T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2178 - 2026/765
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2178
KARAR NO : 2026/765
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2024
NUMARASI : 2022/679 Esas - 2024/484 Karar
DAVACI : EMEKTAR MAKİNA ELEKTRİK İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ...
3- LİVAMAK MAKİNA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/12/2022
KARAR TARİHİ : 24/04/2026
KR. YAZIM TARİHİ : 24/04/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2007 yılında kurulmuş basiretli bir tacir olarak ticaret hayatını sürdürdüğünü, davalılardan ...'ın 23/02/2016 tarihli, ...'ın ise 05/12/2014 tarihli Belirsiz İş Sözleşmesi ile davacı şirket bünyesinde 2020 yılının son aylarına dek çalıştıklarını ve daha sonra ...'ın şirketten kendi isteği ile istifa ettiğini, ...'ın ise 29 Kod ile, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı eylemleri nedeni ile çıkışı verilerek şirketten ayrıldığını, daha sonra bu davranışlarının nedenlerinin birlikte şirket kurarak davacı şirketi zarara uğratmak olduğunun anlaşıldığını, davalılardan ... ve ... işten ayrılmadan önce müvekkili ile aralarında imzalanan Rekabet Yasağı ve Gizlilik Sözleşmelerine aykırılık niteliği taşıyan fiillerde bulunduklarını, davalılardan ...'ın davacının haberdar olmadığı esnada davacı firmanın kendisine sağladığını ve gizli bilgi niteliğini haiz müşteri portföylerini kullanarak kendi reklamını yaptığını ve iletişimlistelerindeki müşteri, tedarikçi gibi kişilere işten ayrılacağını mesaj attığını, özel numarasını paylaştığını, daha sonra ise o zamanlar fiilen varolmayan Liva Makina Ltd. Şti. adıyla internet üzerinden, kendisini yetkilisi olarak gösterdiği hayali limited şirket aracılığıyla Kocaeli İzmit merkezli olarak internet üzerinden ve fiilen satış yaparak davacı ile arasındaki rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmelerini ihlal ettiğini, davalıların tüm bu süreçler akabinde haksız rekabet eylemlerinin boyutlarını, kendi rekabet yasağı çerçevesinden çıkarttığını, konuyu aşarak TTK hükümleri uyarınca ticari haksız rekabet ve ihlal boyutlarına taşıdıklarını, davalıların gerek bireysel gerek şirket olarak tüm sosyal medya kanalları ve sitelerinden, davacı davacının tek yetkili bayii olduğu ürünlerin satıcısı olduklarının beyanı ile ticaret yapmaya başladıklarını, ilgili tüm belgeleri dava dilekçesi ekinde sunduklarını, anılan durum ile ilgili üretici ve ana firmalara sorulduğunu, kendilerinin ise davalıların yetkisiz satıcı olduklarını beyan ettiklerini, firmalara mahkemece sorulabileceğini ve tanık olarak da dinlenebileceklerini, bölge satış ihlali yaptıklarını, başka bölge bayilerinden ürün aldıklarını, farklı fiyatlarda yetkisiz oldukları bölgede satış yaparak davacının ticari bayilik haklarını ihlal ettiklerini, maddi ve manevi zarara uğratarak haksız rekabet eyleminde bulunduklarını, davalıların, haksız rekabet gerçekleştirmek sureti ile satışını yaptığı tüm markalara ait bilgi ve belgelerin dilekçe ekinde sunulduğunu, davanın kabulünü davalılar tarafından gerçekleştirilen haksız rekabetin durdurulmasını, 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat olarak toplam 100.000,00 TL tazminatın, dava tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının makine üretmediğini, makinelere ait sır niteliğinde çizim, üretim gibi bilgiler ihtiva etmediğini, davalıların daha önce davalı şirket bünyesinde çalıştıklarını, bu iş yerinin makine ve buna benzer makine satışı işini yaptığını, yapılan satışta konu makinelerin özelliklerini müşterilerine anlatarak ürünleri tanıtıp satış yaptıklarını, bu teknik bilgilerin üreticinin web sitesi olmak üzere her yerde olan