esasa ilişkin beyanlarını da işbu dilekçede sunduklarını, öncelikle dava dilekçesinde davalı işçinin, davacı firmada ustabaşı olarak çalıştığı beyan edilmişse de bu beyan doğruluk payı taşımadığını, zira davacı tarafın ek olarak sunduğu, taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde de görüleceği üzere davalı işçi, davacı firmanın üretim departmanında fırın, pota ve torbalama elemanı unvanı ile çalıştığını, davalının, davacı firmada çalışmasına ait SGK İşe Giriş Bildirgesinde meslek adı Diğer İmalat Ve İlgili İşçiler olarak belirlendiğini, davalı, davacı firmada vasıfsız işçi olarak çalışmasını iş akdinin sonlandığı tarih olan 06.07.2022 tarihine kadar sürdürdüğünü, davalı, iş akdi son bulduktan yaklaşık bir ay sonra bir sürü firmaya başvuruda bulunduğunu ve Alpaz Demir Oksit Çelik İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi adlı firmada Vasıfsız işçi (Beden İşçisi) olarak 23.07.2022 tarihinde çalışmaya başladığını, bu kapsamda, davacı tarafından iddia edildiği gibi davalı, davacı firmaya ait işyerinde ustabaşı olarak değil, işçi olarak faaliyet gösterdiğini, davacının aksi yöndeki beyanlarını kabul etmediklerini, bu hususta değinmek istediğimiz bir konu daha vardır ki, davacı şirket bu şekilde bir çok işçiye yakın tarihlerde dava açmış olduğunu tüm dava dilekçelerinde tüm işçilerin nasıl oluyor ise ustabaşı olduğunu iddia ve beyan ettiğini, Mahkemenin de malumu olacağı üzere bir iş yerinde aynı departmanda çalışan tüm işlerin ustabaşı olarak faaliyet göstermesi fiilin imkansız olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu haliyle davacı şirketin beyanlarının gerçeği yansıtmadığı açıkça ortada olduğunu, işbu rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu bu nedenlerle; davalıya karşı yetkisiz mahkemede ikame edilen davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, davalıya karşı haksız olarak ikame edilen davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine, Mahkeme aksi kanaate olur ise işbu mesnetsiz davanın esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ...
1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme işin esasına girmeden cezai şart talepleri söz konusu olduğunda belirsiz alacak davası açılamayacağından bahisle usulden ret kararı verdiğini, kesinlikle taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için aksi faraziyesinde dahi yerel mahkemenin somut olay bakımından tamamlanabilir bir dava şartı olduğunu gözetmeden karar vermesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, kesinlikle aksini kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için sayın başkanlığınızın aksi kanaatte olacağı faraziyesinde ise; davalı lehine 17.900,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, cezai şart bakımından hakimin takdir yetkisi bulunduğu hukuken sabit olduğunu, uygulamada ise çoğu zaman (özellikle de işçinin davalı olduğu uyuşmazlıklarda) söz konusu bu takdiri indirim sıklıkla uygulandığını, bu nedenle, ortada likit, eş deyişle belirli bir alacak olmadığını, doktrin ve Yargıtay içtihatları nezdinde hakimin takdir yetkisine haiz olduğu cezai şart gibi alacak kalemleri bakımından belirsiz alacak davası açılabileceğini açıkça kabul ettiğini, buradaki anahtar kavramın bu olduğunu, yerel mahkemenin uygulaması yerleşik içtihadın tam tersi yönünde hukuki bir yorum olup, hukuk güvenliği de göz önüne alındığında kabul edilemeyeceğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2023 Tarih - 2023/298 Esas - 2023/900 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; cezai koşulu alacağı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davalının davacı şirket nezdinde şirketin çinko üretim bölümünde ustabaşı olarak iş akdiyle bağlı bir şekilde hizmet ifa ettiği, davalının iş sözleşmesinin istifa nedeni ile feshedildiği, sonrasında davalının davacı şirketin ticari rakibi olan ve İzmit/KOCAELİ adresinde yerleşik dava dışı Alpaz Demir Çelik Oksit İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nde çalışmaya başladığı, davalının davacı şirket ile aynı il içinde bulunan rakip işletmede çalışmaya başladığı, davalının davacı şirketin satış fiyatları, müşteri bilgileri ve ayrıca çinko oksit üretim reçetelerini de davacı şirketin rakip şirketi konumunda bulunan dava dışı şirkette kullanarak davacı şirketin haksız rekabete maruz kalmasına yol açacağını beyan ederek cezai şart bedelinin tahsili için eldeki davanın davacı tarafından açıldığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Eldeki davanın, rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart bedelinin tahsili istemine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Eldeki davada; davacı dava dilekçesi ile, davalı işçinin davacı ile yapmış olduğu iş sözleşmesinden kaynaklı rekabet yasağını ihlal ettiğini, bu nedenle cezai şartı ödemesi gerektiğini belirterek eldeki davayı açtığı. Davanın, dava dilekçesindeki talep sonucundan açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve davanın şimdilik kaydıyla 1.000,00.-TL üzerinden açıldığı görülmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2016 tarih ve 2015/8730 Esas-2016/3427 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, belirsiz alacak davası açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir.
Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır. Bu noktada şu husus açıklığa kavuşturulmalıdır ki, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda, davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmeli, ek bir süre verilmemelidir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 22/03/2021 tarih, 2020/2021 Esas-2021/2703 Karar sayılı ilamı).
Eldeki davada, dava dilekçesinin içeriğinden davacı tarafından sadece cezai şartın davalıdan tahsilinin istendiği sabittir. Dava dilekçesinde de davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça beyan edilmiştir. Davacı ile davalı arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranış halinde davalının ödeyeceği "cezai şartın" açıkça belirlenmesine rağmen, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı olmayıp mahkemece davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Gerekçeli karar başlığında; dava türünün "Cezai Koşulu Alacağı" olmasına rağmen, "*Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)" şeklinde yanlış olarak gösterildiği, karar başlığında dava türü yazılırken gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği anlaşılmakta ise de; bu husus, sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*