T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2459 - 2025/771
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2459
KARAR NO : 2025/771
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ :10/10/2023
NUMARASI :2022/122 Esas - 2023/526 Karar
DAVACI :YAPI VE KREDİ BANKASI A.Ş. - 0937002089200741 - Yapı Kredi D Blok Plaza Büyükdere C. Levent Beşiktaş / İSTANBUL
VEKİLİ :Av..
DAVALI :...
VEKİLLERİ :Av..
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :21/02/2022
KARAR TARİHİ :30/04/2025
KR. YAZIM TARİHİ :12/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu Ünertok Yapı Ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi müvekkil bankaya müracaat ederek Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını, Genel kredi sözleşmesine kefil olarak Davalı ... ve dava dışı ... da imza attığını, müvekkil Banka tarafından 02.04.2015 tarihli ve 23.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlenerek dava dışı borçluya teslim edildiğini, dava dışı borçlunun ..., ..., ... numaralı ticari krediler, ... numaralı cari kredi, ... ve ... numaralı business kartlar, ... numaralı spot kredi ve ... numaralı esnek ticari hesap kullanımı nedeni ile oluşan borcunu ödemekte temerrüde düşmesi nedeniyle hesabı kat edilerek bu husus ve borç miktarı borçlu ve kefillere ihtarname ile bildirildiğini, dava dışı borçlunun ve kefiller ... ve ...'ın borcu ödememesi üzerine borçlular aleyhinde icra takibine girişildiğini, açılan icra takibinde, takip talebinde borçlu-kefil ...'ın yalnızca ... ve ... numaralı business kartlar ve ... numaralı esnek ticari hesap kullanımı nedeni ile ihtarnamede yer alan borçlardan sorumlu olduğu ve takip talebinde 1 numaralı alacak kalemlerinden sorumlu olduğu belirtildiğini, diğer alacak kalemleri (takip talebindeki 2 numaralı alacak kalemi) hakkında ...'ın sorumluluğuna gidilmemiştir. Bilahare davalı ..., Kocaeli İcra Müdürlüğü 2021/163662 E.sayılı icra takip dosyasına süresi içerisinde yazılı olarak itirazda bulunduğunu, dava dışı borçlular Ünertok Yapı Ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi Ve ... hakkında icra takibi kesinleştiğinden davaya konu edilmediklerini, davalı borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı borçlu, müvekkil banka tarafından kendisine gönderilen hesap ekstreleri içeriklerine bugüne kadar itirazda bulunmadığını, davalı borçlunun serbest iradesi ile imzaladığı ve sözleşmelerde yer alan hükümler çerçevesinde banka tarafından gerekli faiz hesaplamaları yapılarak borçlulara bildirildiğini, kredi sözleşmesinin ilgili hükmü gereği davalı borçlular ekstrelerde bildirilen son ödeme gününde ödeme yapmayarak temerrüde düşmüş olup, kendisine temerrüde ilişkin hükümler uygulandığını, borçlu davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itiraz olunan kısım üzerinden %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf, dava dışı borçlu Ünertok Yapı ve Lojistik İnş. Gıda Tur. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin kendilerine müracaat ederek Genel Kredi başvurusunda bulunduğunu ve bu başvuru doğrultusunda 02.04.2015 ve 23.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, müvekkil ile dava dışı borçlu ...'ın Genel Kredi Sözleşmelerine kefalet verdiğini ancak müvekkilin bu şirketin bir kısım borçlarından dolayı davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, müvekkil aleyhine Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/163662 E. Sayılı dosyası ile haksız olarak icra takibi başlattığını ve işbu icra takibine müvekkil tarafından itiraz edildiğini, müvekkilin böyle bir borcu bulunmadığını, 15.08.2017 tarih ve 7694 sayılı Genel Kurul Kararına istinaden, müvekkil söz konusu şirketteki hisselerini, tüm hak ve borçları ile beraber ... TC Kimlik numaralı ...'a devrettiğini, taraflar arasında bir kefalet sözleşmesi olduğu düşünülse dahi, zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından borca dayanak gösterilen genel kredi sözleşmelerinin birinde müvekkilin kefil olarak imzası bulunmamakta, diğerinde ise eşinin onayı bulunmadığını, 23.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilin imzası ve ismi bulunmadığını, Kefalet sözleşmesi davadışı diğer borçlu ... tarafından imzalandığını ve 24.02.2018 tarihinden önceki borçlar da üstlenildiğini, bu doğrultuda müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, 02.