T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2034 - 2025/438
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2034
KARAR NO : 2025/438
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/05/2023
NUMARASI : 2021/580 Esas - 2023/445 Karar
DAVACI : KAR PORSELEN SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - Akse Mah. 538. Sk. Kapı No:1 Çayırova/KOCAELİ
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI T.A.O BEYŞEHİR ŞUBESİ - Saray Mahallesi Dr. Adnan Büyükdeniz Caddesi No: 7/A-B Ümraniye/ İSTANBUL
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ : 05/08/2021
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 13/03/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; banka tarafından zamanında ödemelerin yapılmaması bu sebeple de müvekkil şirketin Kurumlar Vergisi 'nin %5 'i oranındaki vergi indiriminden faydalanamayıp müvekkil şirketin zarara uğraması sebebiyle, işbu davayı ikame etme zorunluluğumuz hasıl olduğunu, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Tuzla Organize Sanayi Bölgesi Şubesi nezdinde ki hesabından Şubat 2017 dönemine ilişkin KDV Beyanname tahakkuku, müvekkil şirket tarafından 27.03.2017 tarihinde bankaya iletilmiş aynı zamanda ödeme talimatı verildiğini, müvekkili şirketin talimatına rağmen yapılması gereken ödemeler davalı banka tarafından yapılmamış olduğundan müvekkil şirket, 2017 yılı kurumlar vergisi indiriminden yararlanamadığını, bu nedenlerle davanın ve taleplerin kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 81.351,59 TL'nin 04/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tazminat isteminde bulunan davacı şirket söz konusu zararı 21/05/2018 tarihinde öğrenmiş olup; 2 yıllık zaman aşımı dolduğunu, bu nedenle zaman aşımına uğrayan iş bu tazminat istemine ilişkin davanın usulden reddi gerektiğini, bankaca uygulama ve esaslarına yönelik faks ve elektronik posta ekinde gönderilen talimatların uygulanabilmesi için ekte yer alan sözleşmenin imzalanması gerektiğini, oysaki davacı tarafça imzalanan böyle bir sözleşme bulunmamakla birlikte müvekkili bankanın talimatı yerine getirmemesinden kaynaklanan müvekkili bankaya atfedilebilecek bir sorumluluk bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜNE, 81.351,59 TL alacağın 04/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat isteminde bulunan davacı şirketin söz konusu zararı 21/05/2018 tarihinde öğrenmiş olduğu; 2 yıllık zaman aşımının dolduğunu, bu nedenle zaman aşımına uğrayan iş bu tazminat istemine ilişkin davanın usulden reddi gerekirken gerek cevap dilekçesinde gerekse duruşmalarda defalarca zaman aşımı itirazını bildirmelerine rağmen mahkemece bu hususun inceleme konusu yapılmadığını, bankanın uygulama ve esaslarına yönelik faks ve elektronik posta ekinde gönderilen talimatların uygulanabilmesi için ekte yer alan sözleşmenin imzalanması gerektiğini, oysaki davacı tarafça imzalanan böyle bir sözleşmenin bulunmadığını, bankanın talimatı yerine getirmemesinden kaynaklanan bankaya atfedilebilecek bir sorumluluğun bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın taleplerine rağmen üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği ve davacı şirketin kurumlar vergisinin %5 'i oranındaki indirimden yararlanamamasına, zarara uğramasına sebep olduğunu ve söz konusu zararı da karşılamadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2023 tarih, 2021/580 Esas - 2023/445 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava davacı tarafından verilen ödeme talimatının davalı yanca süresinde yerine getirilmemesi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının kurumlar vergisi ödemelerinin davalı banka nezdinde bulunan hesaptan yapılması için davalıya 27.03.2017 tarihinde davalı bankaya faks ile bilgi verildiğini, ancak davalı tarafından ödemenin süresinde yapılmaması üzerine 31.03.2017 tarihinde ikinci bir faks gönderdiği, bundan sonra ödemenin yapıldığı, ödemenin süresinde yapılmaması nedeniyle davacının %5’lik vergi indiriminden yararlanamadığı, bu nedenle anılan zararın davalıdan tahsili için eldeki davanın açıldığı, davalı taraf gönderilen ilk talimatta eksik belge gönderilen vergi ödemesi dışındakilerin ödendiğini, eksik evrak olan ödemenin ise davacı tarafından fark edilmesi üzerine 31.03.2017 tarihinde yeni bir faks ile talimat ekinde gönderilmesi üzerine ödendiğini, davalının kusurunun bulunmadığını beyan etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Davalının zaman aşımına ilişkin istinaf isteminin incelenmesinde;
