T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1844 - 2025/297
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1844
KARAR NO : 2025/297
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :16/05/2023
NUMARASI :2020/763 Esas - 2023/478 Karar
DAVACI :...
VEKİLİ :Av...
DAVALI :T. HALK BANKASI A.Ş. - Barbaros Mah. Şebboy Sk. No:4 Ataşehir/İSTANBUL
VEKİLİ :Av..
DAVA :Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :26/03/2018
KARAR TARİHİ :14/02/2025
KR. YAZIM TARİHİ :10/03/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın 27/02/2018 tarihinde, Türkiye İş Bankası Bostancı Şubesi'ne ait 21/11/2017 keşide tarihli, 26.284,00-TL bedelli çek ile davacı hakkında Gebze 4. İcra Dairesi'nin 2018/6104 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu icra takibi başlattığını, dava konusu çek hakkında ödeme gününde davalı bankanın Hasköy Şubesi'nce 21/11/2017 tarih ve 09:00'da ibraz edilen işbu çek takas merkezinden diğer hatalı çekler kodu ile iade edildiğinden herhangi bir işlem yapılamamıştır şerhi düşüldüğünü, davalının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlattığı takibe konu çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, belirtilen şekilde davacının çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı bankaya olan borçlarına karşılık olarak Türkiye İş Bankası AŞ.'ye ait 21.11.2017 tarihli 26.284,00-TL bedelli çeki verdiğini, çekin 21.11.2017 tarihinde bankaya ibraz edildiğini ancak çek bedelinin tahsil edilemediğini, çek bedelinin tahsil edilememesi üzerine 27.02.2018 tarihinde kambiyo takibi başlatıldığını, ödeme emrinin 09.03.2018 tarihinde bizzat muhataba tebliğ edildiğini, davacı borçlunun süresinde ödeme emrine ilişkin itirazlarını ileri sürmediğini ve huzurda görülen işbu davayı açtığını, ödeme emrini bizzat teslim alan borçlunun itiraz etmeyerek bu davayı açmasının kötüniyet teşkil ettiğini ve davalının alacağını sürüncemede bırakma amacı taşıdığını, tüm bu nedenler ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜNE, Gebze 4. İcra Müdürlüğünün 2018/6104 esas sayılı dosyasında takip konusu, davacının Türkiye İş Bankası A.Ş. Bostancı şubesine ait ... seri nolu, 21/11/2017 keşide tarihli, 26.284,00 TL bedelli çek nedeni ile borçlu olmadığının TESPİTİNE, dava konusu çek ödenmiş olduğundan bedellerinin istirdatına, çek bedeli olarak toplam ödenen 43.715,00-.TL'nin 11/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı borçlu süresinde ödeme emrine ilişkin itirazlarını ileri sürmediğini ve istinaf incelemesine konu işbu davayı açtığını, ödeme emrini bizzat teslim alan borçlunun itiraz etmeyerek dava açmasının açıkça kötü niyet teşkil ettiğini ve davalının alacağını sürüncemede bırakma amacı taşıdığını, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde bu durumu hiç tartışmadığını ve davalının savunmalarını dikkate almadığını, hukuka uygun olarak başlatılan kambiyo takibinin durmasını veya iptal edilmesini gerektiren herhangi bir hukuki dayanak bulunmadığını, davacının dosya kapsamında imza itirazında bulunduğunu ve iade kodunu esas göstererek davalı bankaya borcu olmadığının tespitini talep ettiğini ancak söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmamakla birlikte kötü niyet teşkil ettiğini, kaldı ki davalının ciro zincirinde iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, keşideci tarafından atılan imza davalı huzurunda atılmadığından; davalının, imzanın kime ait olduğunu bilmesine imkan bulunmadığını, davalının bu konuda da herhangi bir yasal sorumluluğu bulunmadığını, dosyada çekteki imzanın davacının eli ürünü olmadığını kesin bir şekilde ortaya koyan bir rapor bulunmadığını, bu kapsamda ticari teamüller gereği çeke atılan imzanın davacıya ait olduğunun kabulü gerektiğini, kıyasa imkan verebilecek nitelikte davacının imza örneklerinin toplanması ve bu kapsamda yeniden rapor alınması gerekirken, eksik bilgi ve belgelerle hazırlanan raporun hükme esas alınmasını kabul etmediklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2023 tarih, 2020/763 Esas - 2023/478 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından Gebze 4. İcra Müdürlüğünün 2018/6104 esas sayılı takip dosyasına konu edilen Türkiye İş Bankası A.