T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1855
KARAR NO : 2025/278
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :10/07/2023
NUMARASI :2022/500 Esas - 2023/763 Karar
DAVACI :....
VEKİLİ :....
DAVALI :....
:....
VEKİLİ :....
DAVA :Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :22/06/2022
KARAR TARİHİ :14/02/2025
KR. YAZIM TARİHİ :10/03/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Gebze İcra Dairesi'nin 2021/22570 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla, örnek 10 icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin mahalle muhtarına tebliğ edilmesi suretiyle takibin kesinleştiğini, davacıya muhtarından bir haber verilmediğini, evin kapısında da bir kağıt görmediğini, davacının icra takip dosyasını tesadüfen e-devletten fark etmiş olup, takibe karşın icra hukukta başvurulacak yolları da süre yönünden kaçırdığını, buna rağmen yine de Gebze 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/553 Esas, 2022/698 Karar sayılı dosyası ile dava açtığını ancak beş günlük süre içinde açılmadığından ötürü davanın usulden reddolduğunu, Gebze İcra Dairesi'nin 2021/22570 Esas sayılı icra dosyasında takibe dayanak senette yer alan imza ve yazıların davacıya ait olmadığını, takibe dayanak bononun sahte olarak düzenlendiğini, takibe dayanak senedin sahteliği sebebiyle Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/1193 Soruşturma dosyası ile savcılık şikayetinde bulunulduğunu, yetkisizlik ile dosyanın Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na geldiğini, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/28291 Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturmanın derdest olduğunu, davacının davalı ile alacak-borç ilişkisi, ticari ilişkisi vs parasal anlamda herhangi bir ilişkisi olmadığını, takibe konu bononun, davcının bilgisi dışında doldurulduğunu, arabuluculuğa başvurduklarını ancak görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını, nihayetinde de Gebze İcra Dairesi'nin 2021/22570 Esas sayılı dosyasında, davcının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafça kötüniyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bononun, davacı tarafından davalıya olan borcuna binaen verildiğini, davacının dava konusu bonodan dolayı taraflarına hiçbir ödeme yapmadığını, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü üzere imzaya itirazların ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 5 gün içerisinde yetkili icra hukuk mahkemesine yapılması gerektiğini, davacı tarafından yapılan imzaya itirazın Gebze 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/553 Esas 2021/698 Karar sayılı 22/12/2021 tarihli kararıyla imzaya itirazının reddedildiğini, davacıya yapılan icra emri tebligatının 14/10/2021 tarihinde TK 21/2'ye göre yapıldığını, davacının 5 günlük yasal süresinde imzaya itiraz etmediğini, borçlunun itirazını takip kesinleşip haciz işlemleri yapıldıktan sonra 27/10/2021 tarihinde yaptığını, süresi dışında yapılan imzaya, borca ve faize itirazın kabul edilemeyeceğini, davalının davacıya vermiş olduğu borçların karşılığı olarak taraflar arasında karşılıklı rıza ile bono düzenlendiğini, davacının borcunu vadesinde ödememesi sonucunda müvekkilinin bonoyu takibe koyduğunu, davacının senetteki borçtan kurtulmak maksadıyla kötü niyetli olarak davayı açtığını, davacı borçlunun haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının usul ve esastan reddi ile davalının alacaklı olduğunun tespitine, İİK m.72/4 uyarınca, davalının alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın %20’sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜNE, davacının Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/22570 Esas sayılı dosyasında dayanak 26/07/2021 düzenleme, 26/08/2021 ödeme tarihli keşidecisi ..., lehtarı ... olan 85.000,00-TL bedelli senet dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat külfetinin davacıda olduğunu, ilk derece mahkemesinde senet üzerindeki imza incelemesi yapıldığını, ATK bilirkişi raporu kesinlik içermemekte olup yalnızca kanaat raporu olduğunu, kesinlik içermediğini, tek başına itibar edilebilir nitelikte olmadığını, buna rağmen davanın kabulüne karar verildiğini, davalının talep ettiği alacağın hukuken mevcut ve takip edilebilir bir alacak niteliğinde olup, davacı borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasının haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kötüniyetli olduğundan kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, arabuluculuk ücretinin davacıya yükletilmemesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarih, 2022/500 Esas - 2023/763 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/22570 Esas sayılı icra dosyasında takibe dayanak senette yer alan imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, takibe dayanak bononun sahte olarak düzenlendiğini, bu nedenle Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/22570 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı davanın reddini talep etmiş, Mahkemece; davanın kabulüne, davaya konu bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının senedi icraya koymakta kötü niyetli olduğu da davacı tarafça kanıtlanamadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, arabuluculuk ihtiyari olduğundan davacı tarafından ödenmesi gerektiğine karar verilmiş, işbu karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekilinin istinaf itirazları değerlendirildiğinde;
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Dosya içerisinde ATK raporu incelendiğinde,ATK raporunda, inceleme konusu ve mukayese imzaların tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, buna göre hükme esas alınmamasına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
İcra mahkemesinin takip hukukuna ilişkin kararları menfi tespit davası açılmasına engel olmayıp kesin hüküm teşkil etmez. ATK raporunda incelemenin Yargıtay içtihatlarına uygun olarak yapıldığı takip konusu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş olmakla, davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına uygundur.
