T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2073
KARAR NO : 2025/450
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 18/05/2023
NUMARASI : 2022/677 Esas - 2023/299
Karar
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : MV RIMONA DONATANI RIMONA SHİPPİNG LTD'YE İZAFETEN ACENTESİ YELKENKAYA DENİZCİLİK VE TİCARET LTD. ŞTİ. - Mimar Sinan Mah. Dalbastı Sok. No:1/2/18 Körfez/KOCAELİ
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : İtirazın İptali (Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/11/2019
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 13/03/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili sigorta şirketi'nin sigortalısı Kastamonu Entegre Ağaç Sanayi ve Tic. A.Ş'nin AMERODA AG ünvanlı firmadan CFR bazda satın alıp ithal ettiği gübre cinsi eşyanın Abugır (Mısır) Limanından İzmit Bay Limanına, 19 Ağustos 2018 tarihli konşimentoya 5.500,00 mton hasarsız, eksiksiz ve temiz (clean on board) olduğu kayıtlanarak RİMONA isimli gemi ile taşındığını, taşıma konusu eşyanın 28/08/2018 - 30/08/2018 tarihleri arasında gemiden tahliye edildiğini, 28/08/2018 günü tahliye esnasında geminin ambar duvarlarından dökülen metal parçacıklarından dolayı eşyanın kirlendiğini ve neticeten 125 mt kirli üre tahliye ile ayrı bir yerde toplandığını, tahliye başladığında ambar duvarlarından metal parçacıklarının döküldüğünün görülmesi üzerine sigortalı tarafından yapılan ihbar üzerine görevlendirilen bağımsız sigortalı ekspertiz kuruluşu sörveyörü tahliye devam ederken 29/08/2018 günü gemiye intikal ettiğini ve raporun tanzim edildiğini, 29/08/2018 günü 100 mton ürenin hasarlı olarak tahliye edildiğini, ayrıca gemide gözetim hizmeti veren uluslararası bağımsız gözetim şirketi ARTIMET İnternational Commodity Inspectors firması da eşyanın kirli/hasarlı olarak tahliye edildiğini tespit ederek tutanağa geçirildiğini, hasarlı/kirli olarak tahliye edilen eşya sigortalı tarafından ayıklanmaya tabi tutulduğunu ve neticeten 25 mton eşyanın kullanılamaz durumunda olduğunu, alınan teklifler ile de hasarlı 25 mton eşyanın sovtaj değerinin 18.000,00-TL olduğunun tespit edildiğini, eşyanın ticari faturaya göre CFR bazda değeri 290 USD/ton olmakla toplam 28.091,47-TL hesaplandığını ve sigortalıya tazminat olarak ödendiğini, davalının MV RIMONA isimli geminin donatanı olduğunu, Gemi kaptanı tarafından düzenlenen konişmentoda taşıyanın unvan yazılı olmadığından TTK md. 1238/2 gereğince davalı| donatanın aynı zamanda taşıyanı olduğunu ve sigortalının, halefiyet gereğince de davacı zararından sorumlu olduğunu, davalı aleyhine Körfez İcra Dairesi'nin ... Esasa kayıtlı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borca itiraz ettiğini, dava şartı arabuluculuk yoluna müracaat edildiğini, ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafından Körfez icra müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını ve %20 icra inkar tazminatının davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, yetkili ve görevli mahkemelerin Londra tahkim mahkemeleri olduğunu, uygulanması gereken hukukun ise ingiliz hukuku olduğunu, dava konusu taşıma kurallarını havi Çarter Partinin 14. maddesi klozundan da açıkça anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki her türlü uyuşmazlığın Londra'da Tahkim Mahkemesinde İngiltere hukuku uyarınca çözümlenmesi gerektiğini, iş bu sebeplerle gerek kanun gerekse de taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri taraflar arasındaki dava konusu taşıma ilişkisine ilişkin davayı görmeye yetkili olmadığını, bu nedenle davanın esasa girilmeksizin usulden reddini talep ettiklerini, davacı halefiyet koşullarını sağladığını ispat edemediğinden dava açma ehliyetini haiz olmadığını, bu nedenle davanın aktif husumet ehliyeti bakımından reddini gerektiğini, davacı, dava dilekçesinde TTK m. 1472 hükmü doğrultusunda halefiyet koşullarının oluştuğundan bahisle dava açma ehliyetinin bulunduğunu iddia etmiş ise de Davacının söz konusu iddiaları ispata muhtaç olduğunu, Zira Davacı tarafından delil olarak sunulan