bilgiler olduğunu, işin makine satım işi olması dikkate alındığında kişisel bir yetenek gerektirmeyen, üretime dair gizli bir sırrı ulunmayan, özel eğitim, yetkinlik, bilgi paylaşımı gerektirmeyen herkes tarafından yapılabilecek mahiyette bir ticari iş olduğunu, yapılan ticari faaliyetlerin il dışı ve yurt dışı olduğunu, davalılar davacının müşterisi ile ilişki kurmadıklarını, zarar olgusu iddialarının soyut ve tutarsız olduğunu, taraflar arasındaki haksız rekabet sözleşmesinin geçersiz ve sözleşme içeriğinin mevzuatta belirtilen şartları taşımadığını, işverene hiçbir edim yüklememiş olduğunu, tek taraflı ve aşırı faydacı olarak düzenlenen sözleşmenin hukuki olarak bir sonuç taşımadığını, sözleşmenin sağlıklı irade beyanları ile oluşturulmadığını, bu sözleşmenin işçi tarafından mecburiyetten imzalamak durumunda kalınan bir sözleşme olduğunu, davacı tarafın haksız rekabet iddiası karşısında uğramış oldukları zarar olgusunu ortaya koyamadıklarını, davalıların duyarlı, sağ duyulu, davacı şirkete zarar gelmemesi adına yapılan, kurumsal bir işletmede gerekli olan davranışları yaptığını, müşterileri ele geçirmek gibi hiçbir eylemi ve istek içinde olmadığını, mesajında kesinlikle böyle bir ima dahi kullanmadığını, yapılan işin ticari bir iş olduğunu, herkesçe yapabileceği bir iş alanı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte zaman aşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin davacı iş yerinden 2020 yılında ayrıldığını, dava konusu taleplerin 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmuş olduğundan açılan davanın zaman aşımı yönünden reddi gerektiğini, hukuki dayanaktan yoksun bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada verilen bilirkişi heyeti raporuna ve somut delillere aykırı hüküm kurulduğunu, azalma ve artma durumunun haksız rekabet oluşup oluşmaması hususunda hukuken bir ölçüt olarak alınabilir nitelikte olmadığını, davacıya karşı haksız rekabet yapılmadığına gerekçe veya karine olamayacağını, istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalılar vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/09/2024 tarih, 2022/679 Esas - 2024/484 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava haksız rekabetin engellenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı taraf davalılar ... ve ...'ın bir dönem davacı şirketin işçileri olduğunu, iş akitlerdi sonlandıktan sonra işten ayrılıp birlikte diğer davalı olan Livamak Makine San. Ltd Şti'yi kurduklarını, davalılardan ...'ın işten ayrılmadan önce davacı şirketin şirket hattını kullanarak kendi işten ayrıldığını belirtip kendi numarasını paylaştığı, davacı şirketin müşterilerine ve tedarikçilerine işten ayrılacağını bildirerek özel numarasını verdiğini, davalı ...'ın ise şirket hattında iletişim bilgileri bulunan davacı şirketin tüm müşterilerine ve tedarikçilerine işten ayrılacağını bildirerek özel numarasını verdiğini, davalıların gerek bireysel gerek şirket olarak tüm sosyal medya kanalları ve sitelerinden davacı şirketin tek yetkili bayii olduğu ürünlerin satıcısı olduğunu beyan ederek ticaret yapmaya başladıklarını, davalı şirketin faaliyet alanlarının davacı ile benzer olduğu, davacı şirketin bayilik haklarının ihlal edildiğini belirterek haksız rekabetin durdurulmasını ve haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi zararın giderilmesini talep ettiği; davalıların davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa; Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 48/1. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestîsi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukuki yolları tespit etmektir.
Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2018, s. 350).
