T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1871 - 2025/308
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1871
KARAR NO : 2025/308
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :04/05/2023
NUMARASI :2017/203 Esas - 2023/421 Karar
ASIL DAVA
DAVACI :PEKTAŞ KABLO VE PVC GRANÜL SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Veliköy Sanayi Mah. Kuşotu Mevkii 283 Ada 7 Nolu Parsel 22 Cad. No:3 Çerkezköy/TEKİRDAĞ
VEKİLİ :Av..
DAVALI :TAYPLAS KİMYA SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Güzeller Organize Sanayi Bölgesi Atatürk Blv. İnönü Cad. No:22 Gebze/KOCAELİ
VEKİLİ :Av...
DAVA :Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :16/02/2015
BİRLEŞEN DAVA :Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/1264 Esas sayılı dosyası
DAVACI :TAYPLAS KİMYA SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Güzeller Organize Sanayi Bölgesi Atatürk Blv. İnönü Cad. No:22 Gebze/KOCAELİ
VEKİLİ :Av...
DAVALI :PEKTAŞ KABLO VE PVC GRANÜL SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Veliköy Sanayi Mah. Kuşotu Mevkii 283 Ada 7 Nolu Parsel 22 Cad. No:3 Çerkezköy/TEKİRDAĞ
VEKİLİ :Av..
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :27/11/2015
KARAR TARİHİ :14/02/2025
KR. YAZIM TARİHİ :14/03/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacı Pektaş Kablo ve PVC Granül San. Tic. Ltd. Şti.'nin enerji kabloları, fişli kablolar, grup prizleri ve pvc granül üretimi yaptığını, davacı şirket tarafından kablo üretiminde kullanılmak üzere davalı şirketten 04.01.2012 tarihinden itibaren silikonlu dolgu malzemesi satın alınmaya başlandığını, önceleri alınan dolgu malzemelerinde hiçbir sorun yaşanmazken 23.10.2012 tarihi ile 29.04.2013 tarihleri arasında alınan malzemeler ile üretilen kablolarda sorunlar yaşandığını ve kablo içerisindeki dolgu malzemesinden yağ aktığının depodaki satışa hazır ürünlerde gözlemlendiğini, bilahare kabloları satın alan müşterilerin şikayetleri ile de öğrenildiğini, müşterilerden malzemeler iade alınarak yerine sorunsuz malzemeler gönderildiğini, bilahare Beyoğlu 38. Noteri kanalıyla 06.09.2013 tarih ... yevmiye numarası ile davalı Tayplas Kimya .. Ltd. Şti.'ne ihtarname keşide edilerek şirketlerinden alınan silikonlu dolgu malzemelerinden yağlanma olması ve yağ akıtması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmininin ihtar edildiğini, davalı şirketin Beşiktaş 25. Noterliği kanalıyla göndermiş olduğu 23.09.2013 tarih ... yevmiye numaralı cevabı ihtarnamede “şirketlerinden satın alınan silikonlu dolgu malzemesinden yağ akması iddiasının kesinlikle kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kablolardaki yağ akmasının davacı şirketin kendi malzemelerinde bulunan sorunlar nedeniyle meydana geldiğinin” belirtildiğini, bunun üzerine davacının davalı şirketten alınan silikonlu dolgu malzemelerinin analizi ile kendi ürettiği kabloların analizi için numuneler göndererek Tübitak'a analiz yaptırdığını, raporun sonuç bölümünde “kablolardan yağın aktığı, kablolarda akan yağın dolgu malzemesinden kaynaklandığı, Pektaş firmasının toplamda 738.193 metre sorunlu kablosunun olduğu, Pektaş firmasının zararının yaklaşık eder değerinin 1.013.585,25-TL olduğunun tespit edildiği" şeklinde belirtildiğini, davalı Tayplas Kimya San. ve Ltd. Şti.'nin davacı şirkete ilk zamanlarda gönderdiği silikonlu dolgu malzemelerinde herhangi bir sorun çıkmamasına rağmen, daha sonra malzemelerin maliyetini azaltıp yüksek kar elde edebilmek amacıyla dolgu malzemelerine yumuşatıcı madde olarak mineral yağ karıştırıp pazarladığını, davacı şirketin kurulduğu 1990 yılından beri müşteri memnuniyetini ilke edinip, müşteri ihtiyaç ve beklentilerini verimli, hızlı bir şekilde sağlamayı benimsediğinde piyasada aranan talep ve tercih edilen marka haline geldiğini ancak davacı şirketin davalı şirketten aldığı dolgu malzemesi ile ürettiği kabloları satın alan müşterilerin, aldıkları ürünleri iadesi sonucunda markası piyasada prestij ve itibar kaybı yaşadığını, değer kaybına uğradığını beyanla; fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla davacı şirketin uğramış olduğu ve Çerkezköy Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/5 D.