T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2460
KARAR NO : 2025/856
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2023
NUMARASI : 2023/50 Esas - 2023/551 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...)
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/06/2022
KARAR TARİHİ : 05/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 03/06/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ün davalı şirket arasında akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca personel taşıma işlerini yaptığını, karşılığında 30.09.2021 tarihinde 12.383,28.TL, 31/10/2021 tarihinde 13.122,84.TL ve 30/11/2021 tarihinde 12.978,63.TL bedelli üç adet fatura ile yaptığı işleri faturalandırdığını ancak düzenlenme tarihinden sonra davalı tarafından yalnızca 11.852,82.TL ödeme yapıldığını, söz konusu ödeme bakiye borçtan düşüldüğünde, işlemiş faiziyle birlikte ödenmeyen 27.781,55.TL miktarında borç kaldığını, ödenmeyen borcun tahsili için Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2022/21614 sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu haksız itirazın kaldırılarak takibin devamını ve haksız itiraz nedeniyle İİK. uyarınca davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunu, görevsizlik kararı verilerek davanın usulden reddedilmesini, davalı ile davacı arasında Hizmet Alım (Araç Tedarik) Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme gereği tedarikçi, davalının taşıma işlerine ilişkin ihalesini aldığı firmalara kendi araçları ile taşıma işi yapacağı ve bunun karşılığında ise her ay sonunda hak edişi davalı tarafından kendisine ödeneceği ancak, davacı tarafından sözleşmede belirtilen usule aykırı olarak feshedildiği ve işi bıraktığı, işi bırakacağına ilişkin sözleşmede kararlaştırılan usule uygun olarak herhangi bir fesih bildiriminde bulunmadığı, bu sebeple tedarikçinin 1 aylık hakedişinin kendisine ödenmediği ayrıca 3 aylık hakedişi ise davalı şirket tarafından sözleşmede kararlaştırılan usule uygun olarak ceza-i şarta mahsup edildiği, dolayısıyla halihazırda davacı tarafın davalı şirket uhdesinde herhangi bir alacağı bulunmadığı, haksız ve kötüniyetli davanın reddi ile %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ...
1-Davacının açmış olduğu davanın REDDİNE
2-Davalının talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatının şartları oluşmadığından REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya yüklenen 2 ay önceden bildirim yükümlülüğü ağır olduğu gibi bu yükümlülüğe uyulmadığı takdirde 3 aylık hakedişin mahsup edilmesi davacı açısından durumu ağırlaştıran, aşırı bir ceza koşulu olduğunu, bunun yanı sıra davacı sözleşmeyi "sebepsiz" yere feshetmemiş; davalının 3 aylık ödemeyi yapmaması sebebiyle temerrüde düşmüş olduğundan dolayı feshettiğini, bu nedenle öngörülen cezai şartın genel işlem şartları bağlamında denetlenmesi gerektiğini,
bu nedenle Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin istinaf etmekte olduğumuz ilamında "sözleşmenin 11.3 maddesine uygun olarak iş bıraktığını ispatlayamadığından davalı tarafından yapılan cezai kesinti haklı nedene dayandığından," şeklinde gerekçe ile cezai şartın uygulanabilir olduğuna kanaat getirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı firma bünyesinde çalışan tedarikçinin, –aradaki sözleşmede yer alan açık hükümlere rağmen- usulüne uygun olarak bildirim yapmaması ile kararlaştırılan usule aykırı hareketi neticesinde, sözleşmenin feshi söz konusu olduğunu, bu durumun; hem aradaki araç tedarik sözleşmesinin 11. maddesine hem de sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiği sabit olup, davalı şirketçe davacı tarafın hakedişine yapılan cezai şart da bu vesile ile hukuka uygun olduğunu, davacı yerel mahkeme nezdinde ileri sürmediği olgu ve itirazlarını istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olup işbu iddiaların istinaf aşamasında incelenmesi mümkün olmadığından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun bu yönüyle de reddi gerekmekte ve talep olunduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2023 Tarih - 2023/50 Esas - 2023/551 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/21614 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasına alınan 14/08/2023 tarihli raporunda özetle; taraflar arasında araç tedarik sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişkinin mevcut olduğu, tarafların TTK ve VUK hükümlerine göre ticari defter tutma zorunluluğu bulunduğu, davacı tarafından verilen servis hizmeti ve düzenlenen faturalar konusunda taraflar arasında bir ihtilafın bulunmadığı, ihtilafın davacının sözleşme gereğince 30 günlük bildirim süresine uymadan sözleşmeyi sonlandırdığı gerekçesiyle davalı şirket tarafından uygulanan cezai şart bedelinin istihkaktan kesinti yapmasından kaynaklandığı, tarafların defter kayıtları ve BS/BA bilgi formu beyanlarına göre, davacı tarafından 2021 yılında verilen servis hizmeti karşılığında düzenlenen toplam 135.074,33 TL bedelli faturaların, tarafların defter kayıtlarında alacak ve borç olarak kayıtlı olduğu ve BS/BA bildirim formları ile beyan edildiği, ancak tarafların ödeme ve mahsup kayıtları yönünden birbirini doğrulmadığı ve borç/ alacak miktarlarının farklı olduğu, davacı tarafından, davalı şirket aleyhine 27.781,55 TL alacak için iş takibi başlatıldığı, davalı şirket beyanında ise tedarikçinin 1 aylık hak edişinin ödenmediği ve ayrıca 3 aylık hakkedişinin hak edişlerinden cezai şart olarak mahsup edildiğini kabul ettiğini, davacının işi bırakacağına ilişkin herhangi bir fesih bildiriminde bulunmadan eylemli olarak iş bırakmak suretiyle sözleşmeyi feshinden dolayı cezai şart olarak uygulanıp uygulanmayacağı konusunda ki takdir ve değerlendirmenin mahkemede olduğu, taraflar arasında imzalanmış bulunan araç tedarik sözleşmesi hükümleri ile açıklanan tespit ve değerlendirmelere göre; mahkeme tarafından davacıya cezai şart uygulanmasına karar verildiği takdirde, davacının davalı şirketten servis hizmeti faturalarından kaynaklı alacağı olmayacağı, cezai şart olarak uygulanmamasına karar verilmesi halinde, davacının takip tarihi itibariyle davalı şirketten, takibe konulan 27.781,55 TL tutarında alacaklı olacağı yönünde görüş bildirdiği görülmüştür.
