T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2239
KARAR NO : 2026/770
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/02/2023
NUMARASI : 2018/428 Esas - 2023/68 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALILAR : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
: 2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
: 3- S.S. 65 NOLU YAZLIK OTOBÜS VE MİNİBÜS MOTORLU TAŞIYICILAR KOOPERATİFİ - ...
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/07/2018
KARAR TARİHİ : 24/04/2026
KR. YAZIM TARİHİ : 24/04/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının S.S. 46 nolu İhsaniye Minibüsçüler Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatif üyesi olarak İhsaniye - Gölcük arasında taşımacılık yaptığını, davacının söz konusu kooperatifte bir üyelik ve bir aracının bulunduğunu, davacının kooperatifin üyesinin güzergahında yer almakta olan duruklardan özellikle D-130 Karayolu Gölcük Devlet Hastanesi sapağı ile Ford fabrikası köprüsü arasında kalan yerlerde davalı taşıma kooperatiflerin araçlarının yolcu aldığını veya yolcu indirmekte büyük rant ve kar sağladıklarını, davalı kooperatiflerin söz konusu güzergahta davacı kooperatif üyesinin yolcu başına aldığı ücretten de düşük ücret alarak davacı kooperatif üyesi aracı yerine kendi araçlarının kullanılmasını sağladıklarını, bu şekilde taşımacılık yaparak haksız rekabette bulunmakta olduklarından Mahkememizin 2009/387 esas 2016/4 karar sayılı ilamı ile haksız rekabetin menine karar verildiğini, söz konusu kararla birlikte açtıkları tazminat davasında mahkeme tarafından aktif husumet ehliyeti olmadığından kooperatifin dava açamayacağını, kooperatif üyelerinin dava açabileceği yönünde karar verildiğini, Kocaeli Valiliği İl Trafik Komisyonu 23.06.2003 tarihli kararına istinaden D 130 Karayolu Gölcük Devlet Hastanesi sapağı ile Ford Fabrikası köprüsü arasında kalan yerlerde davalı kooperatiflerin yolcu almayacaklarına ilişkin tebliğin 28.08.2008 tarihinde imzalamalarına rağmen söz konusu güzergahta yolcu taşımaya devam ettiklerini, davacı davacının bağlı olduğu kooperatifin söz konusu güzergahta münhasır yetkisi bulunduğunu, davalılar söz konusu tebliğ belgesini imzalayarak davacının üyesi olduğu kooperatifin söz konusu güzergahta münhasır yetkisi olduğunu da kabul ettiklerini, söz konusu kararın uygulanabilmesi için defalarca davalı kooperatiflerin uyarıldığını, bu konuda yetkile yerlere gerekli şikayetlerin yapıldığını, ancak davalı kooperatiflerin halen haksız rekabette bulunmaya devam ettiklerini, bu nedenlerle müvekkili kooperatif üyesinin İl Trafik Komisyon kararının alındığı 23.06.2003 tarihinden itibaren uğradığı zararın karşılanması için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı S.S 142 Nolu Hisareyn Otobüscüleri ve Minibüsçüleri Motorlu Taşıyıcılar Kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilince iddaa edilen hususların haksız ve gerçek dışı olduğunu, öncelikli davacı vekilinin talep etmiş olduğu ileride artırılmak üzere 1.000,00 TL'nin 23.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsili talebinin zaman aşımına uğradığını, TTK m. 60 haksız rekabet ile ilgili dava açma süresini belirttiğini, ilgili maddeye göre 'davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.' denildiğini, kanunun açık lafzından da anlaşılacağı üzere her halükarda 3 yıl olan dava açma süresinin çoktan geçmiş olduğunu, 2003 yılından itibaren istenmekte olduğunu, 15 yıl geçmiş olmasına rağmen böyle bir talepte bunulması zamanaşımın dışında ayrıca kötüniyetli bir istek olup hukukun koruyacağı bir şey olmadığını, davalı kooperatifin haksız rekabet olarak nitelendirelebilecek bir eyleminin olmadığını, davalı kooperatif üyelerinin bugüne kadar kendi güzergahları haricinde herhangi bir yolcu taşıma faaliyetinde bulunmadıklarını ve herhangi bir kooperatifin güzergahına da tecavüzde bulunmadıklarını, kooperatifin kendi güzergahı dışına çıkmadığını, davacının üyesi olduğu