T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1584 - 2025/29
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1584
KARAR NO : 2025/29
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :...(...)
ÜYE :...(...)
ÜYE :...(...)
KATİP :(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :23/05/2023
NUMARASI :2021/68 Esas - 2023/325 Karar
DAVACI :GEOTEK OTOMASYON TEKNİĞİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -...
VEKİLİ :Av. ...
DAVALI :MARBEYAZ MAKİNA SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVA :İtirazın İptali (Eser sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :05/02/2021
KARAR TARİHİ :16/01/2025
KR. YAZIM TARİHİ :31/01/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında akdi ilişki bulunduğu davalıya otomasyon sistemi kurarak teslim ettiğini, davalıdan herhangi bir ödeme alamadığından, takip yaptıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalının Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2020/88422 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu faturanın 02.01.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, borçları bulunmaması nedeni ile 8 günlük süre içinde Kocaeli 6. Noterliği ...seri numaralı ihtarname ile 08.01.2019 tarihinde iade edildiğini, davacı ile aralarında davacının iddia ettiği gibi bir sözleşme bulunmadığını, faturaya konu hizmeti almadığını, taraflar arasında alacak borç ilişkisi bulunmadığından davanın reddine, kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... 1-Davacının açmış olduğu davanın REDDİNE,
2-Davalının talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatının dosya içerisinde ki bilgi ve belgelerle davacının kötü niyetli olarak takip yapmış olduğuna dair bilgi ve vesika olmadığından REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, çelişkili tanık beyanları olduğu belirtilip davalı tanık beyanlarına dayanılarak hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hatalı ve hukuka aykırı bilirkişi raporu esas alınarak kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme olgusu açıkça ortada olmasına rağmen yerel mahkemece dosyaya herhangi bir sözleşme sunulmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece davalının ticari defterlerindeki kayıtlar hükme esas alınırken, delil niteliğini haiz davacı kayıtlarının hükme esas alınmamasının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyada mevcut delillerden de görülebileceği üzere davalı ile davacı arasında faturaya konu hizmete ilişkin borç ilişkisi kurulmadığını, dava konusu fatura süresi içerisinde davalı şirket tarafından davacıya iade edildiğini, dolayısıyla herhangi bir temerrüt hali doğmadığını, faturaya konu hizmeti sunduğuna ilişkin herhangi bir delil sunamayan davacının ticari defterlerinin hükme esas alınması TTK ilgili maddeleri ve Yargıtay içtihatlarına aykırılık oluşturacağını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/05/2023 tarih, 2021/68 Esas - 2023/325 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı tarafından başlatılan icra takibine yapılan vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça davalı ile aralarında akdi ilişki bulunduğu davalıya otomasyon sistemi kurarak teslim ettiğini, davalıdan herhangi bir ödeme alamadığından, takip yaptıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalının Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2020/88422 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini, takibin devamını, alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiş, davalı tarafça davaya konu faturanın 02.01.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, borçları bulunmaması nedeni ile 8. Günlük süre içinde Kocaeli 6. Noterliği 00780 seri numaralı ihtarname ile 08.01.2019 tarihinde iade edildiğini, davacı ile aralarında davacının iddia ettiği gibi bir sözleşme bulunmadığını, faturaya konu hizmeti almadığını, taraflar arasında alacak borç ilişkisi bulunmadığından davanın reddini, kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiş, Mahkemece; dava konusu edilen işin bitmiş olması sebebiyle keşif yapılmasında hukuki yarar olmadığı, usul ekonomisi gereğince keşif yapılmadığı, davacı vekilinin 23/05/2023 tarihli celsede yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettiği anlaşıldığından, bu nedenlerle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, işbu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Uyuşmazlık; davacının davalıya takip dayanağı fatura içeriği malı/hizmeti(otomasyon sistemi) verip vermediği ve davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasındadır.
Ticari satımda davacı/satıcının ticari ilişkinin varlığını ve malın teslimini, davalı/alıcının borcu ödediğini ispat etmesi gerekir.
4721 sayılı TMK'nın (6) ve 6100 sayılı HMK'nın 190-(1) maddeleri uyarınca; ispat yükü, özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine HMK'nın 200-(1) maddesi uyarınca; eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
Eldeki uyuşmazlıkta; davacı kayıtları üzerinde talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davacının, incelenen 2019-2020 takvim yılı kanuni ticari defterlerinin kendi adlarına delil vasfına haiz olduğu, davacının incelenen ticari defterlerinde, 24/08/2020 icra takip tarihi itibariyle davalıdan 54.369,80-TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Yine davalı kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda ise davalının ticari defterlerine göre, icra takibine konu 23.12.2019, ... no'lu 54.369,80-TL tutarında faturada dahil olmak üzere davacı yan ile ilgili herhangi bir borçlandırıcı/ alacaklandırıcı işlemi içeren kaydın olmadığı, davalının BA formlarına göre de davacıdan mal ve/ veya hizmet alımı yapıldığına dair beyanda bulunulmadığı, BA formlarının ticari defterlerini teyitlediği, takibe dayanak olarak gösterilen faturanın davalı tarafa 02.01.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, faturaya 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz edilmiş olduğu belirtilmiştir.
14/01/2022 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar ve tespitler birbirleri ile tutarlı ve birbirini doğrular şekilde olduğundan; Mahkemece ek bilirkişi raporu alınmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının davasını fatura ve ticari defter kayıtları ile ispat edemediği sonucuna varılmıştır.
Ancak; taşınır satımında, satıcının borcu taşınırın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya devretmektir (6098 sayılı TBK m.207/1). Taşınır mallarda zilyetliğin devri, zilyetliğin teslimle devri ve zilyetliğin teslimsiz devri şeklinde iki yolla olur. Zilyetliğin teslim yoluyla devri de kendi içinde ikiye ayrılır. Birincisinde satıcı, alıcıya bizzat satılan şeyi (malın kendisini) teslim eder (TMK. m.977). Burada fiilî, maddî bir teslim vardı. Zilyetliğin teslim yoluyla tesliminin ikinci türü ise, şey üzerinde hâkimiyet sağlayacak araçların teslimi sureti ile gerçekleştirilir (TMK. m.977) (Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Fikret Eren, Yetkin Yayınları, Ankara, 2019, 7. Baskı, s:61).
Bu açıklamalara göre davacının otomasyon sistemini kurarak teslim edildiğine yönelik istinaf isteminin incelenmesinde; davacının 23/12/2019 tarihli fatura içeriği malı teslim ettiğini belirttiği, fatura içeriğinde off-grid kompakt turbin otomosyon sistemi yazılı olduğu görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu fatura içeriği malın niteliği gereği zilyetliğin devri ile teslim edileceğinden teslim her türlü delil ile ispat edilebilir. Davacı keşif deliline dayandığından mahallinde bir makine mühendisi ve bir elektrik-elektronik mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişiler ile keşif yapılarak fatura içeriği malın davalıya teslim edilip edilmediğinin, malın davalının iş yerinde olup olmadığının araştırılması, malın iş yerinde bulunduğu görülür ise tarafların sunduğu fatura ve diğer belgeler ile birlikte incelenerek malın davacının sunduğu fatura içeriği ile uyumlu olup olmadığı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle kararın kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/05/2023 tarih, 2021/68 Esas - 2023/325 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi16/01/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*