T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2053 - 2025/437
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2053
KARAR NO : 2025/437
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/07/2023
NUMARASI : 2021/94 Esas - 2023/383 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : SURYAPI RESTORASYON MİMARLIK İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Ehlibeyt Mahallesi Ceyhun Atuf Kansu Cad. Çetinkaya Apt. Apt. No: 129/15 Çankaya/ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Faturadan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/02/2021
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 13/03/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, Bilecik İli Eski Valilik Konağı Restorasyon İşleri ihalesini kazandığını ve söz konusu ihale kapsamında taahhüt edilen işlerini bitirdiğini, ihale kapsamında inşaatta kullanılmak üzere alınan malzemelerden kalanların, dava dışı ...'ın Adapazarı'nda bulunan deposuna kaldırıldığını, Bilecik İli Eski Valilik Konağı Restorasyon İşleri İkmal İhalesi daha sonra davalı şirketin kazandığını, davalı şirketin daha önceki ihalede kullanılan ve ihale şartnamesine uygun malzemelerin alımı konusunda müvekkili ile anlaştığını ve malzemelerin dava dışı ...'ın Adapazarı'nda bulunan deposundan alınarak inşaatta kullanıldığını, ancak davalının bu malzemelerin bedelini ödemediğini, bu konuda ayrıca savcılığa şikayette bulunulduğunu, davalı şirket yetkilisi ...'ın ifadesinde de, malzemelerin alındığı ve kullanıldığını ancak fiyatlarda anlaşamadıklarından bedelin ödenmediğini, açıkça ikrar ettiğini, Adapazarında bulunan depo maliki dava dışı ...'ın ifadesinde de malzemelerin Sur Yapı adlı şirkete teslim edildiğini belirttiğini, bu konuda ifade tutanakları ile davalı şirket yetkilisinin sayım tutanağını dava dilekçesi ekinde sunduklarını, malzemelerin geri iade edilmemesi ve kullanılması üzerine kesilen fatura davalıya tebliğ edilerek icra takibine başlanılmış ise de davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk aşamasında da davalı taraf ile anlaşamadıklarını, alacaklarının muaccel hale geldiğinden ve geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati haciz kararı verilmesi için aranan muacceliyet şartı gerçekleştiğinden ihtiyati haciz kararı verilmesini, müvekkilinin, ülkeyi ve tüm dünyayı etkisi altına alan salgın nedeni ile ekonomik olarak zor durum geçirmekte iken bir de satmış olduğu malzemelerin bedeline alamayarak ekonomik olarak iyice zor duruma düştüğünü, üstüne bir de malzemelerinden olduğunu, ancak davalı şirket almış olduğu ihaleyi müvekkilinin malzemelerini kullanarak bitirdiğini ve ilgili idareden hakedişlerini de aldığını, kısacası davalı şirket müvekkilinin malzemelerinin bedellerini idareden tahsil ettiğini, bu nedenle ihtiyati haciz isteminin kabul edilerek borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçünçü şahıslardaki hak ve alacaklarını öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmesini, yapılacak yargılama sonrasında itirazın iptaline, takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından sunulan sayım tutanağı başlıklı belgede, ‘’11/12/2020 ve 16/12/2020 tarihlerinde Yavuz Mimarlığa ait kerestelerin sayımının Adapazarı ili, Arifiye ilçesi, Dorukim firmasına ait depodan yapılarak iki tıra yüklendiği ’’ ibaresinin yer aldığını, yüklemelerin 11/12/2020 ve 16/12/2020 tarihinde yapıldığının açıkça görüldüğünü, bu tarihte sayım tutanağını imzalayan ...’nın söz konusu tarihte davalı müvekkili firmaya ait iş yerinde çalışmadığını, SGK kayıtları incelendiğinde adı geçen şahsın müvekkil firmada 28/12/2020 tarihinde çalışmaya başladığınını, Sayım tutanağının bir teslim belgesi niteliğinde olmadığı gibi, belgede tarihin de yer almadığını ayrıca bu belgenin müvekkili firma yetkilisi veya temsilcileri tarafından imzalanmadığını, firmalarının 02/01/2020 tarih ve 9985 S.T.S.Gazetesi incelendiğinde; tek ortaklı Ltd. Şti. Olduğunu, ...’ ın imza atmaya yetkisi olan tek müdür olduğunu, buna rağmen sayım tutanağının teslim edildiği belirtilen tarihlerde firma çalışanı olmayan 3.kişi tarafından imzalandığını, davacı tarafın müvekkili olan firma ile arasında herhangi bir ticari ilişki bulunduğuna dair somut ve yazılı herhangi bir belge ibraz edemediğini, dava dışı ... ‘ın ifadesinde malın Adapazırı’nda bir yerden alındığını beyan etmesine rağmen, müvekkilin firma yetkilisine ve şantiyesine teslim edildiğine dair ne bir teslim belgesi ne de sevk irsaliyesinin dosyaya kazandırılmadığını, ayrıca ifadede ..., ... ile arasında sözleşme niteliğinde bir belgenin imzalandığını belirtmiş olmasına rağmen, dosya kapsamında böyle bir belgenin de yer almadığını, ihaleye konu inşaatın şantiye şefinin ... (mimar) olduğunu, yapılacak inceleme neticesinde ...’ın olmadığının görüleceğini, bu nedenle de teslime ilişkin belgenin müvekkil firmayı hukuken ve kanunen bağlamayacağını iddia ederek; husumet ve dava ehliyeti yoksunluğu itirazın kabulü ile davanın reddini, usulden yapılan itirazlarının kabul görmemesi durumunda yapılacak yargılama neticesinde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜ İLE;
a-Davalının Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2021/36917 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 197.507,76-TL asıl alacak üzerinden devamına,
b-Asıl alacağa takip tarihi olan 28.01.2021 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,
c-Asıl alacağın %20'si oranında hesap edilen 39.501,55-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazlarında da belirttikleri üzere davacı ile davalı firma arasında herhangi bir ticari ilişkinin ve sözleşmenin bulunmadığı göz önüne alındığında yetkili İcra Müdürlüğünün davalı firmanın ticaret sicilde kayıtlı adresinin “...” bulunduğu Ankara İcra Müdürlükleri olduğunu, bu nedenle gerek icra müdürlüğünün gerekse de mahkemenin yetkili olmaması nedeniyle kararın kaldırılmasını talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, davalı firmanın yetkilisi olduğu belirtilen ve ifadesi dosyaya kazandırılan şahıs ile davalı firma arasında herhangi bir işçi-işveren ilişki söz konusu olmadığı gibi; firma adına yetkilendirilmiş biri de olmadığını, Ticaret Sicil Kaydı ve SGK kayıtlarının mahkemeye sunulduğunu, davacı tarafın, davalı firma ile alım-satım sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme kapsamında malzemelerin teslim edildiğini, bu nedenle faturanın düzenlendiğini ortaya koyacak yazılı herhangi bir belgenin ibraz edemediğini, bu nedenle davalı firmaya husumet yöneltilmesinin hukuken ve kanunen mümkün olmadığını, davacı ...'un dava ehliyetinin ve taraf sıfatının bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan sayım tutanağının delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, ilgili tutanağı imza altına alan kişilerin işbu davanın tarafı veya vekili ya da çalışanı olmadığını, sayım tutanağı olarak iddia edilen belge ile kesilen fatura arasındaki çelişkilerin bilirkişi tarafından göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunda somut gerekçe ve değerlendirmelerin mevcut olmadığını, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına ilişkin yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, işbu raporun, önceki bilirkişi raporu gereği gibi değerlendirmeye alınmadığını, davacı taraf aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; para borçlarının götürülecek borç niteliğinde olduğu, TBK'nın 89 m. ve HMK'nın 10 m. gereğince Kocaeli Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olduğundan yetki itirazının reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin davacıdan malzemeleri satın aldığını, restorasyon işinde kullanmış olmasına rağmen böyle bir işlemin olmadığını iddia ettiğini, davacı ...'un, Bilecik Valiliği restorasyon işleri için açılan ilk ihale kazananı olup, ...'un davacının eşi olduğunu, ...'un yaptığı tüm işlemlerin eşi adına olduğu, halihazırda satılan malzemelerin ...'a ait olduğu konusunda bir çekişmenin de bulunmadığını bu konuda davacının iddiasının yersiz olduğunu, her ne kadar ... sayımın yapıldığı 11.12.2020 tarih ve 16.12.2020 tarihlerinde SGK kayıtlarına göre davalı şirketin çalışanı olarak gözükmese de; 19.11.2019 tarihinden davanın açıldığı tarih ve sonrasına kadar davalı şirket çalışanı olduğu, 03.02.2020 tarihinde yine SGK kayıtlarına göre istifa nedeniyle işten ayrıldığı, daha sonra sayımın yapıldığı hafta 28.12.2020 tarihinde tekrar işe giriş kaydının yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, bilirkişi heyeti raporu, alanında uzman mimar ve makine yüksek mühendisi tarafından müştereken hazırlanmış olup, dosyaya uygun şekilde raporun tanzim edildiğini, malzemelerin tesliminden sonra fatura kesilmesi istenilmiş ise de, davalı şirketin fatura kesilmesi için gerekli olan adres ve vergi kimlik numarası gibi faturaya esas bilgilerini davacıya vermediği ve davacının da bu nedenden ötürü fatura tanzim edemediği, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 202. maddesi gereğince senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2023 tarih, 2021/94 Esas - 2023/383 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacının davalıya takibe dayanak faturaya konu malları satıp teslim ettiği, anılan malların bedellerinin ödenmemesi üzerine takip başlattığı, davalının takibe itiraz ettiği, itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.
İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.
Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı)
Dava konusu faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)
Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. (6100 sayılı HMK’nın 199.maddesi)
Somut olayda; Davalı tarafında mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. 2004 sayılı yasanın 50.maddesi atfıyla takiplerde uygulanacak yetki kuralları 6100 sayılı yasadaki yetki kurallarına göre belirlenecektir. Taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu iddia edildiğinden ve uyuşmazlığın para alacağına ilişkin olması nedeniyle 6100 sayılı yasanın 10. Ve 6098 sayılı yasanın 89.maddeleri gereği alacaklının ikametgah yeri mahkeme ve icra dairelerinin de yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki olayda alacaklı olan davacının ikametgah yerinin Kocaeli ili olduğu anlaşıldığından Kocaeli icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olup, davalının bu yöndeki istinaf istemleri yerinde değildir.
Davacının takipte alacak sebebi olarak 08.01.2021 tarihli 197.507,76 TL bedelli faturayı gösterdiği anlaşılmaktadır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu dosyaya alınan bilirkişi raporunda anılan faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının defterlerinde ve BA kayıtlarında kayıtlı olmadığı, anılan faturanın 15.01.2021 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalının yasal süresinde Ankara 57. Noterliğinin 18.01.2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacıya iade edildiği, bu şekilde tarafların usulüne uygun tutulmuş ve usulüne uygun açılış kapanış onayları bulunan defterlerinin birbirini doğrulamadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı yasanın 222/3. Maddesi düzenlemesi göz önüne alındığında davacının alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmesi gerekecektir.
6100 sayılı yasanın 199.maddesine göre; uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Belge niteliği itibariyle 6100 sayılı yasanın 202.maddesi gereği yazılı delil başlangıcı sayılır ve bu hususta tanık dinlenebilir. (Benzer yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/26490 esas 2019/2911 karar sayılı ilamı) Dosyaya sunulan ve davalı şirket yetkilisi olan ...’ın mesajlaşma kayıtlarında davalı şirket yetkilisinin davacı tarafa şirket bilgilerini gönderdiği, davacının da davalıya fatura düzenleyip mesaj olarak gönderdiği, mahkemece yapılan abonelik kaydı araştırmasında mesajlaşmaya konu numaranın davalı şirket yetkilisine ait olduğunun anlaşıldığı, anılan mesajlaşma kayıtlarının 6100 sayılı yasanın 199.maddesi gereği belge mahiyetinde olduğu anlaşılmıştır. Yine “Sayım Tutanağı” başlıklı belgede fatura konusu malların davalı tarafa teslim edildiğinin yazıldığı, tutanağı imzalayan ...’nın soruşturmada alınan beyanlarına göre anılan malzemeleri davalı tarafın talebi üzerine sayımına katıldığı ve teslim aldığı, yine soruşturmada alınan ...’ın beyanlarına göre anılan malzemelerin davalı tarafından kullanıldığının anlaşılması karşısında fatura konusu malların davalıya teslim edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davalının fatura içeriğine itiraz etmiş olması nedeniyle faturaya konu malların bedellerinin tespiti için alınan 24.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre de anılan malların fatura bedellerinin rayiç bedellere uygun olduğunun tespiti karşısında, anılan fatura konusu malların bedellerinin 6098 sayılı yasanın 207.maddesi düzenlemesine göre davalı tarafından ispat edilmesinin gerektiği, davalı tarafın ödeme iddiası da bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 13.491,75-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 3.381,35-TL'nin mahsubu ile kalan 10.110,40-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*