T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2469 - 2025/913
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2469
KARAR NO : 2025/913
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :12/09/2023
NUMARASI :2020/50 Esas - 2023/451 Karar
DAVACI :1-...
:2-...
:3-...
:4-...
VEKİLİ : Av...
DAVALILAR :1-TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. - (HALK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş.) 0434005145200019 H. Edip Adıvar Mah. Darülajazaa Cad No 20 K 2-3 Şişli / İSTANBUL
VEKİLLERİ :Av...
:2-TÜRKİYE HALK BANKASI A.Ş. - 0456000468500132 Barbados Mah. Şebboy Sk. No 4 Ataşehir / ISTANBUL
VEKİLLERİ :Av...
DAVA :Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :20/01/2020
KARAR TARİHİ :15/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ :23/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ın davalı bankadan 120.000,00 TL kredi kullandığını, banka şubesinin Halk Hayat Emeklilik A.Ş. ile esnafa hayat sigortası yapıldığını, murisin ilk taksit ödemesinden sonra vefat ettiğini ancak ödeme için yapılan başvurunun murisin kalp rahatsızlığının beyan edilmediği gerekçesiyle reddedildiğini, haciz baskısı altında ihtirazi kayıtla taksit ödemesi yaptıklarını, murisin sözleşme tarihinden önce tespit edilmiş bir hastalığı bulunmadığını beyan ederek; riskin gerçekleştiği ölüm tarihi itibariyle faiz ve tüm ferileri ile birlikte toplam borç tutarının Halk Hayat Emeklilik A.Ş. tarafından davalı bankaya ödenmesi gerektiğinden bankaya borçlu olmadıklarını tespitine; ölüm tarihinden sonra banka tarafından haksız olarak tahsil edilen ve dava süresince de tahsil edilebilecek olan tutarlardan şimdilik 10.043,75 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Halk Bankası A.Ş.'den tahsili ile yasal miras payları oranında müvekkillerine ödenmesine; sigorta poliçesine göre dain-i mürtehin hakkı sahibi olan bankaya ödenecek tutarın dışında kalan teminat miktarından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL vefat tazminatının murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Halk Hayat Emeklilik A.Ş.'den tahsili ile yasal miras payları oranında müvekkillerine ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davanın muhatabının sigorta şirketi olması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin dahin'ul murtehin sıfatı ile talep hakkı bulunduğunu, murisin hastalığına dair bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kalp hastalığının gizlendiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; sağlık kuruluşlarından alınan raporlara göre murisin kalp hastalığının olduğunu, hastalığını beyan etmeyip gizlediği için davacıya hukuken bir ödeme yapmanın mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
-Davacıların murisi ...'ın Halk Bankası İzmit/Kocaeli Şubesinden 28.06.2019 tarihinde kullanmış olduğu 120.000 TL tutarlı işletme kredisi nedeni ile davacıların davalı Türkiye Halk Bankası A.Ş.'ye borçlu olmadığının tespitine,
-Davacıların murisi ...'ın vefatı sonrası davalı Türkiye Halk Bankası A.Ş.'ye ödenen, 118.968,95 TL'nin;
- 99.468,95 TL'SİNE ödeme tarihi olan 05/10/2020,
- 9.456,255 TL'SİNE ödeme tarihi olan 26/03/2020,
-10.043,75 TL'sine ödeme tarihi olan 26/12/2019 tarihinden başlamak üzere işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı Türkiye Hayat Emeklilik A.Ş.'den (eski ünvan Türkiye Halk Emeklilik A.Ş.) alınarak davacılara veraset ilamındaki hisseleri oranında ödenmesine,
-Sigorta poliçesine göre dain-i mürtehin hakkı sahibi olan bankaya olan borcun dışında kalan sigorta teminat kapsamında kalan 1.031,05 TL vefat tazminatın temerrüt tarihi olan 03/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Türkiye Hayat Emeklilik A.Ş.'den (eski ünvan Türkiye Halk Emeklilik A.Ş.) alınarak davacılara veraset ilamındaki hisseleri oranında ödenmesine,
-Davacıların davalı Türkiye Halk Bankası A.Ş.'ye ödenen paranın bu bankadan tahsili istemine ilişkin talebinin pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın, davanın Türkiye Halk Bankası yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine ilişkin bölümü usul ve yasaya aykırı olduğunu zira günümüzde süregelen uygulamaya göre, bankalar kredi sözleşmesi yaparken müşterilerine -teminat maksadıyla- hayat sigortası da yaptırmakta olup böylelikle müşteri vefat ettiği takdirde banka -lehtar olarak- hayat sigortasından alacağını tahsil ettiğini (Yargıtay 13.HD. 2016 / 9589 E., 13.HD. 2017 / 639 E., 3.HD. 2021 / 2613 E.), kaldı ki kararda davalı Halk Bankası yönünden menfi tespit talebi ile ilgili olarak müvekkillerin haklı olduğuna (davacıların Halk Bankası A.