İş dosyası ile tespit edilen 1.013.585,25-TL zararının, sorunlu malzemelerin alınış tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, uzman bilirkişiler kanalıyla hesaplanacak marka değer kaybının da sorunlu malzemelerin alınış tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin muhtelif kimya madde satımı yapan sektöründe saygın bir firma olduğunu, davacı taraf ile uzun zamandır ticari ilişki içerisinde olup taraflar arasında silikonlu dolgu malzemesi alım-satımı yapılmakta olduğunu, bu kapsamda davacı tarafın çeşitli tarihlerde davalı şirketten silikonlu dolgu malzemeleri satın aldığını, satılan tüm malların davalı şirkete faturalara dayalı olarak eksiksiz şekilde teslim edildiğini, 16.05.2013 ve 29.04.2013 ve 15.04.2013 tarihli faturaların davalı şirkete gönderildiğini, bu suretle davalının tüm edimlerini ifa ettiğini, kendisine düşen yükümlülükleri eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davalı şirket tarafından sözleşme konusu ürünler tüm standartlara uygun kaliteli ve ayıpsız olarak davacı tarafa teslim edildiğini, ürünlerin ayıplı olduğu yönündeki iddiala gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davalı tarafından sözleşmeye uygun bir şekilde teslim edilen ürünlerin davacı tarafın yanlış kullanımı sebebiyle zarar gördüğünü ve işbu durumun Beşiktaş 25. Noterliği 23.09.2013 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile de davalı tarafa bildirildiğini, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Mühendislik Fakültesi Dekanlığı'nın 15.07.2013 tarihli analiz raporunda konu olan şikâyete konu olan dolgu numunesinden yağ akıtma sorunu meydana gelmediği açıkça belirtilmiş olduğunu, davacının şikâyete konu ettiği aynı silikonlu kauçuk dolgu, aynı ürün koduyla, davalı şirket tarafından KYM Kablo San. Tic. A.Ş.'ye de satıldığını ve bu ürünlerle ilgili herhangi bir ayıp bildirimi ve şikâyet söz konusu olmadığını, davacı tarafça ilk defa 06.09.2013 tarihinde satın alman ürünler hakkında kusur bildirimi yapıldığını ve bunun üzerine davalı tarafından yapılan incelemede kullanım kaynaklı hasarın oluştuğu tespit edildiğini, bu husus davacı tarafa 23.09.2013 tarihli ihtarname ile bildirilmiş olup herhangi bir itirazla karşılaşılmadığını, ne var ki davalıdan satın alınan silikonlu dolgu malzemeleri davacı tarafa teslim edilmiş olmasına rağmen söz konusu satışa istinaden en son kesilen 28.09.2013 vade tarihli 100.000.00-TL tutarındaki fatura ile cari toplamda 187.513.48-TL alacağın tahsil edilememiş olduğunu, davacı tarafça TTK ve TBK'da belirtilen sürelerde ayıp ihbarında bulunulmamış olmasının ürünlerin ayıpsız ve her türlü standarda uygun olarak teslim edildiğinin kanıtı olduğunu, davacı taraf Çerkezköy Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/5 D. İş dosyası ile delil tespiti talep edildiğini ve yokluklarında tebligat yapılmaksızın bilirkişi raporu alındığını, taraflarınca bu hususun dava dilekçesi ile öğrenildiğini, bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediğinden itirazlarının sunulamadığını, araştırmalar sırasında teknik ekipleri tarafından durumun bilirkişiye açıklanamadığını, eksik incelemeye dayalı iş bu bilirkişi raporunun hüküm doğurmayacağını, mahkeme tarafından hükme esas alınamayacağının açık olduğunu, taraflarına tebliğ edilmeyen bilirkişi raporunda olduğu gibi yine Tübitak kurumu tarafından yapılan araştırmanın da hükümsüz olduğunu, esas uyuşmazlık konusu kullanımından kaynaklanan hasarın oluşup oluşmadığının belirtilmediğini, dava dilekçesinde karşı beyan ve itirazlarının kabulüne, haksız ve yasaya aykırı olarak açılan davanın usul ve ilk itirazlarının dikkate alınmak üzere reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin muhtelif kimyevi madde satımı yapmakta olan bir şirket olduğunu ve bu kapsamda davalı şirket ile 20.02.2013 tarihi itibariyle ticari ilişki içerisinde olduğunu, davalı şirketin çeşitli tarihlerde davacı şirketten silikonlu dolgu malzemeler satın aldığını, satılan tüm malların davalı şirkete faturalara dayalı olarak eksiksiz şekilde