T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2326 - 2025/702
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2326
KARAR NO : 2025/702
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :14/06/2023
NUMARASI :2022/311 Esas - 2023/361 Karar
DAVACI :TÜRKİYE HALK BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - Barbaros Mah. Şebboy Sk. No:4/1 Batı Ataşehir/İSTANBUL
VEKİLİ :Av...
DAVALILAR :1-...
:2-KARAN YAPI PROJE VE İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Ömerağa Mah. Alemdar Cad. Erdem İş Hanı K:2 No:3 İç Kapı No:24 İzmit/KOCAELİ
VEKİLİ :Av...
DAVA :İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :08/06/2022
KARAR TARİHİ :21/04/2025
KR. YAZIM TARİHİ :05/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın Gölcük Şubesi ile Karan Yapı Proje ve İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti. firması arasındaki kredi çerçeve sözleşmesine müsteniden borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, davalının iş bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi şartlarına uyulmaması, borcun ödenmemesi üzerine davalıya Beşiktaş 17. Noterliğinin 18/09/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile alacağın ödenmesi ihtar edildiğini, borcun ödenmemiş olduğunu, davalının kredi hesabının kat edilerek alacaklarının muaccel kılındığını, Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2020/17613 Esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine 21/09/2020 tarihinde 608.836,21-TL üzerinden genel haciz yolu ile yapılan icra takibine davalının takip konusu borca, faize, faiz oranına, kefaletlerin geçerliliğine ve tüm fer'ilerine itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiğini, borçlunun itirazlarının haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, talep edilen faiz oranının usul, yasa ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğunu, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 4.2 maddesinde temerrüt faiz oranının sözleşme ve yasaya aykırı olmadığını, müşterek borçlu müteselsil kefil davalının temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak tutarının tamamından ve temerrütün hukuki sonuçlarından sorumlu olduğunu, kefalet durumu ve buna bağlı olarak sorumluluğu bakımından ihtilaf bulunmadığını, kredi sözleşmelerine ve diğer takibe mesnet evraklar bakımından hiçbir suretle sakatlık bulunmadığını ifade ederek davacı bankanın alacağının tahsilini teminen Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2020/17613 Esas sayılı dosyası ile yürütülen takipte davalıların itirazlarının iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem şartları yönünden geçersiz olduğunu, davacı banka ile davalılar arasında TBK'nın 19. vd. maddelerine göre imzalanmış bir geçerli bir sözleşmenin mevcut olmadığını, taraflar arasında sözleşme kurma iradesini açıklayan ve birbirine uygun irade açıklamasına uygun düzenlenen bir Genel Kredi Sözleşmesinin varlığından bahsedilemeyeceğini, davacı banka tarafından var olduğu iddia edilen sözleşmenin bir çok genel işlem koşulunu içeren tek taraflı şablon sözleşmeler olduğunu, TBK'nın 21. maddesi kapsamında davalılara bilgilendirme yapılmadığını, sözleşme içeriğini öğrenme imkanı verilmemiş olduğunu, hukuken geçerli bir sözleşme olmadığından sözleşmedeki hükümlerin de dikkate alınamayacağını, davalı firmaya dönem sonu cari hesap ekstrelerinin süresinde gönderilmediğini, kesinleşen bir borç olmadığı gibi temerrütün de söz konusu olmadığını, geçerli bir kefalet sözleşmesinin mevcut olmadığını, kefaletin geçerlilik şartlarının araştırılması gerektiğini, esas sözleşmenin kredi borçlusu firma açısından bağlayıcı olmaması nedeniyle davalı ...yönünden de bağlayıcılığı olmayacağını, dosyada sözleşme örneği mevcut olmadığından kefalet yönünden yeterli inceleme yapılmadığını, bu kapsamda kefaletin varlığına ve geçerliliğine şekil şartlarına itiraz ettiklerini, bu hususta geçerli kefalet olmadığını beyanla bu yönde inceleme yapılmasını talep ettiklerini, kefil yönünden BK'nın 586. maddesi şartlarına uygun işlem yapılmamış olduğunu, TMK'nın 193. maddesine göre eş muvafakatinin zorunlu olduğunu, kefaletin eş rızası yönünden geçerlilik koşullarının incelenmesi gerektiğini belirterek davacı banka tarafından açılan haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, %20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın KISMEN KABULÜ ile
Davalıların Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/17613 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 578.102,75 TL asıl alacak, 17.709,56 TL işlemiş faiz, 885,48 TL BSMV olmak üzere toplam 596,697,79 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren %33 oranında temerrüt faizi işletilerek takibin devamına,
Hüküm altına alınan 596,697,79 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemede alınmış olan 12/04/2023 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler miktar yönünden eksik olduğundan itiraz edildiğini ancak yerel mahkemece itirazın yerinde görülmediğini ve dosyaya sunulan iş bu rapora göre karar verildiğini, bilirkişi raporu incelendiğinde takip talebinde talep edilen miktar ile bilirkişinin hazırlamış olduğu rapordaki miktar arasında eksik hesaplamanın nedeninin temerrüt faiz olduğunun görüldüğünü belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/06/2023 tarih, 2022/311 Esas - 2023/361 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan icra takibine yapılan vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı Halk Bankası A.Ş. ile Karan Yapı Proje ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında 13/10/2016 tarihli, 1.000.000-TL genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı/kefil ...'ün aynı miktar üzerinden müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmıştır.