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise müvekkilin eşinin imzası bulunmadığını, bu doğrultuda kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüz olduğunu, davacı tarafından talep edilen asıl alacağı kabul etmemekle birlikte işlemiş olan faiz miktarı ve faiz oranı da hatalı olduğunu, faiz ve tüm diğer ferilerine itiraz ettiklerini, haksız ve dayanaksız davanın reddine, davacının müvekkil aleyhine başlattığı Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/163662 E. Sayılı icra takibinin iptali ile kötüniyetli davacının kötüniyetle icra takibi başlatması sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davacının açmış olduğu davanın REDDİNE, Davalının talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatının kötü niyetli olarak takip yapıldığına dair dosya içeresinde bilgi ve belge olmadığından REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından bankacı bilirkişiden rapor talep edilmiş, bilirkişi raporundaki hesaplamanın eksik ve hatalı yapılması sebebiyle davacı müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına bilirkişi raporuna yapılan itiraz üzerine ek rapor alındığını, alınan ek raporda itirazları dikkate alınmamış ve yeniden hesaplama yapılmadığını, bunun yanı sıra davalı kefilin; asıl borçlu firma ile ilişkisinin kesilmiş olduğu 15.08.2017 tarihi itibariyle, 6098 sayılı TBK'nun eşin rızası başlıklı 584. maddesi kapsamında alınması gereken eş rızasının mevcut olmaması nedeniyle, kefalet sözleşmesinin geçersiz hale geldiği, huzurdaki davaya konu kredilerle ilgili olarak kefil sıfatıyla sorumlu olmadığı belirtildiğini, itirazlarına rağmen bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilerek müvekkilinin hak kaybı ile karşı karşıya kalmasına sebep olunduğunu, dosyaya sunulan 02.04.2015 tarihli kredi sözleşmesine göre davalı borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalamış, TBK madde 584/3 gereği ticari kredilerde eş rızası alınması gerekmediğinden yerel mahkeme kararının kabulü mümkün bulunmadığını, davalının diğer borçlu şirket ile ortaklık ilişkisinin sona ermesi kefalet nedeniyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, imza tarihi itibariyle şirket ortağı olması yeterli olduğunu, eksik ve hatalı incelemeyle karar verildiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, talepleri doğrultusunda alacaklarının yeniden hesaplanarak davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça yapılan itirazlar açıkça dayanaktan uzak ve Yargıtay kararından da (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.04.2022 tarihli E.2020/7690 ve K.2022/3105) açıkça anlaşılacağı üzere Yerel Mahkemenin vermiş olduğu karar usul ve esas yönünden hukuka uygun olup bu konuda onanması gerektiğini, 23.02.2018 tarihli sözleşme yeni bir kredi sözleşmesi olduğundan, yeni bir borç ilişkisi meydana geldiğinden ve 02.04.2015 tarihli sözleşmeye dair borç ortadan kalktığından kefalet de sona ermiş olacaığını, kefilin sorumluluğunun genişletilmesi ve müvekkilin bu borçtan sorumlu tutulması mümkün bulunmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının onanması, davacı yanın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2023 tarih, 2022/122 Esas - 2023/526 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafından, dava dışı borçlu Ünertok Yapı Ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi ile Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığı, Genel kredi sözleşmesine kefil olarak Davalı ... ve dava dışı ...'ın da imza attığı, 02.04.2015 tarihli ve 23.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlenerek dava dışı borçluya teslim edildiği, dava dışı borçlunun ..., ..., ... numaralı ticari krediler, ... numaralı cari kredi, ... ve ... numaralı business kartlar, ... numaralı spot kredi ve ... numaralı esnek ticari hesap kullanımı nedeni ile oluşan borcundan kaynaklı icra takibine girişildiği, açılan icra takibinde, takip talebinde borçlu-kefil ...'ın yalnızca ... ve ... numaralı business kartlar ve ... numaralı esnek ticari hesap kullanımı nedeni ile ihtarnamede yer alan borçlardan sorumlu olduğu ve takip talebinde 1 numaralı alacak kalemlerinden sorumlu olduğu belirtildiği, Kocaeli İcra Müdürlüğü 2021/163662 E.sayılı icra takip dosyasına davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından davanın reddinin savunulduğu, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından hükmün istinaf edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının icra takibine konu ettiği alacağın hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi sözleşmesinden ve kredi kartı kullanımından olduğu, davalının hangi genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olduğu, kefaletlerinin geçerli olup olmadığı ve davalının dava ve takip konusu borçlardan sorumlu olup olmadığı ile sorumlu ise ne miktarda sorumlu olduğu noktasındadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde "eşin rızası" başlıklı 584 üncü maddesi:
“Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yasama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez” şeklinde idi.
