T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1303
KARAR NO : 2024/1800
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ :09/03/2023
NUMARASI :2021/12 Esas - 2023/165 Karar
DAVACI :LEFA TEMSİLCİLİK İHRACAT PAZARLAMA LTD. ŞTİ. - Kotko Toptancılar Sitesi D Blok No:26 İzmit/KOCAELİ
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVALILAR :1-... ...
:2-... ...
VEKİLİ :Av. ... ...
DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :01/02/2017
KARAR TARİHİ :12/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ :17/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalılardan olan faturalı alacaklarına ilişkin olarak davalılar aleyhine Kocaeli 7. İcra Dairesinin 2015/13105 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını; davalıların başlatılan ilamsız takibe karşı itiraz ederek, davacıya borçlarının olmadıklarını beyan ettiklerini; davacı firmanın gazlı ve gazsız içecek, meşrubat, kahve vb. ürünlerini dağıtım ticaretini yaptığını; bu bağlamda davacının yetkili bulunduğu bölge sınırları içerisinde bayilik vermek sureti ile belirtilen ürünleri pazarladığını; Kartepe Ticaret unvanı adı altında faaliyet gösteren şahıs firması ortakları ... ve ... ile bayilik anlaşması yaptığını; bu anlaşmaya istinaden taraflar arasında ticari faaliyet başladığını; tarafların açık hesap usulü çalışmaktayken Kartepe Ticaret açık hesap ödemelerini yapmamaya başladığını ve davacıyı mali açıdan mağdur ettiğini; bir yandan da taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiğini; ... ve ... ortaklığı adı altında faaliyet gösteren Kartepe Ticaretin ortaklık yapısında değişikliğe giderek ...'ın ortaklıktan ayrıldığını; ... yerine ...'in ortak olduğunu ve ... ile birlikte davacı firma ticari ilişkilerini devam ettirdiklerini; ... ve ... ile Kartepe Ticaret firmanın birikmiş olan cari hesap borçlarının ödemelerini yurt dışındaki tanıdıklarının kredi kartları ile yapacaklarını taahhüt ettiklerini; davacı firmada kredi kartı ile ödemeyi kabul ettiğini; mobil post cihazı üzerinden mail order yöntemi ile ödeme yaptığını; ödemenin ardından davacı firmanın post cihazı üzerinde kısıtlama işlemi uygulandığını; firmanın hesabına bloke konulduğunu; ilgili banka şubesi ile yaptığı görüşmede ... ve ... tarafından ödemelerde kullanılan yurt dışı kaynaklı kredi kartları ile alakalı olarak kartların sağlayıcısı olan Visa ve Master Card firmalarından uyarı yazıları alındığını ve yapılan işlemlerin dolandırıcılık faaliyeti kapsamında olduğunu; ilgili kişilerce yapılan tüm kredi kartlı ödemeleri davacıdan faiziyle 148.100,85 TL olarak iade alındığını; davacının, davalılardan olan faturalı alacaklarına ilişkin olarak davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını; davalılara başlatılan ilamsız takibe karşı itiraz ederek borçlarının olmadıkları yönündeki icra takibine yaptığı itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar ... ve ...'ın 27/09/2013 tarihinde adi ortaklık kurduğunu; bu ortaklıktan 17/04/2015 tarihinde ayrılan ...'ın yerine ... ile yeni bir adi ortaklık sözleşmesi yapıldığını; 05/09/2015 tarihine kadar da bu adi ortaklık ile davacı şirket arasındaki daha önceki adi ortaklıkta yapılan bayilik sözleşmesinin devam ettiğini; 17/04/2015 - 05/09/2015 tarihleri arasındaki borçtan dolayı ...'