Gölcük İcra Dairesinin 2019/3011 takip sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı banka tarafından davalılar aleyhine genel kredi sözleşmesine dayalı olarak 581.764,53-TL asıl alacak, 25.782,55-TL işlemiş faiz ve 1.289,13-TL BSMV olmak üzere toplam 608.836,21-TL üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı,davalı borçluların 7 günlük itiraz süresi içerisinde takibe konu borca itiraz ettiği, iş bu itirazın iptali davasının İİK'nın 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı banka tarafından davalı borçlulara Beşiktaş 17. Noterliğinin 18/09/2019 tarihli ... yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarnamede, bankanın Gölcük ticari şubesi tarafından Karan Yapı Proje ve İnş. San. Tic. Ltd.Şti İle banka arasında akdedilen kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığı, söz konusu krediler nedeniyle 16/09/2019 tarihi itibariyle 577.285,76-TL nakit borcu bulunduğu, müşterek-müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış oldukları sözleşmelerde belirtilen limitler çerçevesinde her biri kendi temerrüdünden dolayı doğmuş ve doğacak borçlardan sorumlu oldukları, muhataplara kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca 16/09/2019 tarihi itibariyle 577.285,76-TL borçlarını ihtarnamenin tebliğini izleyen 1 (bir) gün içinde ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara müracaat edileceği ihtar edildiği görülmüştür.
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle, davacı banka ile davalı Karan Yapı arasında 13/10/2016 tarihinde 1.000.000,00-TL limitli Kredi Çerçeve Sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında düzenlenen "sözleşme öncesi bilgilendirme ve mutabakat formu" ile davacı banka ile müşteri arasında akdedilecek olan kredi çerçeve sözleşmesinde bankanın lehine olmak üzere Genel İşlem Koşullarının kullanıldığı konusunda kredi limiti iptali, uygulanacak olan faiz oranı, uygulama şekli, komisyon, vergi ve masrafların bankanın hesapları kesme, muacceliyet verme ve sözleşmeyi fesih yetkisi gibi konularda banka yetkilileri tarafından detaylı olarak ifade edildiğini, banka lehine hükümler içeren Genel İşlem Koşulları hakkında bilgi sahibi olduğu içeriğini inceleyerek öğrendiğini, Kredi Çerçeve Sözleşmesi ile hüküm altına alınan tüm genel işlem koşullarının taraflarına uygulanmasını gayrikabili rücu kabul ve taahhüt ettiğini, şerhin altında davalı asıl borçlunun 13/10/2016 tarihli kaşe imzasının bulunduğunu, belirtilen kredi çerçeve sözleşmesi ek kefalet sözleşmesinin davalı ...'ün 13/10/2016 tarihli imzasını içerdiğini, ayrıca kefalet sözleşmesi sayfasını takip eden sayfada aynen "yukarıda yer alan kefalet sözleşmesi kapsamında Karan Yapı Proje ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti'nin kullanacağı ve kullandığı tüm kredilere 1.000.000,00 TL tutarına kadar müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum" şeklinde el ile yazmış 13/10/2016 tarihli beyanının bulunduğu ve ...'ün ad ve soyadı ile adresinin el ile yazılarak imzalandığını, kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı TBK'nın kefalet sözleşmesi şekil şartları ile ilgili 583. maddesi 1. fıkrası hükmüne uygun olarak düzenlenmiş olduğunu, davalı kefil ...'ün yukarıda kaydedilen müteselsil kefil şekil şartları bakımından geçerli olduğunu, davalı kefil ...'ün asıl borçlu firmanın ortağı olması nedeniyle 6098 sayılı TBK'nın 584. maddesi 1. fıkrası ile söz konusu kanun maddesine 11/04/2013 tarih 28615 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanunun 77. maddesi ile eklenen fıkrası kapsamında olduğunu, kefaleti ile ilgili olarak eş rızasının alınmasına gerek bulunmadığını, müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu, söz konusu Kredi Çerçeve Sözleşmesinin ... nolu taksitli krediden kaynaklandığını, yapılan inceleme ve hesaplamalar sonucunda davacı bankanın 21/10/2019 takip tarihi itibariyle alacağının toplam 607.075,13-TL olarak tespit edildiğini,
