T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2222 - 2026/768
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2222
KARAR NO : 2026/768
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/09/2024
NUMARASI : 2022/987 Esas - 2024/692 Karar
DAVACI : KÜRESEL İŞ GÜVENLİĞİ SAĞLIĞI ÇEVRE DANIŞMANLIĞI MÜHENDİSLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ECE PİKNİK ÜRÜNLERİ PLASTİK VE KÖMÜR ÜRETİM İTHALAT İHRACAT ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/12/2022
KARAR TARİHİ : 24/04/2026
KR. YAZIM TARİHİ : 24/04/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının OSGB-İş sağlığı ve güvenliği alanlarında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalı şirket ile OSGB-İş sağlığı ve güvenliği alanında hizmet vermek için ilk olarak 11.02.2019 tarihinde imzalanan bir sözleşme ile anlaştıklarını, akabinde ise 03.07.2020 ve 01.01.2021 tarihlerinde sözleşmelerin yenilendiğini ve son sözleşmenin 31.12.2021 tarihinde sona erdiğini, bu tarihe kadar davalı şirkete hizmet vermeye devam edildiğini, davacının bu süre boyunca 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu doğrultusunda üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı aylık ödemelerini sıklıkla aksattığını ve huzurdaki davaya konu icra takibinin başlatma zorunluluğunun hâsıl olduğunu, davacının her ne kadar üzerine düşen edimi yerine getirmiş olsa da davalıya düşen edim davalı tarafından yerine getirilmemiş söz konusu faturaların bedelinin davacıya ödenmediğini, davacı şirketin maddi olarak zarara uğratıldığını ve davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, davalı şirketin borca, faize ve fer 'ilerine yapmış olduğu tüm itirazların haksız ve mesnetsiz olduğunu, haklı davanın kabulüne, Gebze İcra Dairesi 2022/13490 Esas sayılı dosyasında yürütülen icra takibinin devamına, başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz eden borçlu aleyhine %20'sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 8.İcra Dairesi'nin 2022/13312 Esas sayılı dosyası ile 64.229,98.-TL bedelli icra takibi başlatıldığını, yetkiye borca, faize ve ferilerine itiraz edilmesi neticesinde davacı tarafından yetkili Gebze İcra Dairesi'nin 2022/13490 Esas sayılı dosyasında takibin durduğunu, her ne kadar davacı şirketin dava dilekçesinde taraflar arasında 3 ayrı sözleşme olduğu beyan edilse de sözleşme ekinde taraflarına tebliğ edilmiş herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, davacı şirketin beyanının aksine müvekkil şirket ile davacı şirket arasında 01.01.2019-31.12.2019 ve 01.01.2021-31.12.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, İş Sağlığı ve Güvenliği hizmeti alınması hususunda sadece 2 ayrı sözleşmenin imzalandığını, 01.01.2020-31.12.2020 dönemi için ise 1 aylık feshi ihbarda bulunulmadığı için otomatik yenilenmiş olduğunu taraflar arasında imzalanan bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi, davalı aleyhinde düzenlemiş olduğu sözleşmeye aykırı faturalarla haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında İş Sağlığı ve Güvenliği hususunda imzalanan hizmet sözleşmeleri kapsamında, davacı tarafın davalı şirkete iş güvenliği hususunda rehberlik etme, risk değerlendirmesi yapma, çalışma ortamını İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı çerçevesinde düzenleme, çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verme, davalı şirkette düzenli olarak işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulundurma gibi paket bir yükümlülük altına girdiğini, bunun karşılığında davalı şirketin sözleşmede belirtilen hizmet bedelini davacı şirkete ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı şirketin sözleşmeden doğan edimleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olmasına rağmen, davacı tarafın hizmetlerini aksattığını, davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı şirket aleyhine açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan ve tahsil ettiği halde tahsil ettiği miktarı da dava eden davacı alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE,
Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/13490 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 40.680,00.-TL üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 8.136,00.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,
3-Davalı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerek HMK'nın 318. maddesinin açık hükmüne, gerekse tensip tutanağının 6. maddesi ile verdiği karara aykırı olarak davacı şirket vekilinin davanın açıldığı tarihten 2 yıl sonra SGK'dan davalı şirketin sigortasız işçi çalıştırıp çalıştırmadığının ve delillerin sunulmasına muvafakatlerinin olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen delil ibrazına ve celbine karar verdiğini; mahkemenin, çözümü teknik bilgiyi gerektiren hususlarda konusunda uzman bilirkişilerden rapor alması gerekirken, mali müşavir bilirkişinin davacının alacağa konu faturadaki hizmetin verilip verilmediğinin mali incelemede tespitinin mümkün olmadığı, konunun İSG uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiği rapor edildiği halde mahkemenin bilirkişi olarak İSG uzmanı ataması gerekirken işyeri hekimi olan Dr. ...'nu bilirkişi olarak atadığı ve rapor aldığını; mahkemenin, davalı şirketin kurumsal bir şirket olmasına bakmadan ve sigortasız hiç bir işçi çalıştırmamasına rağmen sanki davalı şirketin sigortasız işçi çalıştırıyormuş gibi şirket aleyhine isabetsiz bir karar verdiğini, mahkemenin dosyada davacıyı haklı kılan hiç bir delil olmamasına rağmen davalı şirket aleyhine davayı kabul etmesinin kabul edilebilecek bir durum olmadığını; davalı şirketin, davacıyla aralarında yapılan yazılı sözleşmeye istinaden aldığı İSG hizmeti ile ilgili kesilen tüm faturaları ödediği, davacının dava ettiği faturanın, verdiği hizmete ait olmadığı, SGK'ya bildirilmediğini iddia ettiği işçiler için İSG hizmeti verdiğini iddia ederek afaki olarak geriye dönük kestiği bir faturaya dayandığını, davacı şirketin davalıya sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini dahi eksik vermiş olmasına rağmen ücretini ise eksiksiz tahsil ettiğini, bu itibarla davanın kabulüne değil reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasını da kabul edilemeyeceğini: dava konusu faturaya davalı şirketin ihtarname ile yasal süresi içerisinde itiraz etmiş olmasından dolayı davacının söz konusu fatura sebebi ile kabul edilmiş bir alacağı olmadığı gibi, davacının faturasına esas aldığı birim fiyatların da taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olmadığını, adil yargılanma hakkına ve kanun önünde eşitlik ilkesine açıkça aykırı bir karar olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının usule ve esasa yönelik tüm iddialarının haksız olduğunu, dosya kapsamına alınan SGK denetim raporlarından davalının sigortasız işçi çalıştırmış olduğunun anlaşıldığını, alınmış olan bilirkişi raporunun da bu hususu destekler nitelikte olduğunu, mahkemece verilmiş olan kararın dosya kapsamındaki tüm deliller göz önüne alındığında usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/09/2024 tarih, 2022/987 Esas - 2024/692 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava iş güvenliği hizmeti alımı sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 11.02.2019, 03.07.2019 ve 01.01.2021 tarihli sözleşmeler ile iş sağlığı ve güvenliği kapsamında iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı temini hususunda hizmet alım sözleşmeleri imzalandığı, davacının davalı hakkında başlattığı icra takibinde borcun sebebi olarak “11.02.2019 tarihli iş güvenliği hizmet sözleşmesine istinaden ödenmeyen aylık ücretler toplamı” göstererek toplam 64.229,98 TL asıl alacak üzerinde takip başlattığı, davalının itirazı üzerine itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa; Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.
İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.
İtirazın iptali davası itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı yan isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.
