T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1913 - 2025/350
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1913
KARAR NO : 2025/350
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/05/2023
NUMARASI : 2023/97 Esas - 2023/304 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : VELİ AKGÜN SERAMİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - 0924090979200001 - Hanlıköy Mah. Eskişehir Cad. No:93 Arifiye/SAKARYA
VEKİLİ : Av. ...
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 20/02/2023
KARAR TARİHİ : 17/02/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 10/03/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı taraf, davalı şirketteki hisselerini 13/02/2009 tarihinde devretmesi sonrasında davalı şirketin üçüncü kişilere olan toplam 524.758,00 TL borcunun 2009 yılı şubat ve mart aylarında kendisi tarafından alacaklı üçüncü kişilere ödendiğini, bu suretle davalıdan sebepsiz zenginleşmeye dayanan alacağın bulunduğunu, bu amaçla Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, takibe konu bu ödemeler açısından BK’nun genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu ve Eskişehir 5. Noterliği'nin 20.09.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bu alacaklar davalıdan talep edilmekle zamanaşımının kesildiğini, yine davaya konu icra takibi öncesinde aynı alacak için Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası ile 13.02.2019 tarihinde davalı hakkında yapılan icra takibinin de zamanaşımını kestiğini, Eskişehir'de başlatılan bu icra takibine davalının yaptığı yetki itirazı kabul edilerek takibin Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün ... sayısı üzerinden devam ettiğini, ancak davalının Eskişehir icra dosyasına karşı takibin iptali talebiyle İcra Hukuk Mahkemesine açtığı davanın Eskişehir ilk derece mahkemesince reddedilmesine rağmen Ankara Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde kararın kaldırılarak davanın kabul edilip 13/02/2019 tarihli takibin iptal edildiğini, Yargıtayca bu kararın onanması ile takibin iptali kararının kesinleştiğini, Yargıtayın kararının öğrenilmesi üzerine 09.02.2022 tarihinde dava konusu olan Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyası ile aynı alacaklar hakkında tekrar ilamsız takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmolunmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının daha önce açtığı davalarda takip konusu bu ödemelerin davalı şirketteki hisselerinin 13/02/2009 tarihli devri kapsamında yaptığını ileri sürdüğünü, bu konuda İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/337 E. no.lu dosyası ile red kararı ile sonuçlanan ve kesinleşen davada söz konusu havalelerin eski ve yeni paydaşlar arasındaki harici hisse alım satım sözleşmesinin bir parçası olduğunu ve buna göre şirketin bazı borçlarının kendisinin de içinde yer aldığı eski paydaşlarca üstlenilerek bu ödemelerin harici protokoller gereğince eski ortaklar olarak üstlendikleri şirket borçlarının kapatılması amacına yönelik olduğunu defalarca beyan ettiğini, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/796 E. sayılı dosyasında da aynı beyanlarda bulunduğunu, Eldeki dava dosyasının dava dilekçesinde yer alan “havalelerin tek nedeninin, taraflar arasındaki harici protokollerin yürüklükte olması” ifadesiyle kastedilenin bu olduğunu, sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanılmasının zamanaşımı kaygısına dayandığını ancak davanın ortaklık ilişkisinden kaynaklanan bir dava olduğunu, iddia edilen 02/03/2009 tarihli son ödeme esas alındığında dahi TBK'nın m. 147/4 maddesi uyarınca alacağın ve davanın tabi olduğu 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, Sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanılmış ise de bu açıdan da TBK'nın m. 82’ye göre iki ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin bulunduğunu ve bu ihtimalde dahi davacının geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde talepte bulunmamış olması ve şirketin eski ortağı ve yöneticisi olması itibariyle zaman aşımı süresinin dolduğunu, 20.09.2018 tarihli ihtarnamesinin TBK'nın 154. maddesine göre zamanaşımını kesen bir işlem olmadığını, iptaline karar verilmiş olan Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasının da iptal edilmiş olması sebebiyle zamanaşımını kesmediğini, ayrıca bu iki işlem tarihi itibariyle zaman aşamı sürelerinin dahi dolduğunu, Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasının diğerlerinden bağımsız yeni bir takip olduğunu, Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibinin dahi derdest olması sebebiyle dava konusu ikinci takibin mükerrer olduğunu, davanın zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise davacının ödeme iddiasının ve yaptığı ödemenin davalıya ait borçlara ilişkin olduğunu borcun varlığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının İstanbul 7. Asliye Ticaret Mah.nin 2014/337 E. sayılı dosyasına sunduğu 21/02/2009 tarihli belgede hisse devri sonucunda davalı şirketin ödemeleri ve borçları ile bir ilgisinin kalmadığını ve şirketin devir öncesi tüm alacak ve borçlarının ...’a ait olduğunu belirterek davalı şirketi ibra ettiğini, bu haliyle iddia edilen alacağın da bulunmadığını savunarak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın zaman aşımı sebebiyle Reddine, koşulları gerçekleşmediğinden kötü niyet tazminatı taleplerinin Reddine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibin yeni bir takip olmasının yani zamanaşımını kesen 13.02.2019 tarihinde açılan Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1473E sayılı takibinin Ankara BAM 32. HD.'nin 2021/350E, 2021/379K sayılı ilamı ile iptal edilmiş olmasının takibin açılması ile ortaya çıkan sonuçların ortadan kaldıracağına, buna zamanaşımının kesilmesinin de dahil olduğuna ilişkin mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, zira TBK'nın 154/2 maddesine göre takip talebinde bulunulması zamanaşımının kesilmesi için yeterli olduğunu, alacağın zamanaşımına uğramadığı ve davanın da bu