T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2285 - 2026/853
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2285
KARAR NO : 2026/853
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2024
NUMARASI : 2023/912 Esas - 2024/671 Karar
DAVACILAR : 1-...
2-RIFAT PLASTİK OTOMOTİV YEDEK PARÇA SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
2-...
DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/11/2023
KARAR TARİHİ : 04/05/2026
KR. YAZIM TARİHİ : 04/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacılar ile davalı ... arasında 05.07.2018 tarihinde Protokol ve Teminat Senedi Protokolü imzalandığını, bu protokoller kapsamında ...'ın, müvekkili şirketteki hisselerini devrettiğini, bunun karşılığında şirketin mal varlıklarından olan davacı adına kayıtlı Kocaeli İli Körfez İlçesi Dereköy köyü ... ada/parsel 2.400,00 m2 yüz ölçümlü tarla ve Kocaeli İli Körfez İlçesi Dereköy köyü 250 ada/parsel 1.000,00 m2 yüz ölçümlü tarla ile hissedar ... adına kayıtlı Kocaeli İli Körfez İlçesi Dereköy köyü Emincik Köprü Mevkii ... ada/parsel 1.700,00 m2 tarla, Kocaeli İli Körfez İlçesi Dereköy köyü Emincik Köprü Mevkii ... ada/parsel 2.300,00 m2 tarlanın ...'a bırakıldığını, bu taşınmazların yanı sıra davacının 301.000,00.-TL de para ödemesi yapmasının kararlaştırıldığını, davalı ...'ın sayılan taşınmaz ve para karşılığında hissesini davacılara devrederek şirketten ayrıldığını, tarafların 301.000,00.-TL'nin 61.000,00.-TL'sinin nakit, kalan 240.000,00-TL'nin 12 taksit halinde ödenmesini kararlaştırdığını, bu borca istinaden 12 senet düzenlendiğini, Protokol başlıklı 05.07.2018 tarihli evrakta bu senetlerden ayrıntılı olarak bahsedildiğini, devir işleminin gerçekleştiği tarihte şirketin 395.440,22.-TL borcu bulunduğunu, bu borçtan hem davacı ... hem de davalı ...'ın sorumlu olması sebebiyle taraflar arasında ek bir protokol daha düzenlendiğini, ...'ın resmiyette borcun tamamından müteselsilen sorumlu olması sebebiyle davacılardan, davacıların sorumlu olduğu 197.720,11.-TL tutarında (borcun yarısı) teminat senedi istediğini, Protokol gereği Protokol 1 ile kayıt altına alınan sorumlulukların doğması halinde kullanılmak üzere teminat senedi tanzim edildiğini, davacının 197.720,11-TL bedelli 2019/8 nolu teminat senedini düzenleyip davalı ...'a teslim ettiğini, bu senet için de Teminat Senedi Protokolü başlıklı belge keşide edildiğini ve taraflarca imzalandığını, işbu teminat senedinin; borcunun tamamının ... üzerinde kalması halinde kullanılmak üzere verildiğini, ancak borcun tamamının davacı şirket tarafından ödendiğini, ...'ın hiçbir şekilde borcu ödemediğini, ...'ın sorumlu olduğu borçların da davacı şirket tarafından ödendiğini, takip konusu senetin, sorumlulukların doğması halinde kullanılmak üzere verilmiş olması nedeniyle kayıtsız şartsız borç ikrarını havi olması şartını ortadan kaldırdığından kambiyo vasfı taşımadığını, kambiyo vasfına haiz olmayan senedin doğrudan icraya konulamayacağını, öncelikle senede konu borcun doğup doğmadığının tespit edilmesi gerektiğini, ancak ...'ın kötü niyetli hareket ederek ... ile anlaştığını, senedi ...'e ciro ettiğini, dosyaya sunulan evraklardan da anlaşıldığı üzere ...'in, ...'ın damadı olduğunu, bu nedenle senedin teminat senedi olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığını, davalı ...'in senedin teminat senedi olduğunu ve borcun müvekkili şirket tarafından ödendiğini bilmesine rağmen ...'la birlikte davacılar ve kefil ... aleyhinde Gebze İcra Dairesi'nin 2023/1321 Esas sayılı dosyasıyla icra takip işlemi başlattığını, müvekkillerinin haksız olarak başlatılan takibe itiraz ettiğini, ancak yapılan itirazın Gebze İcra Mahkemesi'nin 2023/49 Esas sayılı dosyasıyla reddedildiğini, kefil ...'ın senedin teminat senedi olduğunu ve dosyaya teminat mektubu sunulduğunu bilmesine rağmen borca itiraz etmeden direkt borcu ödediğini, bu defa da ...'