T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1795
KARAR NO : 2025/295
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :18/07/2023
NUMARASI :2021/552 Esas - 2023/437 Karar
DAVACI :...
VEKİLİ :Av. ....
DAVALI :...
VEKİLİ :Av. ...
DAVA :Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :17/11/2021
KARAR TARİHİ :14/02/2025
KR. YAZIM TARİHİ :14/03/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile anlaşarak, 19.05.2020 tarihli ve ..., 19.05.2020 tarihli ve ..., 19.06.2020 tarihli ve ..., 12.08.2020 tarihli ve ... tarih ve numaralı faturalara konu, 47.780 adet 500 ml ve 88.292 adet 100 ml olmak üzere toplamda 136.072 adet teneke siparişi verdiğini, Kocaeli'deki üretim tesisinde teslim alındığını, tüm bu sipariş karşılığı davalı firmaya 24.150,27 Amerikan Doları ödediğini, tenekelerin tesliminden sonra tenekelerin bir kısmına dezenfektan madde dolumu yapılarak satış aşamasına getirildiğini, taraflarınca üretimi yapılan ve bir kısmı ise yurt içi ve dışına gönderilmiş olan dezenfektanların, tenekelerden sızdığını ve kimi tenekelerin patladığının tespit edildiğini, mail yazışmalarından da görüleceği üzere söz konusu tenekelerde yaşanan problemlerin davalı şirkete bildirildiğini fakat davalı şirketçe söz konusu problemlerin kendi hatalarından kaynaklı olmadığını, içlerine konulan maddeler nedeniyle problem yaşanmış olabileceğinin söylendiğini, söz konusu problemlerin teneke temelli mi yoksa davacı tarafından doldurulan dezenfektan maddeler temelli mi gerçekleştiğinin ve davalı tarafça satılan tenekelerin ayıplı olup olmadığının uzman bilirkişiler aracılığıyla tespiti için 11.11.2020 tarihinde Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/238 D. İş sayılı dosyasından delil tespiti talebinde bulunulduğunu, İTÜ'den alınan rapor çerçevesinde hazırlanan 29.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafça üretilen tenekelerin gizli ayıplı olduğu, 100.639 adet kutunun hasarlı olduğu ve ayıplı tenekelerde zayi olan dezenfektan maddelerin parasal değerinin yaklaşık 78.180,00-TL olduğunun tespit edildiğini, davalının söz konusu ayıplı tenekelerin üretiminde ağır kusurlu ve ayıpların ağır kusur ve hile ile gizlendiğini, gerek ürettikleri dezenfektanların zayi olarak ve gerekse kullanılmayan tenekeler üretim tesisinde atıl kalarak, hem de dolumu yapılan dezenfektanların kısmen piyasaya sürülmüş olması sebebiyle de prestij kaybına yol açılarak davacıya hem maddi hem de manevi zarar verildiğini, Kocaeli 6. Noterliğinin 09.04.2021 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile anılan tespit dosyasında tenekelerin ayıplı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle, ellerinde kalan tenekelerin fatura bedeline tekabül eden 17.419,18-USD'nin ve zayi olan dezenfektan maddelerin parasal değeri olan 78.180,00-TL'nin reeskont avans faiziyle birlikte iadesinin talep edildiğini, davalı tarafça ihtarnameye de müspet bir cevap verilmediğini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, davalı firmadan alınan ve ayıplı çıkması nedeniyle piyasaya sürülemeyerek ellerinde atıl kalan tenekelerin fatura bedeline tekabül eden 17.419,18-USD'nin, davacı tarafından üretilen ve tenekelerin ayıplı çıkması nedeniyle zayi olan ürünlerin üretim maliyetine tekabül eden 77.657,74-TL'nin, delil tespiti dosyasına yatırılan harç ve gider avansı masrafı olan 1.716,40-TL ile İTÜ'den alınan rapor için İTÜ Kimya-Metalurji Fakültesine ödenen 10.000,00-TL'nin toplamı olan 11.716,40-TL'nin, ödeme tarihinden itibaren(19.08.2020) işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ana faaliyet alanının dezenfektan üretimi