T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/503 - 2026/802
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/503
KARAR NO : 2026/802
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :18/12/2024
NUMARASI :2024/588 Esas - 2024/951 Karar
DAVACI :GENTAŞ KİMYA SANAYİ VE TİCARET PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVALILAR :1-VOLKANLAR VİNÇ LİMAN İŞLETMECİLİĞİ VE OTOMOTİV YAN SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ...
:2-PANEL AVRASYA ÇATI CEPHE SİSTEMLERİ LİMİTED ŞİRKETİ - ...
DAVA :Menfi Tespit (3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ :24/07/2024
KARAR TARİHİ :24/04/2026
KR. YAZIM TARİHİ :15/05/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Volkanlar Vinç firmasının icra dosyasında alacaklı, diğer davalı Panel Avrasya firmasının ise borçlu olduğu, davalı/takip borçlusunun davacı şirketin fabrika dış cephe kaplama işini yaparken takip alacaklısının firma yetkilisi davacı şirkete geldiğini, firmasına borçlu olduğunu söylediği, diğer davalı firmanın, davacının yeni fabrika binalarının dış cephe işlerini yaptığını öğrendiğini, bu firmaya borç var ise bu paranın kendilerine ödenmesini istediğini, kendisine bu firmaya borç olmadığı söylendiğini, bu talebine olumsuz yanıt verildiğini, davalı takip alacaklısı firma yetkilisinin davacı şirkete davalı takip borçlusuna borcu olmadığını bizzat yerinde gelip görerek ve yetkililerle görüşerek birinci elden öğrendiğini, buna rağmen davacıya haciz ihbarnamelerini gönderdiğini, davacı şirketin icra dosyasında haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü olduğunu, üçüncü haciz ihbarnamesine cevap verildiğini ve takip borçlusunun davacı şirketten bir hak ve alacağı bulunmadığını, bu nedenle haciz ihbarnamesine itiraz edildiğinin icra dosyasına bildirdiğini, davalı takip alacaklısının talebi üzerine davacının icra dosyasına 1.511.690,58-TL için borçlu olarak eklendiğini, hem daha önce davacının şirkete gelip görüştüğü için hem de dosyaya sunulan haciz ihbarnamesine cevap ile davacının takip borçlusuna borcu olmadığını bilmesine rağmen davalı takip alacaklısının kötü niyetle, alacağı konu ile hiç bir ilgisi bulunmayan ancak ekonomik durumunun çok iyi olduğunu bildiği davacı şirketten tahsil için davacı şirketin dava ve itiraz haklarının kullanamaması ve hemen parayı ödemesi için alacak tutarının çok üzerinde davacı şirkete ait gayrimenkul araç banka mevduatı ve alacaklara haciz koyduğunu, davalı takip alacaklısının sırf bu iki araca haiz koymasının bile alacak tutarının 20 katı haciz koyması anlamına geldiğini, icra dosyası sorgulama ekranında borçlu şirketin malvarlığındaki araçların marka, model, yıl ve üzerinde başka bir haciz bulunup bulunmadığı bilgisinin gözüktüğünü, alacaklı şirketin kötü niyetli bir şekilde alacağının tek bir araçla dahi karşılanabileceğinin bilincinde olmasına rağmen tüm araçlar üzerine haciz konulmasını talep ettiğini, davacı şirketin Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde yer alan köklü ve saygın bir kuruluş olduğunu, borçlu olarak ekletildiğinde halka arz sürecinde bulunduğunu, davacı şirketin sermayesinin 525.000.000,00-TL olduğunu belirterek davalarının kabulüne, Bursa 5. Genel İcra Dairesi'nin 2023/47414 E. icra dosyasına ilişkin davacı müvekkil şirketin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile davalıların alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Volkanlar Vinç Liman İşlet. ve Oto Yan. San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin Üçevler Mah. Ahıska Cad. Nilüfer/Bursa adresinde faaliyet gösterdiğini, davanın açılması lazım olunan yetkili mahkemenin Bursa İli Mahkemeleri olması gerektiği, davanın menfi tespit davası olarak ikame edildiğini, menfi tespit ve istirdat davalarının yerleşim yeri mahkemesin de açılabileceği denilmek suretiyle özel yetki alanının gösterildiğini, davaya konu alacağın Bursa 5. Genel İcra Dairesinden takibe konulan bir alacak olduğunu, bu noktada yetkili yerin Bursa Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında arabuluculuk görüşmelerinin de Bursa Adliyesi Arabuluculuk Bürosu tarafından yapıldığını, davacı tarafça her ne kadar icra dosyasının asıl borçlusu taraf gösterilmek suretiyle davanın mahkemenin yetki alanına sokulmaya çalışılsa da esasen davanın davalıya ikame edilmiş bir dava olduğunu, davalının alacaklı şirket tarafından Bursa 5. Genel İcra Dairesinin 2023/47414 sayılı dosyası ile diğer davalı borçlu Panel Avrasya Ltd. Şti. aleyhine icra takibinin başlatıldığını, söz konusu icra takibinin