teslim edildiğini ve söz konusu satışa istinaden davacı tarafından en son kesilen 28.09.2013 vade tarihli 100.000,00-TL tutarındaki fatura ile caride toplamda 187.513,48-TL alacak kaldığını, düzenlenen faturaların davalı şirkete gönderildiğini, bu suretle davacının tüm edimlerini ifa ettiğini, kendisine düşen yükümlülükleri eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davalının ne söz konusu faturalara ne de teslim edilen mallara karşı bir itirazı ve ihbarı olmadığını, buna rağmen mezkur borç bedelini ödemediğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine fatura alacaklarının tahsili yolunda Çerkezköy İcra Dairesi'nin 2014/6494 esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, davalı borçlunun 12.01.2015 tarihinde borca, faize ve tüm fer'ilere karşı itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalının itirazının haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu; davalı şirketin usulüne uygun olarak düzenlenen faturalardaki madde miktarını, cinsini ve fiyatını TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca itiraz etmeyerek kabul ettiğini; davacı şirket tarafından usulüne uygun olarak kesilen faturaların davalı şirkete gönderildiğini, fakat davalı şirketin iş bu faturalara süresi içerisinde hiçbir itirazda bulunmadığını, TTK'nın 21/2 maddesinde, "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' düzenlemesinin yer aldığını, davalı şirketin faturalar içeriği hakkında bir itirazda bulunmadığını, ayrıca faturaya konu ürünlerin davalı tarafından teslim alındığını ve kullanıldığını, nitekim buna rağmen hiçbir ödeme yapmayan davalı borçlu şirkete, taraflarınca Beşiktaş 25. Noterliği aracılığıyla 23.09.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname çekildiğini ve ihtarname tarihi itibariyle borç bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak yapılan tüm ihtarların davalı şirketçe dikkate alınmadığını, ihtarname sırasında ve sonrasında devam eden ticari ilişkiler kapsamındaki toplam cari hesap borç kontrolleri yapıldığında, fatura ile satımı teslim edilen mallara ilişkin borç miktarının 187.513,48-TL olduğunu ve davalı yanca bu borcun ödenmediğini, davacı şirketin ticari defter kayıtları incelendiğinde, cari hesap bakiyesinde davalı şirketin davacı şirkete 187.513,48-TL borçlu olduğunun görüleceğini, davalı şirket aleyhine Çerkezköy İcra Dairesi'nin 2014/6494 Esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, davalı borçlunun 12.01.2015 tarihinde borca, faize ve tüm fer'ilerine karşı haksız ve kötüniyetle itiraz ettiğini, davacı şirketin alacağının cari hesap ve faturaya dayanmakta olup, faturanın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden likit bir alacak olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre likit alacaklarda alacağın miktarının belli olduğunu; yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarının bilindiğini ve bilinebilir durumda olduğunu, huzurdaki davada da talep edilenin taraflar arasında yapılan ticari ilişki çerçevesinde fatura bedelinin ödenmesi olduğunu, taraflar arasındaki belgeler kapsamında davalı tarafın davacı şirkete yasal olarak ödemek zorunda olduğu bedelleri bilebilecek veya tayin edebilecek durumda olduğunu, zira davalı yana ihtarname çekildiğini ve bu kapsamda davalının temerrüde düşürüldüğünü, ihtarnameyi tebliğ alan davalının, borç bedeline itiraz etmediğini ve bu suretle alacağın likit, muayyen ve tartışmasız hale geldiğini beyanla davanın kabulüne, haksız itirazın iptali ile icra takibinin devamına, haksız itirazından dolayı İİK'nın 67. maddesi uyarınca davalının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak davalı aleyhine ikame edilen işbu davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, Gebze 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/102 Esas sayılı davasına konu zararlarının tazmini ve yine İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/38 Esas sayılı dosyasındaki müdahilliklerine konu alacakları ile ilgili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... ASIL DAVA BAKIMINDAN;
1-Davanın tüm talepler bakımından ayrı ayrı REDDİNE,
...