olmadığını, pandemi süreci ile birlikte dezenfektan ihtiyacının doğması sebebi ile denetimsiz bir şekilde birçok firmaya dezenfektan üretimine ilişkin acil ruhsatlandırma yapıldığını, davacı şirketin de bu ruhsatlandırmadan yararlanarak ana faaliyet alanı olmayan dezenfektan üretimi işine girdiğini, davacı şirketin ürettiği dezenfektanların içeriğinin tam olarak dezenfektan için uygun olup olmadığı konusunda gerekli incelemelerin yapılması gerekirken delil tespitine konu dosyadaki bilirkişi raporunda sadece tenekelerde inceleme yapıldığını, dezenfektan adı altında likit içine konulan herhangi bir madde teneke kutu ile birleştiğinde olası deformelerin meydana gelmesinin mümkün olduğunu, davacının faaliyet alanları dışında bir konu olan dezenfektan kutusuna ilişkin talep ilettiğini, bunun üzerine konu ile alakalı numune yollanarak etüt yapmalarını talep edildiğini, görüşmelerden sonra davacının sipariş aşamasına geçtiğini, ilk parti üretimin davacı şirkete teslim edildiğini, bu partide davacı şirket ürün sprey kısmının çıkışından kutu dış kapak kısmına damlama yaptığı yerde korozyon (paslanma) yaşandığını belirterek bunu nasıl düzeltilebileceği yönünde görüş talep edildiğini, bunun üzerine, kutu kapak kısmına sadece gövde renginde boya uygulaması yapabileceklerini veya bu kısma plastik bilezik diye tabir edilen kapak tavsiye edebileceklerini belirtildiğini, davacının, kapak kısmını gövde renginde boya yapma işlemini seçerek süreci devam ettirmek istediği ve ürünlerin ikinci partisinde daha ilk partide yaşadığı problemleri çözmeden ilerlediğini, basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davacının böylesine bir paslanma olayı ile karşılaştıktan sonra problemi kökten halletmek yerine geçici bir çözüm olan kutuların kapak kısmının boyanması işlemini tercih ettiği ve sonraki siparişlerini vermeyi tercih ettiğini, korozyon (paslanma) olayının davacı şirketin kullandığı likitte problem olduğunu gösterdiğini, delil tespit dosyasında alınmış alınan bilirkişi raporuna itirazları bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...
1-Davacının açmış olduğu davanın KABULÜNE,
2-Hasarlı olan kutulardan dolayı 17.419,18 USD, kullanılamayan ürünlerden dolayı 77.657,74 TL’nin davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü tarih olan 23.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi,
3-11.716,40 TL delil tespiti masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararları uyarınca da sabit olduğu üzere; yabancı para cinsi alacak bulunan davalarda nispi vekalet ücreti hesaplanırken karar tarihindeki TCMB efektif satış kuru esas alınarak yabancı paranın Türk Lirası'na çevrilmesi ve buna göre dava değerinin belirlenerek vekalet ücreti hesaplanmasının gerektiğini, nispi vekalet ücretinin hesaplanmasında açıkça hata olduğu sabit olup 79.397,31-TL nispi vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka uygun bir şekilde hazırlanmadığını, bilirkişilerin teknik olarak tespit edilmesi gereken hususları tespit etmediğini, yalnızca davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan objektif ve teknik olarak eksik İTÜ raporuna atıflar yaptığını, bu raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı sonuçlara sebebiyet verdiğini, davalı tarafından ek bilirkişi raporu alınması talebinin hukuka aykırı gerekçeler ile reddedildiğini, davacının basiretli tacir olarak davranmadığını, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacı şirket yetkilisinin mahkeme huzurundaki beyanında sıvılara ilişkin alkolü dava dışı 3. şirketten tedarik ettiğini beyan ettiğini, teneke kutularda meydana gelen bu