Ş. Bostancı Şubesine ait, 21/11/2017 keşide tarihli, 26.284,00 TL miktarlı çek üzerinde kendisine atfen atılı keşideci imzasının eli ürünü olmadığı iddiası ile eldeki dava açılmış, İlk derece mahkemesince, davacının huzurda alınan imza örnekleri ile kurum ve kuruluşlardaki tatbike medar imzaları temin edilerek grafoloji uzmanından rapor alınmış, grafoloji uzmanının tanzim ettiği ve çek üzerindeki imzanın, davacının eli ürünü olduğu kanaatini içeren 28/12/2018 tarihli rapor uyarınca davanın reddine karar verilmiş, işbu kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 23/10/2020 tarih ve 2019/2154 Esas 2020/1355 Karar sayılı "İlk derece mahkemesince, davacının huzurda alınan imza örnekleri ile kurum ve kuruluşlardaki tatbike medar imzaları temin edilerek grafoloji uzmanından rapor alınmış, grafoloji uzmanının tanzim ettiği ve çek üzerindeki imzanın, davacının eli ürünü olduğu kanaatini içeren 28/12/2018 tarihli rapor uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. Ancak hükme esas alınan rapor uyuşmazlığı giderecek nitelikte görülmemiştir. Davacının istiktap suretiyle alınan imzaları ve tatbike medar imzaları ile çek üzerindeki imzaların çıplak gözle dahi farklılık arz ettiği heyetçe gözlenmiştir. Çek üzerindeki imzanın iki parçadan, incelemeye alınan örnek imzaların ise tek parçalı olarak atılı olduğu, söz konusu raporda buna dair bir izahatın da bulunmadığı, dolayısıyla davacı vekilinin süresi içerisindeki rapora itirazının da varlığı karşısında, mahkemece yeniden rapor aldırılmasına yönelik işlem tesis edilmeksizin, yargı ve taraf denetimi açısından yeterli görülmeyen rapor esas alınarak karar verilmesi yerinde görülmemesi" gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece yeniden yapılan yargılama ile davanın kabulüne karar verilmiş, işbu karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Mahkemece iki rapor alınmış; 31/08/2021 tarihli ATK raporunda özetle; inceleme konusu çekte keşideci imzası ile .... ...'in mevut mukayese imzaları arasında gramaların yapılışı itibarı ile kısmi benzerlik görülmekle birlikte; söz konusu imzanın basit tersimli olması nedeniyle ...'in eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bid tespite gidilemediğini bildirmiştir.
07/04/2023 tarihli ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunda özetle; inceleme konusu çekte atılı basit tersimli keşideci imzası ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olmadığı bildirmiştir.
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Dosya içerisinde hükme esas alınan 07/04/2023 tarihli ATK raporu incelendiğinde, inceleme konusu ve mukayese imzaların tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in el ürünü olmadığının kuvvetle muhtemel olarak tespit edildiği, heyetimizce yeniden yapılan gözlemde de 'davacının istiktap suretiyle alınan imzaları ve tatbike medar imzaları ile çek üzerindeki imzaların çıplak gözle dahi farklılık arz ettiğinin" gözlemlendiği, buna göre yeniden rapor alınmasına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan alınan raporda, davaya konu çekteki atfedilen imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, raporun denetime elverişli olduğu, mutlak def'i olan sahtelik iddiasının herkese karşı ileri sürülebileceği, hükme elverişli ATK raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraf vekilleri ile davacının adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 2.067,34-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 516,9-TL'nin mahsubu ile kalan 1.550,44-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/02/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*