Düzenlemenin ticaret hayatındaki sürat, güvenlik ve pratiklik ihtiyacına uygun olmadığı yönündeki yoğun yakınmalar üzerine 28.03.2013 tarihinde 6455 sayılı Kanunun 77 nci maddesi ile 584 üncü maddeye üçüncü fıkra olarak:“Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükmü eklenmiştir.
Kanun metninden de görüldüğü üzere düzenlemede kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir (TBK m.584). Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez.
TBK'nun 584/1 inci maddesine göre rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A.: Borçlar Hukuku, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2017/12-1135 Karar No:2017/1012).
02.04.2015 tarihli Sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalayan davalı nüfus kaydı incelendiğinde; 02/09/1988 tarihinde evlendiği, kredi sözleşmesi imzalandığında ve halen evli olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmede açıkça eşin rızasının olmadığı görülmektedir. Ancak bu genel kredi sözleşmesi imzalandığında davalı aynı zamanda dava dışı borçlu Ünertok Yapı Ve Lojistik İnşaat Gıda Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinin ortağıdır. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlerde eş rızası aranmayacağından bu genel kredi sözleşmesi imzalandığı tarihte davalının eş muvafakatinin aranması gerekmemektedir.
23.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise davalının kefaleti bulunmamaktadır. Aynı borçlu ile aynı miktarda, aynı şartlarda düzenlenmiş Genel Kredi Sözleşmesi bir önceki Genel Kredi Sözleşmesinin eki mi yoksa yenilenmiş hali mi olduğu sorunu akla gelmektedir. Mahkemece davalının kullandığı kredilerin rotatif kredi olması nedeniyle, icra takibine konu kredilerin yenilenmiş olduğu ve 02.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin geçerli kabul edilse dahi, davalının şirketten ilişiğini kestiği tarih olan 15.08.2017 tarihinden sonraki tarihte kullanıldığından davalının bu kredilerden sorumlu olmadığı değerlendirilmiş ise de, davalının 02.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil olduğu tarihte, aynı zamanda şirketin ortağı olması nedeniyle eş rızası aranmayacağından, eş rızasının da kefalet tarihi itibariyle aranması gerektiğinden bu gerekçe yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı alınan bilirkişi raporlarından dava dışı borçlunun borçlarının 02.04.2015 tarihli ve 23.02.2018 tarihli hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılamamaktadır. Eş muvafakatinin gerekmediği 02.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunduğundan bu sözleşme kapsamında ise davalının borcunun bulunduğu, 23.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklı ise davalının kefil sıfatı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
O halde mahkemece yapılması gereken iş, dava dışı borçlunun 02.04.2015 tarihli ve 23.02.2018 tarihli gelen kredi sözleşmelerine ait tüm evrakları getirtmek, dava dışı borçlunun, borç kaynaklarına ilişkin evrakları eksiksiz temin etmek, bu kapsamda dosyanın alanında uzman bir bankacı bilirkişiye tevdi ile dava dışı borçlunun, borçlarının 02.04.2015 tarihli ve 23.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmelerinin hangisinden kaynaklandığını tespit etmek, bu kapsamda davalının sorumlu olduğu bir meblağ varsa oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/10/2023 tarih, 2022/122 Esas ve 2023/526 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-İİK'nın 36/5 maddesi gereğinceİstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü'nün 2023/32026 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın yatıran tarafa iadesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 30/04/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*