durumun alkol nedeniyle meydana gelip gelmediğine dair delil tespiti dosyasında herhangi bir değerlendirme bulunmadığını, oysa ki şirket yetkilileri tarafından alkol ürününe ilişkin yapılan beyanların bilirkişi raporu ile de açıklığa kavuşturulması gerektiğini, talimat duruşması uyarınca mahkeme huzurunda dinlenen tanıkların beyanlarının dikkate alınmadığını, dava konusu ürünler ile ilgili olarak üretim aşamasında herhangi bir sızıntı bulunmayıp ürünler içinde beklerken depolama aşamasında sızıntı şikayeti olmasının kutuların üretiminin hatalı olmadığını, içine konulan ürün sebebi ile korozyonun meydana geldiğini gösterdiğini, tanık Şefik Altınay'ın beyanının da bu hususu doğruladığını, yerel mahkeme gerekçeli kararında İTÜ raporunda kutularım detaylı bilimsel incelemesinin yapıldığını ve İTÜ raporunda yapılan analiz ve tespitlerin yerinde olduğunu belirttiğini, oysa ki bu durumun gerçeği yansıtmadığını, delil tespiti dönemine ait olan İTÜ raporuna karşı davalı tarafından tüm itirazların yapıldığını ve bu itirazların hiçbir şekilde dikkate alınmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu dosyada hukuka ve bilime uygun bilirkişi raporları esas alınarak karar verilmiş olup dosya kapsamında yeterli araştırma ve inceleme yapıldığını, dosya kapsamından dava konusu zararın, özellikle tenekelerdeki lak tabakasının düzgün yapılmamasından kaynaklandığı hususunun sübut bulduğunu, ortaya çıkan zararda dava konusu tenekelerin içine konan sıvının cinsinin bir ilgisi bulunmadığını belirterek; davalının haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih, 2021/552 Esas - 2023/437 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça davalı ile anlaşarak, 19.05.2020 Tarihli ve ..., 19.05.2020 Tarihli ve ..., 19.06.2020 Tarihli ve ..., 12.08.2020 Tarihli ve ... tarih ve numaralı faturalara konu, 47.780 adet 500 ml ve 88.292 adet 100 ml olmak üzere toplamda 136.072 adet teneke siparişi verdiği, Kocaeli' deki üretim tesisinde teslim alındığı, tüm bu sipariş karşılığı davalı firmaya 24.150,27 Amerikan doları ödediği, davalı firmadan alınan ve ayıplı çıkması nedeniyle piyasaya sürülemeyerek ellerinde atıl kalan tenekelerin fatura bedeline tekabül eden 17.419,18 USD'nin, davacı tarafından üretilen ve tenekelerin ayıplı çıkması nedeniyle zayi olan ürünlerin üretim maliyetine tekabül eden 77.657,74 TL'nin, delil tespiti dosyasına yatırılan harç ve gider avansı masrafı olan 1.716,40 TL ile İTÜ'den alınan rapor için İTÜ Kimya-Metalurji Fakültesine ödenen 10.000,00 TL'nin toplamı olan 11.716,40 TL'nin, ödeme tarihinden itibaren(19.08.2020) işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep ve dava etmiş, davalı tarafça davacı şirketin kullandığı likitte problem olduğundan davanın reddini talep etmiş, Mahkemece davanın kabulüne, hasarlı olan kutulardan dolayı 17.419,18 USD, kullanılamayan ürünlerden dolayı 77.657,74 TL’nin davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü tarih olan 23.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi, 11.716,40 TL delil tespiti masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, işbu karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekilinin yabancı para alacağının karar tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı esas alınarak davacı lehine vekalet ücreti hesaplanması gerektiğine dair istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
Yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava tarihindeki kur dikkate alınmak suretiyle davanın harçlandırılan değeri üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 3. HD'nin 2023/5333 Esas ve 2024/4059 Karar sayılı ilamı)