Türk Ticaret Kanunu'nda haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda 6102 sayılı TTK’nın 54/1. maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; aynı Kanun'un 54/2. maddesinde haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında önem arz etmektedir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, aynı Kanun’un 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350). Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinde sayılan hâllerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hâllerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hâllerine tam olarak uymuyorsa veya bu hâllerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı da olsa dâhil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 54/2. maddesinin uygulanması mümkün olacaktır.
Ayrıca; bir fiil, TTK'nın 55. maddesinde örnekseme yoluyla-tâdadî olarak sayılan haksız rekabet hâllerinin belirlediği kapsam içerisinde bulunmasa dahi aynı Kanun'un 54/2. maddesinde belirtildiği üzere rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı nitelikte ise haksız rekabet olarak nitelendirilerek aynı Kanun'un devamındaki haksız rekabete dair hükümler çerçevesinde yaptırımlara tâbi olacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/11-567 esas 2026/70 karar sayılı ilamı)
Somut olayda; Davacının iddialarının dava dilekçesi içeriği, cevaba cevap dilekçesi içeriği ve ıslaha karşı beyan dilekçesi içeriği dikkate alındığında 6102 sayılı yasanın 54. vd. maddelerindeki haksız rekabete dayalı olduğu görülmüştür.
Yukarıda açıklandığı üzere; haksız rekabet teşkil eden eylemler 6102 sayılı yasanın 55.maddesinde örnekseme yoluyla sayılmış olup, iddia edilen eylemler 55.mddede yer almasa bile Yasa’nın 54/2.maddesi gereği rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı nitelikte ise haksız rekabet olarak nitelendirilerek aynı Kanun'un devamındaki haksız rekabete dair hükümler çerçevesinde yaptırımlara tâbi olacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/11-567 esas 2026/70 karar sayılı ilamı)
Davacı taraf eski çalışanları olan davalıların diğer davalı şirketi kurduklarını, davalıların davacının bayilik haklarını başka bayilerden aldıkları malları davacının sorumluluk sahasında sattığını, bu şekilde davacının zarara uğradığını beyan etmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda yapılan tespitlere göre davacının bayiliğini yaptığı üç şirket ile davalının ticari bir alışverişinin olmadığının tespit edildiği, davalıların başka bayilerin alanından mal alıp davacıların bölgesinde sattığına yönelik bir tespitin de yapılamadığı, dolaysıyla davacının bu iddiasını ispat edemediği görülmüştür.
Yine anılan bilirkişi raporunda davacı ile davalı şirketin ortak müşterilerinin davalının tüm müşterilerine oranının %13 olduğu, yine ortak tedarikçilerinin ise davalının tüm tedarikçi firmalarına oranının %25 oranında olduğu tespit edilmiş, anılan oranların 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 48/1. Maddesindeki serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü sınırları kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca davalıların davacıya ait işyerinden ayrıldıktan sonra attıkları mesajların ve yaptıkları paylaşımların davacıdan ayrıldıklarını bildirip yeni telefon numarasını paylaşma mahiyetinde olduğu, davalıların yeni bir işe girişip davacının şirket hatlarından reklam amaçlı bir paylaşım da olmadığından mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.
Her ne kadar davacı taraf istinaf dilekçesinde dosyada alınan bilirkişi raporunda davalıların eylemlerinin 6098 sayılı yasanın 444 vd.maddeleri yönünden bir değerlendirme olduğu, davacının dava dilekçesi içeriği, cevaba cevap dilekçesi içeriği ve ıslaha karşı beyan dilekçesi içeriği dikkate alındığında iş sözleşmesinden kaynaklanan istemlerin eldeki davaya konu edilmediğinin açıkça belirtilmesi karşısında bilirkişi raporundaki anılan tespitin eldeki uyuşmazlığa ilişkin olmadığı da anlaşıldığından davacının bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde değildir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gerekli maktu 2x732,00 TL (1.464,00-TL) karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.597,00 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 133,00-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/04/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*