belgeler incelendiğinde dava dışı Kastamonu Entegre ile Davacı arasında imzalanmış bir sigorta poliçesinin sunulamadığının görüldüğünü, Davacı tarafından sigorta poliçesi adı altında sunulan belge hiçbir imzayı havi olmayan matbu bir dokümandan ibaret olduğunu, Bir an için taraflarca imzalanmış bir sigorta sözleşmesinin sunulduğu varsayıldığında dahi, kurulan sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığının, dava dışı Kastamonu Entegre tarafından sigorta primlerinin ödenip ödenmediğinin ortaya konulması gerekirken, Davacı tarafından bunların hiçbirinin delillendirilememiş olması karşısında davanın aktif husumet yokluğu sebebi ile usulden reddi gerektiğini, Davacı yanca sunulan poliçe metni incelendiğinde dava konusu taşımaya konu üre emtiası ile ilgili olarak farklı prim hükümlerinin getirildiği görülmekte olup, poliçenin geçerli olup olmadığının ve Davacının halefiyet hakkının bulunup bulunmadığının tespiti için Davacı sigortacısınca poliçe yükümlülüklerinin tam olarak yerine getirilmiş olup olmadığının tespitinin gerektiğini, zira muhtemelen Davacı sigortacı tarafından yapılan ödeme sigorta kapsamı dışında yapılmış olduğunu, Türk Ticaret Kanunu madde 1472 hükmü uyarınca halefiyetin varlığından da söz edilemeyeceğini, ayrıca Konşimentonun incelenmesinde yükün tesliminden itibaren 1 yıl içinde dava açılmaması halinde ihtilaf zamanaşımına uğrayacak ve taşıyan yük ile ilgili her türlü sorumluluktan kurtulacağını, davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere yükün alıcısına 28/08/2018 - 30/08/2018 tarihlerinde teslim edildiğini, iş bu davanın ise 11/11/2019 tarihinde açıldığını, davaya konu alacağın zamanaşımına tabi olduğunu, bu nedenle de davanın usulden reddi gerektiğini, iddia konusu hasarın taşıma sırasında gerçekleşmediğini, yük alıcısı tarafında gerçekleştirilen tahliye işlemleri sırasında ve tahliye vincinden sızan yağ kaynaklı olarak gerçekleştiğini, bununla birlikte tahliyenin yük alıcısı tarafından gerçekleştirildiğini, dolayısı ile tahliye işlemleri sırasında meydana gelen hasardan taşıyanın sorumluluğunun mevzu bahis olmadığını, tahliye işlemlerinin taşıyan tarafından gerçekleştirilmemiş olduğunu, iddia olunan yük hasarından taşıyanın sorumlu tutulabilmesi için hasarın deniz taşıması esnasında gerçekleşmiş olması gerektiğini, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kadı ile davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... HMK'nın 116/1-b maddesi uyarınca davanın tahkim şartı nedeniyle USULDEN REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya mübrez dilekçelerimizde TTK'nın 1237. m. f.3'ün uygulanması gerektiği izah edilmiş olduğu halde mahkemenin TTK'nın 1237. m. f.3'ün düzenlemesini hiçe sayarak karar oluşturduğunu, dava konusu eşyaları temsil eden konişmento devredilirken sigortalı Kastamonu Entegre Ağaç San. ve Tic. A.Ş’ne hiçbir çarter parti sureti ibraz edilmediğini, dosyada bu durumun aksini ispat eden hiçbir delil olmadığı gibi davalının böyle bir iddiasının dahi olmadığını, davalının dayandığı çarter partinin dava konusu ile ilgili olmadığının açık olduğunu, huzurdaki dosyanın bidayette istinaf incelemesinden geçtiği ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 28.11.2022 tarih 2021/2234 E. 2022/2091 K. sayılı kararı ile, dosya kapsamına tamamen aykırı ve hatalı gerekçesi ile Mahkeme'nin davanın reddine dair kararını kaldırdığını, davacının selefi sigortalı taşıtan olmadığı gibi sigortalı ile davalı arasında akdedilemiş bir taşıma sözleşmesinin de olmadığını, icranın geri bırakılmasına karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun İngiliz hukuku olduğu, yetkili ve görevli mahkemenin Londra Tahkim Mahkemeleri olduğunu, hal böyle iken mahkemece verilen “davanın usulden reddine” ilişkin kararın hukuka uygun ve isabetli olup davacının haksız istinaf başvurusunun reddinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğramış olması sebebiyle de usulden reddinin gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydı ile, davacı yanının her ne kadar dava dışı sigortalının