ın sorumlu tutulamayacağını; 22/09/2015 tarihinde de davacı şirket muhasebesi adi ortaklığın 23.340,00 TL alacaklı olduğunun tespit ve imzasıyla teyit ettiğini; başka şahıslar adına olan mail orderlarla ve bu kişilerin adi ortaklığın borcunu üstlendiklerine dair yazılı muvafakatları alınmadan mail order çekilemeyeceğini; adi ortaklığı yapılan bir işlemin bağlayabilmesi için iki ortak tarafından imzalanması ve ortaklığın defter ve kayıtlarına işlenmesi gerektiğini; adi ortaklık sözleşmesinde müşterek imza ile borçlanma söz konusu olduğunu; iddia edilen alacak defter ve belge kayıtlarında bulunmadığını; davacı ile dava dışı ve icra takibinde borçlu gösterilen ... arasındaki iş ortaklığı adi ortaklığı ilgilendirmediğini; iddia edilen mail orderlarda davalının imzasının bulunmadığını; alacağın tarafı olmayan kişiler adına onların yazılı onayı alınmadan temsil belgesi biraz etmeyen kişilerin imzası ile mail order çekilemeyeceğini; davacının yasa dışı çektiği mail order neticesinde uğradığı zararı bu mail orderlarla ilgili kendisine imza veren davalıya olan borcunu ödemeyen ...'den alması gerektiğini; takibin haksız ve kötüniyetli olduğundan takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... -Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİNE,
-Davalıların Kocaeli 7. İcra Müdürlüğünün 2015/13105 esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının kısmen iptali ile takibin toplam 97.204,99 TL üzerinden ve bu meblağa 79.315,26 TL'si yönünden her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak, bakiye 17.889,73 TL'si yönünden davalı ...'ın sorumlu tutularak ve alacak miktarlarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek yasal faiz ile birlikte devamına,
-Alacak likit olduğundan İİK 67/2. Maddesi uyarınca toplam 97.204,99 TL'nin 79.315,26 TL'si üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, bakiye 17.889,73 TL'si üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalı ...'tan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
-Fazlaya yönelik talebin reddine,
..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece; Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi'nin 02/12/2020 tarihli 2020 / 120 E. 2020 / 1555 K. sayılı kaldırma kararında belirtilen hususların tespiti amacıyla dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup ilgili bilirkişilerce rapor tanzim edildiği, BAM tarafından verilen kaldırma kararında davalıların ticari kayıtlarının da celbi ile inceleme yapılması gerektiği belirtildiği ancak muhtemeldir ki; davalıların kendi ticari kayıtları ile ilgili olarak ispat edebilecekleri bir husus bulunmadığından dolayı kayıtlarının sunmadıklarını, bu husus yerel mahkemece gereği gibi değerlendirilmediğini, bilirkişilerce davacı müvekkilin banka hesabına mail order yöntemi ile yapılan ödemelerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünü, kabul manasına gelmemek üzere 43.704,82 TL ödemenin davalılar tarafından yapıldığı kabul edilse dahi bu tutarın toplam işlem bedeli olan 192.910,00 TL'den mahsubu neticesinde kalan 149.205,18 TL'den ikinci defa 43.704,82 TL'nin mahsubu yerinde olmayıp bilirkişilerce mükerrer mahsup işlemi yapıldığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas teşkil edilemeyeceğini, davalıların davacı müvekkile sorumlulukları bakımından müşterek müteselsilen sorunlu olmalarına dair taleplerinin de kabul edilmemesi yerinde olmadığını, davalıların müvekkile gerçekleştirmiş oldukları ticari faaliyet kapsamında yapılmamış olan ödemeler tamamlanmamış işlerden olduğundan tüm davalıların söz konusu alacaktan müteselsilen sorumlulukları bulunduğunu beyan ederek, istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece daha önce istinaf üzerine BAM tarafından kaldırma kararına gerekçe olan konularda incelemeyi içerir bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğini, yerel mahkeme yine aynı bilirkişilerden rapor almış ve alınan raporda yine itirazlar incelenmediğini, davalıların alacaklı olduğunu gösterir davacı şirketin imza ve kaşeli belgesi davacı defter ve belge kayıtları ile tam uyuşmakta ancak bilirkişiler ısrarla bu itirazlarını yok varsaymalarının hak ihlali olduğunu, yeni bilirkişiye verilmesi talebi gerekçesiz reddedildiğini ayrıca