ın müvekkilleri aleyhinde Gebze İcra Dairesi'nin 23/17469 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, haksız olarak başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine ...'ın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/576 Esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açtığını, her ne kadar senedin 05.07.2019 tarihinde düzenlendiği yazılsa da protokolün 2018 yılında imzalandığını, bu nedenle senedin 2019 yılında düzenlenmiş olmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında basit bir maddi hata yapıldığını, işleme konulan senet ile teminat senedinin aynı olduğunu, asıl protokol ile düzenlenen 12 adet borç senedinin düzenleme tarihinin protokolde 05.07.20218 diye yazılmış olmasına rağmen senetler düzenlenirken hepsinin 04.07.2018 tarihli olarak düzenlendiğini, işbu protokollerden sonra taraflar arasında başkaca herhangi bir ticari veya alacak verecek ilişkisinin olmadığını, davacıların verilen borç senetlerini ödeyerek geri aldığını, ancak davalı tarafların kötü niyetli davranarak iki yıl sonra işbu teminat senedini işleme koyarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davacının ilk başta senedin üzerine "04.07.2018 tarih ortaklar arasında yapılan protokole binaen teminat olarak hazırlandığını, sadece protokol şartlarında kullanılır" Teminat senedidir" diye yazdırdığını, ancak davalı ...'ın bu yazıları kabul etmeyip yeniden senet düzenlettirdiğini, davacının da davalının kötü niyetini anlamayıp yeniden senet düzenlemeyi kabul etttiğini ve dava konusu senedi düzenlediğini, dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla davanın kabulüne, davacıların, davalılara borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'in ticaret ile uğraşan ve kendi şahıs şirketi ile ticaret faaliyet yürüten bir tacir olduğunu, müvekkilinin ticari faaliyeti kapsamında beyaz ciro yoluyla aldığı ve davacının keşidecisi olduğu senetin Gebze İcra Dairesi'nin 2023/1321 Esas sayılı dosyasından takibe konulduğunu, takip sonrasında davacı borçlu tarafından imzaya itiraz davası açıldığını, ancak bono üzerindeki avalistin icra takibindeki borcu hiçbir itiraz öne sürmeksizin ödediğini, davacı tarafından önce imzaya itiraz davası açmışsa da o davadaki kötü niyetli itirazları reddedilince işbu davayı yine kötü niyetli olarak ikame ettiğini, davalı adına takip ettikleri icra takibi vasıtasıyla bono bedelinin avalistten tahsil edildiğini, davalının alacağını aldığını, keşidecinin davalıya karşı menfi tespit davası açmakta hukuki bir yararı olmadığını, çünkü dava tarihi itibariyle davalının keşideciden bonoda yazılı bedel kapsamında bir talebi kalmadığını, bu durumda keşidecinin müvekkiline borcu olmadığının tespitine yönelik bir dava açmakta hukuki yararı olmadığını, davacı tarafından icra takibinden sonra Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/49 Esas sayılı dosyası kapsamında dava açıldığını, işbu dosyadaki dava dilekçesinde davacının imza inkarında bulunduğunu, daha sonra işbu davayı açarak senedin teminat senedi olduğunu iddia etmesinin bile başlı başına kötü niyetli olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, TMK m.2 gereği kötü niyetin korunmasının mümkün olmadığını, kötü niyetli bu davanın reddi gerektiğini, takibe konu senet ile davacının iddia ettiği senedin aynı olmadığı, takip konusu edilen senedin 04.07.2018 düzenleme, 20.01.2020 ödeme tarihli, keşidecisi Rıfat Plast. Otom. Yed. Parça San. Tic. Ltd. Şti., kefilleri ... ve ..., lehtarı ... olan, 197.720,00.-TL bedelli senet olduğunu, buna karşın davacı tarafından Gebze İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/49 Esas sayılı dosyaya 13.06.2023 tarihinde Gebze Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosuna delil dilekçesi ile 07.08.2018 düzenleme tarihli, ödeme tarihi bölümünde "teminat senedidir" yazılı olan, keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 197.720,00.