kooperatif de dahil olmak üzere diğer hiçbir kooperatifin yolcularını düşük ücretle taşımayı bırakın söz konusu kooperatifin güzergahına dahi girilmediğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği güzergahtan tüm otobüs ve minibüslerin geçmek zorunda olduklarını, Toplu Taşıma Yönetmeliğinin 7. Madde 9. Bendine göre, " Toplu taşıma araçları; kendi ilçesinden varış noktasına gidişte kendi ilçe sınırlarında UKOME tarafından belirlenen güzergâhı üzerindeki tüm duraklardan yolcu alır, indirir, bir başka ilçe sınırlarından yolcu alamaz sadece kendi ilçesinden almış oldukları yolcuları indirebilir. Varış noktasından ilçe merkezine dönüşte ise UKOME tarafından belirlenen güzergâhı üzerinde her yerden yolcu alır, aldıkları yolcuyu sadece kendi ilçe sınırlarında indirir." ibresinin yer aldığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı S.S. 41 Nolu İzmit – Gölcük Otobüs ve Minibüs İşlt. Mot. Taş. Koop. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın zaman aşımına uğradığını, kooperatifin iş bu davada hasım olmadığını, kooperatifin bu davada hasım olarak gösterilmesinin açıkça TTK hükümlerine aykırı olduğunu, kabul edilebilecek bir husus olmadığını, eğer ki iddia edilen gibi bir haksız rekabet söz konusu ise bu davanın haksız rekabeti yapan kişilere yöneltilmesi gerektiğini, kooperatifin tüzel kişi olarak haksız rekabet yapmasının hukuken mümkün olmadığını, kooperatiflerin üyelerinin menfaatlerini, meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardımlaşma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan teşekküller olduğunu, ayrıca ne kooperatifler kanununda ne de diğer düzenlemelerde kooperatif üyelerinin rekabet yasağı kapsamındaki davranışlarından bizzat kooperatifin tüzel kişiliğinin sorumlu olacağına dair bir hükmün olmadığını, bu nedenle kooperatifin hukuken sorumlu olmasının mümkün olmadığını, kooperatif üyelerinin bugüne kadar kendi güzergahları haricinde herhangi bir yolcu taşıma faaliyetinde ve herhangi bir kooperatifin güzergahına tecavüzde bulunmadıklarını, davacının iddialarında belirttiği güzergahta hiçbir münhasır yetkisinin olmadığını, bu konu hakkında Kocaeli 2. İdare Mahkemesi’nde görülmekte olan 2018/971 dosya numaralı dava dosyasının bulunduğu, davacının güzergah üzerinde kazanılmış hak iddiasının geçici işleme dayanmakta olduğunu, Kocaeli 2. İdare Mahkemesi’nde görülen davanın olayın çözümlenmesinde doğrudan etkisi olacağı için bekletici mesele yapılması gerektiğini, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın KABULÜ İLE, 99.301,12-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 17.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı S.S. 41 Numaralı İzmit-Gölcük Otobüs ve Minibüs İşlt. Mot. Taş. Kooperatifi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı S.S. 41 Numaralı İzmit-Gölcük Otobüs ve Minibüs İşlt. Mot. Taş. Kooperatifi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kısmi alacak davası olduğu, ıslah dilekçesinin dosya kapsamına sunulduğu ve ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 28.09.2022 tarihinden 5 yıl geriye doğru gidince 28.09.2017 tarihine ulaşıldığını, dolayısıyla 28.09.2017 tarihinden önce doğmuş olan alacakların tamamının zaman aşımına uğradığını, davalı kooperatifin bu davada hasım olmadığını, davalı kooperatifin bu davada hasım olarak gösterilmesinin açıkça TTK hükümlerine aykırı olduğunu, Kooperatifin tüzel kişi olarak haksız rekabet yapmasının hukuken mümkün olmadığını, Kooperatifler üyelerinin menfaatlerini, meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardımlaşma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan teşekküller olduğu, bu anlamda kooperatiflerin rekabete ilişkin eylemleri icra etmelerinin mümkün olmadığını, kooperatif üyelerinin bugüne kadar kendi güzergahları haricinde herhangi bir yolcu taşıma faaliyetinde bulunmadığı ve herhangi bir kooperatifin güzergahından yolcu almadıklarını, Bilirkişinin hukuki mesnetten yoksun