kesinleştiğini, yaptıkları araştırmalar sonucunda www.panelavrasya.com.tr adresinin referanslar bölümünde bir kısım ticari şirketlerin olduğu, bu şirketlerin arasında davacının da bulunduğunu, tarafların ortak ticari işler yaptığının tespit edildiğini, sadece davacı tarafa değil referanslar kısmında gözüken neredeyse tüm şirketlere icra talep dilekçesinden görüldüğü üzere haciz ihbarnamelerinin gönderilmesinin icra dairesinden talep edildiğini, davacının UETS adresine 89/1 haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, 89/1 haciz ihbarnamesinin davacıya tebliğ edilmesine rağmen yasal süresinde herhangi bir cevap vermediğini, bunun üzerine davacının adresine 89/2 haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, haciz ihbarnamesinin 19/05/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı tarafın yasal süresi içinde herhangi bir cevap vermediği, bu kez 89/3 haciz ihbarnamesinin davacıya gönderildiğini, yapılan tüm tebligatların icra dairesinin kararları ile usul ve yasaya uygun şekilde yapıldığı ve davacı tarafın talep ve icra dairesi kararı ile icra dosyasına borçlu olarak eklendiğini, davalı şirketin doğrudan doğruya yasal hakkını kullandığını, davalı şirketin diğer davalıdan olan alacağının tahsili için İİK'dan doğan haklarını kullanmak sureti ile hareket ettiğini, kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerine davacı tarafça süresi içerisinde cevap verilmediğini, 89/3 ihbarnamesinin tebliğinden sonra yasal süre içinde menfi tespit davası açmadığını, yapılacak yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporu ile davacı tarafın davalı borçluya borcunun olup olmadığını tespit edileceğini, yapılacak yargılama sonucunda davacı tarafın dosya borçlusuna herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildiğinde dahi davalı şirketin aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretine de hükmedilmemesinin hukuken mümkün olmayacağını, açılan davanın görev ve yetki yönünden reddini, aksi karar halinde davalının dava açılmasına sebebiyet vermediğinin hüküm kurulurken dikkate alınmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... 1-Davalı Panel Avrasya Çatı Cephe Sistemleri Limited Şirketi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Davalı Volkanlar Vinç Liman İşletmeciliği ve Otomotiv Yan Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davanın hak düşüm süresinden sonra açılmış olması nedeniyle REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı takip alacaklısının, alacak konusuyla hiçbir ilgisi bulunmayan, dosyaya bu doğrultuda bildirimde de bulunan davacı şirkete borçlu olmadığı bir parayı ödetmek için dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, yerel mahkemece, davalı şirketin ve davalıların ticari defter ve kayıtlarının incelenerek davalı şirketin, dosya alacaklısına veya borçlusuna herhangi bir borcu bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmekteyken bu hususta herhangi bir inceleme yapılmaması eksik incelemeye dayanılarak hatalı hüküm kurulduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı Volkanlar Vinç Liman İşlet. ve Oto Yan. San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan tüm tebligatların icra dairesinin kararları ile usul ve yasaya uygun şekilde yapıldığını ve davacı tarafın, davalının talebi ve icra dairesi kararı ile icra dosyasına borçlu olarak eklendiğini, dolayısıyla, davalı şirketin doğrudan doğruya yasal haklarını kullandığını, tacir olan davacının ise kendi UETS hesabına gönderilen haciz ihbarnamelerinin hiçbirisine süresi içerisinde beyanda bulunmamışken; davanın açılmasında hiçbir kusuru bulunmayan ve davanın açılmasına sebebiyet vermeyen, yalnızca İİK'dan kaynaklanan haklarını kullanan davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddiasının abesle iştigal olduğunu, yasal süresi içerisinde menfi tespit davasının açılmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/12/2024 tarih, 2024/588 Esas - 2024/951 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; 3. şahıs tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça davalı Volkanlar Vinç firmasının icra dosyasında alacaklı, diğer davalı Panel Avrasya firmasının ise borçlu olduğu haciz doyasında kendilerine gönderilen haciz ihbarnamelerinden dolayı İİK'nın 89/3 maddesi gereğince açmış olduğu menfi tespit davasında Mahkemece davalı Panel Avrasya Çatı Cephe Sistemleri Limited Şirketi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı Volkanlar Vinç Liman İşletmeciliği ve Otomotiv Yan Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davanın hak düşüm süresinden sonra açılmış olması nedeniyle reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemeye göre;