-TL bedelli, sol yan tarafında "04.07.2018 tarihli ortaklar arasında yapılan protokole binaen teminat olarak hazırlanmıştır. Sadece protokol şartlarında kullanılır" ibarelerini içeren senedi sunduğunu, davacının tüm dayanak noktasının bu senetlerin aynı olduğu ve davalının icra konusu ettiği senedin teminat senedi olduğu iddiası olduğunu, dilekçede her iki senedin görüntüsüne yer verildiğini, davalının ticari faaliyetleri kapsamında bonoyu beyaz ciro ile teslim aldığını ve iyi niyetli olarak tahsilini talep ettiğini, davalının iyi niyetli hamil olması hasebiyle davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkileri bilmediğini ve dava konusunun bono olması nedeniyle bu ilişkilerin bonoya bir etkisinin bulunmadığını, davacının iddialarının aksine, takibe konu edilen bononun yasada aranan zorunlu şartları havi, kambiyo vasfını tahliye düşüren hiçbir sakatlık olmaksızın icra takibine konu edildiğini, açıklanan nedenlerle kötü niyetli ve hukuki yararı bulunmayan davanın öncelikle usulden reddini ve aksi halde esastan reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davaya konu bononun, 04.07.2018 düzenlenme tarihli, 20.01.2020 vade tarihli bir bono olduğunu, ancak davacının sunduğu 05.07.2018 tarihli teminat senedi protokolünde ise teminat senedi olarak verilen bononun 05.07.2019 düzenlenme tarihli olduğunun belirtildiğini, yani, teminat senedi ile dava konusu bononun birbiriyle ilgisi bulunmadığını, davacının tarafına verdiği teminat senedi ile borçlu olmadığını iddia ettiği bononun farklı olduğunu, hem düzenlenme tarihi ve hem de vadelerinin farklı olduğunu, davacının da bu hususu çok iyi bilmekle beraber borcu ödememek için süreci uzatmak amacıyla böyle bir yola tevessül ettiğini, dava konusunun bir senet olması nedeniyle senede karşı senetle ispat kuralı uygulanması gerektiğini, bu kapsamda davacının sunduğu yazılı delillerin hiçbirinin bononun geçerliliğini etkileyecek delilleri havi olmadığı gibi dava konusu bononun teminat vasfını taşıdığına dönük hiçbir bilgi de içermediğini, davacının senet üzerinde maddi hata yapıldığını iddia ettiği, teminat senedi protokolünde ve diğer protokollerde herhangi bir hata bulunmayıp, tüm protokollerin o günkü şartlarda yapılan anlaşmaya uygun olduğunu, davacılar tarafından verilen ve avalist tarafından da imzalanan bononun teminat bonosu ile bir ilgisi bulunmadığını, davacının dilekçesi ekinde sunduğu mesajlaşma içeriğine itiraz ettiğini, söz konusu mesajlaşmanın kendisi ile ilgisi bulunmadığını, zira söz konusu mesajlaşmanın, görüntüden anlaşıldığı üzere davacı şahıs ile ... isimli kişi arasında olduğunu, ayrıca mesajlaşma içeriğini kabul etmemekle beraber, söz konusu mesajlarda senedin teminat senedi olduğunu gösterir hiçbir delil de bulunmadığını, davacının kendisi ile bir ilgisi olmayan mesajlaşmaları sunarak kötü niyetli şekilde hareket ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜNE, davacıların, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/1321 Esas sayılı dosyasına dayanak, 04/07/2018 düzenleme, 20/01/2020 ödeme tarihli, keşidecisi Rıfat Plastik Otomotiv Yedek Parça San. Tic. Ltd. Şti., Kefili ... ve ... olan, 197.720,00.-TL bedelli bonodan kaynaklı olarak davalılara borçlu olmadıklarının tespitine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İsticvap kurumu HMK'nın "Tahkikat ve Tahkikat Sırasındaki Özel Durumlar" başlıklı beşinci bölümünde yer aldığını, Beşinci bölüm ise "yazılı yargılama usulü" başlıklı üçüncü kısım altındadır. "İspat ve Deliller" ise başlı başına dördündü kısım olarak kanunda yer verildiğini, Kanun koyucu açıkça isticvabı, ispat ve deliller arasında saymadığını, ancak ilk derece mahkemesince isticvap bir delil vasıtası olarak kullanılmış ve gerekçeli kararda açıkça isticvap delili ile hüküm verildiği açıklandığını, isticvabın usulüne uygun yapılmadığını, davacı