Davalı vekilinin sadece teneke kutu incelendiğini, iç likit(ilk su bazlı dezenfektan) ile ilgili inceleme yapılmadığına ilişkin istinaf itirazları değerlendirildiğinde;
Tacirler arası satış sözleşmelerinde TTK’nın 23. maddesi ile, bu madde yollamasıyla TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
Yerel mahkemece aldırılan 10/05/2023 havale tarihli Kimya Yüksek Mühendisi ... ve Makine Yüksek Mühendisi ... tarafından tanzim olunan raporda; a) yapılan yerinde tespit ve keşif neticesinde bazı dezenfektan ürün kutularında korozyona
bağlı bozulmalar olduğu,
b) İTÜ raporunda kutuların detaylı bilimsel incelemesinin yapıldığı görülmüş ve bu analiz
ve tespitlerin yerinde olduğu, c) Alınan numuneler TÜBİTAK’a içeriğindeki maddenin “korozif”liğini tayin için
gönderilmiş, gelen raporda hem su bazlı hem alkol bazlı içeriğin “korozif” özelliğe sahip
olduğu tespit edilmiş, fakat bu niceliksel değil niteliksel olarak verilmiştir, görüntülerden
su bazlı içeriğin alkol bazlı olana göre daha korozif olduğu,
d) Asidik ya da alkali özelliklerine göre pek çok sıvının korozif özelliğe sahip olduğu bu
nedenle bu olayda en önemli etkenin sıvının metalle temasını kesen lak tabakasının uygun
imal edilip metalle temas alanlarının kalınlığı olduğu, İTÜ raporunda yapılan tespitlere
göre bu tabakanın uygun olmadığından" kaynaklandığı açıklanmıştır.
Öte yandan delil tespitinde alınan 29/03/2021 tarihli raporda ve bu dosya için verilen İTÜ Kimya-Metalurji Fakültesi öğretim üyesi Prof Dr. ...'nun hazırladığı raporda da benzer ve paralel doğrultuda görüş belirtilmiştir. Buna göre; hem su bazlı hem alkol bazlı içeriğin “korozif” özelliğe sahip
olduğu tespit edilmiş fakat bu niceliksel değil niteliksel olarak verilmiş, görüntülerden
su bazlı içeriğin alkol bazlı olana göre daha korozif olduğu, asidik ya da alkali özelliklerine göre pek çok sıvının korozif özelliğe sahip olduğu bu
nedenle bu olayda en önemli etkenin sıvının metalle temasını kesen lak tabakasının uygun
imal edilip metalle temas alanlarının kalınlığı olduğu, İTÜ raporunda yapılan tespitlere
göre bu tabakanın uygun olmadığı, bilirkişi raporlarında iç likit itibariyle de incelendiği, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmadığından ek rapor alınmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla hal böyleyken söz konusu ürünlerin gizli ayıplı olduğunun niteledirilmesinde de isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ayrıca davacı tarafından yabancı para (USD) üzerinden talep edilen hasarlı kutulardan kaynaklı alacağı bakımından, mahkemece kabulüne karar verilmekle, buna bağlı olarak faiz türü olarak da avans faizine hükmedilmiştir. 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde ise, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince hasarlı kutulardan kaynaklı alacağı yönünden kabulüne ilişkin kısmı için 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca yabancı paraya faiz işletilmesi gerektiği, ancak bu hususa ilişkin istinaf itirazı bulunmadığından eleştirmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcının, istinafa gelirken peşin alınan 698,01-TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 82,61-TL'nin talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Alınması gereken 18.479,31-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 4.619,85-TL'nin mahsubu ile kalan 13.859,46-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
5-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,
6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/02/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*