Ş.'ye borçlu olmadığının tespitine) karar verilmiş, menfi tespit talebi yasal mevzuat gereği kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğünden, istirdat talebinin kabulü gerektiğini, istirdat talebinin banka yönünden reddine karar verilmesi usul ve açık yasa hükmüne aykırı bulunduğunu, Türkiye Halk Bankası A.Ş. bakımından pasif husumet yokluğundan davanın reddi kararının kaldırılması ve davanın müşterek müteselsil sorumluluk şeklinde kabulü gerektiğini, dilekçelerinde temerrüt faizi oranı olarak "ticari temerrüt faizi" talep edildiği ancak yerel mahkeme kararında alacağın yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş olup, bu husus usul ve yasaya aykırı bulunduğunu (Yargıtay 11. HD. 2015 / 12086 E.), buna göre olayda uygulanması gereken faiz oranı, ticari temerrüt faizi olduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının "pasif husumet yokluğundan ve uygulanacak temerrüt faizi oranı bakımından kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden" kaldırılarak hükmedilen alacağın ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı T. Halk Bankası A.Ş. istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle, davacıların menfi tespit talebi 11.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile istirdat talebine dönüşmesine rağmen yargılama neticesinde taleple bağlılık ilkesine açıkça aykırılık oluşturacak şekilde "Davacıların Türkiye Halk Bankası A.Ş.'ye borçlu olmadığının tespitine" şeklinde hüküm kurulması kurulan hüküm HMK'ya açıkça aykırı bulunduğunu, somut olayda yalnızca istirdat talep edilmesine rağmen menfi tespit bakımından da hüküm kurulduğunu (Yargıtay 15. HD. 2020/3127 E. ve 2021/309 K.), yine dava müvekkil banka bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesine rağmen kararda "19.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine.." şeklinde kurulan hüküm HMK'ya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca, dosya kapsamında bulunan belgeler borcun varlığını kanıtladığını, davacılar murisinin hastalık gizlemesi esasen müvekkili mağdur ettiğini, husumet yokluğu bir yana dava zaten müvekkil Banka yönünden esas bakımından da reddedilmesi gerektiğini, asıl mağdur olan müvekkil Banka aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ile menfi tespit hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup kararda yer alan aleyhe hususların kabulü mümkün bulunmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması ile istinaf taleplerinin kabulünü talep etmiştir.
Davalı T. Hayat Ve Emeklilik A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın işbu davadaki talepleri zamanaşımına uğramış olup yerel mahkemece davacı tarafın ıslahına karşı ileri sürdükleri zamanaşımı defi dikkate alınmadan karar verildiğini (TTK'nın 1420 m., Yargıtay 17. HD. 2.10.2019 Tarih, E. 2016/11034 K. 2019/8815), deliller tam olarak toplanmadan, eksik tahkikat yapılarak hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, davacılar murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı açık olup davacıların tazminata hak kazanamayacağı sabit olduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/09/2023 tarih, 2020/50 Esas - 2023/451 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacıların murisinin davalı bankadan kullandığı kredi nedeni ile murisin vefatı sonrası ödemek zorunda kaldıkları bedelin davalı sigorta şirketinden tahsili ile bakiye kısım yönünden davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkin menfi tespit ve alacak istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacıların murisi olan ...'ın 12/10/2019 tarihinde vefat ettiği, mirasçı olarak geriye davacıların kaldığı, müteveffanın T.C. Halk Bankası A.Ş.'den çekmiş olduğu işletme kredisi sebebiyle 25135758 poliçe numaralı 28.06.2019 başlangıç tarihli Halk Hayat ve Emeklilik A.Ş. hayat sigortasına ilişkin Esnafa Hayat Sigortası teminat poliçesinin düzenlediği ve sigortalıdan poliçe bedelinin peşin tahsil edildiği, müteveffanın ölümü üzerine davalı sigorta şirketine davacılar tarafından başvurulduğu, ancak davalı sigorta şirketi tarafından vefat tazminatının ödenmediği, bunun üzerine eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında davacılar tarafından kredi borcunun davalı bankaya ödendiği, daha sonra eldeki davanın ıslah edildiği, vefat teminatının ödenmesinin talep edildiği, davalı banka ve davalı sigorta şirketi tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalılar tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; davacıların murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı ve rizikonun teminat içinde olup olmadığı noktalarındadır.