tarafın yalan beyanda bulunduğu, ilgili icra hukuk mahkemesine sunduğu ve işbu davadaki ilk derece mahkemelerinde sunduğu beyanlarla birebir zıt beyanlarda bulunduğu sabit iken, yemin metni sunulmasına davet edilmesi anlamsız olduğunu, işbu davada kıymetli evrak hukuku ilkeleri, hukuk muhakemelerine ilişkin ilkeler ve temel yargılama ilkeleri açıkça ihlal edildiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sunduğu yazılı delillerinin hiçbirinin bononun geçerliliğini etkileyecek delilleri havi olmadığı gibi dava konusu bononun teminat vasfını taşıdığına dönük hiçbir bilgi de içermediğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2024 Tarih - 2023/912 Esas - 2024/671 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacıların, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibine karşı eldeki menfi tespit davasını açtığı, davacıların dava konusu bononun gerçekte bir borç ilişkisine dayanmadığını, taraflar arasında imzalanan 05/07/2018 tarihli protokol ve teminat senedi protokolü kapsamında yalnızca teminat amacıyla düzenlendiğini, teminat şartlarının gerçekleşmemesine rağmen davalılar tarafından kötü niyetli olarak icra takibine konu edildiğini ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiği, davalıların ise bononun geçerli olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar).
İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir.
Yine Aynı Kanunun 200-(1) maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır.
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir.
Eldeki davada, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacılardan Rufat Plastik Ltd. Şti.'nin Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı olarak faaliyet gösterdiği, davacı ... ile Davalı ...'ın şirket ortağı oldukları, taraflar arasında düzenlenen 05/07/2018 tarihli hisse devir protokolü ile davalı ...'ın şirketteki hisselerini davacı ...'a devrettiği anlaşılmaktadır.
Anılan protokolde, hisse devri sırasında şirketin mevcut aktif ve pasifleriyle birlikte devredildiği, şirketin mevcut borçlarından dolayı davalı ...'ın sorumluluğunun sona ereceği, buna karşılık ileride ortaya çıkabilecek ve davalı ...'ın sorumlu tutulabileceği borçların davacılar tarafından karşılanacağı, bu kapsamda davalı ...'ın ödeme yapmak zorunda kalması halinde davacılara rücu hakkının bulunduğunun düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Yine dosya kapsamında bulunan aynı tarihli teminat senedi protokolünde ise taraflar arasında düzenlenen hisse devir protokolüne açıkça atıf yapıldığı, davalı ...'ın şirketin kredi, vergi ve işçilik alacaklarından kaynaklanan sorumlulukların ileride doğması ihtimaline karşı teminat amacıyla bir bono düzenleneceğinin kararlaştırıldığı, davaya konu 197.720,00 TL bedelli bononun da münhasıran bu amaçla düzenlendiğinin açıkça hüküm altına alındığı görülmektedir.
Taraflar arasında 05/07/2018 tarihli hisse devir protokolü ile aynı tarihli teminat senedi protokolünün düzenlenerek imza altına alındığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, icra takibine konu edilen bononun anılan teminat senedi protokolü kapsamında düzenlenip düzenlenmediği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, takip dayanağı bono, taraflar arasında düzenlenen 05/07/2018 tarihli hisse devir protokolü ile teminat senedi protokolü birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince verilen kararın dosya kapsamındaki delillerle tam olarak örtüşmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen 05/07/2018 tarihli hisse devir protokolünde, davalı ...'ın şirketteki hisselerini davacı ...'a devrettiği, devir karşılığında ödenecek bedelin bir kısmının ise 12 adet senet ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ... tarafından da bu senetlerin ödenmediğine ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmemiş olduğu görülemektedir.