Davacı bankanın icra takibinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %57 oranında temerrüt faizi talep ettiğini, Kredi Çerçeve Sözleşmesinin 4.2 maddesinin müşterinin temerrütün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için banka tarafından Merkez Bankasına bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlardan temerrüt faizi uygulaması kabul ettiği şartını içermesi nedeniyle talep edilen %57 temerrüt faiz oranının taraflar arasında akdedilmiş sözleşmeye uygun olmadığını, tespit edilen asıl alacak tutarının 578.102,75-TL'sine 21/10/2019 tarihinden itibaren temerrüt faizi olarak %33 oranının istenebileceği belirtilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı,davalı Ahmet'in sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalıların icra takibinde borca itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği herhangi bir alacak bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, hususlardan kaynaklanmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan dava konusu ilamsız icra takibine dayanak genel kredi sözleşmesinin 4.2. maddesi ile,“Müşteri, anapara, dönem faizleri, komisyon, masraf vb. ödemelerde gecikme olması, adına açılmış cari hesap veya hesapların kesilmesi, taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birinin ödeme tarihinde/vadesinde ödenmemesi, vadeli kredilerin vadelerinin gelmesi, temerrüde düşmesi, sözleşmenin feshi veya her ne suretle olursa olsun borçlarının sözleşme kapsamında muaccel kılınması halinde, alacağın muaccel hale geldiği tarihten müşteriye yapılacak ihtarda belirtilen sürenin hitamına kadar geçecek süreye T.C. Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranı uygulanacağını kabul ve taahhüt eder. Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için Banka tarafından T.C. Merkez Bankasına bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ... temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul eder." düzenlemesine yer verilmiş, açıkça uygulanacak temerrüt faizi oranı kararlaştırılmamış, sadece temerrüt faizi oranının nasıl belirleneceği belirtilmiştir.
Somut olayda; mahkemece davacı bankadan temerrüt tarihinde aynı tür kredilerde uyguladığı faiz oranının sorulduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan dairemizce objektif, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davacı bankanın aynı tür kredilere uyguladığı en yüksek akdi/cari kredi faiz oranları bankadan temin edilerek belirlenmiş olup bu oran üzerinden genel kredi sözleşmesinin 4.2.maddesi gereği %50 ilavesi ile temerrüt faizi oranı hesaplandığı tespit edilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bankalarca kullandırılan ticari kredilere uygulanacak temerrüt faizinin belirlenmesinde TC Merkez Bankası'na bildirilen ancak fiilen uygulanmayan oran yerine fiilen uygulanan faiz oranı esas alınmalıdır. Gelinen aşamada davacı banka ilk derece mahkemesince uygulanan temerrüt faizi oranından daha fazla temerrüt faizi uygulanması gerektiğine dair iddiasını ispatlayamadığından davacı bankanın buna ilişkin istinaf istemi kabul edilmemiştir.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08.06.2023 tarih 2022/472 Esas 2023/3601 Karar sayılı ilamı ile 13.02.2023 tarih 2021/6370 Esas 2023/803 Karar sayılı ilamı).
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/04/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*