BİRLEŞEN ÇERKEZKÖY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2015/1264 ESAS, 2017/605 KARAR SAYILI DOSYASI BAKIMINDAN;
1-Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün 2014/6494 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, takip konusu asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, hüküm altına alınan alacağın muhatabı Türkiye İş Bankası A.Ş. olan, 28/09/2013 keşide tarihli, ... çek nolu, keşidecisi Has Doğan Kablo Elektrik İns. İml. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. olan, 100.000,00.-TL tutarlı çek ve muhatabı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. olan, 09/11/2013 keşide tarihli, ... çek nolu, keşidecisi Has Doğan Kablo Elektrik İns. İml. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. olan, 150.000,00.-TL tutarlı çek ile tahsilde tekerrür etmemesine,
2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu alacağın %20'si olan 37.502,70.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine
..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı-birleşen davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı-birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; davalının, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin defi huzurdaki davada ilk itiraz olarak süresinde dosyaya beyan edilmediğini, yerel mahkemece tazminat davası bakımından ayıp ihbarının süresinde yapılmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, işbu hususa ilişkin yerel mahkemece yapılan hukuki değerlendirmenin hatalı olup usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, zira davaya konu olayın gizli ayıptan ve davalının kasıt ve ağır kusurundan kaynaklandığını, her halükarda davalı satıcı üretim reçetesinde değişiklik yapması ve bunu alıcı müvekkil şirkete bildirmemesi sebebiyle ağır kusurlu olup; böyle bir durumda davalı satıcının, ayıbın süresinde ihbar edilmediğini ileri süremeyeceğini, ayıptan doğan haklar için kanunda öngörülen kısa zamanaşımı süresinden faydalanamayacağını; birleşen dava yönünden; davalı(birleşen davacı) şirketin beyanına göre; 09.11.2013 keşide tarihli 150.000,00-TL tutarlı çek ile 28.09.2013 tarihli 100.000,00-TL tutarlı çekin müvekkil şirkete iade edildiğinden bahisle müvekkilin birleşen davacıya 187.513,48-TL tutarında borç bakiyesinin bulunduğunun belirlenmişse de; davalı (birleşen davacı) tarafından, müvekkil şirkete yapılmış herhangi bir çek iadesi olmadığını, çek iadesi olmadığının mahkemece de kabul edilmekte olduğunu, söz konusu çeklerin müvekkil şirket tarafından davalıya teslim edildiği ve davalı/birleşen davacı tarafından ticari defterlerine işlendiği açıkça ortada olduğunu ancak işbu çeklerin davalı (birleşen davacı) tarafından müvekkile iade edildiği davalı tarafından ispat edilemediğini, çeklerin iade edildiğine ilişkin davalının iddiaları gerçeğe aykırı, haksız, mesnetsiz ve ispata muhtaç olduğunu, yerel mahkemece birleşen dava bakımından "çeklerin birleşen davacıda kalmasının sonucu değiştirmediği," gerekçesine dayanarak davanın kabulüne karar vermesinin ve müvekkil şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/05/2023 tarih, 2017/203 Esas - 2023/421 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava; satılan malın ayıplı olmasından kaynaklanan tazminat istemine, birleşen dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı-birleşen davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; asıl davada taraflar arsasında 04.01.2012 tarihinden itibaren silikonlu dolgu malzemesi alım satımı şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı - birleşen davalı şirket, davalı - birleşen davacı şirketten 2013 yılı Nisan ayı sonuna kadar silikonlu kablo dolgu malzemesi satın aldığı, davacı birleşen davalı taraf satım sözleşmesine konu malzemenin ayıplı olduğunu iddia ederek hem ayıplı mal nedeniyle uğramış olduğu 1.013.585,25 TL zararını hem de marka değer kaybını talep etmiş, işbu davanın önce Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı, davalıya dava dilekçesinin 03/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği, ancak cevap vermediği, Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 08/09/2015 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesi'ni görevsizlik kararı verdiği, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2017 tarihli tensip zaptının 3 nolu ara kararı ile dilekçeler teatisi tamamlandığından dava dilekçesinin yeniden tebliğine yer olmadığına karar verilmiş, davalının süresinden sonra yani 19/04/2017 havale tarihli cevap dilekçesi ile süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiş, Mahkemece hükme esas alınan ve Tübitak Laboratuvarlarında yapılan analizler sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, malzemelerin ayıplı olduğu, ancak bu ayıbın gizli ayıp olmadığı belirtildiğinden davacı - birleşen davalı