Aynı tarihe düzenlenen teminat senedi protokolünde ise şirketin mevcut kredi, vergi ve işçilik borçları nedeniyle ileride doğabilecek sorumlulara karşı kullanılmak üzere 197.720,00 TL bedelli bir teminat senedinden bahsedildiği, ancak dosya kapsamındaki incelemede, protokolde belirtilen senet ile takibe konu edilen senedin birebir örtüşmediği anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, dosya kapsamında aynı bedelli birden fazla senedin varlığı anlaşılmakta olup, bunlardan hangisinin teminat senedi protokolünde belirtilen senet olduğunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulmadığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince bu farklılıkların, davacı ...'ın isticvap sırasında verdiği ve senet tarihinin sonradan doldurulmuş olabileceğine ilişkin beyanına dayanılarak giderildiği anlaşılmakta ise de, kambiyo senedinin hukuki niteliği ve taraflar arasındaki yazılı belgeler karşısında, yalnızca bu beyana dayanılarak takibe konu edilen senedin teminat senedi olduğunun kabulü isabetli görülmemiştir.
Öte yandan davacılar tarafından davalı ...'in senedin teminat amacıyla düzenlendiğini bilerek veya bilmesi gerekirken senedi devraldığı, diğer davalı ... ile birlikte hareket ettiği ileri sürülmüş ise de, kambiyo senedini devralan hamilin kötü niyetli olduğunun yahut ağır kusurlu bulunduğunun ispatı mümkündür (6102 sayılı TTK'nın 778/1-a yollamasıyla 686/2) ve bu husus her türlü delille gerektiğinde tanık deliliyle dahi kanıtlanabilmektedir. Ancak somut olayda davalı ... ile davalı ... arasında akrabalık veya yakın ilişki bulunduğu yönündeki iddialar soyut nitelikte kalmış, senedin devri sırasında davalı ...'in temel ilişkiden haberdar olduğunu veya senedin teminat amacıyla düzenlendiğini bildiğini ortaya koyan somut ve inandırıcı herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle davaya konu bononun teminat senedi protokolünde belirtilen senet olduğunun kesin ve tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanamadığı ayrıca davalı hamil ...'in kötü niyetli olduğunun da kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Kambiyo senetlerinin mücerretlik ilkesi gereğince, takip dayanağı bonodan kaynaklanan alacak hakkının geçerliliğini ortadan kaldıracak nitelikte yeterli delil bulunmadığı gözetildiğinde, davacıların menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, bu aşamada belirtmek gerekirse, yukarıda belirtilen eksik hususların mahkemece gözetilmesi ve buna uygun karar verilmesi aşamasında, dava konusu senedin teminat amacıyla düzenlendiğinin kabulü halinde dahi bu hususun tek başına davacıların takip konusu bonodan dolayı borçlu olmadıkları sonucunu doğurmayacağının düşünülmesinin gerektiği değerlendirilmiştir.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5598 E. 2025/4984 K. Sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, teminat senedi niteliğindeki bonolardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda çözümün taraflar arasındaki temel ilişki dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Anılan kararda, senedin bir sözleşmenin teminatı olarak verildiğinin sabit olması karşısında dahi, teminat altına alınan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin, teminatın paraya çevrilmesini haklı kılan şartların oluşup oluşmadığının ve tarafların sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarının kapsamının araştırılması gerektiği, bu hususlar belirlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağının belirtilmiş olduğu görülmüştür.
Somut olayda da dava konusu senedin teminat senedi olduğu kabul edilse dahi, teminat senedi protokolünde belirtilen şirket borçlarının kapsamı, davalı ...'ın bu borçlar nedeniyle herhangi bir ödeme yapmak zorunda kalıp kalmadığı protokolde öngörülen sorumluluk şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve dolayısıyla teminatın nakde çevrilmesini gerektiren bir durumun bulunup bulunmadığı hususlarında yeterli araştırma ve incelemenin yapılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Eldeki davada, mahkemece, yalnızca senedin teminat amacıyla verildiği kabul edilerek sonuca gidilmiş; ancak teminat ilişkisinin dayanağını oluşturan temel hukuki ilişkinin kapsamı ile teminatın paraya çevrilme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmamıştır. Bu haliyle de hükmün eksik incelemeye dayandığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalıların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,
a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2024 Tarih - 2023/912 Esas - 2024/671 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf Karar harçlarının, talepleri halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
3-İstinaf edenler tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/05/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*