nedenle reddine karar veren yerel mahkeme kararında isabet bulunmadığı açık olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf ve cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin şikâyet üzerine iptal edilmiş olmasının zamanaşımına yönelik başlangıçtaki kesilmeyi etkilemeyeceği iddiası da büsbütün temelsiz olduğunu, sayın mahkemenin zamanaşımı sebebiyle dava ret kararı sonuç olarak doğru ise de, somut olayda uygulanması gereken yasa hükmünün tayininde hata yapıldığını, bizce davacının iddiası, şirketteki payını devrettiği sırada bu devre ilişkin olarak şirketin üçüncü kişilere olan borçları için havaleler yaptığı iddiası olup, dava ortaklık ilişkisinden kaynaklanan bir davadır. Her ne kadar dava dilekçesinde yeterli açıklama olmasa da, davacının huzurdaki davadan önce açtığı birçok davada, ilgili mahkemelere hitaben, işbu davaya konu ettiği havaleleri, eski ve yeni ortaklar arasındaki harici hisse alım/satım protokollerinin bir gereği ve ortaklık ilişkisinin bir parçası olarak takdim ettiği, dava dilekçesinde de “havalelerin tek nedeninin, taraflar arasındaki harici protokollerin yürüklükte olması” (sh,4) şeklindeki ifadeyle bu olguya gönderme yaptığı, dolayısıyla olayda sebepsiz zenginleşmeye ilişkin 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin değil, TBK'nın m. 147/4’deki 5 yıllık özel zamanaşımı süresinin uygulanması ve davanın bu hüküm gereğince reddedilmesi gerekeceğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2023 Tarih - 2023/97 Esas - 2023/304 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ticari işletmenin devrinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, ticari işletmenin devrinden kaynaklanan alacağının tahsili için Sakarya 4. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının 2009 yılında, davalı şirketteki hisselerini devretmesinden sonra, şirket borçları için 3. kişilere yapmış olduğu ödemeler sebebiyle başlattığı Sakarya 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu alacağın bulunup bulunmadığı, alacak varsa, alacağın miktarı, davaya dayanak icra dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı lehine kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı ile icra takibine konu alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı hususundadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Eldeki davada; davacının 2009 yılında davalı şirketteki hisselerini devrettiği, yapılan devirden sonra, şirket borçları için davacı tarafından 3. kişilere ödemeler yapıldığı, yapılan ödemenin en son tarihlisinin 02/03/2009 olduğu, yapılan son ödemeler sebebiyle davacı tarafından, davalı şirketten sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı olarak Sakarya 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, 09/02/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığı, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine, duran takibin devamı için eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 82. maddesine göre sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Eldeki davada; davacının ileri sürdüğü vakıaların ileri sürülüş biçimine göre; davacının, şirket ortaklığı sona erdikten sonra, şirketin üçüncü kişilere olan borcunu ödediği tarih itibariyle, yani en son 02/03/2009 tarihinde bunu geri isteme hakkı olduğunu bilebilecek durumda olduğu, dolayısıyla iki yıllık zaman aşımı süresinin bu tarihte başlayacağı değerlendirilmiştir.
Eldeki davada; davacının icra takibine ve davaya konu ettiği alacak talebini ilk olarak Eskişehir 4. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takibinde ileri sürdüğü, başlatılan icra takibinin yetkisizlik kararı ile Sakarya İcra Dairesine gönderildiği, sonrasında Sakarya 1. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından takibini devam ettiği; ancak icra takibinin başlatılıp devam ettiği Eskişehir İcra Müdürlüğünde devam ettiği dönemde takibin iptali istemi ile Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesinde (2019/177 Esas) açılan davanın yargılaması neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 2021/350 esas 2021/739 karar sayılı kararı ile Eskişehir 4. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takibinin iptaline karar verildiği ve verilen bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/7711 esas 2022/721 karar sayılı ilamı ile onandığı ve akabinde kesinleştiği, öğrenmenin daha sonra başladığı ve Eskişehir İcra Dairesindeki takibin zaman aşımını kestiği kabul edilse dahi takibin iptali ile bu etkinin sona ermiş olduğu, davacının, iptal edilen bu takip sonrasında alacağını davaya konu Sakarya 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 09/02/2022 tarihinde tekrar talep etmiş olduğu görülmüştür.
Eldeki davada; davacının sebepsiz zenginleşmeye dayanan icra takibi ve alacak talebi açısından 02/03/2011 tarihinde iki yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, 02/03/2009 tarihinden itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresi içinde de zaman aşımını kesen başkaca bir işlem bulunmadığından, 10 yıllık zaman aşımı süresinin 02/03/2019 tarihi itibariyle tamamlandığı, açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle ilk derece mahkemesince; davalının süresinde yaptığı zaman aşımı defi nazara alınarak davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmiş olmasında ve kötü niyet tazminat koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, zaman aşımına uğramış borcun talep edilmesinde ve defi olarak ileri sürülmemesi halinde tahsilinde bir engel bulunmaması kanaatiyle bu istemin de reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Dairemizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesince verilen hükmün istinaf talebinde bulunan tarafların istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, tarafların bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Tarafların İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-Bakiye 345,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/02/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*