T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2443 - 2025/933
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2443
KARAR NO : 2025/933
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2022
NUMARASI : 2020/569 Esas - 2022/980 Karar
DAVACI : D FAST DAĞITIM HİZMETLERİ VE LOJİSTİK ANONİM ŞİRKETİ - 0265070109000011 - Kuştepe Mah. Mecidiyeköy Yolu Cad. Trump Towers Kule 2 No:12 K:2 Şişli/İSTANBUL
VEKİLİ : Av...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av...
DAVA TÜRÜ : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/09/2020
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 12/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirket olan Hepsijet şirketinin sektördeki öncü firmalardan biri olduğunu, davalı 14.09.2017 tarihinden istifa ettiği 31.12.2018'e kadar davacı şirket nezdinde transfer şube görevlisi olarak çalıştığını, davacı şirketten son bir yılda elde ettiği brüt ücret toplamı 28.417,20 TL olduğunu, davalı ile akdedilen iş sözleşmesinin 9. maddesinin e ve f bentlerine göre davalının rekabet yasağı bulunmadığını, buna göre, davalı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 12 (oniki) ay süreyle doğrudan ya da dolaylı olarak davacı şirketin ana faaliyet konusunu oluşturan kargo, posta, dağıtım, kurye ve depolama faaliyetleri ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı işleri kendi veya başkası nam ve hesabına yapmamayı, hiçbir sıfatla kargo, posta, dağıtım, kurye ve depolama faaliyetleri ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı işleri yapan yerlerde çalışmamayı, rekabet yasağına aykırı davrandığı takdirde son bir yılda elde ettiği brüt yıllık geliri kadar cezai şart bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı, görevi gereği davacının müşteri çevresine, ticari sırlarına ve davacının yaptığı işlere vakıf, tüm bunlar hakkında bilgi edinme hakkına sahip kişi olduğunu, davalı, dava dışı Trendyol'da benzer pozisyonda çalışmaya başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalının davacıdan edindiği ve/veya ulaşma imkanına sahip olduğu bilgileri geçtiği rakip firmada kullanma ve bu suretle davacıya zarar verme ihtimal ve tehlikesinin oluştuğu kesin olduğunu, rekabet yasağının ihlali için davacı şirketin somut bir zarara uğramış olması, davalının da ticari sır niteliğindeki bilgilere sahip olması ve bu bilgileri davacı aleyhine kullanması gerekmeyeceğini, zarar verme ihtimal ve riski yeterli olduğunu, bu gerekçelerle davanın kabulüne ile davalı ...’in davacı şirket ile akdetmiş olduğu iş sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmüne aykırı olarak dava dışı DSM Grup Danışmanlık İletişim ve Ticaret A.Ş. unvanlı şirkette çalışmaya başlaması nedeniyle, taraflar arasındaki İş Sözleşmesi’nde belirlenen net yıllık gelirinin (ücret, prim ve kanunda ücret niteliğinde sayılan tüm hak ve menfaatler ) brüt tutarı olan 28.417,20.-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın iş mahkemesine görülmesi gerektiğini, görev itirazı olduğunu, davalı, davacı bünyesinde transfer merkezine gelen ürünleri zimmete alıp fiziken araca yüklenmesi gibi bilgi ve profesyonellik gerektirmeyen düzenleme, ayrıştırma gibi vasıfsız işlerde asgari ücret ile görev yaptığını, davacının dayanak olarak ileri sürdüğü sözleşme hükmü geçersiz olduğunu, hizmet sözleşmesinde yer verildiği belirtilen rekabet yasağı hükmü geçerlilik denetimine tabi tutulduğuna yok hükmünde olduğunu, işçinin durumunu ağırlaştıran sözleşme maddesi TBK'nın 21/2 uyarınca yazılmamış sayılacağından cezai şart istemine yönelik talep dinlenemeyeceğini, davacının cezai şart isteminde bulunabilmesi Borçlar Kanunu Hükümleri gereğince mümkün olmadığını, sözleşme hükmü anayasal hak ve özgürlüklere aykırı nitelikte olup aynı zamanda kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalının, davacı şirketteki pozisyonu dikkate alındığında rekabet etmeme iddiasında bulunabilmesi hiçbir hal ve koşulda mümkün olmadığını, davacı iddialarına yönelik somut vakıaları izah etmemiş ispat külfetini yerine getirmediğini, kabul anlamını taşımamak kaydıyla kapsam ve miktar açısından fahiş nitelikte bulunan sözleşme hükmünün uygulanmasında BK 445/II ve 182/III dikkate alınması gerektiğini, açıklanan gerekçelerle davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin rakibi olan Trendyol şirketine geçerek davacı şirket nezdinde yaptığı iş ile benzer işi