T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/799 - 2024/1825
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/799
KARAR NO : 2024/1825
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/02/2023
NUMARASI : 2021/145 Esas - 2023/81 Karar
DAVACI :....
VEKİLİ :....
DAVALI :....
:....
VEKİLİ :....
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/03/2021
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 07/01/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında 2015 yılından itibaren sürekli olarak mal alım satım işlemleri yapıldığını, söz konusu ürünlerin davacı şirket tarafından tedarik edilmesi hususunda mutabık kalındığını davalı tarafından talep edilen ürünler tedarik edilmiş ve fatura tarihinden itibaren 30 Gün içerisinde ödemeler yapıldığını davalı tarafından sipariş edilen ürünler, belirtilen adreslere belirtilen tarihlerde teslim edildiğini ticari hayatın gerektirdiği iyi niyet kuralları doğrultusunda davalı ile mail üzerinden defalarca iletişime geçilmiş olunmasına rağmen çeşitli bahaneler ileri sürülerek vadesinde ödemeler yapılmadığını davalı yan tarafından Körfez 1. Noterliği ... Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verilmiş olup satın alma süreçlerinde hukuka aykırı ve suç sayılabilecek filler ile alım yapılmasını sağlandığı, teslim edilen ve teslim edilecek ürünlerden zararların tazmin edileceği davacı tarafından teslim edilen 2 adet ... marka ..., 1 adet ... model ürünün ayıplı olduğu gerekçesi ile 7.173,05 TL bedelin 3 gün içerisinde iade edilmesi ve davacı şirket hakkında cezai işlem uygulanması açısından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğini, davalı yan tarafından iddia edildiği gibi davacı tarafından yapılan hiçbir usulsüz işlem bulunmadığını, davacı satın alma süreçlerinde kendisine firmadan gelen talepler için fiyat tekliflerini alır ve davalı tarafa ileteceğini, bunun akabinde fiyatın uygun görülmesine mütakip şirketin tüm departmanları tarafından onaylanan sipariş formu doğrultusunda ürünler tedarik edilerek, davalı tarafa teslim edileceğini, davacı tarafından usulsüzlük yapılması mümkün olmadığını, davalı tarafından teslim alınan ürünlerin fatura bedelleri ödenmemek için hukuka aykırı ayıp iddiasında bulunulduğu açıkça görüldüğünü davalı yanın gerek ihtarnameye vermiş olduğu cevapta gerekse, huzurdaki davaya konu takibe yapmış oldukları itirazlarda müvekkilden alacakları olduğunu ve davacının davalıyı zarara uğrattıkları iddia edilmiş olsa da söz konusu iddialarının gerçeği yansıtmadığı, davacının kendilerinden alacaklı olduğunu gösterir BA- BS formları ile de açıkça görüldüğünü, davanın kabulüne, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı firma tarafından gerçekleştirilen satın alma süreçlerinde hukuka aykırı ve suç sayılabilecek fiiler ile alım yapılmasının sağladığı tespit edilmiş olup, ilgili çalışanlar hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve iş akitlerine son verildiğini, yapılan disiplin soruşturmasında ve incelenen kayıtlarda, davacı şirket ile, iş sözleşmesi sonladırılan eski çalışanların organize çalışarak, satın alma müdürlüğünde toplanılan fiyat tekliflerinden en düşük teklifin davacı firmadan gelmiş gibi gösterildiği, daha düşük teklif verecek firmalardan kasıtlı olarak yazılı olarak teklif alınmadığı, bazı firmalara ilişkin ise sahte teklifler hazrılandığı ve bu şekilde şirket zarara uğratılarak davacı firmadan güncel piyasa fiyatının dahi üzerinde fahiş fiyatlar ile teklif alındığı ortaya çıktığı, davacı şirkete Körfez 1. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarnamesi gönderilmiş ve davacı şirketçe müvekkil şirkete teslim edilen ürünlerin şirket zararından mahsup edileceği ve bunun yanında 7.173,03 TL bedelli ürünlerin de ayıplı olduğu 3 gün içerisinde iade alınması ve konu hakkında savcılık şikayeti yapılacağı ihtar edildiği, borç ve dava konusu edilen faturalardaki miktarlar, ürünlerin gerçek fiyatları olmamakla, piyasa fiyatının çokça üzerinde fahiş fiyatlar olduğu, satın alma süreçlerinde yaşanan usulsüzlükle ilgili olarak Kocaeli C.Başsavcılığının 2021/4948 soruşturma sayılı dosyasından davacı firma yetkililerininde içinde bulunduğu şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, davacı tarafça açılan haksız davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ...