tarafın sorunlu olduğunu belirttiği fatura konusu mallar için yaklaşık 4,5-5-6- ay sonra satıcıya ayıp bildiriminde bulunduğu, hatta ilk sorunlu ürünler olarak belirttiği 23.10.2012 tarihi için 11 ay sonra ayıp bildiriminde bulunduğunu, ayıp bildiriminde bulunulmaması hususu def'i niteliğinde olup, davalı - birleşen davacı tarafça bu konuda cevap dilekçesi ile birlikte bu konuda def'i ileri sürüldüğünü, davacı - birleşen davalı süresi içerisinde satın aldığı malları gözden geçirmediğinden ve ayıp bildiriminde bulunmadığından, Kanun gereği satış sözleşmesine konu dolgu malzemesini teslim aldığı haliyle kabul etmiş sayılacağını, bu durumda, asıl davada satış sözleşmesine konu malın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak doğan zararın tazminini istemli açılan davanın reddine karar verilmiş, birleşen davada ise; davacı taraf satım sözleşmesine konu bedelin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiş, davalı davanın reddini talep etmiş, Mahkemece her iki taraf ticari defter ve kayıtları incelenmiş, satım sözleşmesi nedeniyle birleşen davacı tarafça düzenlenen satış faturaları bakımından birbiri ile tamamen uyumlu olduğunu, yine ödemeler konusunda, Türkiye İş Bankası A.Ş. olan, 28/09/2013 keşide tarihli, ... çek nolu, keşidecisi Has Doğan Kablo Elektrik İns. İml. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. olan, 100.000,00.-TL tutarlı çek ve muhatabı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. olan, 09/11/2013 keşide tarihli, ... çek nolu, keşidecisi Has Doğan Kablo Elektrik İns. İml. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. olan, 150.000,00.-TL tutarlı çek dışında kayıtlar birbiri ile tutarlı olduğunu, satış bedelinin ödenmesi konusunda taraflar arasındaki tek uyuşmazlık, bahsedilen toplam 250.000,00-TL tutarlı iki adet çekin ödenip ödenmediği noktasında toplandığını, birleşen davalı taraf uyuşmazlık konusu iki adet müşteri çekini ciro ederek birleşen davacıya verdiğini, birleşen davacının çekleri, kendilerine iade etmediğini savunmuş, birleşen davacı taraf çekleri iade ettiklerini belirtmiş, buna dair bir tutanağa dayanmış ancak ilgili tutanak aslını ibraz edememiş, tutanakta teslim alan kişi olarak belirtilen birleşen davalı çalışanı, finans sorumlusu olarak görev yapan Figen Bağ tanık sıfatı ile alınan beyanında; çekleri teslim almadığını, fotokopi belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını, kaşenin de birleşen davalı şirkete ait olmadığını iddia etmiş, bankalarına yazılan yazı ile netice olarak her iki çek için Muhatap Bankalarca ödeme yapılmadığı sabit olduğundan bu çekler birleşen davacıda kalmış olsa dahi takip konusu miktar kadar davacının alacaklı bulunduğunun belirlendiğinden birleşen davanın kabulüne, icra-inkar tazminatının da kabulüne karar verilmiş, işbu karar davacı birleşen dosya davalısı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı birleşen dosya davalı vekilinin asıl dosya bakımından davalının, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
Dava dilekçesi ve tensip tutanağının davalıya tebligat yoluyla 03/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
HMK'nın hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27.maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak (b) Açıklama ve ispat hakkını, (c) Mahkemenin, açılamaları dikkate alarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflara açıklama ve ispat hakkı tanınmadan verilememesi, Anayasanın 36.maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olarak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasa'sının 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davanın tarafları, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmemelidir.
HMK'nın 127. maddesi uyarınca cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olup, bu haliyle cevap süresi 17/03/2015 tarihinde sona ermektedir.
Ticaret Mahkemesi'nin 18/05/2017 tarihli duruşmasında; 1 nolu ara karar ile dosyanın incelenmesinde davalıya dava dilekçesinin tebligat zarfı (dava dilekçesi ekli) üzerinde HMK'nın 122 ve 128. maddeleri gereğince düzenlenen meşruhat yazılı olmaksızın tebliğ edildiği anlaşıldığından, tebliğ işleminin geçersiz olduğuna ve davalı vekilinin ön inceleme duruşmasından sonra 18/04/2017 tarihinde vermiş olduğu cevap dilekçesinin dosyada usulüne uygun dava dilekçesi tebliği bulunmadığından süresinde kabul edilmesine karar verilmiş ise de İlk Derece Mahkemesinin 16/02/2015 tarihli tensip tutanağı düzenlediği ve tensip tutanağında (3.sıra) cevap süresinin iki hafta olduğuna dair ihtaratta bulunduğu görüldüğünden davalının cevap dilekçesinin süresinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi'' başlıklı 141. maddesine göre; taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (Y.13.H.D'nin 13/01/2020 tarih ve 2016/29435 - 2020/31 sayılı ilamı).