mahkemece mail-order yöntemiyle nasıl para çekildiği konusu da netleştirilmediği, kaldırma kararında mail-order işleminin mahiyeti açıklanamaması da sebep olarak gösterilmiş, alınan bilirkişi raporlarında mail order ilgili genel geçer herkes tarafından bilinebilecek basit bilgiler verilmiş, somut olaya indirgenmediğini beyan ederek, yerel mahkeme kısmen kabul kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2023 tarih, 2021/12 Esas - 2023/165 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından başlatılan icra takibine yapılan vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı şirketin gazlı ve gazsız içecek, meşrubat, kahve vb. ürünlerin dağıtım ticaretini yaptığı, bu bağlamda davacının yetkili bulunduğu bölge sınırları içerisinde bayilik vermek sureti ile belirtilen ürünleri pazarladığı, Kartepe Ticaret unvanı adı altında faaliyet gösteren şahıs firması ortakları ... ve ... ile bayilik anlaşması yapıldığı, bu anlaşmaya istinaden taraflar arasında ticari faaliyet başladığını, davalıların adi ortaklığın ortakları oldukları, davacının bakiye cari hesap alacağı ödenmeyince davalılar aleyhine Kocaeli 7. İcra Dairesinin 2015/13105 sayılı dosyasında 14/12/2015 tarihinde 146.216,18 TL üzerinden takibe geçtiği, davalıların yasal süresi içerisinde yaptıkları itirazı üzerine takibin durmasına karar verildiği ve davacının yasal bir yıllık süresi içerisinde itirazların iptali istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesi tarafından 26/09/2019 tarih ve 2017/123 Esas 2019/455 sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş; Dairemizin 02/12/2020 tarih, 2020/120 Esas, 2020/1555 Karar sayılı ilamıyla kararın kaldırılmasına karar verilmiş, bu kez İlk derece Mahkemesi tarafından istinafa konu davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin karar verilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan 01/02/2023 tarihli ek raporda; "...davacı Lefa Temsilcilik'in ticari defter ve kayıtlarına göre davacı şirketin davalı Kartepe Ticaret'ten takip tarihi itibariyle 140.909,81 TL alacaklı olduğu, davalı ...'ın ortaklık fesih tarihi olan 17/04/2015 tarihi itibariyle ise davacı şirketin 79.315,26 TL alacaklı olduğu, davacı Lefa Temsilcilik'in Akbank Levent Şubesi nezdinde kayıtlı ... numaralı üye iş yeri ile ilgili mail order işlemlerinin incelenmesi neticesinde, Kartepe Ticaret Adi Ortaklık tarafından gerçekleştirilen 54 adet kredi kartından yapılan 58 adet mail order kaynaklı 192.910,00 TL tutarında işlem gerçekleştirildiği, 44 adet kredi kartından yapılan 46 adet işlemin ise 149.205,18 TL tutarında cahergeback nedeniyle Akbank tarafından davacı şirketinin hesabına borç kaydedildiği, şu halde davacı şirketin mail order işlemleri neticesinde 43.704,82 TL davalı ortaklıktan net tahsilat gerçekleştirildiği, davacı ticari defter kayıtlarında yer almadığı halde tahsil edilen 43.704,82 TL'de dikkate alındığında davacı şirketin takip tarihi itibarile (140.909,81- 43.704,82 TL) olmak üzere 97.204,99 TL alacaklı olduğu, buna koşut olarak davalı ...'ın ortaklık fesih tarihinden (79.315,26) mahsubu halinde davalı ...'ın sorumlu tutulabileceği alacak bakiyesinin 35.610,44 TL olduğu, iş bu rapor kapsamında yapılan incelemede davacı vekilinin itirazının yerinde olmadığı, davacı alacağının tespitinde ticari kayıtlarının esas alınması gerektiği kanaatiyle yukarıda tespitlerin tekrar edildiği, bununla birlikte mahkemenin takdirinin davacı şirket kayıtlarından bağımsız olarak mail order işlemlerinden chargeback nedeniyle Akbank tarafından davacı şirket hesabına borç kaydedilen (iptal edilen) tutarın davalı ortaklıktan talep edilebileceği yönündeyse davacı şirketin 149.205,18 TL olduğu sonucuna ulaşılabileceği bildirilmiştir..." tespitlerine yer verilmiştir.
Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Bu kabul, adi karine niteliğindedir ( Bkz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17/02/2022 tarih, 2018/3698 Esas, 2018/3394 Karar sayılı kararı).
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı)
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Somut olayda taraflar arasında bir tarafta davacı şirket ve diğer tarafta Kartepe Ticaret ünvanı adı altında faaliyet gösteren şahıs firması ortakları ... ve ...'ın olduğu, taraflar arasında bayi sözleşmesinin imzalandığı, tarafların arasındaki ticari ilişkinin bu şekilde başladığı, tarafların açık hesap usulü çalıştığı, açık hesaptan kaynaklandığı iddia edilen alacaklar yönünden davacı tarafından icra takibine geçildiği görülmektedir. ... ve ...'ın 27/09/2013 tarihinde adi ortaklık kurduğu, bu ortaklığın 17/04/2015 tarihinde sona erdiği, aynı tarihte ... ve ... tarafından yeni bir adi ortaklık kurulduğu, bayilik faaliyetine bu yeni ortaklık üzerinden devam edildiği anlaşılmaktadır. TBK.m.645 gereğince ortaklığın sona ermesi, üçüncü kişilere karşı olan yükümlülükleri değiştirmeyeceğinden davalı ...'ın kendi adi ortaklığı döneminde oluşan borçlardan sorumluluğu devam etmektedir.
Bilirkişilerce davacının ticari defterleri incelenmiş buna göre davacının kendi defterlerine göre; 140.909,81 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı ...'ın sorumlu olduğu dönemdeki davacının alacağı ise 79.315,26 TL olarak tespit edilmiştir. Davalının defterlerine ise daha önce alınan bilirkişi raporundan yapılan atıfla alınan 22/11/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının alacağının 145.485,00 TL olarak tespit edildiği görülmektedir. İkinci adi ortaklıktaki ortak ...'in mail order yolu ile yaptığı ödemelerden kaynaklı 192.910,00TL ödeme yaptığı, 149.205,18 TL'nin harcama itirazı nedeniyle tahsil edilemediği, ancak 43.704,82 TL'nin davacının hesabına geçtiği tespit edilmiştir. Her ne kadar davalılar vekili tarafından kendi defterlerine göre alacağın kabul edilmesi yönünde itirazda bulunulmuş ise de, bilirkişiler tarafından davacının defterlerine göre yapılan hesap davalının daha lehine olduğundan ve bilirkişinin raporunda bu bedeli esas almasını denetlenebilir şekilde açıklamasından ötürü bu itiraz yerinde görülmemiştir. Bu kapsamda mail order yolu ile yapılan ödeme de, mahsup edildiğinde davacının davalıdan 97.204,99 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Davalılar vekili tarafından kendi defterlerinin incelenmediği yönünde istinaf talebinde bulunulmuş ise de, bilirkişi raporunda davalı defterleri de değerlendirilerek rapor tanzim edildiğinden bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalıları dayandığı 23.340,70 TL alacaklı olduklarına ilişkin evrak bilirkişi raporunda ayrıntılı açıklandığı üzere geçersiz mail order ödemelerinden kaynaklandığından, bu bedeller eklendiğinde gerçek alacak ortaya çıkacağından bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinde işyeri numaraları arasında farklılık olduğuna ilişkin yapılan istinaf talebi incelendiğinde, dilekçe içeriğinde 112365 numarası yazmakla beraber, yine dilekçe içeriğine konulan tabloda 001122338 numarası yer almakta ve bu numara da davacıya ait olmakla beraber, işlemler de bu numaradan yapıldığından bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin, tahsilatın alacaktan iki kez mahsup edildiğine ilişkin istinaf sebebi incelendiğinde; 16/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının ticari defterlerine göre belirlenen alacağın içerisinde mail order yolu ile yapılan 43.704,82 TL tahsilatın bulunmadığı ve bu tahsilatın ticari defterlere incelenmediği ve banka kayıtlarında göründüğü, bu nedenle bu tahsilatın ticari defterlerde belirlenen alacaktan düşülmesinin gerektiği, ilk derece mahkemesince alacağın bu şekilde belirlendiği görülmekle bu istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Diğer yandan; davacının delilleri arasında mail order belgelerine dayanması ve vaka olarak da taraflarca mail order yoluyla yapılan ödemelere dayanılması nedeniyle, taraflar arasındaki açık hesaptan kaynaklı davacının alacak miktarının tespitinde bilirkişilerce, yapılan ödemelerin tespiti ve mahsubunda mail order ödemelerine ilişkin belgeleri kullanmasında her hangi bir isabetsizlik de görülmemiştir.