yapması karşısında, davalının edindiği ve/veya ulaşma imkanına sahip olduğu bilgileri geçtiği rakip şirkette kullanma ve bu suretle davacı şirkete zarar verme ihtimal ve tehlikesinin oluştuğunun kesin olduğunu, ilk derece mahkemesinin, davalının görevi itibari ile davacı şirketin mesleki sırlarını bilme olanağı bulunmayacağı yönündeki tahlili usule ve yasaya aykırı nitelikte olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı personel ile davacı şirket arasında akdedilen İş Sözleşmesi'nin "Personelin Sorumlulukları" başlığı altında bulunan rekabet yasağına dair ileri sürülen hükümlerin geçersiz olduğunu, huzurdaki dava ile benzeri zamanlarda rekabet yasağı konusu ile ikame edilen davalar hakkında ilk derece mahkemesi tarafından tesis edilen kararlarda davanın reddine karar verildiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2022 Tarih - 2020/569 Esas - 2022/980 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; cezai şart bedeli istemine dayanmaktadır.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı taraf, davalı ile imzalanan sözleşme şartlarının, davalı tarafından, davacı şirket ile faaliyet alanı aynı olan ve İstanbul ilinde hizmet veren DSM Grup Danışmanlık İletişim ve Ticaret A.Ş.'de benzer pozisyonda görev alması nedeniyle ihlal edildiğini belirterek cezai şartın tazminini talep etmiş; davalı taraf rekabet etme yasağının davacıya hukuka aykırı olarak imzalatıldığını ve işçinin serbest iradesi ile düzenlenmediğini, sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu, davacının cezai şart adı altında tazminat talebinde bulunmasının hakkaniyete uygun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiş olduğu anlaşılmaktadır.
İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle 6098 sayılı TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır.
Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926).
6098 sayılı TBK'nın 444-(1) maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
İşçi ile işveren arasında 6098 sayılı TBK'nın 444. vd. maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir.
Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise 6098 sayılı TBK’nın 446. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte yandan rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2). 6098 sayılı TBK’nın 445-(2) fıkrasına göre “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.11.2022 tarih ve 2020/11-670 Esas, 2022/1544 Karar sayılı kararı), Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur.
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağından kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.
"Borçlar Kanunun 349'uncu maddesinde, rekabet yasağının işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin türü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir. Buna göre süre, yer ve işin türü bakımından sınırlandırılmış olmadıkça rekabet yasağı geçerli olmayacaktır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir. Dairemizce, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Ancak yabancı uyruklu olup çalışma hayatının çoğunu Türkiye dışında geçirmiş bir işçi bakımından rekabet yasağının ülke sınırları ile belirlenmesi mümkün olabilecektir. Yine, il sınırları ya da belli bir bölge ile sınırlandırma, işin niteliğine göre yerinde görülebilir.
Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir.
Rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde, işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.
İşçi ve işveren arasında rekabet yasağını öngören düzenleme, işyeri devri halinde de kural olarak geçerliliğini sürdürür. Devralan işverenin başka bir amaca yönelmesi ve faaliyet alanını değiştirmesi halinde ise rekabet yasağı sona erer.
İşçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra rekabet yasağına uyma yükümü, geçici iş ilişkisi sırasında da devam eder. Bu noktada işçinin ödünç alan işverene bağlı olarak yapmakta olduğu çalışmalarının da rekabet yasağının ihlali olarak değerlendirilmesi mümkündür.
Rekabet yasağının ihlaline bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür. Böyle olunca Borçlar Kanunun 161/son maddesi hükmü gereğince, fahiş olan cezai şartın hâkim tarafından indirilmesi gerekir. "(Yargıtay 9.HD. 02.05.2008 gün 2007/17815 esas, 2008/11014 karar), (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 28/01/2021 tarih, 2019/4878 Esas-2021/2668 Karar).