Diğer taraftan, İİK’nın 67.maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açamamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-2076 esas 2020/117 karar sayılı ilamı)
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-1634 esas 2018/633 karar sayılı ilamı)
İtirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu yapılmış olan alacaktır; bu nedenle, itirazın iptali davası açılmadan önce, borçlu itiraz ettiği borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı (HMK m.l14/1-h) yoktur ” ( Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Eylül 2007,s.107 ). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-1634 esas 2018/633 karar sayılı ilamı)
Somut olayda; davacının davalı hakkında “11.02.2019 tarihli iş güvenliği hizmet sözleşmesine istinaden ödenmeyen aylık ücretler toplamı”nı borcun sebebi olarak göstererek davalı hakkında takip başlattığı, dava dilekçesinde ise 11.02.2019, 03.07.2019 ve 01.01.2021 tarihli sözleşmeler gereği davacının davalıya verdiği hizmete karşılık ödenmeyen kısım için eldeki itirazın iptali davasının açıldığını beyan etmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere; İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-1634 esas 2018/633 karar sayılı ilamı) İtirazın iptali davalarında borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına göre kaynak belgeye (temel alacak-sözleşme) itibar edilmesi (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-2076 esas 2020/117 karar sayılı ilamı), takip talebinde gösterilmeyen belgelere dayalı inceleme yapılmaması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/3875 esas 2026/1138 karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/9802 esas 2014/13921 karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/2281 esas 2014/5304 karar sayılı ilamı)
Eldeki olayda; davacı taraf “11.02.2019 tarihli iş güvenliği hizmet sözleşmesine istinaden ödenmeyen aylık ücretler toplamı”nı borcun sebebi olarak göstererek davalı hakkında takip başlatmış olup davacı vekilinin 25.01.2023 tarihli beyan dilekçesi, 22.11.2023 tarihli beyan dilekçesi ve 10.01.2024 tarihli duruşmadaki beyanları dikkate alındığında, takibe konu alacağın 01.01.2021-01.01.2022 yıllarına ilişkin olan sözleşme dönemine ilişkin olduğu, hatta uyuşmazlık konusu dönemin 28.09.2021 tarihinden sonraki dönem olduğunu açıkça beyan ettiği, bu sözleşme döneminden önceki döneme ilişkin bir uyuşmazlık kalmadığını beyan ettiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan ve 03.07.2019 tarihli sözleşmeye kadar devam ettiği anlaşılan takipte borcun sebebi olarak gösterilen 11.02.2019 tarihli sözleşmeden kaynaklı bir borcun olmadığı davacının da kabulünde olduğu, itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, yukarıda detaylandırıldığı üzere takip talebinde gösterilen borcun kaynağı ile sınırlı inceleme yapılmasının gerektiği, mahkemece yapılan tespitler ve tarafların beyanlarına göre uyuşmazlığın 01.01.2021-01.01.2022 sözleşme dönemine ilişkin düzenlenen faturalardan kaynaklandığı da anlaşılmış olup, 01.01.2021-01.01.2022 dönemini kapsayan sözleşmenin takip talebinde borcun kaynağı olarak gösterilmediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu gibi, takipten sonra fakat eldeki dava açılmadan önce borca ilişkin olarak davalı tarafından yapılan 23.089,82 TL’lik ödeme yönünden de davacının dava açmakta hukuki yararı da bulunmadığından (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-1634 esas 2018/633 karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/2281 esas 2014/5304 karar sayılı ilamı)bu kısma yönelik davanın da hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi de hatalıdır.
Davacının takibe konu ettiği 11.02.2019 tarihli iş güvenliği hizmet sözleşmesine istinaden alacaklı olduğunu dosya kapsamıyla ispat edemediği anlaşılmış olup, davacının kötüniyetli takip başlattığı dosya kapsamıyla ispat edilemediğinden davalının bu yöndeki tazminat talebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle; davalı vekillerinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni yönünden kabulüne, kararın 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK.'nun 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/09/2024 tarih, 2022/987 Esas - 2024/692 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davanın 23.089,82 TL’lik kısım yönünden 6100 sayılı yasanın 114/1-h maddesi gereği usulden reddine,
b-Bakiye kısma yönelik davanın esastan reddine,
c-Davalı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin reddine,
ç-Alınması gerekli 732,00.-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 775,74.-TL peşin harcından mahsubu ile fazla alınan 43,74.-TL'nin davacıya iadesine,
d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
e-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 3.800,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,
f-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
g-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana İADESİNE,
2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,
b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
c-Davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 95,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.264,40-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine,
e-İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince Gebze İcra Dairesi 2022/13490 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın (nakit/teminat mektubu) yatırana iadesine,
f-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/04/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*