raporu doğrultusunda hüküm tesis eden mahkemenin kararının kaldırılması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/02/2023 tarih, 2018/428 Esas - 2023/68 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava haksız rekabetten kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı S.S. 41 Numaralı İzmit-Gölcük Otobüs ve Minibüs İşl. Mot. Taş. Kooperatifi vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili, davacının SS 46 Nolu İhsaniye Minibüsçüler Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin üyesi olarak İhsaniye - Gölcük arasında taşımacılık yaptığını, davalı kooperatiflerin araçlarının davacının üyesi olduğu kooperatifin güzergahında özellikle D 130 Karayolu Gölcük Devlet Hastanesi sapağı ile Ford Fabrikası Köprüsü arasında kalan yerden yolcu aldıklarını, haksız rekabette bulunduklarını, haksız rekabette bulunduklarından dolayı Kocaeli 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/387 Esas 2016/4 Karar sayılı ilamı ile haksız rekabetin menine karar verildiğini, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davasının kooperatif üyelerinin dava açması gerektiğinden bahisle aktif husumetten reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini belirterek haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat isteminde bulunduğu, davalıların zaman aşımı itirazında bulunarak haksız rekabetin olmadığını beyan ederek davanın reddini talep ettikleri, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
TTK.'nın; amaç ve ilke başlıklı 54. maddesinde "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. " denilmiştir.
Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ilgili ticari uygulamalar başlıklı TTK'nın 55/1 maddesi “aşağıda sayılan haller haksız rekabet hallerinin başlıcalarıdır:
1- e “...iş şartlarına uymamak, özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.”
TTK'nın 56/1 “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a-Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b-Haksız rekabetin men’ini ., d-kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu davalardan haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i davaları bakımından, zarar tehlikesinin varlığının davacı tarafça ispatı yeterli görülmüş, ancak maddi ve manevi tazminat davaları bakımından davacının zararı ve miktarını TBK'nın 50. maddesi gereği ispatı gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir.
Haksız rekabete dayalı tazminat davasında ilke, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Diğer davalardan farklı olarak haksız rekabette, bu tür zararın ispat edilmesi zordur. Bunu dikkate alan kanun koyucu TTK'nın 56/e maddesinde eylemin mali bakımdan karşılıksız kalmaması için, haksız rekabette bulunan tarafın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini yargıca bırakmıştır. TBK'nın 50.maddesinde, uğranılan zarar tam olarak ispat edilemiyorsa hakimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri de göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu kurallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde yasa koyucu en başından bazı davalarda zararın belirlenmesinin güçlüğünü görmüş, ancak eylemin de maddi yönden karşılıksız kalmaması için yargıca hakkaniyet kuralları uyarınca zarar miktarını belirleme yetkisi vermiştir.
56’ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zaman aşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur. (6102 sayılı yasanın 60.maddesi)
Kesin hüküm 6100 sayılı yasanın 303 maddesinde düzenlenmiş, buna göre her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (6100 S.k. M.303/1) Kesin hüküm için aranan üç unsur gerçekleşmese dahi, kesin hüküm bazen kesin delil veya duruma göre güçlü delil oluşturularak değerlendirilir. (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, HMK Şerhi, Ankara, 2013, s.1347) Gerçekten Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.2003 tarihli 2003/20-266/285 E/K sayılı kararı da aynı yöndedir.