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 1435., 1439. ve 1440. maddeleri her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Gerek, 6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Eldeki davada; davacılar murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle, hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra davacılar murisi vefat etmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesinde yer alan "Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" hükmü ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesinde yer alan "Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir" düzenlemelerine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı 6102 sayılı TTK'nın 1439-(2) maddesinde, "Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkemece alınan Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulunun 13/01/2022 tarihli raporunda; "... mevut verilerle kişinin kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının tespit edilemediği, tıbbi kayıtlara göre, kişiye 03/01/2018 tarihinde Özel Konak Hastanesinde aterosklerotik kalp hastalığı tanı kaydı bulunduğu, ancak söz konusu hastalığı doğrulayacak tıbbi delillerin (elektrokardiyografi, ekokardiyografi, laboratuvar tetkiki,koroner anjiografi vb) dosyada bulunmadığı ve 08/02/2018 tarihli efor testinin normal sınırlarda olduğu, dolayısıyla kişinin 28/06/2019 tarihli sözleşme öncesinde esansiyel hipertansiyon dışında tanısı konulmuş başka bir hastalığının bulunmadığı oybirliği ile mütalaa olunur." tespitinde bulunulmuştur. Davalı Sigorta şirketi tarafından raporda Kalp Damar Cerrahı bulunmadığı itirazında bulunulmuş ise de, raporda kardiyoloji uzmanının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu tespitlere göre murise sigorta sözleşmesi öncesi konulmuş bir kalp hastalığı tanısı bulunmamaktadır. Bu durumda murisin beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği de söylenemez. Müteveffanın sözleşme tarihinde tespit edilmiş bir kalp hastalığı bulgusu da bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ölüm ile beyan edilmediği iddia edilen hastalık arasında illiyet bağı bulunmamaktadır.
Mahkemece alınan 08.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı ... tarafından ... Kooperatif Kredisi ile ilgili olarak T.Halk Bankası'na: "... ... ... KOOOERATİF KREDİSİ KAPATMA" açıklaması ile 99.468,95 TL, Davacı ... Tarafından ... Kooperatif Kredisi ile ilgili olarak T. Halk Bankası'na: 2 adette davadaki hakları saklı kalmak kaydı ile 9.456,25410.043,75 - 19.00.00-TL ödeme yapıldığı, Davalı sigorta şirketinin sigorta tazminatını ödemesi gerektiği, sigorta tazminatına hak kazanılması yönünden hukuki bir engel bulunmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı bankanın dain-i mürtehin hakkı bulunduğundan, sigorta bedeli öncelikle davalı bankaya ödeneceğinden, davalı bankaya karşı dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından, davalı bankaya karşı pasif husumet yokluğu nedeniyle red kararı verilmelidir, bankanın borcu mirasçılar tarafından ödendiğinden ve artık davacıların dava ettikleri bedeli davalı sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiğinden davalı sigorta şirketi yönünden davanın kabulüne, kullanılan kredi ticari kredi olduğundan temerrüt tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesine, Sigorta poliçesine göre dain-i mürtehin hakkı sahibi olan bankaya olan borcun dışında kalan sigorta teminat kapsamında kalan 1.031,05 TL vefat tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Türkiye Hayat Emeklilik A.Ş.'den (eski ünvan Türkiye Halk Emeklilik A.Ş.) alınarak davacılara verilmesine karar verilmelidir.
Öte yandan, Hayat Sigortaları Genel Şartları’nın (B) maddesi uyarınca sigortalının vefatı halinde hak sahipleri tarafından ölüm ile ilgili bütün bilgi ve belgelerin sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 10 gün içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Bu nedenle, mahkemece temerrüt tarihinin evrakların teslim edildiği ve sigorta şirketi tarafından talebin reddedildiği tarih olan 03/12/2019 tarihi olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mahkemece dava ıslah edilmesine rağmen davalı banka yönünden menfi tespit hükmü kurulması, talepten fazlasına karar verilmesi nedeniyle hatalı bulunmuştur. Davacıların başvurusu davalı sigorta tarafından reddedildiğinden, davanın açılmasına sebep olan sigorta şirketi olduğundan, davalı banka hakkında açılan dava hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden, davalı banka yönünden yargılama giderlerinden sorumlu tutulması hatalı bulunmuştur.