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, iş sözleşmesinde yer alan rekabet etmeme yasağının geçerli olup olmadığı, işçi aleyhine konulan cezai şarta göre tazminat talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Eldeki davada; taraflar arasındaki sözleşmenin incelemesinde;14/09/2017 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 9. maddesinin e bendine göre; "Personel, iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenlerle işveren tarafından veya haklı nedenler olmaksızın kendisi tarafından feshedilmesi halinde; iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 12 (oniki) ay süre ile merkezi Ege, Akdeniz, Marmara ve İç Anadolu Bölgelerinde olan işyerlerinde doğrudan veya dolaylı olarak işverenin ana faaliyet konusunu oluşturan kargo, posta, dağıtım, kurye ve depolama faaliyetleri ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı işleri kendi veya başkası nam ve hesabına yapmamayı, hiçbir sıfatla kargo, posta, dağıtım, kurye ve depolama faaliyetleri ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı işleri yapan yerlerde ve/veya Aras Kargo Yurtiçi Yurtdışı Taşımacılık Anonim Şirketi, Yurtiçi Kargo Servisi A.Ş., MNG Kargo Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş., Sürat Kargo Lojistik ve Dağıtım Hizmetleri A.Ş., Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş., Ünsped Paket Servisi San. Ve Ticaret A.Ş., Aktif İleti ve Kurye Hizmetleri A.Ş., Kurye Net Motorlu Kuryecilik ve Dağıtım Hizmetleri A.Ş., İstanbul Dağıtım Pazarlama ve Taşımacılık Hizmetleri Ltd. Şti. Firmalarında ve bunlarla sınırlı olmamakla beraber D - Fast'e doğrudan rakip niteliğinde bulunan firmalar bünyesinde bu faaliyet alanı ile dolaylı da olsa ilişkili yerlerde çalışmamayı, doğrudan veya dolaylı surette ortak, çalışan, danışman ve/veya başka herhangi bir unvan veya sıfatla bulunmamayı kabul ve taahhüt eder." şeklinde, aynı sözleşmenin f bendine göre ise ; "Personel, gerek gizlilik gerekse rekabet yasağına aykırı davrandığı takdirde personelin son bir yılda elde ettiği net yıllık gelirinin (ücret, prim ve kanunda ücret niteliğin sayılan tüm hak ve menfaatler) brüt tutarı kadar cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenlemeler bulunduğu görülmektedir.
Yine sözleşmeye göre işin genel tanımı; "Transfer merkezinde, araç yükleme ve indirme işlemlerini belirtilen kurallar çerçevesinde gerçekleştirir." görev tanımının ise; "Kargoların bölgesel bazlı ayrıştırmasını yapar, çalıştığı alanı tertipli ve düzenli tutar, kargoların varış bildirimlerine doğru ulaşmasını sağlar." şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
Eldeki davada; davalının iş ve görev tanımları incelendiğinde herhangi bir uzmanlık gerektirmeyen ve fiziki güce dayalı bir pozisyonda çalıştığı görülmektedir. Davalı, asgari ücrete yakın maaşla çalışan vasıfsız işçi konumundadır. Davacı, davalının çalıştığı pozisyonun müşteri çevresine, yaptığı işlere ve ticari sırlarına vakıf olabilecek, bu bilgilere ulaşabilecek nitelikte olduğunu ve davalının edindiği/ulaşma imkanına sahip olduğu bilgileri rakip firmada kullanma ve bu suretle kendisine zarar verme ihtimali ve tehlikesi olduğunu iddia etmektedir. Tüm dosya kapsamından davacının iddialarının aksinin sabit olduğu görülmüştür.
6098 sayılı TBK’nın 445-(1) maddesi hükmüyle, rekabet yasağı kaydının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte Kanun'un 445/2. maddesinde ise, Hakime, sözleşmede yer alan aşırı nitelikte rekabet yasağını kapsam ve süre yönünden sınırlayabilme yetkisi verilmiştir.
Eldeki davada; davacının, ulusal çapta hizmet veren bir şirket olduğu ve faaliyet alanının ülke çapında bulunduğu anlaşıldığından aynı sektörde birçok firmayla rekabet halinde olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu rekabet yasağı hükmü incelendiğinde; hükümde bir çok firmanın adının sayılmış ve rekabet yasağının bu şirketlerle de sınırlı olmayacağının belirtilmiş olduğu ve davalının Ege, Marmara, Akdeniz ve İç Anadolu bölgesinde aynı iş kolunda unvanı ne olursa olsun 12 ay süreyle çalışamayacağının düzenlenmiş olduğu görülmüştür. Sözleşmedeki bu hükmün açık bir şekilde davalının anayasal çalışma özgürlüğünü kısıtladığı değerlendirilmiş, fiziki güce dayalı iş bulan, evden çalışma imkanı olmayan ve benzer işlerde çalışabilecek tarzda geçmişi bulunan davalının davacıyla dolaylı dahi olsa bağlantısı bulunacak iş yerinde çalışamayacağının kabulü davalının işsiz kalmasına, ekonomik mahvına sebebiyet verebilecek ve hangi işe başlarsa başlasın davalıyı rekabet yasağını ihlal etti savıyla karşı karşıya bırakabilecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle eldeki davada, ilk derece mahkemesince; işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeren sözleşme hükümlerinin geçersiz sayılacağı ve buna bağlı olarak davacının bu sözleşmeye göre cezai şart talep edemeyeceği yönündeki kanaatle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Gerekçeli karar başlığında, taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması ile dava alt başlığını "Sözleşmeden Kaynaklanan" şeklinde yazılması gerekirken uyuşmazlığa uygun düşmeyecek şekilde "Haksız Rekabetten Kaynaklanan" şeklinde yazılması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*