T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1997
KARAR NO : 2025/368
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/07/2023
NUMARASI : 2022/195 Esas - 2023/795 Karar
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : İtirazın İptali (Rücuen Tazminat Talebinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/03/2022
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 26/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete endüstriyel paket sigorta poliçesi ile sigortalı Has Çelik San ve Tic. A.Ş.'ye ait tavlama fırınından 02.07.2020 tarihinde malzeme çıkışının geciktiğini, yapılan kontroller sonucunda fırın iç duvar düzeyinden kopan bir parçanın fırının hareketli tavanının engellendiği, iç yan duvardan kopan bir bloğun sıkışmaya neden olduğunu, yapılan ekspertiz incelemesinde meydana gelen hasarın davalı şirket tarafından hatalı uygulama sonucu meydana geldiğini, fırının devreye alınmasından itibaren tüm uygulamaların davalı şirket tarafından yapıldığını, meydana gelen hasar nedeni ile müvekkili şirketin sigortalısına 420.186,98-TL ödediğini, müvekkili şirket tarafından sigortalısına yapılan ödeme neticesinde, Türk Ticaret Kanununun halefiyete ilişkin hükümlerinin uygulama alanı bulduğunu, alacağın tahsili için Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/30605 Esas sayılı dosyasından ödeme emri gönderilmişse de borçlunun itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuğa başvurulsa da anlaşamama ile sonuçlandığını, davanın kabulü ile Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/30605 Esas sayılı dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın haksız olduğundan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin halefiyet suretiyle alacaklı olduğunu iddia eden şirkete bir borcu bulunmadığını, bu şirketle fiili ve hukuki bir ilişkisinin de bulunmadığını, takibe dayanak olarak gösterilen üçüncü şahıs firmanın tavlama fırınındaki hasarla müvekkilinin hiçbir eylem ve işlemi arasında illiyet bağının bulunmadığını, hasar tarihi ile ekspertiz talep tarihi arasında ve hatta eksper tarafından mahallinde inceleme yapılması tarihine kadar fırına yönelik ne tür işlemler yapıldığının belli olmadığını, oluştuğu iddia edilen hasarın müvekkili şirket ile bir ilgisinin olmadığını, onlarca yıl önce yapılmış bir betonun veya uygulamanın sıcaklık ve kullanma etkisiyle yıpranmasının hayatın olağan akışında gerçekleşen ... olduğunu, bu kapsamda bir sorumluluk izafe etmenin de hukuken mümkün olmadığını, iddia ve talepleri kabul anlamına gelmemekle birlikte hak düşürücü sürelerin geçtiğini ve taleplerin zaman aşımına uğradığını belirttikleri, kullanmaya bağlı olarak 6-7 yıl önce yapılmış taban bloklarında aşınma ve zamanla çatlamalar olabileceğini, böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi halinde dahi sorumluluktan bahsedilemeyeceğini, eksperin makine mühendisi olduğu, refrakter konusunun eksperin uzmanlık alanı dışı olduğunu, alınan eksper raporunun geçerliliğinin olmadığını, davacı ... şirketinin gerekli ve dayanmayan belgelere istinaden ödeme yaptığı kanaatinde olduklarını, ... tarihinden bir ve ya iki ay sonra müvekkili şirketten hizmet alındığını ve bu anılan hasardan bahsedilmediğini, usul ve esas bakımından hukuka aykırı bulunan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu hasarın teknik bir konu olmasına rağmen Mahkeme tarafından sadece tek bir heyetten, kök ve ek rapor aldırıldığı, bilirkişilerin yaptığı hasar değerlendirmesinin hiçbir teknik veriye dayanmadığını, soyut ve yanlış değerlendirmeler içerdiğini,
bilirkişilerin dava dilekçesi ile sunmuş oldukları delilleri incelemeden rapor hazırladığını, avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davalı lehine hükmedilen 69.789,87-TL vekalet ücretinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, Asliye Mahkemeleri için hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin maktu (9.200,00-TL) dikkati alınması gerekirken, nispi vekalet ücreti hesaplaması ile davalı lehine 69.789,87-TL vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava sebebiyle mahallinde mahkeme heyeti, taraflar ve bilirkişi heyeti ile birlikte detaylı incelemeler yapılarak uzun süren bir inceleme yapıldığını, davacı tarafın eksik incelemeden bahsetmesinin dosya kapsamına ve fiili duruma açıkça aykırı olduğunu, davanın reddine yönelik hüküm kurulduğunu ve ret sebebiyle vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2023 tarih, 2022/195 Esas - 2023/795 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava rücuen tazminat talebinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacıya 01.11.2019-01.11.2020 vadeli ... poliçe numaralı Endüstriyel Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı sigortalı Has Çelik San. ve Tic. A.Ş.’nin tavlama fırınında 02.07.2020 tarihinde fırın iç duvar düzeyinden kopan parçanın hasara neden olduğu, anılan fırının ilk montajından itibaren bakımlarının davalı tarafından yapıldığı, hasarın davalının hatalı uygulamalarından kaynaklandığından bahisle sigortalıya ödenen bedelin davalıdan tahsili amacıyla takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği karar karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (6102 sayılı yasanın 1472/1.maddesi)
Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır. (6098 sayılı yasanın 114.maddesi)
Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (6098 sayılı yasanın 50/1.maddesi) Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. (4721 sayılı yasanın 6.maddesi) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (6100 sayılı yasanın 190.maddesi)
Bununla birlikte sorumluluğun asli şartı zararla söz konusu davranış veya ... arasında bir sebep sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Bu sebep sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denir. Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır. (Eren, F.:Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 561). Başka deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır.