halefi sıfatı ile işbu davayı ikame ettiğini ileri sürse de, halefiyet koşullarını sağladığını ispat niteliği haiz bilgi ve belgeleri dosyaya sunamadığı, bu nedenle davanın aktif husumet ehliyeti bakımından reddinin gerektiğini, iddia konusu hasarın taşımanın hangi aşamasında ve ne surette meydana geldiğinin ispatlanmamış olduğu dosyada mübrez bilirkişi raporunun incelenmesi ile de açıkca görülecek olup, iddia konusu hasardan davacı şirketin sorumlu tutulmasının zaten mümkün olmadığını, kaldı ki, bir an için davacı yanın iddiaları doğrultusunda yükün gemiden tahliyesi sırasında hasara uğradığının kabulü halinde dahi, tahliye işlemleri taşıyan tarafından değil, yük alıcısı tarafından gerçekleştirildiğini, davacı tarafından mahkeme dosyasına sunulan ekspertiz raporu, tek taraflı olarak düzenlenmesi sebebiyle delil niteliğini haiz olmayıp hükme esas alınamayacağını, kaldı ki, bir an için dairenizin aksi kanaatte olması halinde, yokluğumuzda hazırlanan ekspetriz raporunun dahi hasarın deniz taşıması esnasında gerçekleşmediğini gözler önüne serdiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 18/05/2023 tarih, 2022/677 Esas - 2023/299
Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesinden kaynaklanan TTK''nın 1472 maddesi uyarınca açılan rücuen tazminat istemine yöneliktir.
İlk derece mahkemesince davanın tahkim şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının sigortalısının dava dışı AMERODA AG ünvanlı firmadan satın alıp ithal ettiği gübre cinsi eşyanın RİMONA isimli gemi ile taşındığı, taşıma konusu eşyanın 28.08.2018 – 30.08.2018 tarihleri arasında gemiden tahliye edildiği, 28.08.2018 günü tahliye esnasında geminin ambar duvarlarından dökülen metal parçacıklarından dolayı eşyanın kirlenmesi ve bir kısım ürünün kirlenme sonucu kullanılamaz duruma gelmesi nedeniyle davacının sigortalısına nakliyat emtea sigorta poliçesi kapsamında ödediği tazminatı, davalı gemi donatanından rücuen tahsilini talep ettiği, davalının ise davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, tahkim ilk itirazında bulunduğu ayrıca iddia konusu hasarın taşıma sırasında gerçekleşmediğini, yük alıcısı tarafında gerçekleştirilen tahliye işlemleri sırasında ve tahliye vincinden sızan yağ kaynaklı olarak gerçekleştiğini, bununla birlikte tahliyenin yük alıcısı tarafından gerçekleştirildiğini, dolayısı ile tahliye işlemleri sırasında meydana gelen hasardan taşıyanın sorumluluğunun bulunmadığını savunduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, Dairemizin 2021/2234 esas 2022/2091 karar sayılı ilamı ile “…Eldeki davada davalı vekili, taşıma şartlarını içeren çarter partinin (taşıma sözleşmesinin) tahkim şartı içerdiğini belirterek ilk itirazında bulunmuş ayrıca aktif husumet itirazı ve zamanaşımı def'ide bulunduğu halde,
İlk derece mahkemesince ön inceleme aşamasında, çarter partinin bir tercümesinin de sunulması sağlanıp hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında bu çarter partinin taraflar için bağlayıcı olup olmadığı, taşıma sözleşmesinin belgesi olan çarter partinin ne şekilde düzenlendiği, taraflarca taşıma ilişkisinin bu çarter partiye göre kurulup kurulmadığı, bu belgenin taraflar arasında elektronik ortamda teati edilip edilmediği, sonuç olarak tahkim anlaşmasının şekil şartı konusunda MKT'nın 4. maddesinin 2. fıkrasındaki koşuların bulunup bulunmadığı, bunlara göre tahkim şartının geçerli olup olmadığı belirlenerek, öncelikle tahkim ilk itirazının karara bağlanması gerekirken, bu konuda denetlenebilir bir karar verilmemesi ayrıca davalının aktif husumet itirazı ve zamanaşımı def'i yönünden de inceleme yapılarak bir karar verilmeksizin, yargılamaya devam edilerek sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.” Gerekçesiyle anılan kararın kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın tahkim ilk itirazı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı taraf istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
İstinafa konu uyuşmazlık temelde tahkim ilk itirazının yerinde olup olmadığı noktalarındadır.