Somut olayda; Kocaeli İl Trafik Komisyonunun 23/06/2003 ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi UKOME Başkanlığının 08/06/2005 tarihli kararları doğrultusunda davacının üyesi olduğu S.S.46 Nolu İhsaniye Minibüsçüler Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifine tahsisli özellikle D 130 Karayolu Gölcük Devlet Hastanesi Sapağı ile Ford fabrikası arasında kalan yerlerde davalı kooperatiflere ait taşıma araçlarının davacıya tahsisli bu güzergahta yolcu bindirmek suretiyle davalıların haksız rekabette bulundukları, anılan eylemlerin 6762 sayılı TTK'nın 56 vd. m. ile özellikle 57/10 (6102 sayılı yasanın 56/1-e maddesi)maddesinin ihlali mahiyetinde olduğunun Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/01/2016 tarih ve 2009/387-2016/4 sayılı kararını temyizen inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/13176 esas 2018/1119 karar sayılı ilamı ile kesinleştiği; anılan tespitin eldeki dava yönünden dosya davacısının farklı olması nedeniyle, az yukarıda açıklandığı üzere eldeki dava yönünden kesin delil mahiyetinde olduğu (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, HMK Şerhi, Ankara, 2013, s.1347, Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.2003 tarihli 2003/20-266/285 E/K sayılı kararı) anlaşılmıştır. Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/01/2016 tarih ve 2009/387-2016/4 sayılı dosyasından alınan 30.08.2013 tarihli trafik bilirkişisinin raporunda yapılan tespitlere göre; 2012 yılının 11 ve 12. Ayları ile 2013 yılının ilk 6 ayına ait fotoğraf ve videolar ile de davalıların anılan ihlallerinin devam ettiği, yine eldeki dosyada dinlenen tüm tanık beyanlarında da davalıların daha sonra da anılan güzergahlardan yolcu bindirmeye devam ettikleri, bu şekilde davalıların anılan eylemlerinin dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı yasanın 56/1-e maddesindeki “…İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı yasanın 60. maddesi düzenlemesine göre; 56’ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Eldeki olayda davacının üyesi olduğu S.S.46 Nolu İhsaniye Minibüsçüler Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi tarafından davalılar aleyhine açılan Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/01/2016 tarih ve 2009/387-2016/4 sayılı ilamında Kooperatifler'in 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. m. belirtildiği üzere, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerinin ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının iş gücü ve parasal katkılarıyla, karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle korumak amacıyla kurulduğu, kooperatif yönetim kurulu tarafından bu kapsamda dava açma konusunda yetki verilmiş ise de, bu yetkinin, üyelerinin zararlarının tazmini için dava açma yetkisini kapsar mahiyette olmadığı, davacı kooperatif tarafından açılan davanın, davalıların haksız eylemleri nedeniyle üyelerinin elde edeceği gelir ve kârdan mahrumiyet nedeniyle açılmış ve üyelerinin zararlarını telafi etmeye dönük tazminat istemine yönelik davalarda aktif husumetinin olmadığı, bu davaları zarara uğrayan kooperatif üyelerinin açabileceği yönündeki görüşünün Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/13176 esas 2018/1119 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, bu şekilde davacının dava açma hakkı olduğunu 15.02.2018 tarihli Yargıtay ilamı ile öğrendiği, eldeki davanın 17.07.2018 tarihinde açıldığı, davalıların zaman aşımı itirazları olduğu ve eldeki davanın 6100 sayılı yasanın 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığı, belirsiz alacak davalarında zaman aşımının dava tarihi ile kesildiği nazara alındığında dava tarihinden önceki 3 yıl için tazminat talep edebileceği yönündeki ilk derece mahkemesinin kararı isabetlidir.
Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; haksız rekabete dayalı tazminat davasında ilke, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Diğer davalardan farklı olarak haksız rekabette, bu tür zararın ispat edilmesi zordur. Bunu dikkate alan kanun koyucu 6102 sayılı TTK'nın 56/e maddesinde eylemin mali bakımdan karşılıksız kalmaması için, haksız rekabette bulunan tarafın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini yargıca bırakmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 50.maddesinde, uğranılan zarar tam olarak ispat edilemiyorsa hakimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri de göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu kurallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde yasa koyucu en başından bazı davalarda zararın belirlenmesinin güçlüğünü görmüş, ancak eylemin de maddi yönden karşılıksız kalmaması için yargıca hakkaniyet kuralları uyarınca zarar miktarını belirleme yetkisi vermiştir.
Somut olayda davacı, kendi zararını veya karşı tarafın kârını isteyebilecektir. Mahkemece, davalıların elde edebileceği kârın tespitine gidilerek yolculardan alınacak taşıma ücretlerine göre hesaplama yapılması hatalı olduğu gibi (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/11722 esas 2018/4156 karar sayılı ilamı). yine mahkemece zararın tespiti amacıyla bilirkişi raporları alınmıştır. Bilirkişilerce yapılan hesaplamada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/01/2016 tarih ve 2009/387-2016/4 sayılı dosyasında alınan 30.08.2013 tarihli trafik bilirkişisinin tespitleri baz alınmıştır. Anılan raporda bilirkişi 2012 yılının 11 ve 12. ayları ile 2013 yılının ilk 6 ayına ait fotoğraf ve videolar ile davalıların yaptığı ihlalleri tespit etmiş, daha sonra yaz ve kış aylarına ilişkin ortalama yolcu sayıları tahmin edilerek anılan ihlallere oranlanarak sonuca gidilmesi de hatalıdır. Yine davalıların taşıma yapabileceği nokta ile davacının güzergahına dahil olacak şekilde yolcu taşıdığı nokta tespit edilerek yolculuğun haksız rekabet teşkil eden kısmında taşıyabileceği yolcu sayısı dikkate alınmadan hesaplama yapılması da hatalıdır. Kaldı ki dosyada dinlenen tanıklar aynı güzergahı kullanan tüm otobüslerin yolcu aldığını beyan etmeleri karşısında davalılar tarafından taşıma hizmeti verilmemiş olsaydı dahi tüm taşıma işinin davacı tarafından yapılacağı varsayımı ile bir hesaplama yapılmasının doğru olmadığı gibi; dosyadaki tespitler ve davalıların haksız rekabet teşkil eden fiillerinin devamlılığı, davacının kullandığı güzergahtan yolcu almamaları gerekirken almaları, 2015-2018 arasında davaya konu güzergahtaki yolcu ücretleri, davacının anılan ücret için yakıt, amortisman gibi zorunlu giderlerinin oluşu, mesafeye göre bir bilet ücreti uygulanıp uygulanmadığı hususlarının belirsiz olduğu, dosyada mevcut yolcu taşımalarının, araç maliyetin tamamını karşılayacak ve kâr oluşturacak düzeyde olmadığı, davalı kooperatifler tarafından aynı güzergahta yolcu alan araç sayısı, çalıştığı gün ve saat, yolcu aldığı duraklar ve binen yolcu sayısının bilinemediği, davacının hizmet verdiği güzergahın davalılara tahsisli duraklara mevcut verilerle, çakışan veya ortak duraklarda davalı kooperatif araçlarına binen yolcuların bu duraklara kadar seyahat edip etmediğinin veya davacının üyesi olduğu kooperatif duraklarında binip binmediğinin belirsiz kaldığı, davalı kooperatifler tarafından taşınan tüm yolcuların davacının üyesi olduğu kooperatif araçlarıyla taşınabileceğinin bir olasılık olarak mümkün olmadığı, talep edilebilecek maddi zararın ancak, davacı kooperatif güzergahı üzerindeki bir durakta davalı kooperatiflerin işlettiği araçlara binen ve yine davacının üyesi olduğu kooperatif güzergahı üzerindeki bir durakta inen yolcu sayısının kısa bir süre sonra yolcu binen durağa gelen davacı kooperatif araçlarındaki boş koltuk adedi kadar yolcu bindirme/taşıması mümkün olup, bu yolculardan elde edilecek bilet ücretinden, yolcunun bindiği duraktan indiği durağa kadar marjinal araç işletim giderinin düşülmesi sonucu