Zaman aşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zaman aşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zaman aşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Diğer bir anlatımla zaman aşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zaman aşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zaman aşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zaman aşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Eldeki davada; davalı tarafın dava dilekçesinde talep edilen tutara ilişkin olarak zaman aşımı defisi ileri sürdüğü, ancak mahkemece zaman aşımı defisi yönünden olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmediği ve gerekçede de bu hususta bir açıklama yer almadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere zaman aşımı, maddi hukuktan kaynaklanan bir def’i ve savunma aracıdır. Somut olayda, davalı tarafça yasal süresi içerisinde zaman aşımı def’i ileri sürülmüş ancak, mahkemece bu def'i hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Davalı, zaman aşımı definde bulunduğuna göre 11.04.1940 gün ve 15/70 sayılı YİBK gerekçesinde açıklandığı üzere; zaman aşımı defi mevcut olduğu takdirde mahkemece her şeyden önce, bu defin incelenmesi, gerçekleşmesi halinde, artık esas hakkında incelemeye devam olunmayıp, davanın bu yönden reddi gerekir. Davanın bu noktadan reddi, işin esasının incelenmesine engel teşkil eder. Mahkemece; davalının zaman aşımı defi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yazılı şekilde davanın esastan kabulüne karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olmuştur. (Benzer yönde Dairemizin 2023/1631 esas 2025/120 karar ilamı)
2-Kabule göre de; Dosyaya alınan bilirkişi raporunda 9.990,65 TL’lik KDV ödemesinin geç yapılması nedeniyle davacının %5’lik vergi indiriminden yararlanamadığı, davacının tahakkuk eden vergi miktarına göre yararlanamadığı vergi indirimi miktarının 81.351,59 TL olduğunun tespit edildiği, anılan tespitin İlyasbey Vergi Dairesinden gelen 25.04.2022 tarihli yazı cevabı ekindeki belgelerle de uyumlu olduğu, yine anılan bilirkişi raporunda “…Davaya konu somut olayda Davacı Kar Porselen Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vergi ödemeleri içeren talimatı faks yolu ile Bankaya ulaştırdığı, gönderilen talimatın yetkili kişiye ulaşıp ulaşmadığının kontrolünü sağlamadığı, işlemin gerçekleşip gerçekleşmediğini aynı gün içinde hesap hareketlerinden ve bankadan kontrol etmediği, Davalı Bankanın Davacı Kar Porselen Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait faks talimatını aynı gün içinde işleme almadığı bir sonra ki iş günü firmayı arayarak eksikleri firmaya tamamlatarak işlemi gerçekleştirdiği değerlendirildiğinde her iki tarafta da kusur aranması gerektiği, kusur oranlarının değerlendirilmesinde Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu…” şeklinde her iki tarafında olayda kusurunun bulunduğu belirtildikten sonra kusur oranlarının tespiti hususunu mahkemenin takdirine bırakıldığı, bu şekilde tarafların olayda müterafik kusurlu olduklarının tespit edildiği, mahkemece davalı tam kusurlu kabul edilerek tüm zarardan davalının sorumlu tutulduğu, gerekçeli kararda bilirkişi raporundaki kusur değerlendirmesine neden itibar edilmediği açıklanmadığı gibi, zararın oluşumunda tüm kusurun neden davalıda olduğunun kabul edildiği de açıklanmamış, bu şekilde HMK’nın 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde karar oluşturulmadan, Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesine, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal eder şekilde yetersiz gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olup anılan kararın kamu düzeni yönünden kaldırılması gerekmiştir.
3-Kaldırma nedenlerine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) maddelerince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının; İstinaf Başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2023 tarih, 2021/580 Esas - 2023/445 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince Gebze İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın (nakit/teminat mektubu) yatırana iadesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.13/03/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*