6102 sayılı TTK’nın 1228. maddesi gereği konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senet olup, konişmentonun hukuki ilişkiyi ispat işlevi bulunmaktadır. 6100 Sayılı TTK m. 1237/1 uyarınca taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınması gerekir. TTK 1237/3.maddesi uyarınca konişmentoda, yolculuk çarteri sözleşmesine gönderme varsa, konişmento devredilirken çarter partinin bir surctinin de yeni hamile ibraz edilmesi gerekir. Bu takdirde çarter partide yer alan hükümler, nitelikleri elverdiği ölçüde konişmento hamiline karşı da ileri sürülme imkanı bulunmaktadır. Başka türlü sözleşmeye taraf olmayan kişilerin sözleşme hükümlerinden sorumlu tutulması imkanı bulunmamaktadır. Yolculuk çarter partisi TTK 1139 maddesinde "Yolculuk çarteri sözleşmesi yapıldığında taraflardan her biri, giderini vererek, sözleşme şartlarını içeren bir yolculuk çarter partisi düzenlenmesini ve kendisine verilmesini isteyebilir." şeklinde düzenlenmiş özel bir belgedir.
Eldeki uyuşmazlıkta 19.08.2018 tarihli konşimentonun ön yüzünde "çarter partilerle birlikte kullanılmak üzere" kaydının, arka yüzünde ise ''önyüzde tarihi belirtilmiş olan taşıtan sözleşmesinin tüm hüküm ve şartları, hak ve istisnaları, tabi olunan hukuk ve tahkim klozu da dahil olmak üzere bu suretle eklenmiştir.” ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Bu kayıt TTK m. 1237 f. 3 anlamında konşimentodan çarter partiye yapılan gönderme anlamındadır. Uyuşmazlıkta navlun sözleşmesini teyit eden fixture recap'in 14’üncü maddesi Türkçe'ye tercüme edildiğinde navlun sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar İngiliz Hukuku'na tâbidir ve uyuşmazlıklar Londra'da tahkimde görülecektir”. Çarter partiye yapılan bu gönderme ile konişmento hamili ile taşıyan arasında konşimentodan kaynaklanan uyuşmazlıklarda çarter parti hükümlerinin uygulama alanı bulup bulmayacağıdır. Yerleşik yargı uygulamalarında çarter partinin konişmentoyla birlikte taşınan malların gönderileni olan alıcıya çarter parti sözleşmesinin de verildiğini iddia ve ispat edilmesi gerektiği, Çarter parti hükümlerinin konişmento hamili davacının sigortalısı gönderilene, dolayısıyla halefi olan davacıya uygulanması için, konişmentoda çarter partiye atıf (gönderme) yapılmasının yeterli görülmediği, yerleşik uygulamadır. 6102 s. TIK'nın 1237/3 maddesindeki açık düzenlemede bu doğrultudadır. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/1662 esas 2017/4494 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/13105 esas 2018/146 karar sayılı ilamı) (Yrd. Doç Dr. Hüseyin Afşin İlhan; Konişmentoda ve Çarter Sözleşmelerinde Bulunan Tahkim Şartının Yük İlgilerine Etkisi; Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: XIII, Sayı: 2, Yıl: 2016) Ancak bu takdirde çarter parti sözleşmesinde yer alan hükümleri, nitelikleri elverdiği ölçüde konişmento hamiline karşı da ileri sürülebilir.
Bu itibarla, konişmentoda sigortalının yükleten/taşıtan sıfatı bulunmadığı nazara alınarak mahkemece dava konusu taşıma tarihi itibari ile yürürlükte bulunan TTK’nın 1237. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak, çarter partynin alıcıya verilip verilmediğinin ispat yükü davalıda olduğu nazara alınarak, bu hususun araştırılması ve gerekirse dairemizin önceki kaldırma ilamında da olduğu gibi davalının husumet ve zamanaşımı iddiaları da değerlendirilerek, esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, anılan kararın kaldırılmasını gerektirmiştir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 18/05/2023 tarih, 2022/677 Esas - 2023/299 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.13/03/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*