İstinaf yoluna getirilen uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından sözleşmeye aykırı olarak fesih edilip edilmediğine ilişkinidir.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği gereği davacı servis taşımacılığı işini yaptığını, davalı ise, yapılan işin bedelinin ödediğini ispatla yükümlüdür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Tarafların ticari defterleri, yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde, lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde, dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Diğer taraftan; fatura düzenlenmiş olması tek başına hizmetin verildiği anlamına gelmediği için basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının faturaları defterlerine kaydetmiş olması gerekmektedir. Davacı defterleri usulüne uygun tutulmuş ve bu defterlerde ödeme kaydına ilişkin davalı lehine bir kayıt var ise, bu durum davalı lehine delil oluşturacaktır.
Taraflar arasında 01.01.2021 tarihinde 0478 numaralı hizmet tedarik sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmenin davacı yönünden sözleşmenin feshini düzenleyen 11.3 maddesi "Sözleşmeyi sona erdirmek isteyen tedarikçi, sözleşmeyi feshetmek istediği günün en az 60 (Altmış) iş günü öncesinden, yazılı olmak suretiyle ŞİRKET yetkilisine işten ayrılma bilgisini verme şartlarını yerine getirmek ve sözleşmeyi sonlandırmaya yönelik ŞİRKETİN YAZILI ONAYINI almakla yükümlüdür. Tedarikçi, bu haliyle sözleşmeye uygun fesih bildirimini süresinde ve usulüne uygun olarak yapar ve Şirket tarafından Tedarikçinin bu talebi uygun görülüp, AYRILIŞ TUTANAĞI Şirket yetkilisince imzalanır ise; Tedarikçi, işbu imza tarihi itibariyle en az 60 (Altmış) iş günü daha ŞİRKET'in talepleri doğrultusunda ve sözleşme şartlarına uygun olarak aynı şekilde tüm görev ve sorumluluklarını yerine getireceğini şimdiden kabul ve taahhüt eder ." hükmündedir. Yine anılan sözleşmenin 11.4 maddesi de "Tedarikçinin, sözleşmeyi yukarıda (11.3) maddeye aykırı bir şekilde sonlandırarak işi usule aykırı bırakması veyahut işi gereği gibi ifa etmemesi halinde; ayrıca hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın sözleşme şirket tarafından sona erdirilerek, Tedarikçinin son bir aylık hak edişi haksız fesih bedeli olarak Şirketçe kendisinden tahsil edilecektir. Ayrıca, Tedarikçi tarafından son üç aylık hakediş tutarındaki bedel, cezai şart olarak ŞİRKET'e nakden ve defaten ödenecektir. İşbu Fesih bedeli ve cezai şart tutarları Tedarikçinin şirket nezdinde alacağı bulunması halinde bu alacaktan mahsup(kesinti) yoluyla, aksi halde ise; yasal yollarla Tedarikçiden tahsil edilecektir." hükmündedir.
6098 sayılı TBK'nın 106. maddesine göre, yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. 6098 sayılı TBK'nın 111. maddesine göre alacaklı temerrüde düşerse borçlu sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 125. maddesi gereğince sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. 6098 sayılı TBK'nın 181. maddesine göre ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır. 6098 sayılı TBK'nın 182. maddesine göre asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.
Eldeki davada; tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; taraflar arasında hizmet alım(araç tedariki) sözleşmesi bulunduğu, davacının kendisine ait araçlarla davalı için hizmet verdiği, bu hizmet karşılığında fatura düzenlediği, bu faturanın ödenmemesi sebebi ile davalı hakkında icra takibi başlattığı, takibe itiraz üzerine iş bu davanın açıldığı, davalının, davacının sözleşmeye aykırı olarak işi bıraktığından 30 günlük hakedişinin ödenmeyeceğini, ayrıca, 3 aylık hakedişi tutarındaki bedeli de cezai şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada; taraflar arasında sözleşmenin 11.3 ve 11.4. maddeleri gereği davacının iş bırakma başvurusunu 30 iş günü öncesinden davalı şirkete yazılı olarak bildirmesinin gerektiği, aksi halde 1 aylık hakedişinin davacıya ödenmeyceği ve 3 aylık hakediş tutarındaki bedeli de cezai şart olarak davacının nakden ve defaten davalı şirkete ödeyeceğinin düzenlenmiş olduğu, dosya arasına alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı da gözetildiğinde, davacının sözleşmenin 11.3 maddesine uygun olarak iş bıraktığını ispatlayamadığı, bu nedenle davalı tarafından yapılan cezai şart kesintisinin haklı nedene dayandığı, cezai şart bedelinin davacının ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte olmadığı anlaşıldığından davacının davalıdan alacaklı olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/05/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*