Eldeki olayda; davacının sigortalısının 02.07.2020 tarihinde fırınında hareketli çıkış tarafından kopan refrakter parçasının fırının çalışmasını durdurduğu ve hasara sebep olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya gelen belgelere göre, anılan fırının refrakter uygulama montaj ve bakımlarının davalı tarafından yapıldığı görülmüştür.
Az yukarıda açıklandığı üzere; davacı taraf hasara davalının sebep olduğunu beyan ettiğinden eldeki davada ispat yükü 6098 sayılı yasanın 114. ve 50/1. maddesi ile 4721 sayılı yasanın 6. maddesi ve 6100 sayılı yasanın 190. maddeleri gereği davacı üzerindedir. Dosyada mahkemece yapılan keşif sonucunda hazırlanan 26.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda refrakter uygulamasında yanlış uygulamadan bahsedilebilmesi için hasarın uygulamadan kısa bir süre sonra çıkmasının gerektiği, daha sonra çıkan hasarların ani sıcaklık dalgalanması, elektrik kesilmesi, doğalgaz verilememesi, kontrollü bir soğutma yapılamaması, fırını aşırı yükleme veya lokal uzun süreli fark edilemeyen arızalardan da kaynaklanabileceği, dolayısıyla davalının refrakter uygulaması ile ortaya çıkan hasar arasında uygun illiyet bağının tespit edilemediği görülmüştür. Yine davacının dosyaya sunduğu ekspertiz raporunun 5. sayfasında da hasarın davalının uygulamasından kaynaklanmış olabileceğinin tahmin yoluyla söylendiği, net tespit için bilirkişi atanması ve laboratuvar analizi gerektiğinin değerlendirildiği, dolayısıyla ekspertiz raporunda da davalının eylemi sonucu zararın olduğuna dair bir tespitin de bulunmadığı anlaşıldığından davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.
Ancak eldeki davanın rücuen tazminat talepli itirazın iptali davası olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.’nin 13/4.maddesi gereğince maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin tarifenin 2. kısmına göre maktu olarak belirlenmesi gerekirken, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/5162 esas 2024/991 karar sayılı ilamı) nispi olarak belirlenmesi hatalı olduğundan davacının bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmüş ve kararın kaldırılması gerekmiştir.
Yine davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edilmiş ve arabuluculuk son tutanağı tanzim edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13, 18/14 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. maddeleri, 6100 sayılı HMK'nın 297-(1)-ç), 326. maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle, arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmı belirlenerek davanın niteliğine göre haksız olan taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına dair bir karar verilmesi gerekirken bu yönde karar verilmemesi doğru olmamıştır.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının anılan nedenlerle kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KISMEN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2023 tarih, 2022/195 Esas - 2023/795 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davanın REDDİNE,
b-Alınması gerekli 615,40.-TL harcın, peşin alınan 4.790,40.-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.175,00.-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
ç-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT 13/4 madde uyarınca takdir olunan 30.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
d-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,
e- Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davacıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına,
2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,
b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
c-Davacı tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 296,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1034,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine,
e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*