1-Davanın KABULÜ İLE;
a-Davalının Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2021/37386 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 351.053,54-TL asıl alacak üzerinden devamına,
b-Asıl alacağa takip tarihi olan 01.02.2021 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,
c-Asıl alacağın %20'si oranında hesap edilen 70.210,70-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu ihtilaf ve iddiaların yeterince değerlendirilmediğini, dosyaya sunmuş olunan deliller ve ek klasör üzerinde herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmayarak karar verme cihetine gidildiğini, yerel mahkemece, savcılık dosyasından alınan rapordaki fatura numaraları ile dava konusu fatura numaralarının aynı olmadığından bahsedilerek, bekletici mesele taleplerinin reddedildiğini, eksik bilirkişi raporunun karara esas alındığını, son olarak alacağın varlığı yargılama gerektiren ve aynı konuda savcılık soruşturması devam ettiğinden, yapılan itirazın kötü niyetli olarak değerlendirilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi de usul ve yasalara aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yan faturaya konu malları teslim almış ve bedellerini ödemediğini, davacı ile cari hesaba ilişkin mütabakatı da bulunan davalı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini, bahsi geçen soruşturma dosyası ile davacının huzurda ki davaya konu alacağının hiçbir ilgisi bulunmadığını, bu nedenlerle bekletici mesele yapılmasını talep etmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2023 Tarih - 2021/145 Esas - 2023/81 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
DAVA; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2021/37386 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece dosya arasına alınan 09/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde olduğu, TTK. hükümlerine uygun olarak tutulduğu, davacının incelenen kendi ticari defterlerine göre; takip tarihi olan 01.02.2021 ile dava tarihi (09/03/2021) itibariyle davalı yandan 356.998,42 TL cari hesap alacağı olduğu, talebi ile bağlı kalınarak 351.053,54 TL alacağının yerinde olduğu, dava konusu uyuşmazlığa konu olan faturaların ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, takip konusu olan alacağın bu faturalardan kaynaklandığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Mahkemece dosya arasına alınan 29/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı firmanın 2020 ve 2021 yıllarına ait yasal ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu, taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu ve bu ticari ilişkinin cari hesap ilişkisine dayalı olduğu, takip ve dava konusunu oluşturan 30.04.2020 tarih tarih STM2020000000076 seri numaralı 608.515,32.-TL tutarlı faturanın davacı firmanın yasal ticari defterlerinde kayıtlara alındığı, davacı firma tarafından takip ve dava konusu mal/hizmet satış faturasının ilgili dönemde ilgili vergi dairesine Satışların Beyanı (BS) formu ile beyan edildiği, takip ve dava konusunu oluşturan 608.515,32.-TL tutarlı faturaya istinaden davalı firma tarafından davacı firmaya 21.05.2020 tarihinde 269.900,00.-TL tutarlı çek ile kısmi ödeme yapıldığı, bu ödeme sonrasında davacı firmanın davalı firmadan hem icra takip 338.531,62.-TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Mahkemece dosya arasına alınan 09/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı Yıldız Entegre Ağaç San. ve Tic. A.Ş. Tepecik Vergi Dairesi'nin ... Vergi Kimlik Numaralı Kurumlar Vergisi Mükellefi olduğu, davalı Yıldız Entegre Ağaç San. ve Tic. AŞ.'nin incelenen 2020 - 2021 yıllarına ait yasal Ticari Defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64 - 65 maddeleri ve 213 sayılı V.U.K'nun 215 - 226 maddelerinde belirtilen Ticari Defterlere ilişkin hükümlere, Muhasebe Uygulama Genel Tebliğlerine, İlke ve prensiplerine uygun e defter olarak, 2021/2022 Yılı Ticari defterleri elektronik defter olarak tutulmuş olup, 2019/2020 Yılı Tüm aylara ait Defter Beratları Gelir İdaresi Başkanlığınca onaylandığını, Ocak Ayı Beratı Açılış, Aralık Ayı Beratı ise Kapanış tasdiği hükmünde olduğu, ticari defterlerin delil edilip edilmemesi yüce mahkemenin takdirinde olduğu, davalı Yıldız Entegre Ağaç San. ve Tic. AŞ incelenen kendi ticari defterlerine göre; takip tarihi olan 01.02.2021 ile dava tarihi (09/03/2021) itibariyle davacı yandan 352.658,34 TL cari hesap alacağı olduğu, davacı talebi ile bağlı kalınarak 351.053,54 TL alacağının olduğu görüldüğü, dava konusu uyuşmazlığa konu olan faturaların ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu görüldüğü, dosya mündericatında dava konusu faturaların davalıya tebliğ edildiğine ilişkin kaydi bir belgeye rastlanmadığı, takip konusu olan alacağın bu fatura alacağı olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.
Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle, somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)
Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davacı taraf takibe dayanak edilen 6 adet faturaya konu ürünleri davalıya sattığını ve teslim ettiğini, ancak davalının faturaların bedelini ödemediğini iddia etmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda veya davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)
Davacının defterlerinin incelenmesi sonucu dosyaya sunulan 09/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda dava ve icra takibine konu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların vergi dairesine beyan edildiği ve davacının kendi defterlerine göre cari hesap alacağının 356.998,42-TL olduğu, yine 19/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının takibe dayanak yaptığı faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taleple bağlı kalınarak davacının 351.053.54-TL alacaklı olduğunun belirtilmiş olduğu görülmüştür.
Davacı, davalı ile arasında 2015 yılından beri mal alım satım işlemlerinin olduğunu, davacı tarafından sipariş edilen ürünlerin teslim edildiğini; ancak 26.11.2020 tarih ve 1.109,20-TL bedelli, 28.11.2020 tarih ve 2.265,60-TL bedelli, 02.12.2020 tarih ve 643,10-TL bedelli, 04.12.2020 tarih ve 342.872,60-TL bedelli, 16.12.2020 tarih ve 1.293,87-TL bedelli, 16.12.2020 tarih ve 2.869,17-TL bedelli olmak üzere toplam 351.053,54-TL ödemenin yapılmadığını iddia ettiği, davalının ise; davacı şirket ile davalı şirketin eski çalışanlarının organize çalışarak en düşük fiyat tekliflerinin davacı firmadan gelmiş mi gösterilerek davalı şirketin zarara uğratıldığını, davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturadaki fiyatların piyasanın çok üzerinde fahiş fiyatlar olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin eski çalışanları hakkında şirket içi disiplin soruşturması yapıldığını ve Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu yönünde savunmada bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı şirket arasında öncesine dayalı ticari ilişki bulunduğu tüm dosya kapsamıyla sabittir. Davalının, davacı tarafından Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2021/37386 takip sayılı dosyasına konu edilen faturalara bağlanan malları teslim alıp faturaları ticari defterlerine kaydettiği dosya arasına alınan 09/12/2022 bilirkişi raporuyla kanıtlanmıştır. Dosya arasına alınan 29/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda da, davacının lehine delil kudretine haiz ticari defterlerine göre davalıdan 338.531,62 TL miktar tutarında alacaklı olduğunun belirtilmiş olduğu görülmüştür.
Davalı her ne kadar Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen soruşturmanın sonucunun görülmekte olan bu dava yönünden bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de; 2022/27335 sayılı (eski 2021/4948 sor.) soruşturma dosyası ve soruşturma dosyasına kazandırılan bilirkişi raporlarının incelemesinde; dava ve takip konusu satınalma sipariş formlarının 24.07.2020 tarihli ... diferansiyel 543-203-9314 ve ... diferansiyel ... sipariş formu ile 05.11.2020 tarih ve ... sipariş formu olduğu, faturaların sipariş formunda belirtilen malzemeler olduğu, soruşturma dosyasından aldırılan SMMM bilirkişiler ... ve ...'ın müştereken hazırlamış oldukları 06.02.2023 tarihli raporda dava ve takip konusu sipariş formu ve malzemelere rastlanılmadığının belirtilmiş olması karşısında, davacı ile davalı şirket arasında yapılan ve icra takibi ile davaya konu edilen işlemlerin (ticari alım satım) davalı şirketi bağlayacağı, başlatılan soruşturma ile taraflar arasındaki alım satım işinin farklı işlemler olduğunun kabulü şüphesiz hale geldiği anlaşılmaktadır.
Yapılan tüm bu açıklamalar neticesinde, ilk derece mahkemesince; öncelikle, davalı tarafından davalının çalışanları olan ..., ..., ..., ..., ve ...yönünden suç duyurusunda bulunulması üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan 2022/27335 sayılı (eski 2021/4948 sor.) soruşturma dosyasının, eldeki davaya bir etkisinin olmayacağı nedeniyle (davacının bu soruşturma dosyasında yer almaması da düşünüldüğünde) bekletici mesele yapılma talebinin dikkate alınmayarak yargılamaya devam edilmesi ile dosya arasına kazandırılan 09/03/2021, 29/06/2022 ve 09/12/2022 tarihli bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde, davalının, davacıya karşı herhangi bir takas defi'nde bulunmaması ve yine, cevap dilekçesinde dile getirdiği "7.173,03 TL bedelli ürünlerin ayıplı olduğu, 3 gün içerisinde iade alınması" yönündeki savunmanın da takas defi'nden sayılmayacağı ve son olarak, davalı ile davalı çalışanları arasındaki ceza soruşturmasına ilişkin uyuşmazlık nedeniyle davacının satıma konu malları satış tarihindeki rayiç bedellerinden daha yüksek bir bedelle satın aldıklarına dair delil sunamadığı gibi davalının çalışanları ile davacı şirketin birlikte hareket ettiklerinde dair bir delil de sunamadığı gözetildiğinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Dairemizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davalının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir
Gerekçeli karar başlığında; davalı ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/12/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*