Görevle ilgili düzenlemeler; kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca; görev, mahkemeye ilişkin olumlu dava şartıdır. Mahkeme tarafından dava şartlarının bulunup bulunmadığı, davanın her aşamasında resen araştırılır. Dava şartının bulunmaması halinde, HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca; davanın usulden reddine, karar verilir.
İİK'nın 89/3. maddesine göre açılan bu dava, davacı takipte haciz ihbarnamelerinin gönderildiği 3. kişinin, takip borçlusuna borçlu olmadığını ispatla yükümlü olduğu özel bir menfi tespit davasıdır. Davanın koşulları İcra İflas Kanunu'nun 89/3. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddeye göre takip borçlusunun, alacaklı olduğu bildirilen 3. şahsa haciz ihbarnameleri gönderilip, itiraz edilmemesi üzerine 3. haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içinde, 3. şahıs tarafından bu davanın açılması gerekir. Aksi takdirde, takip alacaklısı ile 3. kişi arasında bir icra takibi varmış, bu takip kesinleşmiş ve 3. kişi bu icra takibinin borçlusu olmuş gibi bir hukuki durum doğmuş olur. Başka bir anlatımla, borç 3. kişinin zimmetinde sayılır.
İİK'nın 89/3. maddesi gereği açılan menfi tespit davasında maddenin yer aldığı İcra ve İflas Kanununda, özel bir düzenlemeye yer verilmemiş olup genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinin 1. fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2. maddenin 2. fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.
Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Bu nedenle, Asliye Ticaret Mahkemesinin bakması gereken davalarda, Asliye Hukuk Mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır.
Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. Bu anlamda davanın özel mahkemenin (ticaret mahkemesi) görevine girip girmediğinin bu kanun düzenlemesine göre belirlenmesi gerekmektedir.
İİK’nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan özel menfi tespit davalarında davacı 3. şahıs ile davalı-takip alacaklısı arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığından, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğini haiz değildir. Bu durumda dava 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kalmaktadır.
Yapılan açıklamalara göre, davacının icra dosyasının tarafı olmadığı, üçüncü kişi konumunda bulunduğundan alacaklı ve borçlu tarafın tacir olup olmamasının mahkemenin görevini belirlemede esas alınamayacağından bu durumda davaya bakma görevi, genel mahkeme olan Asliye Hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, pasif husumet yokluğu ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2-Kaldırma nedenine göre diğer istinaf istemleri incelenmemiştir.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.3 ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, davacı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereği Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine açılan davanın dava şartı (görev) yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
1)Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/12/2024 tarih, 2024/588 Esas - 2024/951 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a)Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine açılan davanın dava şartı (görev) yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
Dairemiz kararı kesin nitelikte olduğundan, HMK'nın 20. maddesi uyarınca bu kararının tebliğ tarihinden itibaren (2) haftalık kesin süre içinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Nöbetçi Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde ilk derece mahkekmesince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
b)6100 sayılı HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,
c)6100 sayılı HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkemece verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususunda karar verilmesine,
2)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a)İstinaf karar harcının talebi halinde ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
b)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
c)İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
ç)İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
d)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
e)Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
f)Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/04/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*