6100 sayılı HMK’nın 25/1. maddesine göre, “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.” Ayıp ihbarı niteliği itibariyle satın alınan maldaki ayıbın varlığını satıcıya bildirmeye yönelik bir tasavvur açıklaması olduğundan, bildirim yükümlülüğüne uyulmadığını davalı satıcı ileri sürmelidir. Satıcı tarafından, alıcının yasal süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına yönelik bir savunma ileri sürülmedikçe bu husus, mahkemece re’sen dikkate alınıp değerlendirilemez (YHGK’nun 2014/13-1125 E, 2016/587 K sayılı ilamı).
Ayıp ihbarı hukuki işlem olmayıp bir hukuki işlem benzeridir. Bu niteliğinden dolayı da ayıp bildiriminin, yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Ayıp ihbarının süresinde davalı tarafından ileri sürülmesi gerekir. Davalı vekilinin süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde, gizli ayıbın derhal bildirilmediği, ihbarın süresinde yapılmadığı yönünde bir savunması bulunmakta ise de bu def'inin cevap süresi içerisinde ileri sürülmemesi nedeni ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; hükme esas alınan ve Tübitak Laboratuvarlarında yapılan analizler sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, malzemelerin ayıplı olduğunun belirtildiği, ayıp ihbarında bulunulmadığına dair davalı tarafça süresinde savunmada bulunulmaması nedeniyle, ayıp ihbarının süresinde olmadığına ilişkin savunmanın mahkemece resen göz önüne alınamayacağı (Yargıtay HGK'nın 2014/13-1125Esas 2016/587 Karar 4.5.2016 tarihli kararı) anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi hatalı olup davacı birleşen dosya davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazı yerinde görülmüştür.
Davacı birleşen dosya davalı vekilinin birleşen dosya bakımından çek iadesinin olmadığına, çeklerin birleşen davacıda kalmasının sonucu değiştirmeyeceğine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
Her iki çek için muhatap bankalarca ödeme yapılmadığı sabit olduğundan bu çekler birleşen davacıda kalmış olsa dahi takip konusu miktar kadar davacının alacaklı bulunduğu her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile bilirkişi marifetiyle tespit edilip sabit olduğundan, Mahkemece de hüküm altına alınan alacağın muhatabı Türkiye İş Bankası A.Ş. olan, 28/09/2013 keşide tarihli, ... çek nolu, keşidecisi Has Doğan Kablo Elektrik İns. İml. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. olan, 100.000,00.-TL tutarlı çek ve muhatabı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. olan, 09/11/2013 keşide tarihli, ... çek nolu, keşidecisi Has Doğan Kablo Elektrik İns. İml. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. olan, 150.000,00.-TL tutarlı çek ile tahsilde tekerrür etmemesine şeklinde hüküm kurulmuş ise de çeklerin akıbeti araştırılmadan ve birleşen dosya davacısı tarafından çekleri iade ettiklerini ispatla mükellef olduğu hususları değerlendirilmeden karar verilmesi de hatalı olup, davacı birleşen dosya davalı vekilinin birleşen dosyada yapmış olduğu istinaf itirazı yerinde görülmüştür.
Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; asıl dosyada ayıp ihbarında bulunulmadığına dair davalı tarafça süresinde savunmada bulunulmaması nedeniyle davacının taleplerinin değerlendirilmesi, birleşen dosyada ise muhatabı Türkiye İş Bankası A.Ş. olan, 28/09/2013 keşide tarihli, ... çek nolu, keşidecisi Has Doğan Kablo Elektrik İns. İml. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. olan, 100.000,00.-TL tutarlı çek ve muhatabı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. olan, 09/11/2013 keşide tarihli, ... çek nolu, keşidecisi Has Doğan Kablo Elektrik İns. İml. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. olan, 150.000,00.-TL tutarlı çeklerin akıbeti araştırılarak ve birleşen dosya davacısı tarafından çekleri iade ettiklerini ispatla mükellef olduğu hususları değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı-birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı-birleşen davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/05/2023 tarih, 2017/203 Esas ve 2023/421 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.14/02/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*