elde edilecek gelir olabileceği, bunun ise dosyada mevcut bilgi ve belgelerle hesaplanabiliyor olmadığı, bu kapsamda davacının zararının bulunduğu açık olmakla birlikte miktarının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2866 esas 2020/2223 karar sayılı ilamı) Bu durumda davacının talep ettiği zarar miktarının doğru bir şekilde hesaplanmasının eldeki verilerle mümkün olmadığı, zarar miktarının tam olarak tespit edilememesi halinde ise 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamış (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7395 esas 2017/1254 karar sayılı ilamı) ve 6098 sayılı yasanın 50/2.maddesi göz önüne alınarak ve yukarıdaki açıklamalardaki hususlar göz önüne alınarak davacının zararının 60.000,00 TL olduğu kanaatine varılmış, (Aynı olaya ilişkin Dairemizin 2023/800 esas 2024/1332 karar sayılı, 2023/784 esas 2024/1378 karar, 2023/780 esas 2024/1377 karar sayılı, 2023/783 esas 2024/1367 karar sayılı, 2023/798 esas 2024/1366 karar sayılı, 2023/781 esas 2024/1333 karar sayılı, 2023/1673 esas 2024/1334 karar sayılı, 2023/782 esas 2024/1319 karar sayılı ilamları) mevcut hesaplamadan ve bedelin 6098 sayılı yasanın 50/2.maddesi göz önüne alınarak hakkaniyet gereği belirlenmiş olması nedeniyle davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmiş, yine davacının vaki talebi ve husumetin davalı kooperatiflere yöneltilmiş olması gözetildiğinde, davalı kooperatiflerin haksız rekabet suretiyle elde etmiş olabileceği menfaatin hüküm altına alınan tutara eşdeğer olabileceğin kabulü gerekecek olması da nazara alınarak ilk derece mahkemesinin kararının istinaf yasa yoluna başvuran S.S. 41 nolu İzmit Gölcük Otobüscüler ve Minibüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi yönünden kaldırılmasına karar verilmiş, diğer davalılar yönünden bir istinaf olmadığından bu davalılar yönünden ilk derece mahkemesi kararında bir değişiklik yapılmamıştır.
Gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıdaki nedenlerle kısmen kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının anılan nedenlerle kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KISMEN KABULÜNE; Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/02/2023 tarih, 2018/428 Esas - 2023/68 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davanın KABULÜ ile,
99.301,12-TL maddi tazminatın (Davalı S.S. 41 nolu İzmit Gölcük Otobüscüler ve Minibüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin bu bedelin 60.000,00 TL’siyle sınırlı sorumlu olması kaydıyla) dava tarihi olan 17.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine
b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 6.783,25 TL harçtan, peşin ve tamamlama yoluyla alınan 1.695,81 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.087,44-TL harcın(Davalı S.S. 41 nolu İzmit Gölcük Otobüscüler ve Minibüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin bu bedelin 4.098,60 TL’siyle sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
c-Davacı tarafından yapılan 1.731,71 TL harç ve 4.258,35 TL bilirkişi ücreti ve posta gideri olmak üzere toplam 5.990,06 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
ç-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
d-HMK'nın 333/1 maddesi ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 207. maddesi gereğince, karar kesinleştiğinde gider avansından kullanılmayan kısmın yazı işleri müdürü tarafından ilgilisi hesap numarası bildirmiş ise, hesabına aktarılmasına; aksi halde, masrafın gider avansından karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adrese ödemeli olarak gönderilerek iadesinin sağlanmasına,
2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,
b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
c-Davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 464,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.633,40-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine,
e-Kararın 6100 sayılı HMK'nın'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/04/2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*