Davacı vekilinin kötü niyet tazminatının reddine dair karara ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
İcra takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit davasında mahkemece davanın kabulüne ile kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Somut olayda takibe konu bono keşidecisi davacı, lehtarı ise davalıdır. Davalı takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olduğunu savunmuş, ancak davacının bağlayıcı imzasını kanıtlayamamıştır. 2004 sayılı Kanun'un 72nci maddesinin beşinci fıkrasında borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması durumunda istem üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere borçlunun dava nedeniyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği düzenlenmiştir. O halde, anılan hüküm gereğince keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olan davalının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü ile davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemece takibin kötü niyetli yapıldığı kanıtlanamadığı gerekçesi ile hatalı değerlendirme sonucu tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin arabuluculuk ücretinin taraflarına yüklenmesine ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
İhtiyari arabuluculukta, arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı yasanın 7/2.maddesi, Arabuluculuk Yönetmeliğinin 9/3.maddesi ve Arabuluculuk Ücret Tarifesinin 3/1.maddelerine göre taraflarca eşit ödeneceğinin düzenlendiği görülmektedir. Bu nedenle taraflarca eşit ödenmesine karar verilmesi gerekirken davacıdan alınmasına karar verilmesi hatalı olmuştur.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine oy birliği ile İlk derece mahkemesi kararındaki anılan yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacının istinaf istemlerinin kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesi yönünden oy birliği ile arabuluculuk ücretinin yarı yarıya taraflardan alınması yönünden oy çokluğu ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
1-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarih, 2022/500 Esas ve 2023/763 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a)Davanın KABULÜNE, davacının Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/22570 Esas sayılı dosyasında dayanak 26/07/2021 düzenleme, 26/08/2021 ödeme tarihli keşidecisi ..., lehtarı ... olan 85.000,00-TL bedelli senet dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine,
b)Asıl alacağın (85.000,00-TL) %20'si oranında kötüniyet tazminatının (17.000,00-TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Alınması gerekli 5.875,63-TL harçtan peşin alınan 1.468,91-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.406,72-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
ç)İhtiyari arabuluculuk sürecine yönelik, 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanun gereğince davacıdan ve davalıdan eşit olarak tahsili için ilk derece mahkemesince Hazineye müzekkere yazılmasına,
d)Davacı tarafından peşin yatırılan 1.468,91.-TL peşin harç ile 80,70.-TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
e)Davacı tarafından tebligat, posta, müzekkere gideri olarak sarf edilen 396,50.-TL ve ATK ücreti olarak sarf edilen 2.428,00.-TL olmak üzere toplam 2.824,50.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT 13/1 maddesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
g)Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a)İstinaf kanun yoluna Başvuru harçlarının hazineye irat kaydına,
b)Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
c)Alınması gereken 5.875,63-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.469,85-TL'nin mahsubu ile kalan 4.405,78-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
ç)Davacı tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcı ile 203,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 941,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
d)Davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
e)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
f)Taraflarca yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
g)Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere arabuluculuk ücreti yönünden oy çokluğu, diğer yönlerden oy birliği ile karar verildi.14/02/2025
... ... ... ...
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
(Muhalif)
KARŞI OY YAZISI:
6100 sayılı yasanın 323.maddesinde yargılama giderlerinin neler olduğu maddede tek tek sayılmıştır. Buna göre yargılama giderleri; Başvurma, karar ve ilam harçları, dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri, dosya ve sair evrak giderleri, geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler, keşif giderleri, tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler, resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler, vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti ile yargılama sırasında yapılan diğer giderlerdir. Bundan ayrı olarak özel kanunlarında yargılama giderlerinden sayılacağı belirtilen diğer giderler de yargılama giderlerindendir.
6325 sayılı yasanın 18/A-13. maddesinde dava şartı olan ara buluculuk ücretinin 2 saate kadar olan kısmının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği ve fazlasının taraflarca karşılanacağı, bu miktarların yargılama giderlerinden sayılacağı düzenlenmiştir. Buna paralel düzenleme Ara buluculuk Yönetmeliğinin 26.maddesinde de yapılmış, dava şartı olan ara buluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı düzenlenmiştir.
Ancak eldeki davanın açıldığı tarih olan 30.04.2019 tarihi itibariyle menfi tespit davaları arabuluculuğa tabi davalardan olmadığı (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4471 esas 2021/5774 karar sayılı ilamı, Dairemizin 2021/128 esas 2021/1839 karar sayılı ilamı) dolayısıyla dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk faaliyetinin ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olduğu anlaşılmıştır.
İhtiyari arabuluculukta, arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı yasanın 7/2.maddesi, Arabuluculuk Yönetmeliğinin 9/3.maddesi ve Arabuluculuk Ücret Tarifesinin 3/1.maddelerine göre taraflarca eşit ödeneceğinin düzenlendiği görülmektedir. Yasa koyucu ihtiyari arabuluculuk için, dava şartı olan arabuluculukta olduğu gibi açıkça yargılama giderlerinden sayılacağı yönünde bir düzenleme yapmadığından, ihtiyari arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olmayıp, gerek ilk derece mahkemesince gerekse dairemizce yargılama giderlerinden olmayan bir gider hakkında karar verilmesi yönünden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
...
Üye ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*