(5237 S. K. m. 43, 51, 53, 168)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü.
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında düzenlenen iddianamede TCK'nın 43. maddesinin uygulanması talep edilmesine ve karttan bir gün arayla iki çekim yapıldığının anlaşılmasına karşın TCK 43. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı ise de, aleyhe istinaf bulunmadığından bu husus eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
Suç tarihinin çekim yapılan 04/08/2014 ve 05/08/2014 tarihleri olacağı gözetilmeden karar başlığında 08/2014 olarak hatalı yazılması,
Cezaevinde bulunan ve müştekinin zararını gidermek için süre talep eden sanığa, müştekiye ait hesap numarasının temin edilerek ceza infaz kurumu aracılığı ile bildirilmesi ile zararı tazmin hususunda usulüne uygun şekilde imkan tanınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, bu hususta sanığa daha önce kesin süre verildiği belirtilerek talebin reddine karar verilmesi ve sanık hakkında TCK'nun 168/2 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına hükmedilmesi,
Sanığa hükmolunan hapis cezasının süresi nedeniyle yasal imkansızlık bulunduğu gözetilmeden hüküm fıkrasının 2. bendinin 4. paragrafında sanık hakkında TCK'nun 51. maddesinin uygulanmama gerekçesinin "Sanık için belirlenen hürriyeti bağlayıcı cezasının, geçmişteki hükümlü kişiliği, suçu işledikten sonraki süreçte pişmanlık içeren herhangi bir davranış sergilememesi dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizce olumlu derecede bir kanaate varılamaması göz önüne alınarak" şeklinde hatalı belirtilmesi,
Sanığa hükmolunan hapis cezası bakımından hüküm fıkrasının 2. bendinin 5. paragrafında TCK'nun 53. maddesinin uygulanmasına karar verildiği belirtilmesine karşılık 7. bendinde adli para cezası yönünden yasal imkansızlık nedeniyle TCK 53. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken hatalı ve çelişkili şekilde " Sanık hakkında verilen cezasının tür ve vasfına göre, asıl cezaya bağlı hak yoksunluğunu düzenleyen güvenlik tedbiri mahiyetindeki TCK.nun 53. maddesinin, öngörülen koşulları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından uygulanmasına yer olmadığına, " yazılmak suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
Hüküm fıkrasının 2. bendinin 6. paragrafında sanığa verilen 200 gün adli para cezasının TCK'nun 52/2 maddesine gün karşılığı miktarı takdir ve tayin edilerek sonuç adli para cezasının belirlenmesi sırasında, sanığa hükmolunan hapis cezasının miktarı nedeniyle yasal olanak bulunmadığı gözetilmeden "Sanığa verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezasının, sanığın belirlenen kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ile suçun işlenmesindeki özelliklere göre, takdiren TCK.nun 50/1-a maddesi gereğince" denilmek suretiyle hatalı belirtilmesi,
Sanığa hükmolunan hapis cezasının süresi nedeniyle yasal imkansızlık bulunduğu gözetilmeden hüküm fıkrasının 2. bendinin 8. paragrafında sanık hakkında CMK'nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesinin "Sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu görülmekle, kişilik özellikleri ile suçtan sonraki süreçte görülen tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda yeterli derecede bir kanaate varılamaması sebebiyle" şeklinde hatalı belirtilmesi,
Dosyada mevcut adli sicil kaydına göre, iddianamede sanık hakkında TCK 58. maddesinin uygulanması talep edilmesine karşılık mahkemece TCK 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda herhangi bir karar verilmemesi,
İddianamede sanık hakkında TCK'nun 35. maddesinin uygulanması talep edilmiş olmasına karşılık mahkemece bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Usul ve yasaya aykırı olup, sanığın istinaf talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 289/1-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca bu sebeple HÜKMÜNBOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nun 286/2. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)