Bunun yanında mahkemece hükümde davacılara bedelin hangi oranda verileceği düzenlenmemiştir.
6102 sayılı TTK'nın 1494. maddesinde;
" (1) Ölüm rizikosuna karşı yapılmış sigortalarda, birden fazla kişi payları belirtilmeksizin lehtar olarak atanmışsa, sigorta bedeli üzerinde hepsi eşit oranda hak sahibidir. Hak sahiplerinden biri tarafından alınmayan pay, diğerlerinin payına eklenir. Mirasın reddi veya mirastan vazgeçme lehtarın hakkı üzerinde etkili olmaz. (2) Ölüm rizikosuna karşı yapılan sigortalarda lehtar belirtilmemişse, sözleşmenin sigorta ettirenin mirasçıları lehine, yaşama ihtimaline karşı yapılmış sigortalarda ise sigortalı lehine yapıldığı kabul olunur."
Buna göre, poliçede pay belirtilmediğinden hüküm davacılara eşit olarak paylaştırılmak üzere kurulmalıdır.
Davalı, davanın ıslahı üzerine ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı def'inde bulunmuş, ilk derece mahkemesince zamanaşımı defi hakkında bir karar verilmemiştir.
6102 sayılı TTK'nın 1420. maddesi genel kural olarak, sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmünü getirmiştir.
Eldeki davada; davacılar vekili iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde 20/01/2020 tarihinde açtıkları davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 118.043,75 TL üzerinden talepte bulunmuş, 12.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini arttırdıkları anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1420. maddesine göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Muris 12/10/2019 tarihinde vefat ettiğinden ıslahın iki yıllık zamanaşımı içerisinde yapıldığının kabulü gerekmektedir.
Gerekçeli karar başlığında; davalılar vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı T. Halk Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı T. Hayat ve Emeklilik A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; davalı T. Hayat ve Emeklilik A.Ş.'nin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KISMEN KABULÜNE,
3-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE, KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/09/2023 tarih, 2020/50 Esas ve 2023/451 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacıların murisi ...'ın vefatı sonrası davalı Türkiye Halk Bankası A.Ş.'ye ödenen, 118.968,95 TL'nin;
-99.468,95 TL'sine ödeme tarihi olan 05/10/2020,
-9.456,255 TL'sine ödeme tarihi olan 26/03/2020,
-10.043,75 TL'sine ödeme tarihi olan 26/12/2019 tarihinden başlamak üzere işleyecek avans faiz ile birlikte davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş.'den (eski ünvan Türkiye Halk Emeklilik A.Ş.) alınarak davacılara veraset ilamındaki hisseleri oranında ödenmesine,
b-Sigorta poliçesine göre dain-i mürtehin hakkı sahibi olan bankaya olan borcun dışında kalan sigorta teminat kapsamında kalan 1.031,05 TL vefat tazminatın temerrüt tarihi olan 03/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş.'den (eski ünvan Türkiye Halk Emeklilik A.Ş.) alınarak davacılara veraset ilamındaki hisseleri oranında ödenmesine,
c-Davalı Türkiye Halk Bankası A.Ş. yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE,
ç-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 8.197,20 TL harçtan, peşin alınan 2.049,90 TL harcın mahsubatı ile bakiye 6.147,30 TL harcın davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketin'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
d-Davacılar tarafından yapılan 2.300,00 TL ATK ücreti, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 459,45 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.259,45 TL yargılama giderinin 2.049,90 TL peşin harç ile birlikte davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketin'den tahsili ile davacılara verilmesine,
e-Hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş.'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
f-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden 19.000,00 TL vekalet ücretinin davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş.'den tahsili ile davacılara verilmesine,
g-Davalı T. Halk Bankası A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı T. Halk Bankası AŞ.'ye verilmesine,
h-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
4-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
Davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş. yönünden
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 8.197,20 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.050,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.147,20-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,
Davacılar ile Davalı T. Halk Bankası A.Ş. Yönünden
-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harçlarının hazineye irad kaydına,
-İstinaf Karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
-Davacılar tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 263,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.001,00 TL'nin davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine,
-Davalı banka tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafının davacılardan tahsili ile davalı bankaya verilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf edenlerin yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
7-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*