Bunun yanında mahkeme tarafından bütün talepleri karşılayacak şekilde hüküm kurulmalıdır. İİK.m. 67/2'ye göre davalının kötüniyet tazminatı hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Davanın reddedilen kısmında davacının haksız olduğu anlaşılmakla beraber, taraflar arasındaki açık hesaptan kaynaklı alacaktan ve mail order yöntemi ile yapılan ödemelerin tespitinden sonra davanın kabul ve red oranları belirlendiğinden davacının açılan davada kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminatının reddine karar vermek gerekmiş ve yeniden hüküm kurulmuştur.
Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle reddine, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
1-Davacının ve Davalının, ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/03/2023 tarih, 2021/12 Esas ve 2023/165 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİNE,
b-Davalıların Kocaeli 7. İcra Müdürlüğünün 2015/13105 esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının kısmen iptali ile takibin toplam 97.204,99 TL üzerinden ve bu meblağa 79.315,26 TL'si yönünden her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak, bakiye 17.889,73 TL'si yönünden davalı ...'ın sorumlu tutularak ve alacak miktarlarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek yasal faiz ile birlikte devamına,
c-Alacak likit olduğundan İİK 67/2. Maddesi uyarınca toplam 97.204,99 TL'nin 79.315,26 TL'si üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, bakiye 17.889,73 TL'si üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalı ...'tan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
ç-Fazlaya yönelik talebin reddine,
d-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
e-Alınması gerekli 6.640,07 TL karar ve ilam harcından;
-5.418,02 TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
-1.222,04 TL harcın davalı ...'tan alınarak alınarak hazineye irat kaydına,
f-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan
-12.690,44 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,
g-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
h-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı ve 1.765,01 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.796,41 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
ı-Davacı tarafından yapılan toplam 3.045,10 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmına göre belirlenen;
-1.347,81 TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-304,00 TL'sinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
i-Davalılar tarafından 652,70 TL yargılama giderlerinin davanın red edilen kısmına göre belirlenen 218,78 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
j-Karar kesinleştiğinde Kocaeli 7. İcra Dairesinin 2015/13105 Esas sayılı icra dosyasının icra dairesine iadesine,
k-HMK 120. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından karar kesinleşene kadar yapılacak masraflar mahsup edilerek arta kalan miktar olduğu taktirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-Davacı yönünden; Bakiye 248,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
b-Davalılar yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca;
-Davalı ...'tan alınması gereken 6.640,06 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.660,01 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.980,15 TL istinaf karar harcının,
-Davalı ...'dan alınması gereken 5.418,02 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.355,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.063,02 TL istinaf karar harcının, alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
c-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harçlarının hazineye gelir kaydına,
ç-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,
d-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
f-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
g-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*